AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace

Merhaba Misafir, Forumlarımıza hoşgeldiniz.

Üye olmak için burayı tıklamanız yeterli. Kayıt işlemi ücretsiz olup, konulara cevap yazabilmeniz için gereklidir.
Hatırla
Parolanız
   
Forum
 Kültür - Sanat / Sinema
        Moliere'in hayatı sinemalarda

Moliere'in hayatı sinemalarda


07.03.2007 21:26

xezil


Üye
Yeni Üye

Mesaj sayısı 3
 17.03.2007, 13:34:50
Fransız Komedisi'nin Patron'u olarak görülen ve oyunları en çok oynanan yazar Moliere ölümünden 400 yıl sonra hala yaşıyor. Fransız yönetmen Laurent Tirard tarafından yapılan ve Fransa'daki 463 sinema salonunda birden gösterime giren filmde Moliere'in yaşamından kısa bir kesit sunuluyor. Moliere'i, daha önce Fransız sinemasının, uluslararası popülariteye sahip macera kahramanı ‘Arsen Lupen'i de oynayan Romain Duris canlandırıyor.

Filmin daha ilk karelerinde Moliere'i halk arasında, daha henüz ünlenmediği dönemler, tiyatro yaparken söylediği ‘Moliere efsanesi öyle bir yayılacak ki bundan böyle kimse Fransızca konuşalım demeyecek, Moliere'in dilinden konuşalım diyecek' şeklindeki kendine güvenli sözleriyle karşılaşıyoruz. Tarihi ve skoler bir film olmaktan ziyade oldukça modern ve akıcı olan film Moliere'in yaşamından zevkli bir kesit sunuyor sinemaseverlere.

Yıl 1644, Moliere henüz 22 yaşında. Boğazına kadar borca batmış durumda ve odacılar tarafından aranıyor. Tiyatro sahnesine trajediyle çıkmak istiyor fakat bu konuda oldukça kötü olduğu kendisine hatırlatıyor. Alacaklıların şikâyeti üzerine hapse düşen Moliere birden bire ortadan kayboluyor…

İşte bütün hikâye de burada başlıyor. Bütün bu zaman içinde neredeydi Moliere? Bu karanlık donemde Molıere'ın ne yaşamış olabileceğini yönetmen Laurent Tirard ve co-senarist Gregoire Vigneron'un imajinasyonundan öğreniyoruz. Genç ve güzel Markiz Celimene'i baştan çıkarmak için Moliere'den yardım isteyen ve onu hapisten çıkaran Jourdain (Fabrice Luchini) adlı bir zenginin evindedir Moliere.

Kendi tiyatro grubundan uzunca bir süre uzak kaldığı bu dönemde Moliere hala Jean Baptiste'dir ve bu süreçte komedinin ustası Moliere olur. Markiz'i tavlaması için Jourdain'ın evinde kendisine tiyatro dersleri veren Moliere, bu arada Jourdain'ın güzel karısı Elmire'e (Laura Morante) âşık olur. Eve geldiğinde kendisini Tartuffe (Moliere'in en başarılı oyunlarından birinin ve karakterinin adı) olarak farklı bir kimlikle tanıtan Moliere, Elmire'e tiyatrocu olduğunu ve trajedi oynamak istediğini söylediğinde, Elmire ona turnelere çıkması gerektiğini, şehir şehir, kasaba kasaba gezip oynamasını ancak bu şekilde ünlenebileceğini söyler.

Moliere ve Elmire bu kaçamak aşk ve tiyatro yolculuğuna beraber çıkmak isteseler de koşullar buna el vermeyecektir. Olayı fark eden Jourdain, Moliere'i yanına çağırıp karısının bir aşığı olduğunu ve onu gördüğü yerde boğmak istediğini söyler. Moliere olduğunu biliyordur fakat bunu direk yüzüne söylemez. Ve aralarında gizli bir anlaşma geçer, Jourdain kızını isteğinin dışında sevmediği bir erkekle evlendirmek üzeredir, Moliere, Jourdain'a karısının mutlu olmasının kızının da mutluluğuna bağlı olduğunu ve kızını sevdiği adamla evlendirmesi karşılığında karısının mutlu olacağını ve aşığını terk edip kendisine döneceğinin, yani Moliere olarak aradan çıkacağının sözünü verir. Ve sözünde durur…

Moliere'i izlediğiniz iki saat boyunca hiç sıkılmıyorsunuz ve film estetik olarak da, sinematografik olarak da başarılı bir film olarak değerlendiriliyor. Monolog ve diyalogların birbirlerine alternatif bir şekilde verildiği sahneler oldukça göz kamaştırıcı. Kostüm ve dekorlar güzel seçilmiş, bazen çok yeni görünseler de… Ve gerçek şatolar ile şirin dekorlar filmin bütçesinin oldukça iyi olduğunu gösteriyor.

Dil konusunda püristler (dilde özleştirmeciler) sadece Moliere'in dilinin kullanılmamasından şikâyet etseler de buradaki özgürlük filmi akıcı kılan bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Filmdeki bazı sahnelerde Moliere'in başyapıtlarından alıntılar yapılıyor ya da taklit ediliyor. Örneğin İnsandan Kaçış, Kibarlık Budalası, Bilgiç Kadınlar ve Gülünç Kibarlar'dan kesitler bir ritim içerisinde sunuluyor filmde.

Moliere'in biyografisini de yazan Ariane Mnouchkine'in daha önce yapmış olduğu ve daha çok skoler (okul kitaplarından öğrenilmiş şekilde) olarak değerlendirilen filmine göre Laurent Tirard'ın filmi daha fantezist ve daha modern bulunuyor.

Kendisi de oyuncu olan ve gerçek yaşamdaki birçok durumu kolayca bir oyun malzemesi haline getirmekte usta olan Moliere'in, bir süre evlerinde yaşadığı burjuva Jourdain'ın Markiz'i tavlamak için içine düştüğü komikliklerden, güzel sevgilisi Elmire ile olan diyaloglarına kadar birçok şeyi oyunlarına yansıttığına da tanık oluyoruz filmde. Filmde Moliere'in tüm yaşamı üzerine çok fazla bir şey bulunamasa da yazarın yaşamının renkli ve fantezi dolu bir döneminden zevkle izlenen bir kesit sunuluyor.

Fransız komedi yazarı Moliere 15 Ocak 1622'de Paris'te doğdu. Asıl adı Jean-Baptiste Poquelin'dir. Kral Louis XIII'in yayında sarayda döşeme işleri yapan bir babanın oğlu olan Moliere hukuk eğitimi yapar ve daha 18 yaşında avukatlık unvanını kazanır. Bir komedyen olan Madeleine Bejart'a aşık olur ve hukuku bırakarak kendini tiyatroya adar. 1643'te Illustre- Theatre adlı bir tiyatro topluluğu kuran Moliere 1644 yılında borçlarından ötürü hapse atılır. Finalde özgürlüğüne kavuşan Moliere, Madeleine ve grubuna kavuşur ve bütün Fransa'da turnelere çıkarlar. İlk piyesi ‘Şaşkın' (L'Etourdi)'ı Lyon kentinde sahnelerler. Paris'te 1959'da ‘Gülünç Kibarlar' ile büyük bir başarı yakalayan Moliere sadece güldürmek için güldürü anlayışını yıkarak güldürerek düşündürme, eleştirme ve eğitme amacını gütmüştür. Dünyaca ünlü komedi ustası Moliere'in diğer bazı eserleri ise şöyle sıralanabilir: Gülünç Kibarlar (Les Precieuses), Cimri (Avare), Şaşkın (L'Etourdi), Tartuffe, Kadınlar Mektebi (L'Ecole des femmes), Don Juan (Dom Juan), Adamcıl (İnsandan Kaçan-Le Misanthrope), Zoraki Hekim (Le Medecin Malgre Lui), Kibarlık Budalası (Le Bourgeois gentilhomme), Scapin'in Dolapları (Les Fourberies de Scapin), Bilgiç Kadınlar (Les Femmes savantes) ve Hastalık Hastası (Le Malade imaginaire).

Oyunlarında insanların ve toplumun içyüzünü çirkinlikleri, ikiyüzlülükleri, gülünçlükleri ve dalkavuklukları ile gözler önüne sermiştir. Moliere 17 Şubat 1673'te Paris'te ‘Hastalık Hastasını' oynarken sahnede öldü. Ölümünden 7 yıl sonra Kral Louis XIV'ün emri ile Fransız Akademisi kuruldu.

Laurent Tirard 1967'de doğdu. New York Üniversitesi'nde sinema eğitimi yaptı. Fransız film dergisi Studio'da gazetecilik de yapan Tirard, bir sinema dersi için yedi yıl boyunca Woody Allen, David Lynch, Martin Scorsese, Jean-Luc Godard ve Coen Kardeşler gibi çok ünlü yönetmenlerle röportajlar yaptı. Yaptığı bu çalışma Fransa, ABD, Kanada, İngiltere, İtalya, İspanya ve Brezilya'da yayınlandı. Daha sonra Fransız televizyon kanalları ve sineması için senarist olarak çalışan Tirard, Le Plus Beau Jour De Ma Vie ve Prête-moi Ta Main isimli filmlerde senaristlik yaptı. Tirard, iki kısa metrajlı film yaptıktan sonra 2004 yapımı Yalanlar ve İhanetler (Mensonges Et Trahisons) ve 2006 yapımı Moliere ile uzun metrajlı filmlerini gerçekleştirdi.

Filmin Künyesi:

Yönetmen: Christine De Jekel
Yapımcılar: Olivier Delbosc, Marc Missonnier
Oyuncular: Romain Duris, Fabrice Luchini, Laura Morante, Edouard Baer, Ludivine Sagnier, Fanny Valette, Mélanie Dos Santos, Louison Jourdain, Gonzague Requillart, Gilian Petrovski, Sophie-Charlotte Husson
Süre: 120 dk.
Ülke: Fransa
Dil: Fransizca
Kullanıcı çevrimdışı Yazıcıya Gönder
 

Sayfayı yazdır  |  Önceki Konu  |  Sonraki Konu
Hızlı Menü
 




Forum istatistikleri
Konular:198, İletiler:240, Kullanıcılar:217
Aramıza en son katılan üyemiz, free_idea
Doğum Günü Olanlar
miros (12)