
Dinime söven bari Müslüman olsa!
Kürtçe hizmet verdiği için görevden alınan Sur Belediye Başkanı, Erdoğan'ın asimilasyonla ilgili sözlerine şaşırdı.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Almanya'da yaşayan Türklere yaptığı 'asimilasyon insanlık suçudur, asimile olmayın, anadilinize sahip çıkın' çağrılarının yankıları sürüyor. Başbakan'ın bu sözlerine en çok şaşıranlar ise Kürtler oldu. Kürtçe seçim propagandası yapmanın bile yasak olduğu Türkiye'de, Kürtçe seçmeli ders istedikleri, anadilde eğitim istedikleri, Kürtçe yayın yapıp, broşür dağıttıkları için neredeyse binlerce insan soruşturmaya uğradı, haklarında dava açıldı ve açılmaya da devam ediliyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri ise Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı iken tam da asimilasyona karşı mücadele biçimi de sayılacak şekilde belediye hizmetlerini kentin Kürtçe, Ermenice, Süryanice gibi yerel dillerinde sunma kararı alan Abdullah Demirbaş oluşturuyor. Demirbaş'ın sadece bu ay içinde Kürtçe kullandığı için yargılanacağı 5 davası var. Bunlar arasında Kürtçe oyun kitabı, Kürtçe bilgisayar yazılım sistemi, Kürtçe İnsan Hakları Haftası pankartı asmak ve hatta halkı organ bağışına yapmaya çağırmak için hazırlanan broşürlerin Kürtçe olması 'suçları' da var.
Demirbaş: Çifte standart
Gazetemize konuşan Sur Belediyesi eski Başkanı Abdullah Demirbaş bu yüzden Başbakan Erdoğan'ın Almanya'daki çağrılarını 'Dinime küfreden bari Müslüman olsa' sözleriyle tepki gösterdi. 'Hakkımızda açılan davalar bizi asimile etmeye yönelik değilse niye Kürtçe kullandığımız için bize dava açılıyor?' diye soran Demirbaş, asimilasyon insanlık suçuysa Başbakan ve AKP Hükümeti'nin de bu suçu işlediğine işaret ederek 'Başbakan Erdoğan bu çifte standart ile bir Türk milliyetçisi ve Türk-İslam sentezi savunucusu olduğunu göstermiştir' değerlendirmesinde bulundu.
Hükümet insanlık suçu işliyor
Demirbaş, 'Sayın Başbakan 5 yıllık iktidarı boyunca Kürtler için hiçbir şey yapmadı. Erzurum'da 8 yaşında bir çocuk Kürtçe konuştuğu için hakkında soruşturma açıldı. Sur Belediyesi çocuk müzik grubumuz ABD'de Kürtçe şarkı söyledikleri için yargılanıyor. Bütün bunları yapan Erdoğan'ın hükümetinin bakanlarıdır. Başbakan Almanya'da yaşayan Türklerin haklarını isterken, kendi komşusu, kardeşi olan Kürtlerin bütün haklarına bombaları reva görüyor. Bir laf vardır 'dinime küfreden bari Müslüman olsa'. Biz Avrupa'daki Türklerin de dahil bütün halkların asimilasyonuna karşıyız. Ama bunu söyleyen kişinin asimilasyonu uygulayan kişi olmaması gerekirdi. Başbakan, bu insanlık suçunu işleyen kişidir, bunu yapan hükümetin başındadır. Erdoğan aslında bir Türk Milliyetçisi olduğu ve Türk İslam sentezinin önemli bir savunucusu olduğunu göstermiştir. Erdoğan diyor ki 75 tane Kürt milletvekilim var, Kürtleri biz temsil ediyoruz. Sormak lazım Sayın Erdoğan Kürtler için hangi adımı attı? Attıkları tek adım operasyon kararı almak oldu. Kürtleri asimile etmeye devam ediyorlar' diye konuştu.
Kosova'ya destek Diyarbakır'a dava!
Demirbaş'ın hükümetin 'çifte standart' uygulamasına karşı verdiği bir örnek de dikkat çekici. Kosova'nın Gilan Belediyesi'nde 2 bin Türk nüfusu bulunduğu için belediye Türkçenin 3. resmi dil olarak kabul edilmesine ve hizmetlerin Türkçe de yapılmasına karar verdi. Demirbaş'ın iddiasına göre bu uygulama için bizzat Erdoğan'ın danışmanları çalışma yaptı. Ve bu kararın alınması tam da Sur Belediyesi Başkanı Demirbaş'ın görevden alınması sürecine denk düştü. Yani AKP Hükümeti Diyarbakır'da dava açtıkları uygulamanın Kosova'da kabul edilmesi için mücadele verdi!
Bekara karı boşamak kolay' mıymış?
Almanya hükümetini asimilasyonla suçlayan Başbakan Erdoğan'a, Türkiye'deki uygulamalarından birkaç örnek hatırlatmak gerekiyor: *Başbakan Erdoğan Almanya'da 'anadile sahip çıkma' çağrısı yaparken birkaç hafta önce Diyarbakır'da anadil eğitimi isteyenleri 'Bekara karı boşamak kolay' diye azarlamıştı. *Türkiye'de hâlâ seçimlerde 'Kürtçe propaganda yapmak' yasak *İnsanların çocuklarına içinde Kürtçe harf bulunan isim koyması yasak. Kürtçe isimler Türkçeleştirilerek nüfus cüzdanına yazılabiliyor *Televizyonda günde 35, radyolarda 45 dakikadan fazla Kürtçe ve ülkede konuşulan diğer dillerde yayın yapmak yasak *Diyarbakır ve diğer bölge illerinde Kürtçe davetiye, broşür, pankart, yeni yıl kutlaması gibi nedenlerle dava açılan birçok belediye başkanı ve kitle örgütü temsilcisi bulunuyor. *Gaziantep'te Çoban Ateşi gazetesi Kürtçe yayın izni aldığı halde 'Türkçeden başka dil kullanma' suçundan toplatıldı. Yani Türkiye'de Kürtçe gazete çıkarmak da yasak! *AKP döneminde üniversitelerde 'Kürtçe seçmeli ders olsun' diye dilekçe veren, Kürtçe şarkı söyleyen yüzlerce öğrenciye soruşturma ve dava açıldı, eğitim hakları ellerinden alındı.
Kaynak: Evrensel
Yazdır | gulbahar | 14.02.2008, 12:03:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|
|
|