Irak'ta kadın olmak...Irak'ta ABD işgalinin ardından kadınların hayatı da değişti. Iraklı kadınlar, işgalin tüm olumsuz sonuçlarıyla karşı karşıyalar. Kadınların bir zamanlar Arap dünyasındaki diğer ülkelerden daha fazla haklara ve özgürlüğü sahip olduğu Irak, kötü bir şeklide eğitimi ve profesyonel kariyeri rüyasında gören kadınların ülkesine döndü. Eski Irak lideri Saddam Hüseyin, kadınların profesör, doktor ve devlet memurluğu gibi mesleklere sahip olduğu görece laik bir toplum sağlamıştı. Bugünün Irak'ındaysa, kadınlar, sert İslamcı yollara uyum sağlamadığı için milis grupları tarafından öldürülüyor. Basra polis amiri General Celil Hannun gazetecilere ve Arap TV kanallarına aralık ayında verdiği demeçte sadece bu şehirde geçen 5 ayda en az 40 kadının öldürüldüğünü açıkladı. General Hannun 'Skandal korkusu yüzünden yakın çevresindeki cinayetleri haber vermeyen ailelere ait daha birçok kurban olduğundan eminiz' dedi. Şii Bedir Örgütü ve Mehdi Ordusu tarafından yönetilen milisler katı İslami kuralların dayatılmasında başı çekiyor. Şiilerin baskın olduğu Irak hükümeti, kendilerine gizli ve bazen doğrudan destek sağlıyor gibi görülüyor. Bedir Örgütü, Irak Yüksek İslam Konseyi'ne (SIIC) ve Irak hükümetindeki Şii bloka karşılık veriyor. Mehdi ordusu işgal karşıtı Şii lider Mukteda El Sadr'ın Şii milis gücü. Basra ve Bağdat sakinlerinin son aylarda IPS'ye verdiği bilgiye göre, peçe giymeyen kadınlar, milislerin baş hedefi haline geliyor. Pek çok kadın, itaat etmedikleri takdirde ölümle tehdit edildiklerini söylüyorlar. Geçen aralık ayında Basra'dan Bağdat'a kaçan Zahran Elvan isimli üniversite öğrencisi IPS'ye şöyle dedi: 'Milis kuvvetleri bize yaklaşarak bizden peçe giymemizi ve makyaj yapmamızı istedi. Basra boyunca uzanan duvarlarda kırmızı harflerle kadınları makyaj yapmaya, vücutlarını kafalarından topuklarına kadar örtmeden dışarı çıkmaya karşı uyaran yazılar var'. 'Bağdat'taki durum çok farklı değil' diyor Bağdat üniversitesinde sosyal araştırmacı olan Mazin Abdül Cabbar IPS'ye ve ekliyor; 'Bütün üniversiteler kız öğrencilere dini kısıtlamalarla rahat vermeyen İslamcı militanlar tarafından kontrol ediliyor.' Cabbar, bunun nedeninin 'ailelerin kızlarını liselere ve kolejlere göndermekten vazgeçmesi' olduğunu söylüyor. 2007 yılı başlarında Irak Eğitim Bakanlığı, kız öğrencilerin ve genç kadınların yüzde 70'ten fazlasının artık okula ya da koleje kayıt yaptırmadığını belirledi. Bağdat sakinleri IPS'ye birçok kadının kaçırılmadan önce 'kötü' olmakla suçlandığını, daha sonra ölü olarak bulunduklarını anlatıyor. Birçoğunun cesetleri çöp kutularında, tecavüz ve işkence izleri ile bulunuyor. IPS'ye isimlerini vermeyen birçok Bağdatlı, ölü bulunan kadınların cesetlerine kadının 'kötü' olduğuna dair not iliştirildiğini belirtiyor. Bağdat'ın 40 km kuzeydoğusundaki Diyala bölgesinin başkenti Bakuba'da da kadınlar benzer problemler yaşıyorlar. Bir Diyala sakini Um Haider IPS'ye,'komşularım Diyala polis teşkilatı genel müdürlüğünde çalıştıkları için suçlandılar. Bu kadın, valinin ofisinde sekreter olarak çalışıyordu, polis müdürlüğünde değil. Valinin ofisinde çalışan kadınları kontrol etmekle görevliydi' dedi. Bu tip cinayetler sayısız kadının işlerini bırakmasına ya da değiştirmesine neden oldu. Bakuba'da kalabalık arasından konuşan bir kadın, 'Ben personel işleri müdürlüğü yapıyordum. Ailem ve akrabalarımın ısrarı üzerine mevkimi bıraktım ve sade bir eleman olarak çalışmaya başladım' dedi. Irak'ta kadınların hayatı değişti. Ülkenin değişik bölgelerinde farklı kadın manzaraları görülüyor. Kadınlar, muhafazakar kıyafetler dışında bir şey giymeye korkuyorlar. Çünkü, modern elbiseler ölüm nedeni olabilir. Peçe, özellikle milislerin kontrolündeki bölgelerde baskın durumda. Kadınlar, işgalin tüm olumsuz sonuçlarıyla da karşı karşıya. Bakuba'da IPS'ye konuşan üç çocuk annesi Um Basim, 'Milisler caddeleri kontrol altına aldığında kadınlar büyük bir acı ve risk taşıyor' diyor. 'Kimse bir yerden başka bir yere gidemiyor. Bir erkek öldürüldüğünde, cesedi morga götürülüyor ve ailesi tarafından alınması gerekiyor. Eşlerinin cesetlerini almak için morga giden bazı kadınlar ise milislere hedef oluyor' diyor. Birçok kadın eve hapsedilmiş durumda, yalıtılmış ve depresyon içinde yaşıyor. Um Ali isimli kadın ise, 'Kadınların boş zamanlarını geçirmek için gidebilecekleri hiçbir yer yok' diyor. 'Şu anda, zamanımızı sadece evde geçiriyoruz. Dört yıldan daha uzun bir zamandır Bakuba'nın dışına çıkmadım. Gidebildiğim tek yer ailemin evi. Ev işleri ve çocuklar tüm zamanımı alıyor; hiçbir amacım yok, eğitimimi tamamlayamadım. Bazen haftalarca evden çıkamadığım oluyor.' Kürtlerin kontrolündeki Kuzey Irak'ta ise, 'namus cinayetleri' devam ediyor. İnsan Hakları Bakanı Yusuf Muhammed Aziz, geçtiğimiz aralık ayında, 27 Kürt kadının 'namus cinayeti'ne kurban gittiğini söyledi. Iraklı kadınlar, ABD'nin askeri hapishanelerinden de mahrum bırakılmadılar. Kadınlar ve çocukların durumları için oluşturulan Irak parlamentosu komitesi, Irak ve ABD kontrolündeki hapishanelerdeki kadın tutukluların salıverilmesini istedi. Komite Başkanı Nadira Habib'e göre, Irak'ın kontrolünde olan el Adala hapishanesinde 200 kadın tutuklu bulunuyor. Habibi, ABD'nin kontrolündeki, cezaevlerinde de çok sayıda kadın tutuklunun bulunduğunu ancak bunların sayısı hakkında bilgi taleplerine ve ziyaret etme isteklerine yanıt verilmediğini belirtti. Merkezi hükümetin zayıflığı ve dini gericiliğin devam etmesi durumunda Iraklı kadınların içler acısı hali devam edecek gibi görünüyor. Dahr Jamail, www.uruknet.info Yazdır | gulbahar | 08.03.2008, 15:08:00 |
|