Bir Eğitim Aracı Olarak MedyaToplumsal evrimle ortaya çıkan eğitim ve kültürel aktarım kurumlarını yukarıda belirtmiştik. Bunlardan okul ve yazılı eğitim ağır işlese bile insanlığın kültürel gelişiminde ve yaygınlaşmasında uzun bir dönem etkili oldu. Günümüzde teknolojik gelişmeyle ortaya çıkan iletişim araçları ise görüntü, ses ve yazıyı hızlı ve çok boyutlu aktarabildiğinden daha etkili eğitim araçlarıdır. İnsanın farklı duylarına aynı anda ve bütünlülük içinde hitap edebileceğinden özellikle televizyon önde gelir. Bu şekilde özellikle çocukların düşünce yetilerini geliştirip, birikim yaratma potansiyeline sahiptir. Ama günümüz medya sisteminin ortaya çıkardığı eğitim, özü itibarıyla böyle değildir. Yazılı basının (Burada kast edilen daha çok kitaptır) yavaş işlemesine rağmen daha tutarlı, önceliği-sonralığı olan bir süreklilik arz ettiğini, bir düşence bütünlüğü ve tarihi birikimi daha fazla taşıdığını, ama gazete, radyo ve TV’nin ise daha da çok kesik, parçalı bir düşünce şekillenmesi yarattığını belirtebiliriz. “Bu konuda TV-haber programının sürrealist çerçevesinde, mantığı, aklı, ardışıklığı ve çelişki kurallarını terk eden bir söylem tipini öne çıkaran bir anti iletişim kuralı yattığını söyleyecek kadar ileriye” de gidebiliriz. (Neil Postmen Öldüren Eğlence Televizyon) İnsanların teknolojiden yararlanılarak eğitilmesi bugün de olağandır. Hatta okullarda araçlı görsel eğitim daha etkili olabiliyor. Birçok ülkede çocukların veya gençlerin evde eğitilmesi için özel eğitim TV kanalları da var ama bu çok sonuç alıcı olamıyor. O kadar renkli, çekici programların yanında bu eğitim programlarını izlemek insanlara sıkıcı geliyor. Yine klasik okulun psikolojik yönlendirme ve biçim kazandırma gücünün daha etkili olduğu kanıtlanmıştır. Eğitimle esas aldığımız bireyin belli davranış kalıpları edinmesi, sosyalitesinin yükseltilmesi ve evrensel kültürel birikimin süreklileştirilmesiyken medya tersi bir işlev ortaya koyar. Örneğin çocuk eğitimi konusunda medya kendini ciddi anlamda aday görüyor ve günümüzde neredeyse aileden de daha etkili olmuş durumda. Özellikle TV’ler çocuklara yönelik yayın saatlerini okul saatlerinin dışındaki saatlerin çoğu olarak programlamış, hatta sadece çocuklara yönelik özel TV kanallar açılmış durumda. Bu çocuk programları yaşamda rastlanabilecek toplumsal tipler veya karakterleri abartılı ve uçlara çekilmiş ve yeniden karakterize edilip filmleştirilmiş veya kağıda geçirilip çizgi filmleştirilmiş şekilde verir. İnsan yada hayvanlarla karakterize edilen uç yaklaşım, çocuğun toplumu bu karakterlerle tanımasına yol açar. Bir çok çocuk programında şiddet içerikli, kavga eden silahlarla çatışan karakterler çocuk için taklit edilecek ilişki biçimi olur. Çoğunlukla ailede ve okulda öğretilen kavga etmeme iyi geçinme insanları sevme, saygı gösterme gibi normlar artık çocuk için geçerliliğini yitirir. Çocuğun henüz gerçek dünyayı kavramada yaşadığı yetersizlikten doğan doğal sanal dünyası birçok uçlaştırılmış imgeyle doldurulmuş ve yeni bir sanal dünya sunulmuştur. Bir ailenin çocuğunu şiddet, yıkıcılık ve pornografi içeren programlardan kolay kolay koruyamadığı düşünülürse, çocuğun artık toplumun hangi normunu kabul edeceği, hangisini uygulayacağı, hangi kültürü nasıl benimseyeceği, topluma nasıl katılacağı belirsizleşir. Sadece çocuk için değil yetişkinler veya toplumun tüm kesimleri içinde medya çarpık bir eğitim aracı durumundadır. Medyayla ortaya çıkan toplum içi ilişkiler, şiddetle yozlaştırılmış cinsel kültürün yoğun etkisi altındadır. Yazarlar: Yusuf Şahiner, Rahmi Yağmur >> MEDYADA TÜKETİM VE EĞLENCE KÜLTÜRÜ gulbahar, Son Güncelleme: 07.06.08
|
|
|