AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yararlı Bilgiler / Din ve İnançlar

İslam'ın Etkilendiği Dini ve Felsefi Akımlar 3 - Zerdüştilik (Mecusilik)



Tek tanrılı anlayışa doğru ilerleyen yolda ele alınması gereken dinsel geleneklerden birisi de Zerdüştiliktir. Zerdüştilik tek tanrılı dinler geleneğinde Semitik olmayan ilk ve Manicilik ile onun bir kolu olan Mazdekçilik sayılmazsa tek dinsel peygambersel çıkıştır. Maniciliğin ve onun bir kolu olan Mazdekçiliğin ayrı sayılmasının nedeni, Mani’nin Zerdüştilik, Hıristiyanlık ve Budizm’in bir sentezi olarak ortaya çıkışıdır. Mani de Zerdüşt gibi Aryen kökenlidir. Ancak Aryen çıkışın temelini Zerdüşti gelenek oluşturur. Gerçekte Budizm de Aryen kültürüne Hint-Avrupalı oluşu itibariyle dahil edilebilir. Fakat Budizm ne tek tanrılı dinler kategorisine dahildir, ne de Allah anlayışına bir yakınlığı vardır.

Zerdüştilik resmi din haline geldikten sonra tutuculaşıp, katılaşmıştır ama yine de özündeki temel değerleri kaybetmiş değildir. Zerdüştiliğin peygamberi olarak kabul edilen Zerdüşt peygambere ilişkin düşünceler değişiktir. Kimi araştırmacılara göre üç ayrı Zerdüşt vardır. Kimilerine göre de Zerdüşt bir kişi değil bir gelenektir. Ne olursa olsun Zerdüşti dinsel geleneğin çıkışı, MÖ 1000-600 yılları arasına tekabül eder. Zerdüşt inancı İndra, Mitra ve Varuna’dan (üçlü tanrı inancından) Ahura Mazda (Tek tanrı) adındaki tanrı inancına ulaşmıştır.

Neolitik kökene dayalı tarımcı üretken bir toplumun köleci aşamada yaşadığı sorunlara bir çözüm olarak gelişen Zerdüştilik yarı felsefi, yarı dinsel bir akım olarak düşünülebilir.Ahura Mazda

Cennet, cehennem, sırat, melekler, gök katları, mahşer, büyük mahkeme, iyilik tanrısı yaratıcı Ahura Mazda ve insanları kötülüklere meylettiren kötülüklerin temsili Ehrimen bu düşünüşün dinsel motifleridir. Bu yönüyle yaşadığı coğrafyanın stratejik konumu ve diğer uygarlıklarla ilişkisi nedeniyle Yunan ve Hindistan hattında doğan felsefi düşünüşlere kaynaklık ederken, Ortadoğu Semitik geleneğin dinsel düşünüşünde de anılan kavramların girmesi temelinde bir etkide bulunmuştur.

Her ne kadar neolitiğe özlem temelinde bir çıkışı söz konusu olsa da neolitik aşama artık geride kalmıştır. Zerdüştilik ara bir formül bulmak zorundadır. Köleciliğe evet demeyecek, insanın (bireyin) eşitlik, özgürlük, ideallerinden de vazgeçmeyecektir. Emek el üstünde tutulacak emekçi bir köpek bile olsa hakkı aranacaktır. Ancak zerdüştilik sınıflı toplumun doğasından ve gereklerinden de habersiz değildir. Esasen katı bir reddedici de değildir. Sınıflı topluma evet diyecek, erkeğin giderek ön plana çıkan pozisyonunu da kabul edecek ancak bunun neolitik toplumun değer yargıları temelinde tekrar tekrar gözden geçirilmesinden de asla vazgeçmeyecektir. Yüzeysel değildir. Zerdüştilik dayandığı kültürel gelenek itibariyle derin, içten ve insancıldır. Tarımcı, yeşile dost, hayvanların kurban edilmesine karşıdır. Hayvanların etinden değil, diğer ürünlerinden, yününden, sütünden yararlanmaktan yanadır.

Mitra, İndra, Varuna tanrıçalarından Ahura Mazda tanrısına geçilmiş olsa da, Zerdüştilikte kadın saygınlığını korumaktadır. Ahura Mazda, daha önce kadın kültürünü temsil eden tanrıçalardan aldığı güzellik, adalet, iyilik, barış, aydınlık, doğruluk ve erdemi temsil etmektedir. Yine tanrıça inanışında yer alan bereket doğuran özellikler Ahura Mazda’ya içerilmiştir. Çağın karakteri itibariyle erkek sivrilmiştir ama kadın kültürü büyük ölçüde olduğu gibi kalmıştır. Ortadoğu’da tüm dinsel bağnazlığa rağmen İslam dünyasında Kürt ve Fars kadınının özel bir konumunun bulunması ve diğer Müslüman uluslarda bir kısır döngüye yol açan kadına ilişkin anlamsız tartışmaların bu uluslarda bulunmaması bu nedenledir.

Bu uluslardaki kadınlarında gerek sınıflı toplum yapısından ve gerekse de erkek egemenlikli toplumsal yapıdan kaynaklanan çok ağır sorunları vardır. Ancak bu sorunların çözümüne dönük çaba büyük ölçüde erkek ekseninde değil, kadın ekseninde gelişmektedir. Yani Kürt kadınları erkekler arası siyasal bir çekişme noktası haline gelen kadınların örtünmesi tartışması gibi anlamsız tartışmaların bir tarafı değil ancak bir sistem olarak kadının özgürleşmesinin önündeki engellerin anlamlı bir mücadele temelinde aşılması için mücadelenin öncü gücüdür. Aynı şekilde İslami bir yönetimle yönetilmesine rağmen Fars kadınının özgürlük karşısındaki olumlu yaklaşımının da geçmişiyle bağlantılı düşünülmesi gerekir.

Konu başlıklarına geri dön - İslamın Demokratikleşmesi

Gülbahar Köker
gulbahar, Son Güncelleme: 29.06.08