Reel Sosyalizm Ve Sivil Toplum Örgütleri
Reel sosyalizm
Birinci dünya savaşının sonlarına doğru, yani 20. yüzyılın başlarında sivil toplum açısından tarihsel öneme sahip bir olay yaşanır. Resmi toplumla geleneksel toplumu aşan bir çıkış işçi sınıfı önderliğinde kendisini iktidara taşır. Çarlık Rusya’sında geçekleşen bu olayda sosyalizm öğretisi örgütlü bir güç haline gelerek yönetileni ezilen, zulüm gören işçi ve emekçi halk kesimin yönetici kılar. Sümer rahipleriyle başlayan egemen sınıfın dünyayı kapitalist ekonomik, siyasal, sosyal yaşamının içine çekilen bir süreçte ona karşı sivil toplumun ideolojik patlaması gerçekleşmiştir. Eşitlikten, adaletten yana, neolitikçi özlem hayal olmaktan çıkmış, gerçeğe dönüşmüştür. Bu gerçekleşme Rönesans sonrası tüm Avrupa da yaşanan akılcılıktan yana değişim ve çalkanlardan beslense de ana kaynak neolitikle başlayıp tek tanrılı dinlerin çıkışına kadar tüm insanlığı gerçekleştirdikleriyle büyüten Ortadoğu toplumları diyebiliriz.
Peki bu tarihsel çıkış Ortadoğu yu muhteşem tarihine rağmen, bireyin, geleneksel toplumla bu toplumun ise, resmi topluma mahkum olmaktan kurtulamadığı inanç sistemini ne kadar etkiledi, değişime uğrattı?
İmparatorluklarda monarşik yönetimsel yaşama geçen Ortadoğu halklarını zihniyet olarak en derin etkilenmesi halkların kendi kaderi tayin hakkı ilkesiyle yaşanır. Kabile kültüründe çakılı kalmış, uluslaşmada cılız dönüşümler yaşanmış, Mezopotamya biraz da bu sebeple kolay işgal edilen alan olmuştur, gelişen batı için. Bilinçlenme temelde işgal güçlerine karşı olurken, geri monarşik sistem de bu bilinçlenme ile aşılacaktır. Özelikle semitik arap dünyasında (Suriye, Ürdün, Mısır, Irak) Baas oluşumu küçük burjuvazi önderlik çıkışa sahip olsa da, kendi kaderini tayin ilkesine dayanır. Ve çıkış yaptığı her alanda iş birlikçi monarşik sistemi değişime cumhuriyetten yana uğratır. Sovyetler birliğinin tek partisi bu diyarlarda Baastır. Ve resmi toplum düzeyindedir. Reel sosyalizmin sivil çıkışının tüm toplumu örgütlü kılması, tüm bu örgütlerin yeni kurulan yönetimin neredeyse ajanı rolünü üstlenmesi, baas içinde geçerli olmuştur. Mısır, Suriye, Irak monarşileri alışılırken, yeni toplumun örgütlülüğü basa bağlanmıştır. Burada geleneksel toplumun aşılması söz konusu olmaz. Resmi toplumun çok daha derin, uydusu ahaline gelir.
Reel sosyalizmin sivil toplum olabilme başarısından, başarısızlığa götüren zihniyet bu topraklarda da hemen hemen aynı sürerci yaşar. Sovyetlerin emperyalizmin korkusuna karşı savunma sistemini temel alması, buna bağlı silah sanayisine ağırlık vermesi, sivil toplumun gelişmesine de bir darbe olarak inmiştir ki, aynısı yine Sovyetlerin eliyle Ortadoğu’da da gelişir. Irak, Suriye, İran, mısır, resmi toplumun temel dayanağı orduyu ve silah sanayisini bir y arışa sokar. Özelikle İsrail bu devletler açısından tahrik rolü oynasa da, özünde Sümer rahipleriyle başlayan egemenlikli zihniyetin insana, insanlığı yaklaşımını, onu hizmetçi kılmasını aşılamaması ve günümüzde teokratikleşmesiyle bağlantısı derindir. Muhteşem sivil topulum çıkışı reel sosyalizmde resmi toplumun elinde boyun eğen, itaatkar hale getirilirken, Ortadoğu semttik kültürü ise, onu çok kötü birer kopyası olacaktır. Sosyal yaşama kazandırdığı fazla bir şeyden bas edemeyiz. Ne birey, ne kadın tarihsel konumunu değiştirememiştir.
Yazarlar: Gülbahar, Metin, Erdalan, Veysel
|