AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Kadın

Kadınlar mücadelenin ortaklaşmasını istedi


Kürt sorununa anayasal çözümün tartışıldığı konferansta kadınlar 'mücadele ortaklaştırılmalı' dedi.

Türkiye Barış Meclisi'nin 'Yeni Anayasa Sürecinde Demokratikleşme ve Kürt Sorunu' konferansında kadınlar 'mücadelenin ortaklaşmasını' istediler. 'Kadın Hareketi ve Barış' konulu oturumda konuşan İHD MYK Üyesi Yüksel Mutlu, ülkede kadınlara ilişkin onca sorun varken, türbanın öne çıkmasını eleştirerek, devletin yurttaşların kılık kıyafetleri ile uğraşmaması gerektiğini söyledi.
Diyarbakır Kadın Platformu'ndan Sara Aktaş, barış ve demokrasi mücadelesinin kadınlar tarafından verildiğini, cumhuriyetin demokratikleşmesinin, kadının özgürleşmesi ile mümkün olduğunu söyledi. Bugün politik tutukluların yüzde 10'unu kadınların oluşturduğunu belirten Aktaş, barışı kimsenin bahşetmeyeceğini, inançlı, kararlı mücadele ile kadınların barışı elde edeceğini söyledi. Aktaş, kadınların mücadele deneyiminin sıçrama noktasında olduğunu belirtirken, tüm çevrelerden kadınları içeren kadın meclislerini 'acil ihtiyaç' olarak nitelendirdi.
İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Fatmagül Berktay da kadınların itaate zorlanmaya karşı mücadele etmesini, bu mücadeleyi de ortaklaştırmasını önererek, 'Ortak direnç noktaları oluşturabiliriz' dedi.
Halen tutuklu bulunan SES MYK Üyesi Meryem Özsöğüt'e 'özgürlük' isteyerek konuşmasına başlayan SES MYK Üyesi İlknur Başer, ABD'nin Irak'ı işgaline gerekçe yaptığı 'barış getirmek' söylemini örnek göstererek, barışın içinin alabildiğince boşaltılmaya çalışıldığını söyledi.
'
Şiddete karşı olmak ve kadın olmak' 

Şair-Yazar Sennur Sezer de bugün partilerin 'En milliyetçi biziz' diye birbirleri ile yarıştığına, Mersin'de Newroz sonrası yaratılan bayrak krizine, artan milliyetçilik ve şiddet ortamına dikkat çekti. Bütün dünyada kadın hareketinin savaş içinde boy attığını kaydeden Sezer, birbirlerine karşı kışkırtılan annelere de vurgu yaptı. 'Şiddete karşı olmak ve kadın olmak'ı önemsediğini kaydeden Sezer, her türlü şiddete karşı mücadelenin ortaklaşma ve ortak sözün bulunması ile mümkün olduğunu söyledi. Uzun mücadelelerini başarı ile sonuçlandıran Novamed'li kadınlardan alıntılar yaparak onların coşku ve kararlılığını salona taşıyan Sezer, sözlerini Şiddete Karşı Kadın Hareketi'nin sözü olan 'Herkes barış istiyor ama en çok biz kadınlar istiyoruz' diyerek bitirdi.
Ka-Der Başkanı Hülya Gülbahar ise Doğu ve Güneydoğu'da yetişkin her iki kadından birinin, Türkiye genelinde ise beş kadından birinin okuma yazma bilmediğini anlatarak, bunun son seçimlerde getirilen bağımsız oy pusulası değişikliği ile kadınların sadece seçilme değil, seçme özgürlüklerinin de ellerinden alınması demek olduğunu dile getirdi. 

Beşikçi'ye beyaz tülbent 

Bu arada konferansa katılan Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, Sosyolog İsmail Beşikçi'ye tülbent armağan etti. Sahneye çıkan kadınlar ile Beşikçi, salondakiler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Tülbendi Beşikçi'ye armağan eden Diyarbakır Barış Anneleri İnisiyatifi'nden Emine Özbek, barış talebini dile getirdi. Konuşmasını Kürtçe yapan Özbek, 'Kürtler inkar ve imha edilmeye devam edilirse, buna karşı çıkacaklar. Biz barış diyoruz onlar zehirle cevap veriyor. Biz Barış Anneleri olarak bunu kabul etmiyoruz. Barış istiyoruz' dedi. Özbek'ten tülbendi alan İsmail Beşikçi ise 'Barış Anneleri'ni saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Duygu ve düşüncelerini biliyorum. 25 yıllık Kürt savaşının sonuçlarından birisi Kürt kadınlarının yoğun olarak siyasal yaşama katılmalarıdır. Kadınların herhangi bir toplumsal mücadelede toplumsal ve siyasal yaşama katılmaları, o mücadelenin de önemli bir göstergesidir. Çözüm için de yol açıcıdır' diye konuştu. 

'Demokratik özerklik' tartışıldı 

Sempozyumun Ayhan Bilgen'in yönettiği 3'üncü oturumunda, 'Bölgesel Yönetim' tartışıldı. İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Oktay Uygun, Kürt sorununun çözümü bakımından özerk, bölgesel bir yönetim önererek, Türkiye'de kamu yönetim reformuna ihtiyaç olduğunu, kalkınmanın da bu şekilde sağlanabileceğini söyledi.
Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cengiz Aktar, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in veto ettiği Kamu Yönetimi Temel Kanunu'nda bölge yönetimine yer olmadığını, tipik bir yetki devri, Ankara'nın kendisinin yapmadığı işi yerele ihale etmesi durumunun bulunduğunu söyledi. Bölgesel yönetim açısından AB'yi savunmak gerektiğini belirten Aktar, AB ivmesi sayesinde bölgeselliğin en merkezi ülkeleri bile etkisi altına aldığını, dönüştürdüğünü vurgularken, AB fonlarının kullanılmasını önerdi.
KONDA Genel Müdürü Tarhan Erdem ise mevcut Anayasa ile reform yapmanın mümkün olmadığını, bu Anayasa'nın hiçbir şekilde savunulacak bir yanının bulunmadığını ve nasıl olursa olsun mutlaka en kısa zamanda değişmesi gerektiğini savundu. Korkular nedeniyle üniter devlet, federal devlet tartışmasının yapılamadığını, üniter devletin ne olduğunu da bilmediğini aktaran Erdem, yeni Anayasa'da 'yasama yetkisinin TBMM ve yerel meclislerde olduğuna' yer verilmesi gerektiğini söyledi. 

Kaynak: Evrensel

YazdırYazdır | gulbahar | 11.02.2008, 18:31:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar
Tahrik - (Makale)
Medyada kadın! - (Makale)
Kadın ve Savaş - (Makale)

Okuyucu değerlendirmesi