AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yararlı Bilgiler / Sağlık

Ayurveda; Hayatımız kendi ellerimizde


Ayurveda; Hayatımız kendi ellerimizde Hayat, insana öğrettiği bir takım şeylerden oluşur. Öğrendiklerimiz ise bizim insan olma, insanlık yolunda yürümemizin temel taşları rolünü oynarlar. İnsan için ilk öğreti, doğa olmuştur. İlk derslerini, darbelerini, tecrübelerini doğadan edinmiştir. Her öğretinin bir tarihçesi mutlaka vardır. Hele ki doğa öğretisinin tarihçesi insanlığın var oluş sürecine tekabül eder. O açıdan "doğa öğretisi" en kuvvetli ve belki de en gerçekçi öğretidir.

İşte eskilerden günümüze kadar gelen ve adına Ayurveda denilen öğretiden öğrenilecek çok şey var. Ayurveda öğretisi; Hindistan alt kıtasında 3000-5000 yıl önce ortaya çıkan bir tedavi yöntemidir. Hintistan’a özgün meditasyon, yoga ve astroloji sistemlerini de geliştiren büyük bilgeler tarafından bulunmuştur. Ayurvedanın hem ruhsal, hem de pratik bir temeli vardır; ruhsal temeli pratik olanı doğurur.

Ayurvedaya göre, insanlarda üç vücut veya alan vardır: Fiziksel, latif ve nedensel. Ayurveda sağlık sistemi, sağlığın, bu üçlünün bütün parçalarının bir uyum içinde işlenmesi olduğunu vurgular. Ayurveda, “yaşamın” bilimi olarak da anılır. Oysa sağlık burada tek amaç değil, daha ziyade ruhsal büyüme için gerekli bir araçtır. Hayatın amacı sadece yaşamak değil, hayatın gerçek anlamını yakalamaktır.

Buradanda anlaşılacağı üzere, Ayurveda sadece bir tıp konusu değildir, aynı zaman da bir insan bilimidir. Aslına bakılırsa dünyada en az gelişen bilim, insan bilimidir. İnsan bilimi belki de ilk çağlarda geliştiği kadarıyla kalmıştır. Eski bir metin olan Brihadaranyaka Upanished’deki bir bilge der ki; “Güneş battığında, ay battal ateşe söndüğünde ve ses sustuğunda geriye kalan insanın ışığı mıdır? Benlik gerçekten onun ışığıdır.”

Günümüzde insanların en fazla uzak oldukları gerçek ise, kendileriyle olan diyaloglarıdır. Maddiyata bu kadar boğulmuş, madde ile bu kadar alakalı olan insanın kendisiyle yeterince ilgilenmesi beklenemez. Yukarıda da değindiğim gibi, Ayurveda’da önemli olan ve Hindistan’a özgün olan meditasyon, insanın kendi derinliklerine inmesidir. Meditasyon kelimesinin Türkçe karşılığı “derin düşünme” dir. Yani insanın kendi dehlizlerine yol alması, kendi ışığında gözleri kapalıyken de yürüyebilmesidir.
Ayurveda tedavi yöntemi
Çağımızda tıbbın da başaramadığı ama doğal yöntemlerin başardığı öyle çok tedaviler vardır ki. Doğal yöntemlerin özünde kişinin kendi iç dünyasına bir yürüyüş olduğunu unutmamak gerekiyor. Kişiyi kişiye bırakmak, yani insanın kendi yarasını kendisinin sarması gibi.

Ayurveda üzerine birçok kitap yazılmıştır. Tıbbın bu yöntemden esinlendiği, faydalandığı bir çok yönü de var. İnsanların birebir kullandığı yöntemler de çoktur. İnsanlara sağlıklı, huzurlu ve refah içinde bir hayata ulaşmak için, burada sayamayacağım kadar pratik araçlar sunar. Burada önemli olan veya işin özü; Tüm bu yöntemlerin büyük bir sabır ve inançla yapıldığında bir sonuç vereceğidir. Mevlana der ki “Kardeşim, sen düşünceden ibaretsin / Geriye kalan et ve kemiksin / Gül düşünürsün, gülüstan olursun / Diken düşünürsün, dikenlik olursun.” Önemli olan inançtır.

Çevremizde alkolik, aşırı sigara içen bir sürü insan vardır. Bunların bazılarının uzunca yıllar yaşadığını da görmüşüzdür. Ama zararlı hiçbir şey içmeyen veya yemeyen insanların bazılarının da henüz erken aramızdan kopup gittiğini görmüşüzdür. Kanserli olup da yıllarca yaşayan, yeneceğini düşünen insanlar da var. Demek ki Ayurveda öğretisi özünde Hindistan’da çıkmış ve asıl pratik bilgileri oradan gelmişse de; Her insanın geninde biraz Ayurveda yatıyor. Eğer aktif kılmışsa veya kılmak istemişse.

Her şey bir neden ve amaç için vardır. Doğa insan için. İnsan doğa için vs.. Özünde başarısızlık diye bir şey de yoktur; sadece sonuçlar vardır. En büyük kaynağımız insandır. Öte yandan sorumluluk almadan gerçek başarı da gerçekleşmez. Öz sorumluluk ise kendi sorumluluğunu alabilmektir. Ayurveda bilinç, düşünce ve tıbben bizlere çok fazla şey sunuyor. Gül bahçesi olup hayatı güzelleştirmek varken, neden diken olunsun ki? Sonuç olarak; Hayatımız kendi ellerimizde. İstediğimiz nehre ve yöne akıtabiliriz. Zehirli nehirler de vardır. Saf ve temiz sular da vardır.

Gülbahar Köker
gulbahar, Son Güncelleme: 05.08.08

İlgili haberler
İlgili Yazılar