DTP'nin Çatı Partisi Önerisi Gündeme GeliyorDTP'den Türk, partinin kapatılması ihtimaline karşılık "sosyalistlerin, liberallerin, aydınların" katılcağı bir çatı partisi önerisini tekrarladı. Seçim öncesi gündeme gelen öneriye soldan farklı yaklaşımlar vardı. Demokratik Toplum Partisi (DTP) Grup Başkanı Ahmet Türk, 22 Temmuz seçimleri sonrasında gündeme gelen, sol partileri ve liberalleri de kapsayacak bir çatı partisi önersini yineledi. "Bu çatı partisinin öncülüğünü demokrasiye inananlar, sosyalistler, ezilenlerden oluşacak kadrolar, aydınlar ve sivil toplum örgütleri yapacak. Her kesimin sorunlarını içselleştiren bir parti olmalı." bianet'in edindiği bilgiye göre Türkiye Barış Meclisi'nin içinde yer alan bazı isimler bu konuda bireysel görüşmelere başlamış durumda. Fakat akademisyenlerin, gazetecilerin, yazarların, politikacıların ve aktivistlerin oluşturduğu Barış Meclisi bu konuda henüz kurumsal bir çalışma yürütmüyor. DTP Grup başkanvekili Selahattin Demirtaş da bianet'e "İlerici demokrat, aydın, sol liberal kesimlerin en azından mevcut sisteme karşı güçlerini birleştirmeleri, taktiksel ittifak yerine stratejik bir birliktelik, çatı partisi ihtiyacı uzun süreden beri tartışılıyor. DTP bu sürecin pozitif yöne evrilmesi için çaba sarf ediyor. Somut bir aşamaya ulaşabilmiş değil" dedi. DTP'nin kapanması ihtimaline karşı Türk, geçen hafta sonu Türkiye Barış Meclisi'nin düzenlediği "Yeni Anayasa Sürecinde Türkiye'de Demokrasi ve Kürt Sorunu" başlıklı konferansta, DTP'nin önümüzdeki dönemde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılabileceğini; bunun üzerine bir çatı partisinin gündeme gelebileceğini belirtti. Taraf'ın haberine göre, Türk "Bir Kürt partisi olarak çıktığında çok fazla kucaklayıcı olmayacak. Bir sosyalist, Marksist parti olarak çıktığında her kesimi kucaklayamayacak. Bu ise herkesi kucaklayacak; mesela liberal kesimden Kürt sorununun çözümünü isteyen, Türkiye'nin değişim dönüşümünü isteyen, insanların da yer alabileceği bir parti" dedi. Aynı çağrı DTP'nin 8 Kasım'da yapılan 2. Olağan Kongresi'nde eşbaşkanlığa seçilen Nurettin Demirtaş'tan da gelmişti. 22 Temmuz'dan kısa süre önce DTP ve sosyalist partiler işbirliğine giderek bazı seçim bölgelerinde ortak adaylarla seçime girmişti. Sonuçta bağımsız olarak Meclis'e giren milletvekilleri Akın Birdal'ın da katılımıyla DTP grubunu kurarken, Ufuk Uras da tekrar ÖDP'ye geçmişti. Sosyalist soldan farklı görüşler Bununla birlikte, "çatı partisi" önerisine sosyalist partilerden farklı yaklaşımlar var. Örneğin seçimden seçime gidilen ittifakların etkisiz kaldığını vurgulayan Emek Partisi (EMEP) bunun bir gereklilik olduğunu söylüyor. Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) de aynı görüşte. DTP, EMEP ve SDP seçimlerden sonra bu yönde ortak görüşmeler yürütmeye başlamıştı. Ekim 2007'de Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Olağanüstü kongresi öncesinde Uras'ın da altında imzası bulunan bir bildirideyse "çatı partisi" önerisinin "uygun bir araç olmadığı" ve "pratik olarak uygulanamayacağını" söylenmişti. "Farklı öncelikleri olan Kürt muhalefetinin ve sosyalistlerin, solun bir ve tek bir çatı altında birleşmeleri her iki kesim açısından da sorunludur." Benzer bir şekilde Sosyalist Emek Hareketi'nden (SEH) Kenan Kalyon da sosyalistlerin birliğinin ve yakın işbirliğinin önemli olduğunu vurgulamıştı. Kaynak: BİA Yazdır | gulbahar | 16.02.2008, 16:34:00Yorumlar
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok |
|
Çatı partisi ve damdaki kemancı
İmralı sakini Apo, geçtiğimiz aylar içerisinde avukatları ile yaptığı bir görüşmede; DTP’ye, sol partilerle ittifak kurarak bir “Çatı Partisi” şemsiyesi altında faaliyet göstererek, Mart 2009 yerel seçimlerine hazırlık yapması talimatını vermişti.
Her zamanki gibi talimatı alan DTP’li yöneticiler, toplumun genelinin, isimlerinin açılımlarını bile tam olarak bilemediği bazı sol tandanslı siyasi partilerle görüşmelere başladılar. Bilindiği gibi, geçtiğimiz 22 Temmuz seçimlerine “Bin Umut Adayları” adı altında ÖDP, EMEP ve SDP ile birlikte giren ve bu girişimden umduğunu bulamayan DTP, bu sefer ÖDP ile pek anlaşamamış gibi görünüyor. ÖDP’nin eski Genel Başkanı, yeni Diyarbakır Bağımsız milletvekili Ufuk Uras’ın, bu tür bir birleşmeye yanaşmadığı da geçmiş açıklamalarından zaten biliniyordu.
Çatı partisi ile ilgili gelişmeler, Diyarbakır toplantısı sonrası, DTP’nin Ankara’da yapılan 2. Olağan Kongresi’nde netlik kazanmaya başladı. DTP’ye göre bu, bir seçim ittifakı değil, stratejik işbirliği idi. Sloganları ise; “Birlikte Yaşam, Birlikte Çözüm”. Çatı partisinin adı da belli gibi. Apo’nun son dönemde ısrarla dillendirdiği “Demokratik Cumhuriyet” söyleminin partiye dönüşmüş şekli, yani “Demokratik Cumhuriyet Partisi”. Burada verilmeye çalışılan mesaj, partinin hem demokrat (!) ve hem de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhuriyet’ini temel almış olduğu (!) Kısaca; parçalama ve bölme yok!!!
Aslına bakılırsa DTP’nin bir açılım peşinde olduğu bir süredir izleniyor. Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde oylarını AKP’ye kaptıran DTP, oyların geri alınması hedefi doğrultusunda “dine yönelme” girişimleri göstermiş, terörist cenazelerinde cübbeli imamlarla boy göstermiş, mevlitler okutmuş ve etkinliklerinde de elde “Kuran” taşıtmıştı. Bir taraftan dine yönelen DTP, bu kez tam tersine aşırı sol olarak bilinen, Marksist-Leninist bir ideolojiye sahip cenaha da yanaşıyor. Tuz ile şekeri birbirine karıştırıp içmek gibi bir şey bu. Söylemlerine göre; Türkiye partisi olma gibi, bize göre son derece uzak ve imkânsız bir idealleri varmış !!! Öyle ya; biraz ondan, biraz bundan; işte size; Türkiye partisi!!!
Bazı sol partilerin ve belli görüşteki belli oluşumların, Kürtçü organizasyonlar ile zaman zaman ortak amaç doğrultusundaki belli etkinliklerde, işbirliği içerisinde birlikte hareket ettikleri söylenebilir. Bu durumdaki işbirliğinin ortak paydası, her zaman olduğu gibi yine “Ortak Amaç”. Ortak amacın biraz dışına çıkıldığında ise, bu sefer eleştiriler birbiri ardına geliyor.
Kürtçü kesimden ziyade, aşırı sol cenahın Kürtçü kesime yönelik eleştirileri hat safhada ve oldukça da haklılar. Sol cenah, Kürtçü olarak bilinen kesimi “Milliyetçilik” yapmak ile suçluyor. Çünkü sol literatürde Milliyetçilik, tasnif dışı. En önemli ve alaylı eleştirilerden biri de, Apo’nun yakalanışı sonrasında televizyonlara yansıyan görüntü ve ifadeleri. Onlara göre; Apo’nun son derece ürkek duruşu ve ağzından çıkan “Hizmetinizdeyim” şeklindeki ilk ifadesi, tam bir teslimiyetin daniskası. Yani, Devrimci Duruş’a sığmıyor, yakışmıyor!
Kızılan bir diğer nokta da, bazı önemli sendikaların Kürtçüler tarafından ele geçirilmiş olması. Niteliksel olarak değil belki ama sayısal çoğunluk nedeniyle ele geçirilen sendikaların, asli görevlerini yapmadıkları ve Kürtçü kesim tarafından sadece ve sadece kendi menfaatleri ve görüşleri doğrultusunda yönlendirildikleri. Onlara göre; sağlık sendikası tamamen “Apo’nun sağlığı”, eğitim sendikası ise tamamen “Kürtçe ana dil” ile uğraşıyor, üstelik sağlıkçıların ve öğretmenlerin yüzlerce kemikleşmiş sorunu yıllardır ortada dururken.
Ayrıca, DTP’li bazı yöneticilerin hâlâ aslen Niğde’li Akın Birdal’ın ve bilâhare Ufuk Uras’ın, Türk kimliği taşımaları nedeniyle, milletvekilliklerini hazmedemedikleri, DTP’li Aysel Tuğluk’un, partilerine yönelik açıklamalarından da anlaşılıyor. Onlar, iki Kürdün milletvekilliği hakkının iki Türk tarafından gasp edildiğini düşünüyor. Hatta onlar, ki çoğunlukta oldukları söyleniyor, bırakın Türk olmayı, PKK’ya eleman vermemiş, bu uğurda can yitirmemiş, kan dökmemiş Kürtlerin dahi partilerinde olmayı hak etmediklerini savunuyor. Anti parantez; DTP’li İstanbul Bağımsız milletvekili Doğan Erbaş’ın kaprisi ve hırsı nedeniyle, Türk kökenli, Prof.Dr. Doğu Ergil’in harcandığından, vekil seçilmesinin engellendiğinden DTP kulislerinde övünülerek bahsediliyor.
İşte kurulma aşamasına gelen, son derece taban tabana zıt ve temelsiz Apo’nun “Çatı Partisi”nin, yani “Damdaki Kemancı”nın müstakbel “Demokratik Cumhuriyet Partisi”nin durumu bu merkezde. Gelinen noktada özetleyerek tekrar edersek; olsa olsa tuz ile şekeri birbirine karıştırıp içmek gibi bir şey bu.
Sabahattin Talu
Global Yorum İnternet Dergisi
stalu@globalyorum.com