| 03.10.2006 01:37 | |
berivanÜye Yeni Üye Mesaj sayısı 3 04.08.2007, 20:13:24 |
Fransa'da XVIII. yüzyılın sonlarında baÅŸlayan ve klasik edebiyat akımına tepki olan, duygu, imge ve fantaziye ağırlık veren sanat akımı. Bu akım Victor Hugo ile bir edebiyat okulu (1827) kimliÄŸini kazanmıştır. Her sanat ve edebiyat akımı gibi Romantizm akımını da doÄŸuran deÄŸiÅŸik etkenler vardır. Bunlar ana yönleriyle şöylece özetlenebilir: Aydınlanma çağı dediÄŸimiz XVIII. yüzyılın belirleyici özelliÄŸi, feodal ve monarÅŸik düzenin yapısını deÄŸiÅŸtirmek, özgürlüğü, kardeÅŸliÄŸi, eÅŸitliÄŸi egemen kılmak diye belirtilebilir. Nitekim bu yüzyılın sonlarına doÄŸru gerçekleÅŸen Fransız İhtilali bu ana düşünceden beslenir. Bu ihtilal, sanat ve edebiyatı da etkiler. Edebiyat ve sanat alanında daha önceki akıma, Klasisizme bir tepki baÅŸlar. Bu tepkinin kökenindeyse temelde ÅŸu etkenler yatar: Fransız İhtilali'yle ortaya atılıp yaygınlık kazanan «Ã¶zgürlük, eÅŸitlik kardeÅŸlik» kavramları sanatçıları derinden etkilemiÅŸti. Öte yandan, kentsoylu (burjuva) sınıfın yükseliÅŸi, bu sınıfın yaÅŸamında oluÅŸan büyük deÄŸiÅŸmeler, tecimsel iliÅŸkilerin artışı, yeni yeni fabrikaların kuruluÅŸu, paranın tek güç durumuna geliÅŸi de yine sanatçıların dünyasını sarsmıştı. Ayrıca sanatçılar kapitalist, yani anamalcı düzenin çeliÅŸkilerini gözlemliyor ama nedenlerini anlayamıyorlardı. Kısaca bir bunalım içine düşmüşlerdi.Ne işçi sınıfının yanında yer alabiliyor, ne sermaye sınıfının. BoÅŸlukta, yanlızlıkta duyuyorlardı kendilerini. İşte bu etkenlerle anamalcı düzenin çeliÅŸkilerine baÅŸkaldıran bir yol seçtiler. Kentlerden, süslü cilalı salonlardan kaçma; özgürlüğü doÄŸada, kendi iç dünyalarında arama yolunu seçtiler. Seçkin sınıfların klasik ölçülerini, onların saptadıkları kuralların tümünü bir yana attılar. Bunları insanın yaratma özgürlüğünü engelleyen birer baÄŸ gibi gördüler. En iyi kural, kuralsızlıktı Romantikler için. Bunun için Yunan mitolojisine deÄŸil, Hıristiyanlığın mucizelerine, ulusal deÄŸerlere ve söylencelere eÄŸilmenin, halka ve doÄŸanın kucağına dönmenin gerekliliÄŸini savundular. Salt aklıyla davranan, düşünen insan «yozlaÅŸmış bir hayvan» dır görüşünden yola çıkarak insanların duygularını, düş ve güçlerini geliÅŸtirmeyi amaçladılar. İnsanı toplumsal çevresiyle birlikte algılamaya çalıştılar. İnsanı düzeltmenin, toplumu düzeltmekle gerçekleÅŸebileceÄŸine inandılar. Kestirmeden söylemek gerekirse, Romantizmin en belirleyici özelliÄŸi, «sanatçının kendi yerini bulamadığı bir dünyadaki iç tedirginliÄŸini, yeni bir toplumun özlemini yaratan güvensizlik ve kopmuÅŸluk»tur. Bunu, bu akımın belirleyici özelliklerini Heinrich Heine'nin ünlü Harz DaÄŸları adlı ÅŸiirinde görebiliriz: Siyah setreler, ipekli çoraplar, Beyaz, kibar kolluklar, Nazik konuÅŸmalar, kucaklaÅŸmalar... Ama ne olurdu biraz da kalpleri olsaydı! Göğüslerinde kalpleri, kalplerinin içinde de Sevgi, sıcak bir sevgi olsaydı... Onların yalancı aÅŸk acılarından söz açan dilleri Beni kahrediyor. Ben daÄŸlara çıkmak istiyorum: İyi kalpli insanları barındıran kulübelerin bulunduÄŸu İnsan göğsünün özgürce soluk aldığı, Özgür rüzgârların estiÄŸi daÄŸlara... BendaÄŸlara çıkmak istiyorum: Koyu çamların boy gösterdiÄŸi, Derelerin çaÄŸladığı, kuÅŸların öttüğü, MaÄŸrur bulutların akıştığı daÄŸlara... Hoşça kalın ey cilalı, parlak salonlar Ve onlar kadar dümdüz baylar, dümdüz bayanlar; Ben daÄŸlara çıkmak, yükseklerden Sizlere bakıp gülmek istiyorum. Görüldüğü gibi ÅŸair, kentsoylu (burjuva) yaÅŸamının boÄŸuntulu havasından kurtulmak, doÄŸanın sessizliÄŸine ve güzelliÄŸine sığınmak istiyor. Kentsoyluların acımaduygusundanyoksunluklarını,ikiyüzlülüklerini,yabancılaÅŸmışlıklarını vurguluyor.Salonlara olan tiksintisini, kulübelere duyduÄŸu sevgiyi belirliyor. Özgürlüğü doÄŸada, kulübeleri barındıran daÄŸlarda bulacağına inanıyor. «Salonlar ve saraylarla savaÅŸ, kulübelerle barış»bütün Romantikler gibi Heine'nin de yaslandığı görüş oluyor. Åžiir böylesine bir yönelimin ürünüdür bir bakıma. Bu ÅŸiirdeki yönelimler Romantiklerin tümünde görülebilir. Romantizm akımı deÄŸiÅŸik ülkelerde deÄŸiÅŸik biçimlerde çıkmıştır ortaya. Ancak belirttiÄŸimiz bu özellikler deÄŸiÅŸmez genellikle. Nitekim Alman edebiyatına baktığımız zaman Romantizm akımının ilk izlerine XVIII. yüzyılın ikinci yarısında oluÅŸan «coÅŸkunluk» sözcüğüyle karşılayabileceÄŸimiz Strum und Drang deviniminde rastlayabiliriz. Bu devinimin öncüleri olan Klopstock (1724-1803), Herder (1744-1803) Romantizmin müjdesini verirler.Ancak Romantizme giden kapıyı Dünya edebiyatının büyük adlarından biri olan Johann Wolfgang Goethe (1749-1832) olmuÅŸtur. Genç Werther'in Acıları adlı romanında döneminin acılarını, duygularını, duygusal bir dille sergilemiÅŸtir. VJilhelm Meister ve Wilhelm Meister'in Seyahat Yılları romanlarında da toplumun yeniden düzenlenmesi sorununa dokunur. Kaynak: Edebiyat Bilgileri Sözlüğü, Emin Özdemir, Remzi Kitabevi |