Demokrasi ve İnsan Hakları
A. TEMEL KAVRAMLAR
Temel Haklar
Hak, düzenleyici hukuk kurallarının bireylere tanıdığı bir ayrıcalıktır.Bir şeyi yapmak ya da başkalarından belirlibir biçimde davranmayı ya da bir şeyi yapmayı isteme yetkisidir. Temel haklar kamu haklarıdır.
İnsan Hakları
İnsan hakları, kişinin sırf bir insan olduğu için sahipolduğu haklar anlamına gelmektedir. İnsan hakları dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklardır. İnsan hakları üstün kurallar bütünüdür. Yaşama hakkı, güvenlik hakkı, köle olmama veya zorla çalıştırılmama hakkı, işkence edilmeme hakkı başlıca temel haklardır. Günümüzde insan hakları kuralları anlaşmalar, anayasalar ve yasalarla hukuk kuralları haline getirilmiştir. İnsan hakları, “yeryüzündeki bütün insanların birbirlerinekarşı salt insan olmaktan kaynaklanan ödevleridir.” İnsan hakları, birey kadar toplumsal yaşam için de önemlidir.
Özgürlük
Özgürlük, insanın serbestçe düşünme ve davranma durumudur. Özgürlük, insanın doğuştan sahip olduğu doğal haklardan biridir. Hak, bireyin özgürlükleri kullanabilmesi için yapılan yasal düzenlemedir. Temel özgürlükler şunlardır: Düşünce, kanaat ve ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, basın ve haberleşme özgürlüğü, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğü.
Eğitim
Eğitim bireylerin gelecekteki yaşamını şekillendirecek davranışlarıkazandıracak çok yönlü bir etkinliktir. İnsan hakları eğitimi, demokrasinin zorunlu koşullarındanbiridir. Eğitim demokrasinin ön koşuludur.
B- İnsan Haklarının Kısa Tarihçesi
İlkçağlardan beri insanların büyük bir kısmı kendisini üstüngören azınlık tarafından idare edilmiştir. Kendilerini üstüngören asiller ve yöneticiler diğer insanların temel hak ve hürriyetlerini ellerinden almış,sonları esir ve köle etmiştir. İnsanlar ırk, din ve dil ayrımı yüzünden birbirleriyle savaşmışlar, Afrikalılar, asırlar boyu Avrupa ve Amerika pazarlarında esir olarak alınıp satılmıştır. Batılılar sanayi devrimi ve çıkarları için asırlar boyu, insanları ezmiş ve sömürmüştür. Milyonlarca insanın emeği bir ömür boyunca yalnızca boğaz tokluğuna yaşamak için harcanmıştır. Batıda insan haklarının ilk belgesi 15 Haziran 1215’de, İngiltere kralına kabul ettirilen “Magna Charta Libertatum”, Hürriyetlerin Büyük Beratı’dır. 1689’da elde edilen yeni haklarla güçlenen Magna Charta, İngiliz Anayasasının temelini oluşturur. Amerika’da 1776’da İngiltere’ye karşı yayınlanan “Bağımsızlık Bildirgesi”, insan hakları ile ilgili ilk önemli belgedir. Bunu 1789’da Fransız Devrimi’nde yayınlanan “İnsan Hakları Bildirgesi” takip etmiştir.
Bütün bu bildiriler esasen birer belge olmaktan ileri gidememişlerdir. Batının eski Yunan ve Roma’dan miras aldığı sınıflı toplum yapısı gelişen sanayi ile daha da güçlenmiştir. 18.ve 19. yüzyıllar güç ve otoritenin insanlığı zorladığı, Avrupa’nın Afrika ve Asya toplumlarını köle ve esir edip sömürdükleri, mazlum insanlar için kötü dönemler olmuştur.
I. ve II. Dünya Savaşları ezen ve sömüren devletlerin çıkar çatışmaları yüzünden çıkmıştır. Birleşmiş Milletler tarafından 10 Aralık1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ilan edilmiştir. Bu bildirge 30 madde ve bir önsözden oluşmaktadır. Bildirge, hiçbir ayrım gözetmeden tüm insanların özgür ve eşit doğduğu, yasalar karşısında eşit olduğu temeli üzerine kurulmuştur. İnsan hakları evrensel bildirgesinin Türkiye'de "ResmiGazete” ile yayınından sonra okullarda okutulması, yorumlanması, Bakanlar Kurulu'nun 6 nisan 1949 tarihli toplantısında 3/9119 sayı ile kararlaştırılmıştır. Yukarıdaki metin, 27 mayıs 1949 tarih ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan resmi çeviridir.
İnsan Hakları
İnsan hakları, kişinin sırf insan olduğu için sahip olduğu ve insan onurunu temel alan; her yerde ve herkes için geçerli olan; bireyi diğer bireylere, topluma ve devlete karşı koruyan, ancak devletin yükümlülüğünü esas alan; bireye yetkiler ve ödevler yükleyen; pozitif hukukça güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin tümüdür.
İnsan Haklarının Özellikleri
1. İnsan haklarının bir özelliği, insan olarak doğmakla kazanılmasıdır. İnsan doğar doğmaz hukukun kendisine tanıdığı tüm hakları elde etme konusunda eşit değere sahiptir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 1. maddesine göre, “Bütün insanlar özgür ve onurda ve haklarda eşit olarak doğarlar”. İnsanın doğar doğmaz bütün hakları elde edebilmesine “hak ehliyeti” denir. Dolayısıyla hiç kimse doğuştan ırkı, rengi, dili, dini, cinsiyeti gibi makul ve objektif olmayan nedenlerle, hukukun tanıdığı haklardan mahrum edilemez. Ancak insanın doğuştan bütün haklara sahip olabilmek açısından eşit olması, doğar doğmaz tüm haklardan yararlanabileceği anlamına gelmez. Hukukun tanıdığı haklardan yararlanabilmek için hukuk düzeni bazı koşullar arayabilir. Haklardan yararlanabilme yetkisine “fiil ehliyeti” denir. Bu nedenle insan olarak tüm haklara sahip olmak açısından eşit olmakla birlikte, bir haktan yararlanabilmek için öncelikle o hakkı elde etmiş olmamız ve o hakkı kullanabilecek koşulları sağlamamız gerekmektedir. Bir örnek vermek gerekirse, herkes doğuştan eğitim hakkına sahiptir. Ancak eğitim hakkından yararlanabilmek için hukukun öngördüğü yaşa gelmek gerekmektedir. Yine herkes mülkiyet hakkına sahiptir. Ancak bu haktan yararlanabilmek için hukukun öngördüğü şekilde hakkı kullanabilecek bir mal elde etmiş olmak gerekmektedir.
2. İnsan haklarına ilişkin bir diğer özellik, hakların “insan onuru”na dayanmasıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin başlangıç bölümünün ilk cümlesinde, “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan onurun ve bunların eşit ve devredilmez haklarının tanınması” ifadesine yer verilmiştir. Dolayısıyla insan olmak başlı başına bir değerdir. Bu değerin korunması insan haklarının temel işlevidir. İnsan maddi ve manevi yönüyle bir bütündür. Bu nedenle insan hakları kişinin hem maddi hem de manevi yönünü korur. İnsan onurunu küçültücü, aşağılayıcı muameleler insan haklarının ihlali anlamına gelir.
3. İnsan haklarının bir özelliği de, “eşit, devredilmez ve vazgeçilmez” haklar olduğudur. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 1. maddesi “onurda ve haklarda eşitlik” kenar başlığı ile, “Bütün insanların onurları ve hakları bakımından eşit ve özgür” doğduklarına işaret edilmektedir. Eşitlik ilkesinin diğer bir ifadesi ayrımcılık yasağıdır. Bildirgenin 2. maddesinde “Ayrımsız olarak haklara sahip olma” kenar başlığı ile, “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya diğer bir görüş, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doğum veya diğer bir statü gibi herhangi bir nedenle ayrım gözetilmeksizin, herkes bu Bildiride yer alan bütün haklara ve özgürlüklere sahiptir” denilmektedir. Ancak hukukta eşitlik fiili eşitlik anlamına gelmez. Hukukta eşitlik kanun önünde eşitlik demektir. Kanun önünde eşitlik ise hukuken aynı durumda olan kişiler arasındaki eşitlik demektir. Dolayısıyla toplumsal yaşamın bir gereği olarak, haklı nedenlerle kişiler arasında farklı muamele yapılabilir. Önemli olan bu farklılıkların oluşmasında, ırk, renk, cinsiyet, dil, din gibi makul ve objektif olmayan nedenlerin kullanılmamasıdır. Yoksa kamu düzeni, kamu yararı, genel ahlak, genel sağlık gibi haklı nedenlerle farklı muameleler yapılması ayrımcılık olmayacağı gibi eşitliğe de aykırı olmaz. Bir örnek vermek gerekirse, devlet kamu personeli alırken, kamu yararını gözeterek ihtiyaç duyduğu kadar personel için ilan vermektedir. Başvuranlar arasında, makul ve objektif bir ölçü koyarak bir sınav yapmaktadır. Bu sınavı kazananlar kamu personeli olmaktadır. Dolayısıyla kamu personeli olanlarla olmayanlar arasında bir farklılık yaratılmış olmakla birlikte, bu farklılık ayrımcılık anlamına gelmediği gibi eşitlik ilkesine de aykırı olmaz. Ancak devlet iş başvurusunda ırk, renk, cinsiyet, din gibi makul ve objektif olmayan nedenler ileri sürerse bu eşitliğe aykırı olmuş olur.
4. İnsan haklarının evrensel olma niteliği, Birleşmiş Milletlerce hazırlanan ilk insan hakları belgesinin adına da yansımıştır. 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” de adı ile insan haklarının evrensel olduğunu hatırlatmaktadır. Bildirgenin içinde “evrenselliğe” ilişkin ilk vurgunun “herkesin” bu haklara doğuştan sahip olduğudur. Bildirgenin başlangıcının ilk cümlesi, “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinin doğuştan sahip oldukları” haklar şeklinde başlamaktadır. Dolayısıyla insan hakları insanlık ailesinin bütün üyelerine ait haklar olarak evrenseldir. İnsan hakları bölgelere, ülkelere, etnik kimliklere, farklı din mensuplarına göre değişmez. Sadece insan olmak dolayısıyla sahip olunan haklar olduğu için dünyanın her yerinde ve herkes için geçerlidir. Bu gün özellikle uluslar arası insan hakları belgeleri ile, insan hakları dünyanın her yerinde geçerli kılınmaktadır. Bu belgelerle oluşturulan ortak standartlar, taraf ülkelerin hepsinde aynı şekilde uygulanmaktadır.
Hakların Kategorileri
Haklar hakkında düşünmenin birçok yolu vardır. Sık kullanılan bir yolu, hakları üç gruba ayırmaktır:
- Kişisel ve siyasal haklar: Bunlar ‘özgürlüğe-yönelik’ haklardır ve bireylerin yaşam hakkını, özgürlük ve güvenlik haklarını; işkence ve esaretten korunmasını; siyasi katılımını; düşünce, fikir, ifade, vicdan ve din özgürlüğünü; örgütlenme ve toplantı özgürlüğünü içerir.
- Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar: Bunlar ‘güvenliğe-yönelik’ haklardır,konut, sağlık, çalışma ve sendikal haklar ekonomik, sosyal ve kültürel haklar olarak nitelenir.
- Dayanışma hakları: Bu hak grubu son 20-30 yılda hızla gündeme gelmiştir.Bu haklar arasında, çevre, barış, gelişme, insanlığın ortak mal varlığından yararlanma hakları ve halkların hakları sayılabilir.
|