
İşte neoliberalizm bu!
Neo-liberalizmin dünyanın dört yanında, daha fazla yoksulluk, işsizlik ve sömürüye yol açtığına dikkat çekiliyor.
Türk Sosyal Bilimler Derneği'nin düzenlediği 'Orta Gelirli Ülkelerde Neoliberalizme Geçiş, Ekonomik Krizler, Politika İkilemleri ve Kitle Direnişleri' başlıklı sempozyumda, neoliberalizmin dünyanın dört bir yanında yarattığı tahribata dikkat çekildi. ODTÜ'de gerçekleştirilen sempozyumda, neoliberalizmin daha fazla yoksulluk, işsizlik ve sömürüye yol açtığı belirtilerek, neoliberalizme emekçilerin dur diyebileceği vurgulandı.
Londra Üniversitesi'nden Hae-Yung Song, Güney Kore'de kalkınmacı devletten neoliberal devlete geçiş sürecini ele aldı. Song, devlet ve devlet eliyle güçlendirilen sermaye sınıfının Amerikan ve Japon emperyalizminin de himayesinde neoliberal politikaları uyguladığına dikkat çekti. Neoliberalizmin 'demokratikleşme' olarak da sunulduğunu kaydeden Song, Güney Kore'de son yıllarda demokratikleşme adı altında antidemokratik uygulamaların yaşama geçirildiğini söyledi. Song, neoliberalizmin Güney Kore'de yoğun emek sömürüsü, düşük ücretler, esneklik ve daha fazla yoksulluğa yol açtığını ifade etti.
Londra Üniversitesi'nden Alfredo Saad-Filho ise Brezilya'da neoliberal dönüşüm sürecinde özelleştirme ve taşeronlaştırmanın hız kazandığını kaydederek, Brezilya ekonomisinin yabancı sermayeye ve küresel pazara açıldığını söyledi. Saad-Filho, bu süreçte ücretlerin baskılandığını, işçi muhalefetinin denetim altına alındığını ve işçi örgütlenmesinin ciddi biçimde saldırıya uğradığını ifade etti.
Neoliberalizmde işçiye gelecek yok
Meksika UNAM Üniversitesi'nden Alejandro Valle Baeza, 'Kapitalizmde İşçilere Bir Gelecek Var mı?' başlıklı sunumunda, Meksika'dan örnekler vererek kapitalizmin işçilere bir gelecek sunmadığını ortaya koydu. Meksika'da 1980'den bu yana işçi ücretlerinin düştüğünü belirten Baeza, 2005 yılı itibariyle işsizlik oranının yüzde 3.9 olduğunu, ancak iş bulma ümidini yitirdiği için iş aramayı bırakan yüzde 9.6'lık çalışabilir nüfusun bu orana dahil edilmediğini kaydetti. Baeza, işsizlik sorunu nedeniyle milyonlarca Meksikalının çalışmak için Amerika başta olmak üzere çeşitli ülkelere göç ettiğine de dikkat çekti. Baeza, çalışanlarının yüzde 60'ının da sosyal güvenlik ve benzeri sosyal haklara sahip olmadığını ve düşük ücretler nedeniyle işçilerin büyük çoğunun beslenme sorunları yaşadığını belirtti.
ODTÜ'den Aylin Topal ise Meksika örneği üzerinden 'yerelleştirme politikaları'nın neoliberal küreselleşmenin bir parçası olduğuna dikkat çekti. Meksika'yı uluslararası ekonomiye entegre etmeyi amaçlayan yerelleştirme politikalarının bölgeler arasındaki eşitsizlik ve rekabeti artırdığını belirten Topal, bu politikaların farklı bölgelerde yaşayan işçileri birbiriyle rekabete zorladığını ve işçi sınıfını böldüğünü vurguladı.
Tarımda şer üçgeni
İngiltere Leeds Üniversitesi'nden Zülküf Aydın ise az gelişmiş ülkelerde tarımın bir şer üçgeni içinde olduğunu vurguladı. Şer üçgeninin 'IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlar, ABD ve AB gibi devlet blokları ve azgelişmiş ülkelerin kendi devletlerinden' oluştuğunu kaydeden Aydın, tarımın ulus-ötesi şirketlerin hakimiyeti altına sokulduğunu dile getirdi. Aydın, Türkiye'de milyonlarca üreticinin tarımdan koparıldığını ve Türkiye'de hangi ürünün nerede ve ne kadar üretileceğine ulus-ötesi şirketlerle işbirliği içinde olan hükümetlerin karar verdiğini söyledi. Prof. Dr. Korkut Boratav ise Türkiye tarımının 1998'den bu yana neoliberal operasyonun cenderesi altına girdiğini belirterek, neoliberalizmin üretici köylüler için de bir gelecek vaat etmediğini vurguladı. (
Sermayenin krizine çözüm AKP
Ankara Üniversitesi'nden Deniz Yıldırım, Türkiye'de neoliberal dönüşümün çalkantılı yaşandığını belirterek, sermayenin AKP bayrağı altında ittifak yaptığını ve AKP'nin neoliberal politikaların en istikrarlı sürdürücüsü haline geldiğini söyledi. Ankara Üniversitesi'nden İlhan Uzgel ise AKP'nin liberaller ve ılımlı İslamcılar arasında kurulan bir koalisyonun ürünü olduğunu kaydetti. Marmara Üniversitesi'nden Fuat Ercan, son dönemde Türkiye'de yatırım ve ticaretin çok uluslu şirketler, hükümet ve uluslararası kurumlar tarafından belirlendiğine dikkat çekti. Ankara Üniversitesi'nden Ahmet Haşim Köse, Türkiye'de kapitalizmin 1994-2004 arasında yaşadığı krizin bedelini emekçilerin ödediğini vurguladı. ODTÜ'den Pınar Bedirhanoğlu ise kriz sürecinde küçük ve orta ölçekli işletmelerin tek çareyi küresel ekonomiye eklemlenmek ve küresel ekonominin taşeronu haline gelmekte gördüğünü aktardı. Ankara Üniversitesi'nden Tülin Öngen ise Türkiye'de neoliberal dönüşümün geleceğini sınıf mücadelelerinin belirleyeceğini ifade etti.
Kaynak: Evrensel
Yazdır | gulbahar | 17.02.2008, 15:19:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|
|
|