kEditor - Yararlı Bilgiler / Medya / Politik Reklamcılık

http://www.keditor.com/bilgi_medya_86.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yararlı Bilgiler / Medya

Politik Reklamcılık


Medyanın müdavimlerinden en önemlileri kuşkusuz politikacılardır. Bunlar en az şarkıcılar veya mankenler kadar medyaya meraklıdırlar. Siyasal partilerin ve bunların önder kadroları olan politikacıların propaganda yapmak veya daha doğrusu, halka amaçlarını anlatmak için böyle bir imkanı kullanmak istemeleri anlaşılır bir durumdur. Buna rağmen son yıllarda burjuva siyasal zemininde propaganda yöntemleri buna bağlı olarak da politikacılık tarzı değişti. Zaten ya yasal sınırlamalar ya da yaratılan sosyal kültürel durum sonucu partilerin siyasal rengi birbirine çok yaklaşmış, farklı söylenecek bir şey kalmamıştır. Bu anlamda eskisi gibi bir partinin diğer partilere alternatif siyasal propagandasını yapması neredeyse imkansızlaşır. Aynı zamanda medyanın yarattığı “Show kültürü” böyle ciddi konularda halka yönelik yayın yapmasını fiilen engeller. Tüm ciddi siyasal çatışmaların yerine imaj yarışı geçer. Artık Ronald Reagen’ın dediği gibi “Politika tıpkı gösteriye (Showa) benzer”.

Her şeyin pazara göre şekillendiği bir sistemde politikacının da pazara göre olması kaçınılmaz olur. Politikacı da görücüye çıkmış, diğer metalar gibi reklamı yapılacak araçtır ve amaç politikayı ulusa satmaktır/ pazarlamaktır. Yine diğer bütün tüketim araçları için piyasaya çıkmamadan yapılan piyasa yoklamaları, çeşitli yöntemlerle politikacı içinde geçerlidir. Ulusun çeşitli kesimlerinin yönetim kademelerinde nasıl insanları görmek istediği belirlenir. Doğaldır ki burada önemli olan hangi politikaların izleneceği değil, politikacıdan istenen kişisel özelliklerdir. Toplumun o süreçte içinde bulunduğu sosyo-psikolojik duruma göre istediği tip farklılaşabilir. Örneğin babacan, iş bilir, çağdaş, muhafazakar, güvenilir, halktan biri, sempatik, ciddi vb. gibi özelliklerden bir veya birkaçı ağırlıklı olarak tercih edilebilir. Bu arada piyasa yoklamalarının da yine medya kuruluşlarına bağlı şirketlerce yapıldığını belirtmek lazım. Bu aşamadan sonra politikacıya kalan iş kendisine verilen yukarıdaki özelliklerden bir tanesini, bir filmdeki karakter oyuncusu kadar iyi oynamaktır. Hangi politikacı daha iyi oyuncuysa veya medya karmaşık iktidar ilişkileri içerisinde hangisini ön plana çıkarmak istemişse o topluma pazarlanır. Aslında beğenilen politikacı veya onup politik çizgisi değil, medyanın yarattığı politik imajdır. Böylece politika gerçekten bir gösteri sanatı olur.

Çoğu zaman sistemin politikacıdan istediği ülkeyi yönetmek değil –bunu onun adına yapacak çok kişi zaten vardır- halkın beğendiği imaj özelliklerinin iyi rolünü yapmak ve beğeni ölçüleri değiştiğinde de yeni karakterler oynayabilmektir. Böylece halk kendi isteğine göre bir hükümet görüntüsü kazanmış olur.

Politikacıda tüm oyuncular gibi, tam hareketlerine, imajına göre ayarlamak zorundadır. İş bilir ve yenilikçi bir politikacı her zaman yeni sansasyonlar yaratır. Ciddi olan ise her konuda ağır ve ölçülüdür. Fakat roller her an değişebilir. Bazen demokrat, bazen de muhafazakar olunabilir. Yeter ki Pazar tutsun...

Politik reklamcılık medyanın en önemli işlerinden bir tanesidir. Bundan sağladığı ekonomik karın dışında politikacılar üzerinde etkili olmalarının da bir yoludur. Eğer birisi politika sahnesinden silinmeliyse bunu da medya üstlenir. Kendi oluşturduğu olumlu imajı bir karalama kampanyasıyla kısa sürede olumsuza çevirebilir.

Medya sadece siyasal kişiliklerin değil, siyasal mesaj veya sloganların da reklamını yapar, onlara bir imaj yaratır. Günümüz de çok kullanılan ve içeriği ne olduğu bilinmeyen “globalizm”, “Yen dünya düzeni”, “Enformasyon çağı” vb. gibi kavramları sloganlaştırarak onlara olumlu, yeni, çağdaş, aydınlık gibi imajlar yükler. Ulusal çapta ise bu sloganlara yenileri eklenir. Fakat bu durum sadece günümüze özgü değildir. İşin kaynağına inmek için Frêdêric Beigbeder’den bir alıntı yapmak yerinde olur. “Reklamcılık 1899’da Albert Davis Lasker tarafından icat edilmiş bir beyin yıkama tekniği olsa da, 1930’larda Joseph Goebbels (Nazi Propaganda Bakanı) adlı biri tarafından Alman halkını bütün Yahudileri yakmaya ikna etmek amacıyla büyük ölçüde geliştirildiğini hatırlatmama izin verin. Goebbels usta bir reklam yazarıydı... Deutschland Über Alles (Almanya her şeyden önce gelir), Ein Volk, Ein Reich, Ein Führer (Tek Halk, Tek ülke, Tek önder), Arbeit Macht Frei (Çalışmak özgürleştirir)”

Açıktır ki ‘Politik reklamcılık’ ve ‘imaj sanayinin’ toplumun yaşadığı ‘gerçek’ siyasal sorunlarla bir bağlantısı yoktur. Tam anlamıyla bir yanılsamayı ve aynı zamanda yanıltmayı içerir. Fakat medyanın profesyonelliği çoğu zaman bu yanıltmayı gizler. Bütün reklamlarda olduğu gibi politik reklamlarda da satılan malın, yani politikacının veya siyasal mesajların alınması kabul edilmesi halinde tüm sorunların çözüleceği umutların gerçek olacağı büyük bir coşkunluk ve inandırıcılık içinde ve güler yüzle tekrarlanır. Yine Goebbels’le devam edelim, "Bizim peşinde olduğumuz şey hakikat değil, yaratılan etkidir. (...) Propaganda görünür hale geldiği anda etkisini yitirir. (...) Bir yalan ne kadar büyükse o kadar kolay yutturulur."

Yazarlar: Yusuf Şahiner, Rahmi Yağmur

>> DEZENFORMASYON VE GÜNDEM KAYDIRMA
gulbahar, Son Güncelleme: 07.06.08

İlgili haberler
İlgili Yazılar

 Yukarı çık