Organik tarım nedir? Bir zorunluluk mudur?Ekolojik dengeyi koruma gerekçesiyle ile gündeme gelen ve son zamanlarda zorlu tarımsal üretim şekli halini alan organik tarım ve organik ürün üretimi ile ihracatında dünya önemli avantajlara sahiptir. Son yıllardaki tarımsal sanayiye dayalı ihracatta, özellikle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, alıcı ülkelerin kendi üreticilerini koruyan, çevre ile sağlık örgütlerinin tarım ürünlerinde kullanılan kimyasallardan kaynaklanan sağlıkla ve çevreyle alâkalı felaketlere karşı kararlı tutumları; devlet siyasetlerinde ve zirai üretim tekniklerinde önemli değişikliklere sebep olmuştur. Türkiye, organik tarım ve organik ürün üretiminde ve ihracatında önemli avantajlara sahiptir. Gelişmiş ülkelere nazaran ülkemiz toprakları çok az kimyasal bulaşmaya/kirliliğe sahiptir. Coğrafi konumu ve iklim yapısı gereği oldukça bol çeşitte üretim ve ihracat yapabilir durumdadır. Bu avantajlar değerlendirilerek, hem vatandaşlarımızın sağlıklı ürünler tüketmesi hem de tıkanan tarımsal ihracatının önünün açılması sağlanabilir. Organik tarım nedir? Organik tarım; ekolojik sistemde hatalı uygulamalar neticesinde kaybolan, tabiatın kendi dengesini kurmaya yönelik insana ve çevreye dost üretim sistemlerini ihtiva edip, esas itibariyle sentetik kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kullanımının yasaklanmasının yanında, organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası, bitkinin direncini arttırma, parazit ve pradatörlerden faydalanmayı tavsiye eden, üretimde miktarı değil, ürünün kalitesinin yükseltilmesini gaye edinen bir üretim şeklidir. “Organik tarımın temel ilkeleri nelerdir?” şeklindeki bir sualin birden fazla yanıtı vardır: Öncelikle organik tarımsal üretimde, işletmede var olan, bitkisel ve hayvansal tüm üretimler bir bütün olarak ele alınmalı ve işletmenin kendi kendine yeterliliği sağlanmaya çalışılmalıdır. Toprağın korunması ve üretimin sürekliliğinin sağlanması için gerekli olan; uygun toprak işleme, münavebe, organik üretime uygun gübreleme titizlikle uygulanmalıdır. Yapılan veya yapılacak üretimde seçilen türler, ırklar bölge şartlarına, hastalık ve zararlılara dayanıklılığı yüksek olanlardan seçilmelidir. Ayrıca, dayanıklılığı artırıcı kültürel tedbirler alınmalıdır. Bitkisel ve hayvansal üretimde koruma ve tedavi gayesiyle kullanılan ürünler itinayla seçilmeli ve bu hususta erken ikaz sistemlerine önem verilmelidir. Organik tarımsal üretim yapan bir işletmede yakıt ve enerji kullanımı mümkün olduğunca aza çekilerek ve doğal enerjilerden faydalanılarak yürütülmelidir. Bu hem çevresel kirliliği azaltacaktır, hem de az enerji tüketimi ile işletmenin döngüsünü sağlayarak kârlılığa katkıda bulunacaktır. Organik üretim yapılacak işletmenin kazançlı ve kendine yeterli olabilmesi için hayvan/bitki (toprak) dengesini gözeterek kapasitesini belirlemesi ve buna uygun yapılanması gerekmektedir. Bu denge bir büyükbaş hayvan için 0,5- 1 hektar arazi olarak düşünülebilir. Organlık hayvancılık Organik tarım, yasa ve yönetmeliklerine uygun olarak yapılan hayvancılıktır. Bu üretimde gaye, yüksek kalitede ve risksiz ürün elde etmektir. Organik hayvansal üretimin temel ilkeleri ise şöyle sıralanabilir: Hayvanlar organik üretim tekniğiyle üretilen yemlerle beslenmeli, yönetmeliklerde yasak olan hayvan sağlığı ve doğal gelişime aykırı katkılar kullanılmamalıdır. Hayvanların barınakları yönetmelik maddelerine uygun olmalı, hayvanların doğasına ve yönetmeliklere aykırı bir uygulama yapılmamalıdır. Damızlık ve hayvan seçiminde ekolojik uygunluğa ve yüksek verimli ırkların tercih edilmesine dikkat edilmelidir. Neden organik tarım yapmalıyız? Gelecek nesilleri koruyarak, onlara temiz ve yaşanılabilir bir dünya bırakmak; ekolojik dengeyi bozan kimyasallardan korunarak ekolojik dengeyi bozmadan tarımsal üretim yapmak; toprak verimliliğini sürekli kılarak, toprak su ve genetik kaynakları korumak ve sürekli verimi hedef alarak tarımsal üretim sağlamak; doğal ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak enerji tasarrufu elde etmek, ekolojik dengenin korunmasına katkıda bulunmak; tarımsal üretim yapan ve bu ürünleri tüketenlerin sağlığını korumak ve küçük tarımsal işletmelerin sürekliliğini ve kârlılığını sağlamak gibi ana gayelerle organik tarım yapılmalıdır. Dünyada organik tarım Organik tarım 1870'li yıllarda İngiltere'de gündeme gelmiş ve 1910'lu yıllarda felsefi ve pratik olarak temelleri şekillenmeye başlamıştır. Teknolojik gelişmeler ve bunun sonucunda yaşanmaya başlanan ekolojik dengesizlikler 1970'li yıllarda tekrar organik tarımı ve dolayısıyla ekolojik dengeye ve insan sağlığına zarar vermeden üretimi gündeme getirmiştir. Bu sürecin yaşanmasında Albert Howard'ın “tarımsal vasiyetnamesi” ve Rudolf Steiner'in çalışmaları ve “Das Lebendiege Erde” isimli kitabı etkili olmuştur. 1972 yılında IFOAM (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) kurulmuştur. Bu kuruluşun hedefi, tüm dünyadaki organik tarım faaliyetlerini bir çatı altında toplamayı, hareketin gelişimini sağlıklı bir şekilde yönlendirilmeyi, gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlamayı, tüm gelişmeleri üyelerine ve organik tarım yapan çiftçilere aktarmaktır. Organik ürünlerin dünya ekonomisindeki pazar payı çok hızlı bir gelişim göstermekte ve gelecek birkaç yılda 100 milyar dolar civarında bir ekonomik döngüye ulaşacağı tahmin edilmektedir. gulbahar, Son Güncelleme: 23.02.08
|
|
|