AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yararlı Bilgiler / Sivil Toplum


Çözüm ve Sivil Toplum


Çözüm

Ortadoğu’nun bunu aşabilmesini için İslamiyetin reforme edilip demokratikleştirilmesi, devletlerin resmi ideolojilerden soyundurulması veya en azından farklı ideolojik kimliklerin kendilerini ifade edebilmelerinin, topluma yayabilmelerinin olanaklı hale getirilmesi ve sivil toplumun kendisini örgütleyebilmesinin önünün açılması gerekmektedir.

Dinde reform yapılmadan, İslamiyet çağdaş bir yoruma tabii tutulup güncelleştirilmeden Ortadoğu’da dogmatik zihniyet yapısını kırmak mümkün değildir. Bu nedenle öncelikle kuranın surelerinden, ayetlerinden başlayarak bütün hadis, sünnet ve fetvaların çağdaş ve bilimsel bir yaklaşımla yeniden yorumlanması gerekmektedir. Din, Allah-kul, peygamber-mürit, günah-sevap, helal-haram, hayır-şer, namaz-niyaz, iman-küfür, icazet-biat, cennet-cehennem vs. kavramların bilimsel olarak yeniden izaha kavuşturulması yaşamsal önem taşımaktadır. Bunu yaparken ne kaba din ve tanrı inkarcılığına ne batı tarzında yüzeysel laikliğe ne de onun taklit biçimlerine saplanmamak büyük önem taşımaktadır. Halklarımızın inançlarına saygısızlık yapmadan, onları incitmeden, bunu yapabilmek, bilimsel, yapıcı yaklaşımla olanaklı ve mümkündür. İslam dininin Allahın birleşerek güç olma, güçlenme ihtiyacından doğduğunun, en sıradan insanımızın bile anlamaktan zorlanmayacağı bir tarzdan izah edilmesi önemlidir.

Kaba Allah ve din inkarcılığı İslamın reformizme edilmesinden ve demokratikleştirilmesinden çok, tutuculuğun ve dogmatizmin pekişmesine yol açacaktır. Bu nedenle din, teoloji ve ilahiyat alanında otorite olan, konunun uzmanı din bilimciler bu soruna el atmalıdırlar. Bir dernek veya vakıf etrafında birleşerek, herkesin en hakim olduğu konulardan başlayarak, İslamda reform hareketini geliştirmesi, bunu topluma yayması büyük önem taşıyor. Eğer bu sorun ehil olmayan, konuya yabancı insanların eline bırakılırsa, onarılması imkansız olumsuzlukların da yolu açılabilir.

Bizce bu konuda yöntem olarak izlenmesi gereken yol, İslamın tanrısının neden 99 sıfat taşıdığından başlayarak, Allahın nasıl bir insan, birey, kadın istediği; bunlardan ne beklediği ya da umut ettiği, bunların nasıl yaşaması, çalışması, düşünmesi, ilişkilenmesi gerektiği; devlete, otoriteye, baskıya, sömürüye, haksızlığa, zulme, tarihe, kültüre, bilime, sanata, teknolojiye, halklara, sınıflara, cinslere, doğaya, onun nimetlerine, savaşa, barışa, eşitliğe, özgürlüğe, adalete vd. nasıl yaklaşmasını isteyebileceğini yeni baştan yorumlamak olmalıdır.

Allahın, İslam ve Peygamberinin neden iradesiz, silik, kulu kabul edemeyeceği; neden özgür bireyden; üretici, yaratıcı aydınlanmış bilinçli, özgüven sahibi vicdanlı, çalışkan, mütevazı, hümanist, barışçıl, demokrat, adil, eşitlikçi kadın ve erkeği ya da genel anlamıyla bireyi kabul edebileceği kanıtlarıyla ortaya konulabilmelidir.

Allahın, peygamberin ve İslamın haksızlık, zulüm, sömürü, baskı karşısında direnen, hakkını arayan, koruyan, sahiplenen, yaşadığı dünyayı cennete dönüştürme ereğinde olan, tarihi-kültürel değerleri koruyup geliştiren, yarattıklarının esiri olmayan, herkesin kendisiyle, her halkı kendi halkıyla eşit gören, insanın ruh ve beden sağlığına zarar veren kötülüklerden uzak durmayı ve bunları karşı mücadele etmeyi bir görev bilen bireyi kabul edebileceği ve sevebileceği bizzat kuran ve hadislerden yola çıkılarak kanıtlanabilir. Bunu kanıtlamak öyle zor ya da imkansız değildir. Her alanda ve her konuda böylesine yeni bir yorumun İslami açıdan geliştirilmesi, dinde reformasyon için atılması gereken ilk adımlardır.

Bunun çağdaş sivil toplum örgütlenmeleri tarafından da desteklenmesi, geliştirilmesi, Ortadoğu’da yaşayabilir bir laikliğe yol açacaktır. İslamın demokratikleştirilmesi, onun zayıflamasına değil, güçlenmesine yol açacaktır. Nitekim yaşamın her alanında demokrasinin ve demokratikleşmenin güçlenmeye yol açtığı ve açacağı kanıtlanmıştır. Daha da kanıtlanabilir.

Reformasyonla demokratikleşmiş bir İslam; çağdaş, güçlü ve inananlarının kendilerini hiç de Batı karşısında güçsüz, zayıf ve ezik görmeden, kendine, dinine ve Allah’ına büyük güven içinde yaşayacağı bir İslam olacaktır. Böyle bir İslam çekim merkezi olmasının önüne kimse geçemez. İnsanlığın ve uygarlığın gelişmesine daha sağlam ve kalıcı katkılarda bulunması olanaklı hale gelir.

Bu, Ortadoğu’da özgür bireyin güçlü çıkış yapabilmesi içinde gereklidir. Özgür bireyin Ortadoğu’da tarih sahnesine çıkabilmesi ile İslamda reform, demokratikleşme arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Özellikle kadının mevcut durumundan kurtulabilmesi büyük çapta buna bağlıdır. Erkeğin malı olmaktan, bin bir biçimde ona tabii olmaktan kurtulabilmesi, kendisine ait olabilmesi, özgürleşebilmesi, kara çarşafın altına sokularak karartılan ruhunun, düşüncesinin aydınlanması buna bağlıdır. Kadın-erkek bireyin kendi doğuşunu gerçekleştirip ilan edebilmesi için öncelikle İslamda reform, düşüncede özgürlük Ortadoğu açısından gerçekleştirmek durumundadır. Özgür bilimsel düşünceyle buluşmuş birey, bütün yaratıcı yetenekleriyle ortaya çıktığında, işte o zaman Ortadoğu saplanıp kaldığı karanlıktan kurtulabilecektir.

Eğer Ortadoğu kendi içinden yeniden doğuşa öncülük edebilecek özgür aydın ve sanatçıları çıkartamazsa, yeniden doğuşun önündeki engelleri aşamazsa, İslamın reformasyonun gelişebilmesi mümkün değildir. Buna öncülük edebilecek güç, yetenek ve birikime sahip, bölgesel ve evrensel çapta ciddiye alınan, bilimsel düşünceye sahip aydınlar, bilim adamı ve kadınları, siyasetçiler, sanatçılar yeniden doğuşun öncüleri olarak her şeyi göze alıp toplumun içinden sıyrılarak birkaç adım öne çıkmadıkça bu başarılamaz. Ortadoğu’nun çağdaş İbni Sinaları, Farrabileri, Sühreverdileri, Hallacı Mansurları ayağa kalkmadan, Batı uygarlığının yarattığı evrensel demokratik değerler ve Ortadoğu’nun tarihi kültürel kişiliği bilimsel tarzda doğru çözümlenip bir sentez yaratılmadan Yeniden Doğuş gerçekleşemez. Aydınlık, refah, özgürlük bu tarzda bölge halklarının görebileceği kadar, açık, yakın ve kaçınılmaz bir gelişme olarak gözleri önüne serilmedikçe bu başarılamaz.

Bu bakımdan; kendi zihinsel devrimini gerçekleştirmiş, dogmalardan, tabulardan kendisini arındırmış, özgür ve bilimsel düşünce sahibi aydınlarımıza, sanatçılarımıza, meslek adamlarımıza, siyasetçilerimize, din alimlerimize büyük görevler düşmektedir. Onlarsız ne Rönesans ne İslamda reformasyon ne de aydınlanma gerçekleştirilebilir. Bunlar başarılmadan da Batının anti-tezi olan Ortadoğu kendisini bir sentez haline getiremez. Dolayısıyla uygarlıksal gelişmede kendisine olduğu kadar, insanlığa yeni bir çıkış yaptıramaz. Kendi demokratik devrimini gerçekleştiremez. Ortadoğu’nun demokratikleşmesi, demokratik bir sisteme kavuşmasını sağlayamaz. Mevcut çağ dışı oligarşik, monarşik, totaliter devletlerin aşılması görevini başaramaz. Özgür bireyin ve toplumun doğuş yapmasını sağlayamaz. Kendi sorunlarını çatışmalı, şiddete dayalı ve kanlı bir biçimlerde çözme geleneğini ve zihniyetini yerle bir edemez. Çağdaş demokratik barışçıl çözüm arayışlarını geliştiremez. 

Yazarlar: Gülbahar, Metin, Erdalan, Veysel
gulbahar, Son Güncelleme: 05.11.07