Medya da Tüketim Ve Eğlence KültürüTüketim kültürü günümüzde en yaygın tartışılan konulardan biri burjuva ideolojinin toplumu en çok yozlaştıran, insanlar üzeride en çok etkili kılınmak istenilen bir yönüdür. Kapsamlı ekonomik temelleri ve siyasal boyutları vardır. Sürekli ve sonsuz bir tüketim alışkanlığı yaratmak, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise tüketim peşinden koşturma çabasıdır. Medya toplumda tüketimi körüklemenin en çarpısı sunusunu reklamla yapar. Toplumun sinir uçlarını köreltmek bir çok konuda duyarsızlaştırıp sürekli bir tüketici konum yaratmak istemektedir. Reklamı yapılan bir çok şey insanın temel gereksinmelerinden çok uzaktır. Ekonomik durum ne olursa olsun insanlar lüks tüketime yönlendirilir. Medyatik kültür ev düzenlemesinden, giyim-kuşama, yemek kültüründen sanata kadar halkların kendi yaratımları ile ortaya çıkardıkları birikimlerden zaten uzaktır. Reklamla yoğun olarak enjekte edilen ise tamamen egemen ulusların kültürü de değil onların da dışında metalaştırılmış bir biçimdir. Bir reklamcının bu konudaki görüşleri ilgi çekici, “Reklamcıyım: Evet kainatı kirletiyorum. ...Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran. Hep mavi gökyüzü, daima güzel kadınlar, foto-shopta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk. Kılı kırık yararak yaratılmış görüntüler, moda müzikler. Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyamda itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda, ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Ben üç model önden gidiyorum ve her zaman sizi hüsrana uğratmanın bir yolunu buluyorum. Cazibe attığınız her adımda sizden biraz daha uzaklaşan o masal ülkesinin adıdır. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum. Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmaması. Her zaman bir öncekini eskitecek yeni bir yenilik bulunuyor. Salyalarınızı akıtmak işte benim kutsal görevim bu. Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, çünkü mutlu insanlar tüketmezler.” (Frêdêric Beigbeder 3900 TL Syf:19) Medyatik reklam, markaları kişileştirerek imaj yükler ve alıcıya üründen daha çok bu imajı satar. Yaratılan marka imajları örneğin gençlerin kişilik gelişimi sırasında karşılaştıkları sorunlarda istenilen çözümleri içerir. Ya da kadınlar için cinsel çekiciliği artırıp toplumun kendisine biçtiği ikinci veya yardımcı cins statüsünün doğal sonucu olan kendini beğendirme eğilimine yöneliktir. Tüketim kültürü özünde bireyciliği barındırdığından, üretme ruhunu ve paylaşımcılığı körelterek toplumsallaşma ruhunu boğmaktadır. “Dünya denen gezegenin tarihinde ilk kez bütün ülkelerin insanları aynı hedefte birleşti: Reklamlardaki tiplere benzemelerine yetecek kadar para kazanmak. Bunun dışındaki her şey ikincildir.” (*Frêdêric Beigbeder 3900 TL. Syf:31) Cinsellik bir reklam aracı olarak sıkça kullanıldığından insanın biyolojik-psikolojik bir işlevi olmaktan çıkıp bir tüketim aracı halini almıştır. Yine topluma moral değerler olarak bol bol sunulan eğlence, belki de en fazla tüketilen ama tüketildikçe de etkisi artan bir metadır. “Beyninize girmek öyle güzel ki. ...Arzularınız artık size ait değil. Size kendi arzularımı dayatıyorum. Rast gele arzulamanızı yasaklıyorum. Arzularınız milyarlarca euro’luk bir yatırımın ürünü.” (*Frêdêric Beigbeder 3900 TL. Syf:40) Toplumu bir arada tutan moral değerler günümüzde medyanın sunduğu eğlence kültürünün tehdidi altındadır. Medya ile ortaya çıkan eğlence yaklaşımını toplumsal ilişkilere vurulan darbe olarak görebiliriz. Yani toplumsal her türlü ilişki sisteminin lakayt, ilkesiz, anlık yaklaşımlarla bir gösteriye (Show) dönüşmesi tehlikesi vardır. Çoğunlukla zırvalamaya varan bu köksüz değişimi tehlikeli bulmamak imkansız. Yaşamı sağlıklı bir insani bir yaklaşımı bulunmayan bir komediye çevirme durumu toplumsal sarhoşluğu götürüyor. Alışkanlıklar ve konuşma biçimler TV’lerde ki showmenlere endeksleniyor. Düşünce yüzeyselleştiriliyor, tutarsızlık bir yaşam ve ilişki biçimine dönüştürülüyor. Her şeyin bir eğlence veya magazin gibi sunulması zamanla toplumda medyanın kendi normlarını, davranış kalıplarını, değerlerini bile giderek işleyemez duruma getiriyor. Medyanın eğlence anlayışı sayesinde yakın bir zamanda hiçbir sosyal ilişkiyi, normu göz önünde bulundurmadan bir biriyle alay eden insanlar topluluğuna dönüşme tehlikesi vardır. Bu durum birey-toplum ilişkilerinde çözülmeyi ve hiçbir şeyden moral almayan bireyi yaratıyor. Medya da sunulan bir çok mizah programında nerede gülüneceğini bile sahnede olmayan bir topluluğun çıkardığı belli belirsiz gürültü belirliyor ve “Burada gülmelisin, burası komiktir” gibi bir telkin yapılıyor. Medyanın gösteri kültürü ahlaki bir perspektiften uzaklaşıp sarhoş edici bir görsel haza dönüşmüştür. Örneğin eğlence, magazin ve showda en fazla tüketici konumdaki Amerikan toplumu için Neil Postman “Amerikalılar mahkeme salanlarında, okullarda, çalışma odalarında, iş yerlerinde hatta uçaklarda bir birleri ile konuşmamakta tersine bir biri ile eğlenmekte. Çünkü eğlence programları artık bütün somut dünyayı ekran olarak görmelerine yol açmıştır” belirlemesini yapıyor. Yazarlar: Yusuf Şahiner, Rahmi Yağmur >> MEDYADA KÜLTÜREL TEMSİLLER gulbahar, Son Güncelleme: 07.06.08
|
|
|