kEditor - Haberler / Yaşam / Af Örgütü ve ABD Dışişleri Bakanlığı raporlarına göre, Türkiye için 2007 kayıp yıl

http://www.keditor.com/haber_1502.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

Af Örgütü ve ABD Dışişleri Bakanlığı raporlarına göre, Türkiye için 2007 kayıp yıl


Uluslararası Af Örgütü ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı yıllık insan hakları raporlarında, Türkiye'de 2007'de insan hakları alanında bir gerileme yaşandığı ve güvenlik güçlerince uygulandığı ileri sürülen işkence, dayak ve kötü muamele vakalarında da artış olduğu vurgulanıyor.

Uluslararası Af Örgütü, 22 Şubat'ta toplanan Avrupa Birliği (AB) -Türkiye Troykası ve 5-6 Mart'ta toplanan AB-Türkiye Komitesi'ne sunulmak üzere, Türkiye'de insan hakları konulu bir rapor hazırladı. İşkence, kötü muamele ve yargıdan muafiyet, adil yargılama, insan hakları savunucularının konumu, ifade özgürlüğü ve vicdani red başlıklarıyla hazırlanan raporda, 2007'de insan hakları alanında bir gerileme yaşandığı vurgulanıyor ve bu konuların Türkiye hükümetiyle yapılan görüşmelerde vurgulanması isteniyor.

Raporda işkence iddialarında bağımsız adli tabip raporlarının kullanılmaması ve adli zabıta uygulamasına geçilmemesine dikkat çekiliyor. Polise uyarı sonucu ateş etme ve öldürücü silah kullanma yetkisi veren yasal değişikliklerin güvenlik güçlerinin ateşli silah kullanımı konusundaki uluslararası standartlara uymadığına dikkat çekiliyor. Ayrıca resmi gözaltı dışında, gösterilerde, cezaevlerinde ve mahkum transferlerinde işkencenin sürdüğü ifade ediliyor.

Raporda, gözaltında işkence gördüğünü iddia eden Muammer Öz, Nijeryalı sığınmacı Festus Okey'in gözaltında öldürülmesi ardından güvenlik güçlerinden hiçbiri aleyhine dava açılmaması örnek olarak sunuluyor.

Özellikle anti-terör yasaları gereğince yargılanaların adil yargılama haklarının ihlal edildiği tespit edilen raporda, işkence altında alınan ifadelerin de hâlâ kanıt olarak kabul edildiğine dikkat çekiliyor.

İnsan hakları savunucularına yönelik açılan davalardaki artışa diklkat çekilen raporda, savunucuların, bazı avukatlar, polis, güvenlik güçleri tarafından tehdit edildiğine; izlendiğine; araştırma yapmalarının engellendiğine; hapsedildiklerine ve öldürüldüklerine dikkat çekiliyor.

Lambda istanbul'un kapatılması girişimleri ve Hrant Dink'in öldürülmesine dikkat çekilen raporda, insan hakları savunucularına karşı adli sistemin boşlukları kullanılarak engelleme girişimlerine son verilmesi, bu kişilerin ifade, örgütlenme ve gösteri yapma özgürlüklerini kullandıkları için yargılanmalarına son verilmesi isteniyor.

"Şiddet içermeyen düşüncelerini barışçı yollardan ifade ettikleri için yargılanan o kadar çok sayıda insan var ki, Türkiye'de ifade özgürlüğü düzenli olarak ihlal ediliyor" denilen raporda, bu durumun hem yetersiz yasalardan hem de savcılar ve yargıçlar tarafından yasanın amaçlı yorumlanmasından kaynaklandığına dikkat çekiliyor.

Türkiye'nin vicdani reddi tanımadığına ve mecburi askerlik hizmetine seçenek oluşturan sivil hizmete, yasalarında yer vermediğine dikkat çekilen raporda, vicdani redcilerin yargılandığına ve hapsedildiğine dikkat çekiliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı raporu da benzer nitelikte

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı yıllık insan hakları raporunun Türkiye bölümünde de, devletin genellikle vatandaşların haklarına saygı gösterdiği, ancak ciddi sorunların devam ettiği belirtildi. Raporda, insan hakları kuruluşlarının verilerine göre, güvenlik güçlerince uygulandığı ileri sürülen işkence, dayak ve kötü muamele vakalarında da artış olduğu savunuldu. Bazı güvenlik güçleri mensuplarının işlediği savunularak, bunlara ilişkin olarak tutuklama, dava açma ve mahkumiyet oranlarının, vaka sayısına göre az olduğu ifade edildi.

Raporda su görüşlere yer verildi:

'Cezaevlerindeki kötü koşullar devam etti ve cezaevlerinde 'aşırı kalabalık' ve personelin eğitimindeki yetersizlik, sorun olarak ortaya çıktı. Yetkililer, bazı durumlarda, gözaltına alınanların yasada yer alan acilen avukatlarıyla görüşme olanağına riayet etmedi. Bazı devlet yetkilileri ve askeri yetkililer, zaman zaman yargının bağımsızlığına müdahale etti ve yargıçlarla savcılar arasındaki aşırı yakın ilişkiler, adil yargılanma hakkını engellemeye devam etti. Davaların aşırı uzun sürmesi de bir problem.'

Raporda devletin, aralarında TCK'nin hükümete, devlete, Türklüğe ve cumhuriyetin kurum ve sembollerine hakaret edilmesini yasaklayan maddelerinin de dahil olduğu anayasal kısıtlamalar ve yasalar aracılığıyla ifade özgürlüğünü sınırladığı savunuldu. Mahkemelerin çeşitli durumlarda belirli internet sitelerine erişimi yasaklamasıyla ifade özgürlüğündeki sınırlamaların, internet üzerinde de genişletildiği dile getirildi.

'Gayrimüslimlerin dinlerinin gereklerini açıkça yerine getirme, mülk edinme ve dini liderlerini yetiştirme konularında karşılaştığı sınırlamalar devam etti. Töre cinayetleri ve tecavüzlerin de içinde yer aldığı kadınlara karşı şiddet, yaygın bir sorun olmayı sürdürdü. Çocuk yaştakilerin evlendirilmesi de bir problem' denilen raporun Türkiye bölümünde, daha sonra insan hakları ihlallerine ilişkin veriler ve iddialar örnekler halinde dile getirildi.

Gazeteci Hrant Dink'in geçen yıl 19 Ocak'ta katledildiğini hatırlatan raporda, buna ilişkin ardından meydana gelen gelişmeler anlatıldı ve 'kamuoyunda, bu suçun esas kaynağı ve aşırı milliyetçilik konusunda tartışmalar yaşandı' denildi.

Raporda, geçen yıl 22 Temmuz'da yapılan genel seçimlerle 21 Ekim'de cumhurbaşkanının seçim yöntemine ilişkin düzenlenen referandumun, özgür ve adil ortamda gerçekleştirildiğine işaret edildi.


YazdırYazdır | kEditor | 12.03.2008, 17:13:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler


 Yukarı çık