Sümer Mitolojisi Ve Etkileri
Arkeoloji, etnoloji ve teoloji başta olmak üzere toplumsal bilimin temel kollarının özellikle geçen yüzyılda kapsamlı araştırmalarla vardığı sonuçlar ilk devletli toplumun yazılı tarihinin ve uygarlığının sahibinin Sümerler olduğunu göstermektedir. Tarihin kendisinin uzun süreli devletli topumun alt ve üst yapısında gerçekleşen kurumlarla özdeş tutulduğunu da göz önüne getirdiğimizde bu gelişmeye tarihin en büyük gelişmesi demek abartı olmayacaktır. Devletleşme olumlu ve olumsuz yönleriyle insanlık tarihinde büyük bir sıçrama anlamına gelmektedir. Devlet, bir toplumsal araç ve en kapsayıcı kurum olarak günümüzde de varlığını doğuşundaki ana çizgileriyle korumaktadır. Devletler değişen insan emeğinin ürünleri üzerine kurulan hakimiyet biçimleridir.
Şüphesiz devletleşmeden önceki toplumsal varlıktaki gelişmeler devletli toplum için önkoşuldur. Ve bu toplumsal varlıkların da günümüze kadar gelen etkileri vardır. Sınıfsız toplumun doruk noktası olan neolitiğin günümüze kadar etkileri uygarlık öncesinin etkilerinin de yoğunlaşmış biçiminin ifadesidir. Bugün bile çok arzulanan doğal özgür yaşam zihniyeti doğayla canlı dostluk, korkutucu tanrısal güçlerin hüküm sürmediği ve etkilemediği ruhsal yapı, güçlü analık duyguları, kadın-erkek eşitliği arzusu, tarım ve evcilleşen hayvancılığın bugün de Avrupa uygarlığını besleyen ürünleri ve araçları bütün bu ürün ve araçlara dayalı ideoloji, düşünce ve dil yapıları ve kavramları, madenlerin keşfi ve kullanıma açılması başta olmak üzere uygarlığı sürekli ve halin besleyen ana unsurları yaratan şey, neolitik köy devrimi ve buna dayalı olarak gelişen yerleşik kırsal toplum yapısıdır. Neolitik toplum yapısı ve ürünleri günümüz uygarlığında yarattığı düzeyden çok daha yüksek düzeyde etkiyi Sümer uygarlığının doğuşunda rol oynayarak gerçekleştirmiştir. Fırat ve Dicle’yi besleyen, doğa ve ovalarına dayalı bu uygarlığı doğuran araçlar ve ona dayalı büyük toplumsal düzen olmasaydı, ne Sümer sınıflı topulum, devleti ve üst yapı kurumları, ne de daha sonraki uygarlığın gelişme çizgisi ortaya çıkardı.
Yaklaşık 12 bin yıl önce gelişme neolitik devrim toplumsallaşmanın en büyük adımıdır. Dicle ve Fırat’ın alüvyonlu alanlarının Basra körfezine dek genişçe yayılımı mevsimlerin ve iklimin olgun ve dengeli işleyişi bereketli yaşam olanağı sunuyordu. Neolitik toplum zihniyet yapısıyla Tel Khalaf kültürü gibi teknik açıdan yüksek bir kültür düzeyine de ulaşılmıştı.
Sümer uygarlığının gelişmesinde göze batan en temel olgu bu kültür düzeyine dayanmasıdır. MÖ 4. ve 3. bin yıllarda kendisinin gösteren ani kuraklığa karşı sulama kanallarıyla sulu tarıma geçmede Sümerlerin dayandığı temel, Tel Khalaf kültürüdür. Bu koşullarda Şamanizm ve Büyücülüğün gelişen koşulları açıklamada yetersizliğe düşmesi yeni izah tarzlarının arayışına götürmüş ve Sümer Mitolojisi bu arayışlara yanıt vererek tarih sahnesine çıkmıştır. Büyücü ve Şamanların yerini yeni düşünüş tarzının yaratıcısı rahiple almış, uygarlığın doğuşunda bu yaratıcıların kutlanması önemli rol oynamıştır. Gözden kaçırılmaması gereken bir başka nokta uygarlığın doğuş merkezinin Aşağı Mezopotamya’nın bataklık coğrafyası olmasıdır. Neolitik kültürün doğduğu ve kök saldığı Yukarı Mezopotamya mitolojinin çıkışı için de -taşıdığı kültürün toplum üzerindeki derin etkisi sonucu- elverişli bir ortam olmamaktadır. Bir başka deşişle Sümer uygarlığı neolitik toplum kültüründen yararlanmakla birlikte en zayıf olduğu yerden çıkış yapmıştır.
Sümer mitolojisinin doğuşunda önemli rol oynaması açısından gözetilmesi gereken diğer bir husus, Sümer orijinidir. Eldeki veriler doğuşunu tam açıklayamamakla birlikte, Sümer dil yapısındaki hem Horrit hem Amorit kökenli birçok kelimenin varlığı, Aryen ve Semitik kültür sentezine dayalı bir orijinalliğin söz konusu olduğunu doğrulamaktadır. Bu orijinalite hem neolitik toplumun Yukarı Mezopotamya’daki köklü kurumlaşması hem Aryen kültürünün düşünüş tarzının toplum üzerindeki yoğun etkileri karşısında farklı bir düşünce tarzına ulaşmanın da iç dinamiklerini oluşturmada önemli rol oynamıştır. Semitik kültürün ataerkilliğe, Aryen kültürün anaerkilliğe dayanan belli totemlerle temsil edilen dinsel düşüncelerin, bu geleneği aşan ve daha temel ve akla uygun -kendi koşullarında- bir din anlayışı ile yer değiştirmesi, yani ideolojik devrim gerçekleştirme potansiyeli Sümer orijininde mevcuttur. Sümer mitolojisi ağırlıklı olarak Anaerkilliğe dayanan düzenle ataerkilliğe dayanan düzen arazındaki çatışmaların ifadesidir.
Kısmen de olsa açımlamaya çalıştığımız Sümer orijini, Tel Khalaf kültüründen yararlanarak yukarıda belirttiğimiz gibi sulu tarıma geçmenin ön koşullarını taşır. Tanrıca kütünde kadına Güneş, Ay, Yıldız gibi göksel değer atfedilmesi (Aryen dilinde ‘Stark’ hem tanrı, hem kutsal büyüklük, hem de yıldız anlamına gelmektedir.) de gökyüzü düzenini çekici kılmakta rahipler için gökyüzü düzeni temel üretim ilhamı olmaktadır. Hem gökyüzüne dayalı olarak üretimdeki rollerini arttırmaları giderek kutsallık merkezi olmalarını da beraberinde getirecektir. (Gordon Childe, Tarihte Neler Oldu adlı yapıtında “Yıldızlar üzerinde yapılan gözlemler, tarımsal işlere ne zaman başlanacağını önceden kestirmek bakımından öyle başarılı oldu ki, Sümerliler önceden bilinemeyecek şeyler hakkında da aynı yolla kehanette bulunma ümidine kapıldılar” ifadesiyle üretim için ilham kaynağı olan gökyüzü düzeninin giderek değişecek olan karakterine vurgu yapmaktadır.)
Bir diğer önemli değişiklik, üretimin yeni biçiminin girerek daha fazla örgütlülüğe gereksinim doğurması ve bu çerçevede köy yaşamından şehirleşmeye doğru bir gelişmenin yaşanmasıdır. Ancak bu gelişmede üretimin örgütlenmesi kadar hatta şehirleşme geliştikçe daha da fazla ön plana çıkan, sulu tarımla birlikte o güne kadar görülmemiş verimliliğe ulaşan üretimin ve bunun temel dayanağı olan köle emeği sonucu açığa çıkan artı ürünün örgütlenmesidir. Köle emeğinin tüketimin çok üstünde bir verimliliğe yol açması sonucu zamanını sadece zihni tasarımlarla geçirecek kişiler için, bu fazladan rahatlıkla pay ayrılabilecektir. Şehir devriminde rol oynayacak öncü güç olan rahipler için bu fazlayı, tapınakta ambara doldurmak büyük bir güvenceyi beraberinde getirmektedir. Ürün fazlalığı rahip etrafında oluşan yeni sınıf için de bir güvencedir. Bu, yöneten ve giderek mülkün sahibi olacak sınıftır.
Bir diğer önemli gelişme; yeni üretim tarzının gerektirdiği siyasal topluma geçiş için soya dayalı bağların parçalanmasına olan gereksinimdi. Yeni toplumsal bağaların gelişimi kölelik kurumunun gelişimiyle yakından bağlantılıdır. Giderek karmaşıklaşan toplum yapısı köle emeğine dayalı artı ürün üzerinde şekillenirken hem artı ürüne paralel olarak gelişen özel mülkiyetin korunma altına alınması hem de yeni toplumsal sistemin ilişkilerinin kurumlaştıracağı bir zihniyet yapılanması gereksinimi doğmuştu.
Neolitik toplumun basit tarım ve hayvancılığa dayalı köy toplumunun soy örgütlenmesi de yönetimi de basit olup karmaşık düşünce ve yönetim kurum ve kurallarına pek ihtiyaç göstermez. Zengin bir mitoloji kaynağına gereksinim fazla gelişmemiştir. Ana ve ata kültüne dayalı daha çok totemle ve sınırlı olarak göksel varlıklarla kavramlaştırılmaya çalışılan bu çağın Sümer toplumu için açılıp yetkinleştirilme gereği kendini duyurdukça rahiplik kurumu önemli gelişme gösterir ve temel kurum düzeyine yükselir.
Yeni üretim biçiminin giderek güçlendirdiği zihniyet yapısıyla ortaya çıkan en önemli yenilik, doğal süreçlerdeki yasalarla toplumsal güçler arasında direkt bir etkinin olmadığının anlaşılmasıdır. Bireysel eylemliliklerle doğal süreçlerin etkilenmeyeceğine dair bir zihinsel seviye kazanılmıştır. Artık Büyücülük ve Şamanizm buna dayalı olarak eski önemini yitirmişlerdir. Yeni dinsel öğe şehrin etrafında inşa edildiği tapınak ve rahibidir. Büyücülük ve Şamanist etkiler rahipte toplanmıştır. Karmaşıklaşan toplum yapısına yeni ve disiplinli bir düzen gerekmektedir. Rahipler bireysel eylemliliklerle doğal süreçleri olmasa da toplumsal süreçleri etkilemenin yolunu Mezopotamya’nın duru ve düzgün hareketli gök düzenini yeryüzüne yansıtmakta bulmuşlardır. En kutsal düzen gök düzeni olduğuna göre, yeryüzünde esas alınması gereken düzen de oydu. Gök cisimlerinin düzenli hareketi toplumda insan hareketleri için esas olmak zorundadır. Buna karşı gelme söz konusu bile olamaz. Tanrılar sayıları biraz daha azaltılarak, gök ve onu teşkil eden varlıkları yansıtacakladır. Tanrılar etrafında yeni toplumsal düzenin ilişki biçimleri şekillenecektir. Toplumsal ilişkilerde hakim kılınacak özellikler önce bu gök düzeni içinde ifadelendirilecek, toplum buna ikna edilerek, yeni ilişkiler bu çerçevede düzenlenecektir.
Giderek yükselen rahip etrafında yoğunlaşan yeni sınıfın ideolojik yansıması, gök tanrısal güçlerinin yeryüzü temsilcisi olmaktır. Zigguratlar tanrılar birliği ile temsilcilerini birleştiren bir karargah gibidir. Artı ürünün nimetlerinden yararlanan rahipler en üst katta sürekli tanrısal işlerle uğraşıp, yeni kehanetleri buradan gök cisimlerine bakıp çıkarırken, alt katta da kulları için mutlak uyulması gereken tanrısal hükümleri açıklayarak ibadet edilmesini sağlayacaktır. Ziggurat’ın diğer katlarında yürütülen faaliyetler (meslekleşmeler, edebiyat-sanat, hukuk vb.) üst katla alt kat arasındaki bütünlüğü giderek güçlendirme katmanları olarak rol oynayacaktır. Toplumsal düzen üzerinde yaratılan değişikliğin ana rahmi olan Zigguratlar, rahiplere sundukları imkan ve olanaklarda yarattıkları artışa paralel olarak oluşum aşamasında başlayan giderek yoğunlaşan bir kutsallık derecesiyle kutsanacaklar, giderek devletin kutsallığı fikri biçiminde somutluk kazanacak ve kendisinden sonraki çağlara da etkisini güçlü taşıracaktır. Çıkarları çelişkili eksiklikli -kadın, köle, serf, proletarya- ve fazlalıklı -erkek efendi, feodal bey, burjuva- toplum yanlarının uç verdiği çözümlenemez toplumsal kimliğin ifadesi Sümerlerin mitolojik yaratımlarıyla oluşturulan devlette yaşam bulacaktır.
Egemen sömürücü sınıf, sınıflı toplumun karmaşık niteliği, kesin artan işbölümü ihtiyacı, ortak güvenlik sorunlarının doğurduğu mutlak koordinasyon gereksinimine dayanarak çağalar boyu devleti olumlamak kadar kendini vazgeçilmek kılmaktan geri durmayacaktır. Neolitiğin inanışa dayalı düşünce yapısı, sınıfsız toplum karakteri içinde giderek bilimsel bir karaktere bürünse de, Sümer uygarlığının doğuş zeminini güçlendirmesi açısından dezavantajlı bir durum açığa çıkarmıştır. İnanışa dayalı düşünce rahiplerin mitolojik yaratımlarını topluma yedirmelerinde yararlanacakları temel zemin olarak, en az kendileri kadar -başlangıç itibariyle- hatta daha da fazla kurulan yeni toplumsal düzenin kutsallığına köleleri inandıracaklardır. Sümer somutunda açığa çıkan en temel gerçeklik sınıflı toplum oluşumunda belirleyici olan ideolojik yapılanmanın toplum yapısında inanılmaz derecede yerleştirilmiş olması, öncelikle zihinde yeni toplumsal düzenin kurulmasıdır. Neolitik toplumun Ana tanrıça karakterinin doğurucu, üretken özelliği toplumsal sistemi koruyan doğal bir güç olmakla inanışa dayalı da olsa gelişen üretimle birlikte şekillenin bir toplum yapılanması açığa çıkarıyordu. değişmezlik fikri üretkenlik özelliğinin güçlü olması nedeniyle fazla yaşamsallaşmıyordu.
Tarım ve hayvancılığa dayalı üretim karakteri toplum yapısında giderek kendini tekrarlayan bir düzey yaratsa da sabit düzen fikri yerleşmemiştir. Sümer mitolojisinin asıl işlevi toplumsal yapının değişmezliği fikridir. İnanışa dayalı düşünce yapısının değişmezlik düşüncesiyle beslenmesi dogmatik zihniyeti doğuracak ve devleti oluşturan, besleyen çağlar boyu ayakta kalmasını sağlayan temel güç böylece Sümer mitolojisi ile tarih sahnesine çıkacaktır. Yeni toplumsal sistemin yaratımı öncelikle mitolojilerle oluşturulacak ve kutsallık fikrine dayanılarak köle zihniyetine yedirilecektir. Mitolojilerde ifadesini bulan her gelişme yeni toplumsal sistemin bir karakterini yansıtır niteliktedir. Bu karakterlerle ve dayandıkları temel mitolojik kavramları tek tek ele almak her ne kadar uygarlık gelişimini bütünsellik içinde değerlendirmemizi zorlaştırsa da inceleme açısından bir kolaylık sağlayacağından izlenebilir bir yöntem olduğu belirtilebilir.
Yazının Devamı >> Mitolojik Düşünce Yapısı
Gülbahar Köker
|