Medyada Yeni Haber Ve İfade Tarzı
Yakın geçmişe kadar insanlar kendi ülkelerinde olan olaylardan bile haberdar olamazken, günümüzde medya tüm dünyada yaşananları, haber veya bilgileri insanların ihtiyaç veya isteklerinden çok daha fazlaca veriyor. Ayrıca her televizyon, radyo istasyonu, gazete, dergi vb. ‘Yurt ve Dünya’ haberlerini kamuoyuna en doğru, çok boyutlu, yansız, dengeli ve yeterli bir biçimde yansıttıklarını, kendilerinin deyimiyle bir kamu hizmeti vermenin gururuyla ilan ediyorlar. Bu ilan kendi içerisinde büyük bir iddiayı barındırsa da her şeyini pazara ve izlenme oranına –yazılı basın için tiraja- bağlamış bu kuruluşların, nasıl olup da böyle bir kamu hizmetini, hem de hiçbir ideolojik-siyasal çizgiye takılmadan verebildiklerini kendilerinin bile açıklamaları mümkün değildir. Ve yine sıradan bir gazino sanatçısının özel yaşamından, dünyanın ücra bir köşesindeki trafik kazasına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan medya haberciliğinin doğru olup olmaması bir yana ne için verildiği, kimin işine ne kadar yaradığı, toplumsal yaşamda ne gibi bir düzelme veya ilerlemeyi sağladığı, kimin derdine nasıl derman olduğu belli değildir.
Kâr, Pazar, ideolojik-siyasal amaç birlikteliğini en üst boyutta sağlayan medya, son yıllarda eskinin ‘Kuru’ ve ‘Sıkıcı’ haber tarzını aşmak için abartılı, sansasyona dönük ve içinde magazin-eğlenceyi barındıran bir tarz yarattı. Gösterişli haber sunuşları içerinde yorumun habere –ki bu haberin de doğruluğu kesinlikle kanıtlanamaz- veya haber değerinin daha da düşerek haberin yoruma karıştığı bu hengameden yararlanıp haberin bazı bölümlerinin atlatılıp bazılarının ise çarpıtıldığı, adliye koridorlarında birbirlerini doğrayanlarla, hükümet açıklamalarının bir arada verildiği bir tarz... Bu haliyle medyatik haberler bazen insanı dehşete düşürecek kadar tantanalı, bazen ağlatacak kadar duygusal, bazen de anlaşılmayacak kadar karmaşık olabilir.
Özellikle TV için işin biçimsel yönünün bir tarafı da haber spikerlerinin olayları anlatırken yansıttığı duygu konumu ve mimiklerdir. Haberin içeriğine göre profesyonel bir tiyatrocu misali inandırıcılığın tüm biçimlerine bürünebilir ve de bürünmelidir. Masum, kızgın, rahat, dostça, resmi, duygusal vb. pozisyonlarına girerek çoğu zaman haberin içeriğinden daha inandırıcı olabilir. Yine gazete köşe yazarlarının yazım sanatını kullanarak yarattıkları güvenirlilik imajı çoğu zaman yazılarından daha fazla psikolojik etki sağlar. Zaten haberin kendisi geçicilik, bir döneme aitlik ifade eder. Bunun aktarıcının yansıttığı psikolojik etkiyle birleşmesi, insanlarda ancak tam düşünülmemiş yargı veya kanıların oluşmasını sağlar.
Haber programlarının çoğunun bir başka biçimsel özelliği de –özellikle TV’lerde- çeşitliliği ve temposudur. Hiçbir konuyu, görüntüyü veya konuşmayı aynı mekan içerisinde uzun süre vermez. Normal insanın dikkatini hesaplayarak mümkün olduğunca kısa aralıklarla değiştirir. Bir mesajın etkisini artırmak istediğinde dikkatleri olayın bir ayrıntısı üzerine toplar ve ayrıntıyı yüksek bir vurguyla tekrarlar.
Yine köşe yazarlarında özellikle son dönemlerde biçimsel açıdan görülen eğilim yazıların oldukça kısa ve kağıt üzerinde gözü yarmayacak şekilde boşluklarla yazılmasıdır. Çoğunlukla mesajlar dolaylı yollardan verilir ve “biz söyleyeceğimizi söyledik, söylemediklerimizi siz anlayın” tarzında yazılır.
İlerleyen bölümlerde medyanın siyasal propaganda tarzı üzerine –biçim ve içerik bakımından- daha fazla durulacak. Fakat geçmeden, haber veya bilgi aktarma sırasında neyin ne kadar ifade edilebileceğini yani ifade edilebilirliğin sınırları üzerinde durulabilir. Medyanın gündem ve ifade yetisi sınırsız değildir. Zaten bir çok ülkede bu sınırlar yasayla belirlenmiştir. Bazen bu sınırlar o kadar daraltılmıştır ki, ülkenin gerçek gündemi hemen hiç yansıyamaz kadar sınırların dışında kalır. Buna rağmen bu durumun medyayla doğrudan bağlantısı yoktur. Birincisi bu yasal kısıtlamaların oluşumunda birinci dereceden medyanın sorumlu olmaması dolayısıyla yoktur. İkinci olarak; genelde medyanın yasaların belirlediğinin çok daha altında dar bir çerçevede gündem oluşturması itibarıyla yoktur. İfade edilebilir olanın –yayınlanabilir, yazılabilir, görüntülenebilir vb. olanın- sınırları küresel çapta emperyalistlerin çıkarları, ulusal çapta ise “baştakilerin hassasiyetleri” ile sınırlandırılmıştır. Bunun için yasaya gerek yoktur. Her aklı başında basın kuruluşu bunları bilir. Eğer bilmezse veya bilmezlikten gelirse, bu alanda çok fazla yaşatılmaz. Bu anlamda medyacıların kendi kendilerine oluşturdukları, her gazeteci tarafından kabul edilen –veya kabul edilmek zorunda kalınan- bir oto-sansür mekanizması doğar. Yani sadece yasalarla değil medyanın işleyiş mekanizmasıyla da gündem sansürlenir. Yine medya-siyasi iktidar ilişkileri neyin, nasıl yayınlanacağına ilişkin çok karmaşık bir yapı oluşturur. Örneğin kriz dönemlerinde tüm medya kuruluşları bir yerden düğmeye basılmışçasına aynı ifadelerle aynı gündemi işlerler. Bu da neredeyse dünya çapında –ulusal çapta daha sık yaşanıyor- tüm medya kuruluşları için gerçekten bir yerlerden düğmeye basıldığını gösterir. Körfez krizi, Balkan Savaşı vb. süreçlerinde dünya medya sisteminin oynadığı rol, medya ve küresel siyasal hegemonya arasındaki emir-komuta zincirinin göstergeleridir.
Haber ve gündemin kendisi ideolojik-siyasi içerik taşır. Neyin ne kadar ve niçin haber niteliği taşıdığı ve nasıl yansıtılması gerektiği bakış açısına göre değişir. Oluşturulan gündemin kimin gündemi olduğu ve ne amaçla oluşturulduğu da aynı şekilde ideolojiktir. Bu nedenle burjuva medyanın haber, bilgi veya düşünce aktarımının bazı temel yöntemlerini incelemek, siyasal denetimin nasıl sağlandığını –bazı ana hatlarıyla da olsa- anlamak için gereklidir.
Yazarlar: Yusuf Şahiner, Rahmi Yağmur
>> BİR SİYASET OLARAK SİYASET DIŞILIK
|