11. Uçan Süpürge Bacca'yla başladı
27 ülkeden 88 kadın yönetmenin filminin gösterileceği 11. Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivalinde 'Barış Ne Zaman' bölümü Gebze'de öldürülen İtalyan sanatçı Pippa Bacca'ya iithaf edildi.
Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde düzenlenen açılış gecesinde, sinema ve tiyatro sanatçısı Meral Çetinkaya’ya "Bilge Olgaç Başarı Ödülü", Türk filmlerinin unutulmaz isimlerinden Nilüfer Aydan’a "Uçan Süpürge Onur Ödülü" verildi.
15 Mayıs’a kadar devam edecek festivalin açılış gecesine, Cellisimma isimli müzik grubunun dinletisi ile başlandı. Festival Kurucusu Halime Güner, yaptığı konuşmada, festivalde "Kendin ol, düşünü yarat" temasına yer verdiklerini belirterek, kadınların kendi düşlerini yaratmadıkça, erkeklerin düşlerini yaşatmaya devam edeceklerini söyledi. Güner, festivali kendi düşünün peşinde koşan, düşünü yakalayan, düşündüğünü yaratan tüm kadınlara armağan ettiklerini kaydetti. Güner, konuşmasının ardından festivalin gerçekleştirilmesine destek olanlara birer plaket verdi.
Gecenin sunucularının, festivalin "Barış Ne Zaman" bölümünün, "Pippa Bacca" adıyla tanınan ve çıktığı "barış yolculuğu" sırasında Kocaeli’nde öldürülen sanatçı Giuseppina Pasqualino Di Marineo’ya armağan edildiğini söylemeleri üzerine, salondakiler uzun süre alkışladı. Bacca ile ilgili bir de sinevizyon gösterimi yapıldı.
Festivalle ilgili sinevizyon gösterimlerinin ardından Binbir Gece adlı dizide Feride Aksal rolüyle oynayan Meral Çetinkaya’ya, "Bilge Olgaç Başarı Ödülü" verildi. Çetinkaya’ya ödülünü, dizide Kerem İnceoğlu karakterini canlandıran Tardu Flordun ve Bennu Ataman rolüyle oynayan Ceyda Düvenci verdi. Ödülü alırken heyecanlı olduğu gözlenen Çetinkaya, ödülü Türk sinemasının tüm kadın emekçileri ile paylaştığını ifade etti.
Her biri yeni, ödüllü ve ayrı renk
Festivalin artık gelenekselleşen ve bir filme Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü’nün verildiği “Her Biri Ayrı Renk” bölümü bu sene de yakın tarihli, festivallerde ödüllerle ağırlanmış, çok konuşulmuş, tartışılmış filmlerden oluşuyor. Türkiye’yi Selma Köksal’ın ‘Fikret Bey’inin temsil edeceği yarışmalı bölümde hafızalarda yer edecek 12 film bulunuyor. İranlı yönetmen Hana Makhmalbaf’ın 18 yaşında çektiği ve Berlin’den Selanik’e pek çok festivalden ödüller toplamış ilk uzun filmi ‘Utanç’tan Cannes'da Eleştirmenler Haftası'nda “Büyük Ödül” kazanan, cinsiyet, cinsellik ve toplumsal cinsiyet kimliği üzerine etkileyici sözler söyleyen Lucia Puenzo imzalı ‘XXY’ye kadar birbirinden etkileyici filmler seyircisini bekliyor.
Feminist klasik ilk kez
Festival programının en heyecan verici bölümü “Ustalara Saygı” olacak. 70’li yıllarda yaptığı filmlerle hem sinemayı hem de feminist hareketi derinden etkileyen usta yönetmen Chantal Akerman’a ayrılan bu bölümdeki filmler Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşacak. Bunlardan özellikle 1976 tarihli ‘Jeanne Dielman’ gerek yarattığı etki gerek süresiyle özellikle öne çıkıyor. 3,5 saate yaklaşan süresiyle seyirciden sabır isteyen film bunun karşılığını fazlasıyla veriyor. Le Monde gazetesinin “Sinema tarihinin ilk kadın başyapıtı” sözleriyle tanımladığı ‘Jeanne Dielman’ Akerman’ın da en önemli filmi sayılıyor. 2000’li yıllarda yaptığı ‘Tutsak Kadın’ ve ‘Yarın Taşınıyoruz’u da yönetmenin sinemasını merak edenler için kaçırılmayacak filmler.
Edebiyat, sinema, kadın
Kadın yönetmenlerin edebiyat uyarlamalarının yer aldığı “Kendine Ait Bir Oda” başlıklı bölümde Piyano’suyla uluslararası bir başarı elde eden Jane Campion’un ilk başyapıtı olan ‘Masamdaki Melek’ gösterilecek. Kanadalı yazar Janet Frame'in özyaşam öyküsünü anlattığı aynı adlı romandan uyarlanan film akılla delilik arasındaki ince çizgide yürüyen bir kadın yazarın dünyasını etkileyici bir dille anlatıyor. Bölümün diğer filmleri ise; Guardian gazetesinin “Ölmeden önce izlenmesi gereken filmler” listesinde yer alan Gillian Amstrong’un Sarah Miles Franklin uyarlaması ‘Muhteşem Kariyerim’ ve Pascale Ferran’ın yönettiği ve geçtiğimiz sene Cesar Ödülleri’nde deyim yerindeyse ödüle boğulan D.H. Lawrence uyarlaması ‘Lady Chatterly’ olacak.
Özel gösterimler
Festivalin özel bölümlerinden “Bana Özel” bölümü, özel ve ayrıcalıklı filmlerden oluşuyor. Bunlardan ilki, iki sene önce öldürülen bağımsız Amerikan sinemasının en ünlü oyuncularından Adrienne Shelly’nin yönettiği ‘Pastacı’ (Waitress, 2007). Romantik komedi kurallarını işliyor görünse de aslında bütün kodlarla oynayan bu “kendini iyi hisset” filmi Altyazı sinema dergisinin katkılarıyla gösterilecek. Filmin ardından festival mutfağının küçük bir sürprizi olacak ve canı çekenler için Cafe Elizinn festivale özel pastalar dağıtacak.
Bir diğer ‘özel’ film ise Ankara’daki ilk gösterimini yapacak olan ‘Savage Ailesi’ (Savages, Tamara Jenkins, 2007). Bu sene “En İyi Kadın Oyuncu” dahil olmak üzere iki Oscar adaylığı ve pek çok festivalde aldığı ödüllerle çok konuşulan film, yaşlanma/yaşlılık üzerine yıkıcı bir dram. ‘Savage Ailesi’ Radyo ODTÜ’nün katkılarıyla gösterilecek.
Ve bölümün son ‘özel’i; festivalin “Sıkıysa İzle” dediği ‘Hayalet Aşk’ (Phantom Love, 2007). Seyircileri adeta ikiye bölecek olan film sürreel bir aşk öyküsü anlatırken seyircinin izleme deneyimini de zorlayacak.
Erkekler Matinesi
Festival bu sene bir de ‘Erkekler Matinesi’ düzenliyor! Ödüllü üç kurmaca ve iki belgesel olmak üzere beş filmin gösterileceği bu bölümde kadın yönetmenler erkekleri, erkekliğin nasıl üretildiğini farklı erkeklik halleri üzerinden anlatıyor. ‘Erkekler Matinesi’nin, filmlerin yanı sıra bir de sürprizi var seyircisine: ‘Güneşli Pazartesi’. Çağdaş gösteri sanatlarının genç temsilcilerinden Bedirhan Dehmen ve Şafak Uysal’ın ilk ortak koreografisi olan ‘Güneşli Pazartesi’ Türkiye toplumunda erkekliğin nasıl kurulduğunu fiziksel tiyatronun görsel dilini kullanarak anlatıyor.
Yazdır | 09.05.2008, 09:43:00
|
|
|