AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

Vicdani retçi Halil Savda tutuklandı!..


Toplam 21.5 ay hapis cezasına çarptırılan, 7.5 ay hapis yattıktan sonra infaz yasası gereği 28.07.2007 de tahliye edilen vicdani retçi Halil Savda, Yargıtay tarafından onanan 15.5 aylık hapis cezasını çekmek üzere bir kez daha Çorlu Askeri Hapishanesi'ne götürülüyor.

7 Aralık 2006 da, duruşmasını izlemek için gittiği Çorlu Askeri Mahkemesi tarafından kaçma(!) şüphesiyle tutuklanan vicdani retçi Halil Savda, infaz kanunu gereği 28.07.2007 Cumartesi günü saat 17.00 de tahliye oldu. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi'nde bugün saat 13.00 de düzenlenen basın açıklamasında İHD adına konuşan Av. Eren Keskin ve vicdani retçi Ersan Uğur Gör de Halil'e destek verdiler.

İHD adına sözalan Av Eren Keskin, militarizme karşı verilen mücadelede çok doğru ve anlamlı bir yere sahip olan vicdani ret hareketini desteklediklerini ve desteklerini de sürdüreceklerini belirtti.
Daha sonra söz alan Halil Savda, tutuklanmasından itibaren, eyleminden vazgeçmesi ve fikirlerini değiştirmesi için her türlü baskı ve işkenceye maruz kaldığını, hukuğun ayaklar altına alındığını anlattı.
Yargılanması sonucunda bir kez "firar"dan ve iki kez de "emre itaatsizlikte ısrar"dan olmak üzere toplam 21.5 ay hapis cezasına çarptırıldığını, yaklaşık 2 ay hücrede kaldığını, infaz yasasından dolayı erken çıkmasının da tamamen keyfi olarak engellendiğini ve bu nedenle geç tahliye edildiğini söyledi.
Savda, 48 saat içinde teslim olmasının istendiğini ancak teslim olmayacağını ve normal yaşamını sürdüreceğini belirtti.
Daha sonra sözalan vicdani retçilerden Ersan Uğur Gör ise Halil'in özgür olmasından mutlu olduğunu, mücadelenin süreceğini söyledi.

Basın açıklamasının tam metni:

Eren Keskin:

Arkadaşlar biliyorsunuz Halil Savda cezaevinden çıktı. Bir kere insan hakları savunucuları olarak bundan dolayı son derece mutluyuz. Türkiye'nin en önemli birincil problemi olan militarizme karşı verilecek en etkili ve en ses getiren mücadelenin vicdani ret olduğunu düşünüyoruz bizlerde insan hakları savunucuları olarak; bu kadar asker olan bir toplumda askerliğe karşı çıkmak; öldürmeye karşı çıkmak son derece önemli bir tavır. Halil Savda'da bunu gösteren cesaretli insanlardan biri o nedenle de Halil Savda'nın yanımızda olmasından son derece mutluyuz ve mücadelesine destek vermeye de sonuna kadar kararlıyız. Şimdi Sözü Halil'e bırakıyorum.

Vicdani Retçi, Halil Savda

Hepinize tekrar merhaba, hepiniz hoşgeldiniz. Bildiğiniz gibi 7 Aralık 2006 tarihinde daha önce hakkımda açılan vicdani ret davam nedeniyle, Çorlu Askeri Mahkemesi'nde sürmekte olan duruşmama katıldım. Orada tutuklandım, Çorlu Askeri Mahkemesi'nde tutuklandım. Aslında tutuklanmam için hiçbir gerekçe yoktu. Benim adresim belliydi. Benim kaçma durumum yoktu ve ben kendim duruşmaya gitmiştim, yakalanıp oraya götürülmemiştim. Ancak buna rağmen tutuklandım ve Çorlu Askeri Hapishanesi'ne götürüldüm ve daha sonra 25 Ocak'ta tahliye edildim. Tahliye olduğumda kelepçelenip zorla Beşiktepe 8. Mekanize Piyade Tugayı'na götürüldüm. Orada bana tekrardan askerlik yapmam için zorlama yapıldı. Bana her türk vatandaşının askerlik yapma mecburiyetinde olduğu belirtildi. Tabi ki bu belirtilmede, milliyetçi ve militarist söylemler kullanıldı. Ancak ben tekrardan barışçıl olduğumu, şiddet karşıtı olduğumu, vicdani retçi olduğumu dolayısıyla askeri üniforma giymeyeceğimi tekrardan deklare ettim. Bunun üzerine öbür gün yani 26 Ocak'ta Çorlu Askeri savcılığı'na sevk edildim. Çorlu Askeri Savcısı, özellikle çorlu Askeri Başsavcısı çok kafatasçı, militarist bir tutum içindeydi. Orada benim savunma yapmamı engelledi. Gerekçesi de şu, ben orada vicdani retçi olduğumu belirttiğimde, antimilitarist olduğumu belirttiğimde bunun propaganda olduğunu belirtti, sana burada propaganda yaptırtmam dedi bana. Tabiki bu tutumu protesto etmek için; başsavcının tutumunu protesto etmek için bende orada, askeri savcıya savunma yapmayacağımı ifade vermeyeceğimi söyledim, beyan ettim. Ama kendisi bu tutumunda tekrardan ısrarcıydı ve bana seni tekrar askeri birliğe göndereceğim dedi, sen orada askerliğini yapacaksın dedi. Ve tekrardan askeri kışlaya geri gönderdi. Askeri kışlaya gittiğimde o gece bu sefer bana oradaki kıta komutanlığı bana 7 gün disiplin cezası vardı, Beşiktepe'de. Ve beni 8. Mekanize Piyade Tugayı Disiplin cezaevi'ne gönderdi, saat 22 civarındaydı. Oraya gittiğimde oranın müdürü olan bir başçavuş vardı, bir uzman çavuş vardı, iki tane gardiyan er vardı. Orada bu militarist yöntemler devam etti.

Ve buna ek olarak orada bana kaba işkence yapıldı, dayak atıldı, yerde sürüklendim, hakaret ettiler o gece. Oradaki müdürün amacı şuydu; "Sana tektip elbise giydireceğim, saçlarını da keseceğim, sende her tutuklu er gibi buradaki askeri kurallara uyacaksın, askeri kurallara uymadığında seni burada döveceğim" yaklaşımı içerisindeydi. Tabi ki ben bunları giymeyeceğimi, askerlik yapmayacağımı, oradaki askeri kurallara da uymayacağımı belirttim. Bunun üzerine bana orada işkence yaptılar. Beni 2 gece tecrit hücresi denilen çok dar ve küçük bir yerde, battaniyesiz, yataksız, beton üzerinde yatırdılar. Bende tabiki orada gördüğüm muameleyi işkenceyi protesto etmek için açlık grevine başladım. Orada bir hafta disiplin cezaevinde kaldım. Daha sonra 25 Şubat'ta tekrar

Çorlu Askeri Mahkemesi'ne sevk edildim. Orada tutuklandım, sonra ikinci davadan ötürü hakkımda 6 ay hapis cezası verildi. Akabinde birde firar ettiğim gerekçesiyle 12 ay hapis cezası verildi. Akabinde yine 2004'te askerlik yapmadığım için, vicdani ret tutumumu sürdürdüğüm için 3 ay 15 gün hapis cezası daha verildi. Toplam 21 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldım. Toplam 8 ay gibi bir süre, askeri cezaevinde kaldım. En son da bu, 6 aylık hapis cezası bittiği için 28 Temmuz 2007'de tahliye oldum. Ama tabiki tahliye olurken, bana hadi sen serbestsin, artık hani senin orduyla bi sorunun kalmadı denilmedi. Sana 48 saat veriyoruz. Bu 48 saat sonunda Askeri Kışla'ya gideceksin dendi. Yani bugün saat 5 civarında Askeri Kışla'ya teslim olmam gerekiyor. Askeri Birliğe teslim olmadığım durumunda tekrardan bir aranma kararı çıkacak. Ve bundan ötürü nerede bulunursam, polis veya asker tekrardan kelepçeleyip askerlik yapmam için askeri kışlaya zorla götürülecek. Burada tabi şunu da belirtmek istiyorum. Askeri Cezaevi'nde geçirdiğim sürede; Çorlu Askeri Cezaevi'nde girişimden çıkışıma kadar, sekiz aylık sürede her gün, işte oradaki askeri kurallara uymam için uyarıldım, buna zorlandım, her reddettiğimde Askeri Mahkeme'nin kararıyla disiplin cezası aldım, toplam 12 sefer Çorlu Askeri Hapishanesi'nde hücrede yattım. Yani yaklaşık 2 ay hücrede yattım. Askeri cezaevinde kaldığım sürenin üçte birini hücrede geçirdim. Hücrede geçirdiğim sürede de ne çay veriyorlar, ne herhangi bir basın-yayından yararlanma koşulum var ne de haberleşme hakkım var; orada hiçbir hakkım yok.

Bütün haklarım gasp ediliyor. Hiçkimse ile iletişim kurmama izin verilmiyor. Bunun amacı, bu cezaların amacı şuydu; orada askerlik yapmayacağım çok açıktı, tektip elbise giymeyeceğim çok açıktı. Ve bunun hani hukuki karşılığı aslında varsa hadi ceza bir sefer verildi iki sefer verildi ancak bunlar hukuğunda dışına çıkarak bunu her seferinde bir hukuki iddia sayıp tekrar tekrar ceza verdiler. Bunun nedeni şuydu. Benim normalde en son yediğim ceza 6 aydı. İnfaz kanuna göre, 4 ay yatıp çıkmam lazımdı, yani 29 Mayıs'ta çıkmam lazımdı. Ama böyle hücreleri tekrar tekrar vererek; kendilerince iyi halli olma durumumu bozduğum dolayısyla infaz kanunun bana uygulanmayacağı gerekçe gösterilerek tahliye edilmedim. Yani hem antimilitarist, vicdani retçi olmamdan ötürü soruşturmaya uğradım, cezaevinde yattım. Hem de bu nedenden ötürü normalde yatmam gerekenin üstünde cezaevinde yattım. Burada ayrı hukuki bir durum da yaşandı.

Şimdi kısaca yaşadığım süreç bu, şimdi birkaç şey daha belirtmek istiyorum. Neden Vicdani Retçi oldum. Şimdi biliyorsunuz Türkiye'de ordu bütün kurumlara sızmış durumda, ordu sadece fiziki yapısında değil, bireyler olarak orada yer almıyor. Zihni anlamda da mantalite anlamında da tüm kurumlarda var olmuş kendisini var etmiş, sadece sistemin kurumları içerisinde değilde, muhalefetin içinde de ordu ve militer yapı kendisine büyük bir destek bulmakta ve kendi anlayışını bir anlamda orada oturtmuş durumda. Ve herkes te bir şiddet sevdalılığı bir şiddet aşkı var. Dolayısıyla militarist çok yaygın toplumda. Her gün görüyoruz işte, Kuvayi Milliyeci çeteler çıkıyor, vatansever çeteler çıkıyor. Bütün bunların altyapısı ordu, bütün bunlar ordudan besleniyor. Onun zihni yapısıyla varoluyorlar. Sadece kurumlar bazında değil, bireyler bazında da şiddet sevdalılığı var, şiddet aşkı; kahramanlık sevdası var. Dolayısıyla vicdani ret tutumu bir barış, bir şiddetsizlik, bir yaşama arzusu, bu şiddet aşkına karşı. Yine işte biliyorsunuz uluslararası tüm sözleşmeler vicdani reddi bir hak olarak tanımlıyor ve Türkiye'de bunlara imza atmış bulunuyor. Ama bu şiddet aşkından vazgeçmedikleri için; o hani çekirdek egemen yapı, orduyla varolduğu için, orduyu zayıflatmak istemiyorlar. Militarist anlayışı zayıflatmak istemiyorlar. Zayıflatmak istemedikleri içinde vicdani ret hakkını Türkiye'de askerde olan 700 bin gencin, emin olun 699 bini askerlik yapmak istemiyor. Çünkü orada bir angarya, angaryadan başka hiçbirşey yok. Vatan, millet adına böyle görev yapıyoruz, kimse de böyle bir duygu da yok. Oradaki bir çok askerle görüştüm, onun için bunu zayıflatmak istemiyorlar. Zayıflatmak istemedikleri için de bize böyle tekrar tekrar koğuşturmalar başlatıyorlar. Tekrar söylüyorum; bugün saat 5'te askeri birliğe teslim olmam gerekiyor, ama ben tekrar gitmeyeceğim, ben herzamanki gibi normal hayatımı sürdüreceğim. Vicdani ret ve barışçıl mücadelemi sürdüreceğim. Geçmişte de kaçmadım, şimdi de kaçmayacağım. Her zaman görünür oldum, görünür olmaya da devam edeceğim. Çünkü bu, yaşama olan saygımın bir gereği, barışa olan saygımın bir gereği, kendime vicdanıma ve irademe olan bir saygımın gereği.

Umarım tekrar tekrar hapis cezaları yaşamayız ama sanırım önümüzde böyle tekrar tekrar benzer koğuşturmalar ve hapis cezaları görülüyor. Sivil ölüm, AİHM'in sivil ölüm dediği durum devam ediyor. Hapisten çıktık ama bu durum devam ediyor.

Vicdani Retçi, Ersan Uğur Gör

Bende Halil aramıza katıldığı için mutluyum bir vicdani retçi olarak. Halil'in yaşadığı süreç tüm vicdani retçilerin her an başına gelebilecek bir süreç. Gördüğünüz gibi zaten Halil'in de anlattığı gibi bitmeyen bir süreç belki ömür boyu sürebilen bir haksız müebbetlik bir durum süregiden, AİHM'in verdiği kararlara rağmen görebiliyoruz tekrar aynı uygulamaların tekrar tekrar yapıldığını aynı "suç"tan defalarca cezalandırmalar yapıldığını; hücreye ne şekilde atıldığını. Yükselen milliyetçi, ayrımcı dalgalanma içerisinde yeni bir alan açabileceğimiz kendimize, vaka üzerinden değilde, belki daha doğru politikalar yürüterek, yeniden önümüze bakabileceğimiz ve çeşitli kampanyalar yapabilme şansı verir umarım. Halil katıldığı için aramıza mutluyum.

savaskarsitlari

YazdırYazdır | gulbahar | 28.03.2008, 13:57:00


  

Okuyucu değerlendirmesi