Medya ve Kültürel Yönlendirme
Kültür ve medya konusunu ele alırken kültür kavramı konusunda bazı noktaları belirtmekte yarar var.
Kültür; bir toplumun yarattığı maddi ve manevi değerlerin bütünüdür. Diğer bir deyimle yaşamın kendisidir. Bu tanımlamayı öğelerine ayırdığımızda iki temel kapsayıcı yan ortaya çıkar. Birincisi; maddi Kültür, insanın doğayla mücadelesinin sebebi ve sonucu olarak ortaya çıkan üretim araçlarının tümüdür. Maddi kültür, salt varlığı açısından değil, insan oğlunun kullanış amacı tarafından saptanır. İkincisi ise insanlığın bu araçlar üstünde geliştirdiği tüm anlamlar, değerler, kurallar davranışlardan oluşan manevi kültürdür. Manevi kültür içinde tarihsel birikim taşır. Dinler, inançlar, akımlar, değerler, kurallar, örgütlemeler, bilimsel çalışmalar, düşünceler bu birikim içinde sentezlenir. Ve duyguyu-düşünceyi biçimlendirir.
Kültür; coğrafik, etnik veya bölgesel sınırlar içinde ortaya çıkan düşünsel bütünlük içinde incelenebilir. Bu özgünlükleri anlayabilmek, farklılıkları, incelikleri görmek, bir araştırma tarzı içinde önem arz eder. Ulusal kültürler insanlık ailesine uyum içinde ona katkıda bulunur, kaynaşır ve insanlığa mal olmuş evrensel kültür değerleri yaratılır. Tüm insanlığın kültür öğelerinin aynı potalarda eritilmesiyle, kaynaşmasıyla uygarlık kendini yeniden üretir.
Bir halkın kültürel değerlerini, farklılıklarını koruyarak, ortak yanlarını insanlığın değerleriyle kaynaşım ve birlik için kullanması evrenselliği ve uygarlığı ortaya çıkarır.
Kendi değerlerini başka ulus ve halkların üzerinde görmek, üstün kılmak için zora veya daha farklı yöntemler baş vurmak milliyetçilik ve şovenizme götürür. Farklı kültürlerin özgür etkileşimleri doğal bir gelişime; sürekli dışardan kültür bombardımanı ise toplumun kendini üretememesine, kendi diyalektiğine uygun nitelik taşımadığından yozlaşmasına yol açar.
Bir toplumsal yapının ve kültürün üretken kalması ve kendilerini sürdürmesi doğal gelişim (diyalektik) seyrine bağlıdır. Kendi yapısını sürdürme işlevi ise eğitimle olur.
Bu anlamda eğitim en genel tanımıyla bireyin toplumsallaştırılması yani kültürel yaşama katılması çabasıdır. Yani istenilen davranış kalıplarına uymasıdır. Bu yolla toplumsal değerler kendini nesilden nesile aktararak süreklileştirir. Eğitim insanlığın kendisini düzenli ve sistemli yürütmesi için giriştiği en önemli çabadır. Bununla beraber yöntem ve fonksiyonlarındaki farklılıklar, farklı yaşam tarzları ortaya çıkarır. Yani özünde ideolojik bir süreçtir.
Genelde bir insan için eğitim aile ile başlar; toplumsal çevresi arkadaş yapısıyla devam eder. okul ve üretime katılmakla derinleşir. Çağımızda her türlü sanat, edebiyat ürünlerinin yanında kitle iletişim araçları da yaygınlık ve kapsayıcılıkları sayesinde en etkili eğitim ve kültürel aktarım kurumlarıdır. Fakat pratikte görüldüğü gibi yıkıcılık veya kültürel tüketicilikte aynı araçlarla yapılabilir.
Kapitalist ideoloji kendi sistemini dünyada hakim kılmak, sermayenin dolaşımını kolaylaştırmak, toplumsal üst yapıyı ve bu arada kültürel yapıyı da buna uygun biçimlendirmek için kitle iletişim araçlarının geniş fonksiyonlarını kullanıp, global ve ulusal çapta medya sistemine kavuşturdu. Medya bu gün kültürün genel yapısı üzerindeki en etkili sistemdir. Bir eğitim aracı olarak da insan davranışları ve yaşamı üzerinde doğrudan ve kapsamlı bir etki yaratır. Bu iletişim araçları devletlerin ve büyük Holdinglerin elinde bilinçli akültürasyon, asimilasyon ve manipulasyon araçları haline geldiler. Bu sistem, geleneksel kültürel otoritelere ve değerlere büyük darbe vurdu. Aile, din, toplum ve okul gibi hem eğitim, hem toplumsal-kültürel kurumların işlevlerinin büyük kısmını da tekeline aldı. Ekonomik olarak az gelişmiş uluslar ve geniş halk tabakaları egemen ulusların kültürel yayılmacılığı karşısında edilgen alıcılar haline dönüştüler. Bu egemen güçler kendi yapılanmalarına üst kültür, diğerlerine ise alt kültür sınıflaması getirdiler.
Yazarlar: Yusuf Şahiner, Rahmi Yağmur
>> BİREYİN DURUŞU VE BİREYE YAKLAŞIM
|