Hrant Dink'in ailesi BM'ye gitmeyi düşünüyorKatledilen Ermeni asıllı Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in avukatlarından Erdal Doğan, Hrant Dink ve Malatya cinayetindeki birçok delilin karartıldığını belirterek, cinayetlerin aydınlağa kavuşması için BM bünyesinde bir soruşturma komisyonu kurulması için girişimde bulunmayı düşündüklerini söyledi. Hrant Dink'in katledilişinin üzerine bir yıl geçti. Ancak davadaki karmaşıklık hala bütün çıplaklığıyla devam ediyor. Dink'in cinayetine giden yoldaki ara duraklarda birçok devlet görevlinin ismi geçmesine rağmen hiç kimsenin yargılanmaması ve ifadesine başvurulmaması oldukça düşündürücü. Dink'in avukatlarından Erdal Doğan'a göre, "Yargı davayı Pelitli ilçesiyle sınırlı tutmaya çalışıyor." Mahkemenin delilleri karartığını ifade eden Doğan," AİHM bir bir üst mahkeme gibi çalışıyor. Onun için BM büynesinde bir soruşturma komisyonu kurmalıdır" diye konuştu. Hrant Dink'in katledilişin birinci yıl dönümünde davanın gidişatına ilişkin Av. Erdal Doğal ile konuştuk. - Hrant Dink cinayet davası şu anda ne aşamada? - Hrant Dink'in öldürülmesine giden süreç içerisinde sorumlu olan devlet içine sızmış kamu görevlisi, jandarması, polisi dışta tutularak, sadece Pelitli mahalesinde bulunan internet cafedeki bir grup ile uğraşlıyor. Bu işin arkasında olan ve görevini kötüye kullanan onu tehdit eden kamu görevlileri, bunun dışında tutuluyor. Bütün başvuru ve itirazlarımıza rağmen. - Kimler var… - Mesela Trabzonda il Jandarma Komutanı Ali Öz, bu işte direk sorumludur. Pelitli Jandarma İstibarat örgütü bu işte sorumludur. Trabzon'da Terörle Mücadele Şubesi'ndeki bir kısım polis bu işte sorumludur. Aynı zamanda istihbaratları değerlendiren ve davanın sanıklarından Erhan Tuncel'in göreve alan Muhittin Zenit ve İstahbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek de. Mühitin Zenit ile Erhan Tuncel'in konuşmaları var. Olayda ne kadar haberdar oldukları bellidir. Ve aynı zamanda gelen istihbaratta Dink'in öldürüleceği belli olmasına rağmen olayın üstüne gitmeyen İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve istihbarat daire başkanlığı bu işte sorumludur. Bir yönetici olarak İstanbul Valisi de. Çünkü Hrant Dink, öldürülmeden üç yıl önce Valilik binasında vali yardımcısı Erol Güngör'ün yanında tehdit edilmiştir. - Davada sık sık son günlerde Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan Veli Küçük'ün ismi geçiyor. Küçük'ün bu cinayetle ilgili son durumu ve bilgi nedir? - Cinayetten 1 yıl öncesinde kendisine Ahmet Demir, imzalı mektupta tehdit ediliyordu. Ahmet Demir, ismini kullanan Veli Küçük'ün direk ilgisi olan JİTEM'de çalışan ve kamuoyunda "Yeşil" koduyla tanınan Mahmut Yıldırım'ın kullandığı isimdir. Velik Küçük direk Hrant Dink'in duruşmalarına katılmaya başladı. Ve o grup, Hrant'a "seni bozuk para gibi harcarız" gibi tehditler savurmaya başladılar. Hrant Dink, Kücük'ün duruşmalara gelmesiyle birlikte çok tetirginleşmişti. 2006 yılında kendisine gelen bir başka tehdit mektubunda, " Ayağını denk almasan oğlunun cesedini Jandarma Komutanlığı'nda bulursun" ifadeler kullanılıyordu. Mahmut Yıldırım Türkiye'de Veli Küçük ile birlikte Jitemin kurucularındandır ve yıllardır birçok Faili meçhul cinayetler işlemiş. - Sizce dava bağımsız ve hiç bir kurumun etkisinden kalmadan yürütülüyor mu? - Ben Tükiye yargısının ve hukukun bağımsız ve tarafsız olduğunu düşünmüyorum. Ve davanın bu aşamada olması da, bunun göstergesidir. - Peki burada Türk medyesının rolü edir? - Agos Gazetesinde Sabiha Gökçen'nin Ermeni olduğuna dair çıkan haberlerden sonra Genel Kurmay Başkanlığı Dink'i hedef alan bir açıklama yaptı. Bu açıklamadan sonra Hürriyet gazetesi, Hrant Dink'i hedef gösterdi. Ve bir linç girişimi başlattı. Ardından diğer gazetelerin manşetleri ve köşe yazarların saldırısı sürdü. Onun için basının bu durumda rolü çok büyüktür. - Trabzon'daki rahib Andrea Santoro cinayeti, Hrant Dink ve Malatya olayın bir biriyle ilişkisi var mı? - Rahib Andrea Santoro'nun öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Hrant Dink, Malatya'daki katliam, İzmir'deki rahibin bıçaklanması ve Samsun'daki rahibin öldürülmesine gidilmesi gibi birçok olay bir kalemden çıkmıştır. Ve tek merkezden yönetilmiştir. - Peki elinizde somut bir belge var mı? - Somut bilgi şöyle var; Trabzon'daki rahibi öldüren çocuk diyor ki ; dinime küfür edildiği ve Türklüğe hakaret ettiği için ben onu öldürdüm. Kullandığı silah Glock marka bir silahtır 15 yaşındaki bir çocuk bunu nerede buldu diye buna bakılmıyor hiç. Çünkü bu silahı sadece istihbarat örgütleri kullanıyor. Birde gizli örgütler. Ama böylesi bir silah 15 yaşındaki bir lise öğrencisinin belinde ve cinayet işliyor. Bu hiç araştırılmadı. Olay öyle kapandı. Hrant Dink'in öldürülmesinde de, ilk başta benzer şeyler söylendi. Ancak çocuk daha sonra bu işte kullanıldığını söyledi.Ve bu işte bazı devlet görevlilerin olduğu ortaya çıktı. Danıştayın sanığı avukat olan Alparslan Aslan, Veli Küçük ve Oktay Yıldırım ile birlikte mitinglerde birlikte görülüyorlar. Ve Stolkom'da Veli Küçük ile birlikte fotoğrafları çıktı. Sonrada Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve İstanbul Ümraniye'de bulunan bombalar. Bu bombalar emekli asubay Oktay Yıldırım'a ait olduğu ortaya çıktı. Oktay Yıldırım ise Veli Küçük ile Hrant Dink davasında müdahil olmasısını istemişti. Malatya'da da, çocuklar , tanımadıkları Hristiyanları öldürüyorlar. Yine oraya gelen tehdit mektupların da da, jandarma ve polis var. Ama bu olay araştırılmıyor. Burada bir konsept var. Parça parça cinayetleri işliyor. - Sizce dava bundan sonra nasıl bir seyir izleyecek. Beklendileriniz nellerdir? - Davanın Pelitli'deki internet cafeye sıkıştırılması için büyük çaba var. Gerek Hrant Dink olsun gerek ise Malatya davasında olsun deliller karartılıyor. Yargılanması gereken suhpeli şahıslar soruşturulmuyor. Her iki davada mevcut sanıklarla bitirilmek isteniyor. Böyle bir çaba var. - Deliller nasıl karatılıyor… - Her iki davada bant kayıtları ve görüntü kayıtları imha edildi. Ve tutanaklar imha edildi. Bütün bunlar gizli oldukları gerekçesiyle yapıldı. - Peki iç hukuk yolu tıkanırsa, davayı AİHM 'e taşımayı düşünüyor musunuz? - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM ) yolu her zaman açık. Ama daha etkili bir aracın devreye girmesi gerekiyor. - Nasıl yani? - Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Araştırma Komisyonu, bu davaya direk müdahil olup bağımsız bir soruşturma komisyonunu oluşturması gerekiyor. - AİHM etkili olmuyor mu? - AİHM bir bakımdan yüksek yargıtay gibi çalışmaya başladı. Hem davaların görüme hızı hem de, soruşturmayı derinleştirecek bir aracı yok. Örneğin BM'nin öldürülen eski Lüblan başkanı Refik Hariri cinayetinde yaptığı araştırma ve kurduğu uluslararası bağımsız bir mahkeme var. Bu iki de davada da, uluslararası bir mahkeme olmasa bile BM bünyesinde kurulacak bir komisyon tarafından mercek altına alınıp, araştırılmalıdır . - Böyle bir girişiminiz var mı? - Bu düşünülüyor. Şuanda ciddi bir şekilde gerek avukatlar gerek ise taraflar tarafından tartışılıyor. - Cinayetten sonra Dink ailesine tehditler sürüyor mu? - Evet, Dink ailesi bir tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz. Avukatlar da, bu tehditlerden nasibini alıyorlar - Peki Dink ailesi Türkiye'yi terk etmeyi düşünüyor mu? - Şu anda öyle bir durum yok. - Agos gazetesinin davalarına da, katılıyosunuz. Gazetenin üzerinde baskılar devam ediyor mu? - Agos gazetesinin E-mail kutusu tehditlerle dolu. Bütün çalışanları tehdit ediliyor. Ancak gazete kendi ilkelerinden taviz vermeden yayına devam ediyor. Kaynak: ANF Yazdır | gulbahar | 31.01.2008, 15:32:00Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok |
|