AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

Türkiye'nin mülteci dosyası: Acı ve işkence


Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ankara Ofisi'nin verilerine göre 31 Ağustos 2007 itibarıyla Türkiye'de bu kuruma kayıtlı 10 bin 942 mülteci ve sığınmacı var.


Bunun 4 bin 842'si 2007'nin ilk sekiz ayındaki yeni kayıtlardan oluşuyor. Helsinki Yurttaşlar Derneği üyeleri, göçmenlerin durumunu görmek için İstanbul, İzmir, Ankara, Van, Yozgat, Hatay, Edirne ve Kırklareli'ndeki misafirhanelerle İstanbul'daki polis karakolları, çocuk gözaltı merkezleri, Atatürk Havalimanı'ndaki transit bölgenin yanı sıra İzmir ve Van'daki jandarma karakollarında incelemede bulundu. Bu merkezlerde 2004 yılından bu yana kalan, çoğu erkek ve Afrika'dan 40 mülteciyle Ekim 2006-Kasım 2007 arasında görüşüldü ve rapor hazırlandı.

Helsinki Yurttaşlar Derneği (HYD)nin hazırladığı, “İstenmeyen Misafirler: Türkiye’de Yabancı Misafirheneleri’nde Tutulan Mülteciler” başlıklı rapordaki iddialar şöyle:
  • Polisin muamelesini 'hasmane', 'saldırgan' ve 'kayıtsız' diye niteliyorlar. Sözlü taciz, dayak, tokat, tartaklama ve sopayla vurma gibi davranışlar var. Bütün erkekler bir biçimde polisin fiziksel kötü muamelesine tanık olmuş veya uğramış. Kırklareli Gazi Osman Paşa misafirhanesinde Haziran 2007'de misafirhaneden kaçmaya çalışan iki kişi, Mayıs 2007'de de kavgaya karışan, aralarından kadınların da bulunduğu sekiz kişi falakaya yatırıldı. En ciddi itham, yine Kırklareli'nde Moritanyalı bir mültecinin, diğer tutuklular ve polislerin önünde çıplak durmaya mecbur edilmesi.

  • Aşırı kalabalık yüzünden yatak bulamayıp yerde yatanlar var. Zeytinburnu'nda 16 yataklık alanda 200 kişi, Hatay'da 100 kişi 30 yataklı yerde tutuluyor. Kırklareli, Kumkapı ve İzmir'de yeni gruplar geldiğinde, yere şilte atılıyor. Banyo ve koğuşlar genelde kirli ve böcekli.

  • Geçen yıl Mart ayında kapatılan Zeytinburnu'nda hafta sonu yemek bulunmuyor. Taze meyve ve sebzeyi gören yok. Çok azı et yemiş. Çoğu, civar dükkânlardan fahiş fiyata yiyeceğini alıyor. Bir şişe su normalde 1,5 YTL'yken Kumkapı, Zeytinburnu ve Kırklareli'nde 3 YTL'ye satılıyor.

  • Çoğunda duş bulunmasına rağmen her zaman sıcak su bulunmuyor. Zeytinburnu'nda su soğuk olduğu için duş kullanılamıyor. Hatay'da kışın sıcak su yok. İzmir dışındakilerde havlular ve tuvalet malzemeleri yüksek fiyatlara satılıyor. İzmir ve Hatay'da sabun ücretsiz.

  • Sağlık hizmeti yetersiz. Tıbbi bakım hizmeti alınamayan rahatsızlıklar arasında böbrek sorunları, kalp sorunları, yüksek tansiyon, mide ağrıları ve bozuklukları, ishal, hemoroid ve bağ ağrıları var. Verem, sara, diyabet, safra taşı ve hamilelikle ilgili sorunlar yaşayanlar da tedavi göremiyor. Akıl sağlığıyla ilgili hizmet yok. Uzun gözetim süresi psikolojilerini bozuyor. Tedavi hizmetleri, polis reddettiği, ilaç fiyatları yüksek olduğu ve çevirmen sorunu yüzünden kısıtlı.

  • Egzersiz ve dinlenme olanağı yok. Yalnızca Kırklareli'nde dışarı çıkıp temiz hava almaya ve spora izin var. Hatay'da kantine çıkılabiliyor. Okuma odası hiçbirinde yok.

  • Dış iletişim, telefon kullanımının pahalı olması, mahremiyetin bulunmayışı yüzünden kurulamıyor.

  • Yetişkinler ve çocuklar, hükümlülerle hakkında cezai uygulama olmayanlar, aynı yerde tutuluyor. Sadece erkekler ve kadınlar ayrı. Çocuklar karşı cinsteki ebeveynlerinden ayrı tutuluyor.

  • Uydu kentlere polis eşliğinde seyahat için para alınıyor. Bu işlem kişi başına 100-150 dolar. Mülteciler gerekli parayı toplamaya çalıştıklarından gözaltı uzuyor. Makbuz verilmediği gibi, bedelle ilgili resmi düzenleme yok. Örneğin, Zeytinburnu'nda bir mülteciden üç kişi için 300 dolar istendi. Bunu temin için iki polisin refakatinde HYD'ye getirilip para istendi.

  • Gözaltında haklarını kullanmada birçok engelle karşılaşıyorlar.

  • Sığınma başvurusu yaparken, işlemler hakkındaki bilgi eksikliği çekiyor, polis başvuruları reddediyor.

  • Sığınma işlemlerine ulaşamamaları, sınır dışı edilmelerine ve geri gönderilmelerine sebep oluyor.

  • Alıkonulma sebebi ve hakları söylenmiyor.

  • Bilgi istediklerinde polisin umursamaz tavrıyla karşılaşılıyor.

  • Gözaltı süresine ilişkin bilgi verilmiyor, bu depresyona yol açıyor.

  • Gözaltında sığınma başvurusu yapanlar, önce başvuranlardan (ortalama bir ay) daha uzun süre (ortalama üç ay) gözaltında kalıyor.
Rapor, HYD tarafından görüşlerini sormak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut İltica Daire Başkanlığı'na gönderildi. Emniyet'ten gönderilen gayriresmi yanıtta, rapordaki iddiaların kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Ciddi uygulama sorunları

"Mülteci" durumunda olan ve sığınma talebinde bulunmak isteyen kişilerin, gerek Türkiye’deki sığınma prosedürüyle ilgili güvenilir bilgiye erişimi, gerekse dile getirilen sığınma taleplerinin işleme konması önündeki ciddi engeller var.

Sığınma talepleri işleme konmayan "mülteciler", sınırdışı edilme ya da geldikleri ülkeye geri gönderilme riskiyle karşı karşıya. Yapılan sığınma talepleri nadiren de olsa işleme konabiliyor ancak havaalanlarındaki "transit bölgelerde" tutulan kişilerin sığınma talepleri hiçbir biçimde dikkate alınmıyor.

Ayrıca bu kişilerin ne BMMYK, ne avukatlar, ne de sivil toplum örgütü temsilcileriyle görüşmelerine olanak tanınmıyor.

Tavsiyeler

Raporda yer alan başlıca tavsiyeler arasında İşkenceye Karşı Sözleşmenin Seçmeli Protokolünün onaylanması, izleme ve raporlama birimlerinin oluşturulması ve uzman personel yetiştirilmesi yer alıyor.

Bunun yanı sıra "müsafirhaneler"deki yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve burada kalan insanların bilgilendirme ve yasal haklarını kullanabilmesinin sağlanması da öneriler arasında.

YazdırYazdır | kEditor | 03.04.2008, 14:27:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

Okuyucu değerlendirmesi