kEditor - Yararlı Bilgiler / Medya / Medya da Baskı ve Sansür

http://www.keditor.com/bilgi_medya_97.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yararlı Bilgiler / Medya

Medya da Baskı ve Sansür


Sansür, “Çeşitli yurttaş toplulukları arasında görüş değişimini denetlemek üzere devlet tarafından kullanılan tekel gücüdür” şeklinde tanımlanır. Fakat günümüzde sansür bu tanımla sınırlı değildir. Global medyaya hakim olan burjuva liberallerinin kendilerini, hükümet yada kamu tarafından yüklenmek istenen görev ve kısıtlamalara karşı giriştikleri uzun ve kahramanca bir mücadelenin sonucu olarak sansür karşıtı gibi göstermeleri pratikte aldatmacadan başka bir şey değildir. Pazar koşullarına göre oluşan medya sistemi kullandığı yöntemlerle en az eski totaliter devlet kadar demokrat, sosyalist veya farklı düşünce/muhalif basın-yayın kuruluşları üzerinde bir sansür mekanizması ortaya çıkarmıştır. Enformasyon üretim ve dağıtımını tekellerinde bulundurduklarından, hangi ürünlerin veya hangi düşüncelerin yayınlanacağına, kitlesel çapta üretileceğine de sadece onlar karar veriyorlar. Bu en ince sansür biçimidir. Bu sansür çeşidi halkları daha fazla rant uğruna aldatmak, toplumu bir yığın haline getirmek, beyinleri yıkamak ve kapitalist üretim ilişkilerini yeniden üretmek için girişilen, sürece yayılmış ince komplolardır. Aynı işlevi sözde kamu hizmeti gördüğünü iddia eden devlet keteli iletişim organları da üslenir.

Robert Sovthey’nin belirttiği gibi “Modern devletlerin ayakta durmasında kalemlerin önemi süngülerden az değildir.” Devletin kendi tekelinde bulunan medya kuruluşlarının halklara karşı giriştikleri propaganda yönelimiyle özgürlükçü fikirlere, demokratik kurumlara ve muhalif basına yönelik nasıl bir saldırı içinde bulundukları düşünüldüğünde bu devlet kalemşörlerinin neme nem sansürcüler oldukları ortaya çıkacaktır.

Ama klasik sansür ve baskı mekanizmaları oluşturmuş devlet erkinin doğrudan yöntemleri de göz ardı edilemez. Bağımsız basını şiddet yoluyla susturma, güvenilir sağcı unsurların eliyle ya da hükümet terörü, cinayet, gazetecilerin hapse atılması gibi yollarla ya da doğrudan sansür uygulamalarıyla yapılır. Batı devletlerinin kendi ülkelerinde oluşturulan toplumsal dengeden dolayı bunları uygulama şansı yok değilse bile azdır veya bundan kaçınabilirler. Ama bağımlı ülkelerde veya ezilen halkların basınını susturmada bu yollara çok sıkça baş vurulmaktadır. Fikirlerin özgürce ifade edilmesini önleme çabaları daha derinlere inen kaygıların uzantısıdır.

Sosyalist, sivil toplumcu veya genel anlamda demokrat çizgide ki basın kuruluşlarına karşı siyasal iktidarların zorbalıkla sindirerek yola getirme, tehdit, yasaklama, tutuklama gibi yöntemlere baskı uygulamaları devam ediyor. Söz konusu yayınların devlet yetkililerince önceden resmi veya gayri resmi denetlenmesi “ihtiyat” söylemiyle uyarma veya tehtidler, yayınlar basıldıktan veya yayınlandıktan sonra da bazı yasal düzenlemeler gerekçe gösterilerek yasaklama, toplatılma, el koyma, bir çok defa daha da ileri giderek yayın araçlarına el konulması, yayın evlerinin kapatılması, yönetici ve çalışanları göz altına alınarak cezalandırılması uygulanan yöntemlerin bazılarını oluşturur. Durum daha da ağırlaşırsa yayın organlarına yönelik sabotaj, gazetecilere karşı faili meçhul cinayet,toplu tutuklama, işkence, kaçırma vb gibi kontr-gerilla uygulamaları da gündemleşir.

Bilgi alma ve yayma karşısında kullanılan bazı legal girişimlerde bu sansür yöntemlerinden daha az etkili değildir. Örneğin siyasal iktidarların yüksek yetkilerle oluşturdukları halkla ilişkiler daireleri aracılığıyla medyada devletle ilgili gündemler konusunda doğrultu oluşturacak bilgiler vermeleri, devlet adamlarının düzenleyeceği basın toplantılarında sorulacak soruların önceden verilerek, bunlar dışında soru sorulmasının engellenmesi, devlet yetkilileri, istihbarat örgütlerinde yer alan insanlar veya bizzat ordu içinden subaylar tarafından verilen sempozyum ve brifinglerle medyanın yönlendirilmesi gibi daha çokça sıralanabilecek uygulamalar her türlü siyasal bilginin tek taraflı olmasını sağlamak içindir.

Yaratılan medya sistemi ve ağı içinde demokratik düşüncelerin, özgürlükçü söylemlerin, ezilen halkların, farklı kültürlerin azınlık veya etnik farklılıkların, değişik inançların kendilerini ifade edemedikleri açıktır. Zaten var olan kitle iletişim araçlarının çok azına sahip olabilmeleri yanında bunu da kullanmaya kalktıklarında devletin bastırma, susturma,sansür gibi yaklaşımlarıyla cılız sesler haline getirilmektedirler.

Medya özel şirketleriyle iktidar güçleri arasında ortak çıkarlar ve yakın ilişkiler vardır. Temel toplumsal kararları, düşünceleri denetlemek ve kendi ortak çıkarlarıyla uyumlu hale getirecek, yasal veya yasadışı tedbirleri almada, hırs, kişisel, kazanç ve otoriteye boyun eğmenin dışındaki, değerleri besleyen her türlü, bağımsız kültürü, bağımsız düşünceyi ve eylemi ayakta tutan, halka dayalı yapıları ve yayınları sürekli olarak baskı altına alma/ ezmede eşgüdümlü bir çalışma içindedirler.

Bölümün başında 18. Yüzyılda bir burjuva aydınının basının siyasal erke karşı bir siyasal bakı gurubu olması gerektiği görüşü aktarılmıştı. Oysa bu günün medya sistemi iktidara değil de çoğunlukla kitlelerin düşünceleri üzerinde baskı ve denetim aracı haline gelmişlerdir. Açıklık, evrensellik ve erişirlilik kavramları ve pratiğiyle hiçbir bağları kalmamıştır. Bu anlamda basının özgürlüğü fikri kadar, insanların medyaya karşı özgürlüğü fikrinin de savunulması gerekmektedir. Bu anlamda ezilenler kapitalist ideoloji ve politikaların düşünce çarpıtmalarına karşı bir savunma mekanizması oluşturabilirler ve oluşturmalılar da. 

Yine daha yumuşak bir sansür yöntemi olarak devletçe uygulanmak istenen bir çok politikanın -özellikle halk tarafından tepkilerin oluşacağından korkulan uygulamaların- en azından muhtemel tepkilerin derecesini önceden öğrenmek için kısmen haber sızdırmak (deneme balonları) önemli bir yöntem olarak uygulanır. Bu aynı zamanda politikaların kitleler tarafından giderek aşinalaşarak benimsenmesine de hizmet eder, ama özünde gerçek düşüncelerin saklanmasıdır.

Liberal entellektüeller (Bunlar daha çık devlet yanında yer alan akıl hocalarıdır) toplumsal denetimi sağlamak için kaba, net ve doğrudan baskı yöntemlerinin yerine, ince ve rafine yöntemlere yönelinmesi gerektiğini hükümetlere tavsiye ederler. Gerçekten de günümüzde Batı tipi burjuva demokratik toplumlarda geliştirilen düşünce denetiminin en etkili yöntemlerden biri tartışmalara esnek yaklaşarak kendi sınırları içine çekmekle düşüncelerin sınırlandırılmasıdır. Klasik sansür yöntemlerine benzemese de toplumun tek taraflı yönlendirilmesi bağlamında ondan da daha etkili bir sansür yöntemidir.

Neil Postman’ın aşağıdaki görüşleri yaşanılan sürecin önemli bir özelliğini ortaya koymaktadır. “Bizim korkularımız sadece iktidarların sansür uygulayarak bizi enformasyonsuz bırakmasıydı. Oysa ortaya çıkan, yalanların yanlışların yoğunluğunun fetişizme, egoizme sürükleyecek kadar yoğun etki yapar düzeye çıkması oldu. Yani sade gerçeklerin gizlenmesinde değil, bu gerçeklerin yanlışlar komedyası içinde kaybolmasıyla da karşılaştık. Biz insanların şiddetle bastırılmasından korkuyorduk; oysa sevilen bir düşman tarafından yumuşakça eritildik.”

Yine Türkiye’de sol-liberal eğilimiyle tanınan Ethem Özgüven’in bir düşüncesini aktarıyoruz. “20. Yüzyılda elde edilen deneyim, kendi kendine sansür sorununun boyutlarını gözler önüne sermiştir. Üstelik bu totaliter resimlerle sınırlı değildir. Meğer sansür; ille de her şeyi gören o gizli göz yada tebaasının başına heyula gibi dikilen uzaktaki bir buyurgan değilmiş. Meğer bu deneyimin ille Kafka’nın Dava’sının başlangıcında anlatılıp, modern despotizmin altında yaşanmış ve sabahın erken saatlerinde kapı vurulmasının anlamını bilen herkesin çok iyi anladığı şey olması gerekmezmiş. Sansür çok farklı bir kılığa bürünebilir, içimizde yankılanabilir, benliğimize yerleşebilir, peşimizdeki casus ‘sakın fazla ileri gitme’ diyen özel katibimiz olabilir. İçimizdeki sansürcü durmadan pabucun pahalı olduğunu hatırlatır. Bize şöhretimiz, ailemiz, mesleğimiz, işimiz, şirketimizin yasal durumu tehlikededir, çenemizi kapamamıza, titrememize, hafifçe gülümseyerek bir kez daha düşünmemize neden olabilir. Çocuklarımıza ve gerçek dostlarımıza kadar uzanır. Bu sansürcü onlara gerçek düşüncelerini söylememeyi öğretir.”

Olaya bir başka açıdan bakmak için uzun bir alıntı da Frêdêric Beigbeder’den yapalım. “Size anlatacağım dünyada eleştiri hazmedilir, küstahlık teşvik edilir, muhbirlik ödüllendirilir, karalamalar önceden planlanır. Yakında provokasyon nobeli konulacak ve ben bu ödül için zorlu bir aday olacağım. İsyan oyunun bir parçası. Eskiden diktatörler ifade özgürlüğünden çekiniyor, düzen karşıtı görüşleri sansürlüyor, yazarları içeri tıkıyor, sistemi sorgulayan kitapları yakıyorlardı. Kitapların hunharca yakıldığı devir iyilerin, kötülerden ayrılmasına olanak veriyordu. Reklam totalitarizmi, kendini temize çıkarmak bakımından daha akıllı. Faşizm önceki başarısızlıklarından ders aldı. İnsanlığı köleleştirmek için, düşük profilli olmayı, esnekliği ve ikna yöntemini seçti. İnsanın insana egemen olduğu günden beri ilk kez, karşısında özgürlüğün bile işe yaramadığı bir egemenlik sisteminde yaşıyoruz. Tersine sistem bütün kozlarını özgürlük üzerine oynuyor. En büyük buluşu da bu zaten. Her türlü eleştiri yararına oluyor. Her tür yergi yılış yılış hoş görüsünün yarattığı yanılsamayı güçlendiriyor. Sistem size kibarca boyun eğdiriyor.”

Bir toplumda olguların ve onlarla ilgili savların bolluğu ve buna bağlı olarak da demokratik tartışma ortamı basınla mümkündür. Özgür basın ezilen ulusların, sınıfların, cinslerin yanında olan ve onları ifade eden basındır ve yalnız böyle bir basın sorgulama ve görüşleri düzeltme alışkanlığını geliştirip, gerçeklerin yanlışa karşı zafer kazanmasına güvence olabilir. Paylaşılmış bir pazarda tekeller haline gelmiş medya organlarının özgürlüğü yerine, bunlar karşısında düşünmekten, yargılamaktan, üretmekten koparılmış halkların özgürlüğünü savunmak şüphesiz daha doğrudur. Halkların cılızda olsa muhalif durumda olan yayın organlarının, büyük medya şirketleri karşısındaki konumlarının güçlendirmesi ve etki sahalarının geliştirilmesi temel bir basın özgürlüğü sorunudur.

Yine büyük medya şirketleri içinde veya bağımsız organlarda ilerici düşünceleri taşıyan gazeteci, aydın ve akademisyenlerin, holding patronlarına ve devlet bakılarına karşı her türlü örgütlülüğünün desteklenmesi, kendilerini ifade etmelerinin önündeki yasal ve fiili engellerin kaldırılması da önemli bir demokratik özgürlük savunusudur. Halklara ait kültürel değerler ve siyasal gerçeklerin, yalanlara ve saptırmalara karşı korumak, kültürel ve siyasal farklılıkları medyanın tek sesliliğine karşı korumak, devlet sansürüne karşı mücadele etmek, halkların kendilerini enformasyon alanında savunabilmelerinin temel yöntemidir ve ancak bu şekilde basın özgürlüğü sadece iletişim araçlarına sahip olanlara ait olmaktan çıkıp gerçek anlamını bulur.

Yazarlar: Yusuf Şahiner, Rahmi Yağmur

>> Medya Nedir? Global Medya Nedir? Kitlesel İletişim Araçları ve İletişim nedir, zararları veya faydaları nelerdir?
gulbahar, Son Güncelleme: 07.06.08

İlgili haberler
İlgili Yazılar

 Yukarı çık