AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace

Merhaba Misafir, Forumlarımıza hoşgeldiniz.

Üye olmak için burayı tıklamanız yeterli. Kayıt işlemi ücretsiz olup, konulara cevap yazabilmeniz için gereklidir.
Hatırla
Parolanız
   
Forum
 Kültür - Sanat / Fotoğraf
        Siluet nedir, teknikleri hakkında bazı bilgiler

Siluet nedir, teknikleri hakkında bazı bilgiler


21.09.2006 22:17

kEditor


Administrator
Aktif Üye

Mesaj sayısı 150
 27.02.2007, 00:08:44
Siluet, Fransızca'dan dilimize girmiş olan ve "gölge resim" anlamına gelen bir sözcüktür. Bu sözcüğün anlamını çok da iyi bilmediğim yaşlarda, yani çocukluğumda, hayallerimi süsleyen otomobillerden biri olan Lamborghini'nin bir modeline adını veren bir sözcüktü. Otomobilin kendisi gibi adı da gizemliydi:



"Silhouette"... Zaman içinde siluetin "gölge resim" anlamına geldiğini ve bildiğimiz gölgeden farklı bir şey olduğunu öğrendiğimde, sözcüğün gizemi benim için sona erdi, ama sözcüğün ifade ettiği duruma ait görüntülerin çekiciliği daha da arttı. Son derece estetik olduğunu düşündüğüm bu görüntülerin, Ayrıntıları gizleyip yalnızca dış hatları belirginleştiren özelliği, gerçekten de gizem doludur. Siluet fotograflarının çekici olmalarının nedeni bu olsa gerek; gizemli olmaları...



Siluet fotografları elde etmek için özel bir araç-gereç gerekmez, ama özel bir görme yeteneği ve biraz fotograf bilgisi gerekir. Herşeyden önce doğru konuyu seçmek gerekir. Her konunun silueti iyi görünmez. Dış hatları belirgin, güçlü görsel ögelerle çalışarak başarılı siluetler elde edebilirsiniz. Örneğin, 8 katlı bir apartmanın silueti hiçbir şeye benzemezken, büyük bir cami, kilise, köprü ya da kulenin olağanüstü siluetleri olabilir. Dikkat edilmesi gereken şey, görüntülemeyi düşündüğünüz şeklin, simsiyah olduğu zaman dramatik ve grafik bir kompozisyon sağlayabilmesidir. Daha doğrusu bunu "öngörmektir". Çünkü, insan gözü, film ya da algılayıcıdan farklı olarak, çok geniş bir kontrast aralığında görür. Yani insan gözü en koyu gölgede bile ayrıntı görebilirken, film ya da algılayıcı bunu başaramaz. Bu durum, çekilen fotoğrafın, çoğu kez görülen görüntüden farklı olması sonucunu doğurur. Böylece, siluet dediğimiz görüntüler oluşur.



Ters ışık



Siluet elde edebilmek için dış hatları belirgin, güçlü görsel ögelerle çalışmak gerektiğini söylemiştim. Ancak bunu yaparken, arka plana, yani fona çok dikkat etmek gerekir. Fonun, silueti çekilecek olan konudan daha parlak, daha iyi aydınlanmış olması gerekir. Bu durumu sağlayacak en uygun aydınlatma şekli ters ışık kullanımıdır. Işığın konuyu arkadan aydınlattığı bu yaklaşım ile konunun bize bakan yönü (ön tarafı) tamamen gölgede kalacaktır. Öte yandan, mutlaka ters ışık kullanmak bir zorunluluk değildir. Bazı farklı aydınlatma biçimlerinde de, arka planı aydınlatırken öndeki konuyu ışıksız bırakmak mümkün olabilir. Aydınlık fon ile gölgedeki konu arasındaki ışık farkının en az 3 stop olması gerekir. Hatta mümkünse daha fazla olmasında yarar vardır. Çünkü kullandığımız diapozitif filmler aşağı yukarı 5 stopluk bir pozlandırma aralığına sahiptirler. Yani çerçevelediğiniz alanın içindeki en açık ve en koyu bölgelerin arasında en fazla 25 / 32 kat ışık farkı olması durumunda diapozitif film bu farkları kaydedebilmektedir. Daha yumuşak bir yapıda olan renkli ve siyah-beyaz negatif filmlerde bu fark biraz daha fazladır ve yaklaşık olarak 7 stopluk poz farklarını kaydedebilirler. Dijital fotograf makinelerinin algılayıcıları için kesin bir değer vermek mümkün değildir. Ancak, 8 bit renk derinliğinde ve



JPEG formatta çekilen görüntülerde 7-8 stopluk poz farkları kaydedilebilirken, 16 bit renk derinliği kullanan ve RAW formatında kayıt yapabilen dijital arkalıklarda bu değer 12 stopu bulmaktadır. Yani, algılayıcıların performansı, film ile kıyaslandığında, insan gözüne daha yakındır.



Genel bir yaklaşımla, diapozitif film kullanan bir fotograf amatörü için "doğru pozlanmış bir fotoğrafta, orta tonlardan 3 stop daha açık ve 2 stop daha koyu tonları kaydetmek olanaklıdır" diyebiliriz. Eğer bir siluet fotoğrafında fondaki aydınlık bölge baz alınarak ışık ölçümü yapılır ve enstantane-diyafram ayarları da buna göre yapılırsa, orta ton olarak fondaki değerler seçilmiş olur. Bu durumda, orta tondan 2 - 2,5 stop daha koyu olan tonlar hayal meyal kaydedilirken, 3 stop (ya da daha fazla) koyu olan bölgeler tamamen siyaha dönüşecektir (negatif filmler ve algılayıcılar için bu değerler, yukarıda anlattığım mantık ölçüsünde daha farklı olacaktır. Negatif filmler ve 8 bit JPEG dijital görüntüler için 3,5 stop daha açık ve 3,5 stop daha koyu tonlar; dijital arkalıklar içinse 3,5 stop daha açık ve 8,5 stop daha koyu tonlar kaydedilebilir. Ancak bu özellikleri siluet fotografı elde etmek için bir avantaj değildir. Tam tersine, çekim sonrasında bilgisayar ortamında bu geniş ton skalasını daraltmak, yani kontrastı arttırmak gerekir).



Otomatik Pozlandırma Risklidir!



Uzun sözün kısası; fondan ışık ölçümü yapmak ve siluete dönüşmesi istenen konuyu da tamamen karanlıkta bırakmak gerekir. Bu noktada, fotoğraf makinelerini otomatik programlarda kullananlar için bir uyarı yapmakta yarar var. Siluet çekerken, neredeyse tüm otomatik fonksiyonları devreden çıkarmak gerekir. Özellikle ışık ölçüm modunu kontrol etmek gerekir. Siluet fotoğrafı çekerken mutlaka noktasal (spot) ya da merkez ağırlıklı (C/W) ışık ölçüm sistemi kullanılmalıdır. Fondaki ışıklı bölgeyi merkeze getirerek deklanşöre yarım bastığınızda ölçtüğünüz değerler, kullanmanız gereken değerlerdir. Pek çok modern fotoğraf makinesinde yer alan "Matrix", "Partial", "Honeycomb" ya da "Multi-pattern" gibi adlarla anılan çok bölgeden ışık ölçen sistemlerden uzak durulmalıdır. Çünkü bu sistemler, karanlıkta bırakmak istediğimiz bölgelerdeki ışıksızlığı da hesaba katarak fazla pozlandırma problemine neden olurlar. Bu da, fonun çok açık tonlarda çıkmasına, daha da önemlisi asıl konumuzun gri tonlarda çıkmasına yol açar ki, tamamen istenmeyen bir durumdur.



Bazı makinelerdeki "SL" ya da "Silhouette" programları işe yarayan fonksiyonlardır. Ama P, A, S gibi düz programları kullanırken, net alan derinliğini de göz önünde bulundurmanızda yarar vardır. Siluet fotografı çekerken, arka planın da belirli ölçülerde ayrıntı içermesi gerekir; flu bir arka plan, siluet fotografında çok riskli olabilir. Net alan derinliğinin olabildiğince fazla olmasında yarar vardır. Ayrıca, konunun hareketli olması durumunda, hareket netsizliğine karşı yeterince yüksek bir enstantane seçmek de önemlidir. Tabii, bilinçli olarak hareket netsizliği elde edilmek isteniyorsa, o zaman da bir tripod kullanımı ve oldukça düşük enstantane değerleri zorunlu hale gelir.



Flaş kullanmayın

Otomatik fonksiyonlar içinde yer alan "flaşın kendiliğinden devreye girmesi" (auto flash) özelliği de, siluet fotoğrafı çekerken kapatılması gereken fonksiyonlardan biridir. Amaç, konuyu ışıksız bırakmak olduğu halde, konuyu aydınlatmaya çalışan bir araca dur demek gerekir. Öte yandan, konunuz size yakınsa ve flaşla aydınlanabilecek büyüklükte ise (örneğin insan, kedi, köpek, v.b.) o zaman flaş kullanarak konuyu aydınlatmak gayet akıllıca bir davranıştır; ama ortaya çıkan fotoğrafın siluetle uzaktan yakından bir ilişkisi olamaz. O başka bir şey olur.



Siluet fotoğrafları için en uygun ışık, genellikle ışığın yatay olarak ve tersten geldiği durumlardır. Yani sabah ve akşam ışıkları bu iş için idealdir. Ama öğle ışığında bile siluet çekebilirsiniz. Yeter ki nereden ve nasıl bakacağınızı bilin ve ayarlarınızı doğru yapın.



Kompozisyon



Siluet fotoğrafı çekerken dikkat edilmesi gereken en önemli kompozisyon kuralı, konunun kenar çizgilerini belirgin olarak göstermektir. Konu biçim olarak belirgin olmak zorundadır. Birden fazla konunun siluetleri birbirini keserse, belirginlik azalır (ya da tamamen ortadan kalkar). Konuların birbirini kesmiyor oluşu, algıyı güçlendirir. Ayrıca, dikkati dağıtacak diğer ögelerin kadraj dışında tutulması da, konunun belirginliğini arttırır. Yani, olabildiğince yalın bir anlatım şekli seçmek gerekir.



Her zaman çok temiz bir fon bulmak kolay olmayabilir. Fonu temizlemek özen gerektirir. Bazen elektrik telleri, bazen ağaç dalları, bazen de çok farklı nesneler fonu bozacaktır. Benzer şekilde çok homojen bir ışık da bulunmayabilir. Böyle durumlarda, konuyu olabildiğince gökyüzüne düşürmeye ve yer ile ilişkisine az yer vermeye çalışın. Çünkü yer büyük bir siyah leke olacaktır ve anlatımı güçlendirecek bir etki yapmayacaktır. Bu durumun istisnaları olarak, havada ya da deniz yüzeyindeki konuları gösterebiliriz. Konunuz yerde değilse, böyle bir siyahlık oluşmayacaktır. Homojen olmayan bir fon önünde, en uygun yaklaşım, konuyu fondaki en aydınlık bölgenin üzerine düşürmektir. Bunu yapabilmek için bazen eğilmeniz, bazen sağa ve sola uzun mesafeler yürümeniz, bazen de konudan çok uzaklaşmanız gerekebilir. Çoğu zaman bu tür sorunları objektif değiştirererek ya da zoom objektiflerinizi kullanarak aşmaya alışmış olabilirsiniz. Ama, iş siluete gelince, biraz daha fazla hareket etmeniz ve çokça yer değiştirmeniz gerekebilir.



Konunun hareketli olduğu durumlarda, zamanlama en belirleyici öge haline gelir. Yürüyen bir insanın adımlarının açık olması, bir kedinin profilden görüntülenmesi gibi "olmazsa olmaz" koşullar vardır. Ayrıca, hareketli konunun hem diğer ögelerle kesişmemesi, hem de çerçeve içinde en uygun noktaya gelmesinin beklenmesi gerekir.



Objektif ve Filtreler



Bir başlangıç noktası olarak, uzun odaklı bir objektif kullanmak yararlı olabilir. Çünkü tele objektiflerle fonu ayıklamak daha kolaydır. Konuya konsantre olmanıza yardım ederler. Öte yandan, genellikle ışık geçirimlilikleri daha az olduğundan, elde tutarak çalışmakta zorluk çekebilirsiniz.





Zamanla, daha geniş açılı objektifler de kullanarak, bu konuda daha fazla yol almayı denemelisiniz. Özetle, başlangıçta tele objektifler kompozisyon açısından kolaylık sağlarken, ışık koşulları nedeniyle kullanımları biraz daha riskli olabilir.



Herhangi bir filtre kullanımı gerekli olmamakla birlikte, gökyüzünün renklerini doygunlaştırmak ve kontrastı arttırmak gibi bir amaçla polarizasyon filtresi kullanılabilir.



Ayrıca, günbatımına yakın saatlerde çekim yapıyorsanız, turuncu etkiyi güçlendirmek için "sunset" (günbatımı) filtresi kullanılabilir. Belirli bir rengin hakimiyeti isteniyorsa, hiç bir sakıncası olmadan o renk bir filtre denenebilir.



Hatta çeşitli "multiple image" (çoklu görüntü) ve "cross" filtreleri bile denenebilir. Deneysel olarak her türlü filtre kullanmaya olanak sağlayan bir konudur siluet. Daha önce de belirttiğim gibi, yeter ki konunun belirginliği azalmasın.



ISO (ASA) Seçimi



Genel olarak, en yüksek keskinlik ve renk doygunluğu için düşük ISO'ları yeğlemek gerekir. Çünkü ASA değerleri yükseldikçe filmde grenler irileşmekte, dijital görüntülerde ise hem çözünürlük azalmakta hem de "kirlenme" (noise) artmaktadır. Yani son derece olumsuz etkiler yaşanmaktadır. Çok zor durumda kalmadıkça yüksek ISO değerlerinden uzak kalınmasını öneririm ve genel olarak 100 ISO'nun her derde deva olduğunu düşünenlerdenim. Hatta, 50 ISO gibi düşük değerli filmleri kullanarak, bu sonuçları yüksek ISO'lu filmlerin sonuçlarıyla karşılaştırabilirseniz, ne demek istediğimi çok daha iyi anlayabilirsiniz.



Dijital fotoğraf makinesi kullanıcıları bu denemeyi çok daha kolay yapabileceklerdir.
Kullanıcı çevrimdışı Yazıcıya Gönder
 

Sayfayı yazdır  |  Önceki Konu  |  Sonraki Konu
Hızlı Menü
 




Forum istatistikleri
Konular:219, İletiler:276, Kullanıcılar:280
Aramıza en son katılan üyemiz, emrahh
Doğum Günü Olanlar
Bugün Doğum Günü Olan Arkadaşımız Yok.