AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

54 yıllık gerçek aşk


Yarım asrı aşan, her anı sevgi dolu bir birliktelik, 'yapay aşklara' inat ilk günkü gibi devam ediyor.

Sahte dünyaların yaratıldığı ve sevginin ticari bir kavram haline getirildiği günümüzde tüketim toplumuna inat gerçek bir aşkı yaşıyor Arın çifti. Onlar tam 54 yıldır evliler. Evlendiklerinde Hıdır Arın 18, Sakine Arın ise 13 yaşındaymış. Evlenebilmek için Sakine Arın'ın yaşını büyütmek zorunda kalan çift, 54 yıllık evliliğe 3 çocuk, 4 de torun sığdırmışlar. Hayatın bütün cilvelerine ve acılarına rağmen ömür denen uzun yolu el ele yürüyerek kopmaz bağlarla bağlanmışlar birbirlerine. Kapitalizmin sevgiyi sermayeye dönüştürdüğü 'Sevgililer Günü'nde birlikte yarım asrı geride bırakan Hıdır (75) ve Sakine (70) Arın çifti ile aşkı ve sevgiyi konuştuk. Hıdır amca iki sefer kaçırmış Sakine teyzeyi. İlk kaçtıklarında Sakine teyzenin amcaları bulmuş onları, ikincide de Sakine teyzenin dayısı yardım etmiş; öyle kaçabilmişler. Daha sonrası ise ayrı bir sefalet, ayrı bir acı... 'Bizim 12 çocuğumuz oldu ama üçü yaşıyor' diyorlar. 

'Allah da yazsa ben onu bozarım!' 

Sakine teyzeyle 1952'de bir yakınlarının düğününde tanıştıklarını anlatıyor Hıdır amca. Köye gittiğinde babasının kendisine 'Kazım'ın kızını sana isteyelim' dediğini ve bu sürecin başladığını ifade ediyor. 'Daha sonra babamlar istemeye gittiler. Ancak Sakine'nin babası vermemiş. 'Allah dta yazsa ben onu bozarım' demiş. Babam da kızı vermedikleri için bana kızıyor. Sanki ben demişim gidin bana kız isteyin diye. Ama işte karşı gelemiyorsun' diyerek anlatıyor ilk tanışmalarını Hıdır Arın. Daha sonra belli bir süre bu konunun kapandığını, hatta kendisinin çalışmak için Erzincan'ın Kemah ilçesine gittiğini, kışı da orada geçirdiğini söylüyor. 'Ovacık'ta Karaoğlan'a yakın bir köy var; oraya gittim. Sakinelerin köyünde Hıdır isimli biri var. Bana yolda rastladı. Kardan yol açmışlar ki insanlar gidip gelsin, o kadar çok kar yağmış. Bana 'Sen bana bir dana vermezsen o kızı götüremezsin bu köyden' dedi. Ben de 'Bak bu karın altında siyah toprak var, onda çimenler biter, derelerden su akar, o zaman konuşuruz' dedim. Zaten daha sonra da hep o takip etti, aradı bizi' diyen Hıdır Arın, sözlerine şöyle devam ediyor: 'Martta tekrar Kemah'a gittim. 45 gün çalıştım, o zamanın parasıyla bana bir lira veriyorlardı. Paramı biriktirdim. Sakine'yi kaçırmak için bir tane tabanca aldım. Güze kadar da Kemah'ta kaldım. Güzün haber geldi köyden, gittim.' 

'Kaçıramazsam köyü yakacaktım' 

Köyden iki arkadaşı ile beraber Sakine teyzenin köyüne gittiklerini anlatan Hıdır amca, Sakine teyzenin Cafer adında bir dayısı olduğunu, onun da kendilerine yardım ettiğini belirtiyor. 'Cafer dayı Sakine'yi bizim gideceğimiz yere getirmiş. Bakmışlar ki biz yokuz, geri götürmüş. Köyde Sakine'yi kaçırmışlar diye o bana karşı olan Hıdır silahla peşimizden geliyordu' diyerek ilk kaçma deneyimlerini anlatan Hıdır Arın, 'Hıdır geldi, ben bir taş vardı yolun kenarında, gittim o taşın arkasına oturdum. Hıdır da önünden geçecekti. Geldiler orada bir yerde durdular, köylülerden biri, 'Kız köyde siz kızı arıyorsunuz' dedi. Geri dönüp gittiler. Böylece ilk kaçma deneyimlerinin başarısız olduğunu anlatan Sakine teyze ise 'Amcamlar bizi yakaladı. Beni döve döve eve götürdüler' diyor. İkinci kez Sakine teyzeyi kaçırmak için köye gittiklerinde ise kararlı olduğunu ifade eden Hıdır amca, 'Yine arkadaşlarımla gittik. Ama bu sefer kaçıramasaydık bütün köyü yakacaktık. Ellerimizde meşaleler vardı. Ot yığınlarını ateşe verecektik' diyor. 

Her gün sevgiye adanmalı

Kendilerine Cafer dayının yardımcı olduğunu belirten Hıdır amca, bu sefer kendilerini garantiye almak için yolu uzattıklarını ve dolana dolana Ovacık'a gittiklerini ama bu kez kaçmayı başardıklarını anlattı.
'Ben kaçırdım, amcaları geri aldı. Ama sonunda başardık' diyen Hıdır Arın, daha sonra ailelerinin kendileri ile konuşmadığını kaydetti. '12 çocuğumuz oldu, 9'u öldü. Kemah'ta 9, Divriği'de 24 sene yaşadık; İstanbul'a geleli de 17 sene oldu. Her biri bir yerde kaldı. Yaşayan 3 çocuğum da Kemah doğumlu. O zaman Hıdır işçi olarak çalışıyordu. Sonra TCDD'ye geçti' diyen Sakine teyze, Hıdır amcayı ilk kez gördüğünde ona aşık olduğunu söyledi. Evlendiklerinde aileler sırt çevirdiği için zor günler yaşadıklarını belirten Hıdır amca, akşam ısınmak için gündüz sokaklardan kömür topladığını anlatıyor. Kaçtıktan sonra Kemah'ta tek odalı bir ev tuttuklarını söyleyen Hıdır amca, yatakları olmadığı için yerde minderin üstünde yattıklarını dile getiriyor. 'Babamlar ve Hıdır'ın babası bize yatak vermedi ki yatalım. 2 ay bir akrabanın verdiği yatakta yattık. Sonra kızmışlar babamlara; 'Niye oğluna gelinine yatak vermiyorsun' demişler. Bir kat yatak yolladılar, o da küçücüktü' diyen Sakine teyze, şöyle devam ediyor: 'Hıdır gidip yollardan yün topluyordu. Ben yıkardım, sobanın arkasına koyar, kurutur, o yatağın içine koyardım ki boyu uzasın.'
Sevgiye her günün adanması gerektiğini belirten Hıdır amca, 'Sevgiye bir gün yetmez' diyor. 'Önceden Sevgililer Günü yoktu ki. Anneler günü vardı, babalar günü vardı ama Sevgililer Günü yoktu. Biz bilmiyorduk. İstanbul'a geldiğimizde öğrendik' diyen Sakine teyze, eşinin kendisine Sevgililer Günü'nde altın aldığını anlatıyor. Sakine Arın, 'Bizim zamanımızda öyle aşk falan da yoktu. Biz aşık olduğumuzu bilmiyorduk ki. Şimdi biliyoruz. Kocama aşığım' dedi.

Kaynak: Evrensel

YazdırYazdır | gulbahar | 14.02.2008, 12:01:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar

Okuyucu değerlendirmesi