| 03.10.2006 01:29 | |
kEditorAdministrator Aktif Üye Mesaj sayısı 140 27.02.2007, 00:08:44 |
1924 yılından sonra Dadaizmin yerine geçen, Fransa‘da Andre Breton ve arkadaÅŸlarınca oluÅŸturulan edebiyat akımı. Bu akım, düşünce ve duyguların aklın denetimine girmesine karşı çıkar. Her türlü töresel ve sanatsal baskıyı bir yana atıp düşgücünün alabildiÄŸine özgürce kullanımını savunur. Bunun için de gerçeÄŸin her türlüsünden sıyrılmaya uzaklaÅŸmaya çalışır. Bilince sırt çevirip bilinçaltına yönelir. Bilinçaltının karmaşık dünyasını sanata aktarmaya yönelir. Bu akımın öncüsü ve kuramcısı Andre Breton (1896-1966) gerçeküstücülüğün yaslandığı ana düşünceyi şöyle açıklıyor: «Sürrealizm (gerçeküstücülük) sözle, yazıyla ya da baÅŸka bir biçimle düşüncenin gerçek iÅŸleyiÅŸini ortaya koymak için yararlanılan katıksız bir otomatizm. Aklın ve her türlü ahlaksal ve estetik kaygının denetimi dışında düşüncenin belirlenmesi. Sürrealizm, düşüncenin çıkar gözetmez oyununa, rüyanın sınırsız gücüne ve bugüne deÄŸin önemsenmemiÅŸ bulunan belli çaÄŸrışım biçimlerinin üstün bir gerçekliÄŸi olduÄŸuna inanır.» Bilinçaltı dünyasını sanata aktarmak isteyen gerçeküstücüler, bu tutumlarında Freud'ün (1856-1939) görüşlerinden büyük ölçüde yararlanmışlardır. Nedir bilinçaltı? İnsanın bastırılmış istemlerinin, tutku, istek ve özlemlerinin, baskı altında tutulan yönlerinin depolandığı alandır bilinçaltı. Bunlar törelerin, toplumsal baskıların, gelenek ve göreneklerinin baskı sonucunda oraya itilmiÅŸ, orada saklı tutulmaktadır. Saklı tutulan bütün bu ruhsal malzeme sanata yansımalı, aklın denetimi dışında kalan tüm düşler, kendinden geçiÅŸler, sayıklama ve sabuklamalar girmelidir sanata. Öte yandan düşgücü, tüm özgürlüğüyle iÅŸletilmeli, deÄŸiÅŸik düşlemler (fantazyalar) sanatsal yaratıların dokusu içinde yer almalıdır. Bunun için de sanatçı, yaratısını düzenli ve planlı bir biçimde hazırlamayı bir yana bırakıp, rastlantılardan, çaÄŸrışımlardan yararlanma yollarını denemelidir. Nitekim bilinçaltına inmek, aklın egemenliÄŸini sıfıra indirmek için deÄŸiÅŸik deneyler (hipnotizma ile uyutup konuÅŸturma, belirli bir konu saptamadan dilinin ucuna geleni kâğıda dökme, soru-yanıt oyunları kurma vb.) yapmış, bunlardan yararlanmışlardır. Gerçeküstücülük, Fransa'da Andre Breton'un yanı sıra, Soupault, Aragon, Eluard vb. ozanlarca sürdürülmüştür. Bu akım Fransa'da oluÅŸmuÅŸ, fakat dünyanın birçok ülkesinde izleyici bulmuÅŸtur. Türk edebiyatında tümüyle gerçeküstücü akıma baÄŸlı kalıp bu doÄŸrultuda ürün veren sanatçılar yok deÄŸildir. Ayrıca, gerçeküstücü nitelikler taşıyan tekerlemelerimiz, halk tasavvuf ÅŸiirinde yer alan kimi ÅŸathiyeler vardır. Özellikle Garipçilere karşı bir tutumla ÅŸiir yazan ve İkinci Yenici sayılan ozanların bir bölüğünün kimi ÅŸiirleri (Ece Ayhan, İlhan Berk, Oktay Rifat, Edip Cansever, Cemal Süreya vb.) gerçeküstücü ÅŸiirle sıkı bir kanbağı taşır. Yunus Emre'nin ÅŸu dizelerinde olduÄŸu gibi: Çıktım erik dalma Anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıyıp Der ne yersin kozumu Cemal Süreya'nm ÅŸu dizeleri de anlamı boÅŸlayan, çaÄŸrışımlardan alabildiÄŸine yararlanan, imgelemin özgürce kullanımını içeren özellikler taşır: Renklerinden dolayı okulsuz bırakılan Zenciler zenciler iki okka zencefil İntihar süsü verilerek GüneÅŸin linç edildiÄŸi bir akÅŸam Kaynak: Edebiyat Bilgileri Sözlüğü, Emin Özdemir, Remzi Kitabevi |