Kürtçe Anayasal güvence altına alınsın'14 Mayıs Kürt Dil Bayramı' Diyarbakır, Van ve İzmir'de kitlesel basın açıklamaları ile kutlandı. Kürtçe üzerindeki baskı ve asimilasyon politikalarına dikkat çekilen açıklamalarda, Kürtçenin Anayasal güvence altına alınarak eğitim dili olması istenirken, Kürtlere de günlük dilde Kürtçe konuşma çağrısı yapıldı. Kürt Dilini Araştırma ve Geliştirme Derneği (Kürdi-Der), '14 Mayıs Kürt Dil Bayramı' nedeniyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konukevi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin, DTP Diyarbakır İl Başkanı Nejdet Atalay, Kürt Yazarlar Derneği Başkanı İrfan Babaoğlu, Barış Anneleri İnisiyatif, Özgür Yurttaş Derneği ve DÖKH aktivistleri ile yüzlerce vatandaş katıldı. "Zimanê em rûmeta me ye" sloganlarının atıldığı açıklamada Kürtçe konuşan Kürdi-Der Genel Başkanı Mazhar Aktaş, Kürtçenin bin yıllardır bu topraklarda yaşayan en kadim halklardan birinin dili olduğunu söyledi. Asimilasyon politikası sürüyor Kürtçenin bütün baskı, yasak ve asimilasyon politikalarına rağmen her zaman yaşadığına dikkat çeken Aktaş, "Kürt halkı nasıl eski bir tarihe sahipse, dili kültürü de öyle bir tarihe sahiptir. Hiç bir etnik bir halk başka bir halktan daha üstün olmadığı gibi hiç bir dilde başka bir dilden üstün değildir. Topraklarımızda bugün bu dilin birçok zenginliğiyle karşılaşmaktayız. Bu dille yazılan Memê Alan, Siyabend û Xecê, Zembilfiroş, Mem û Zîn gibi onlarca destan insanlık mirasına büyük katkılar olmuştur" dedi. Kürtçe üzerinde 1925'ten bu yana asimilasyon politikasının sistematik bir şekilde sürdürüldüğünü ifade eden Aktaş, devletin Kürtçeyi ortadan kaldırmak için elinden gelen engeli çıkardığını dile getirdi. Ünlü Kürt Şair Cigerxwin'in, "Diri tut dilini ey okuyucu, dilini diri tutmadan hiç kimsenin ulus olduğu görülmemiştir" sizlerine dikkat çeken Aktaş, "Maalesef bin yıllarca büyük bedeller ve emekler karşılığında bu güne gelen dilimiz, büyük risklerle karşı karşıyadır. Kürt dili modern teknoloji, Kürtçeyi asimile etmeye yönelik okullar ve ekonomik ilişkiler nedeniyle ablukaya alınmış durumdadır" diye kaydetti. Kürtçeye yönelik 80 yıllık asimilasyon politikasının resmi anlamda değişmediğini söyleyen Aktaş, "Hala Kürtçe ile ilgilenen belediye başkanları görevden alınıyor, soruşturma ve davalar açılıyor. Her ne kadar Kürtçe büyük bir emeğin sonucunda sokaklarda serbest ise okul ve devlet kurumlarında yasaktır. Ama gelinen aşamada devletin sürdürdüğü yasakçı ve asimilasyon politikası Kürt dilini bitirme duruma getirmiştir. İnsanlık utancı olan bu duruma karşı hepimizin bu dile sahip çıkması gerekir ve bu politikanın amacına ulaşmaması için çaba içinde olmamız gerekir" diye konuştu. Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'da sarf ettiği, "Devlette bazı hatalar yaptı. Önemli olan bu hataları kabul etmek ve bir daha tekrarlanmamasını sağlamaktır" sözünü hatırlatan Aktaş, umut verici bu sözlerin en son Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu'na yönelik hakarete varan söylemlerle son bulduğunu belirtti. Aktaş, "Türkiye'yi seven herkesin, bu ülkede barış, kardeşlik ve huzur ortamının yaratılması için Kürt dili üzerindeki yasakların kaldırılması için çaba harcamaya çağırıyoruz. Çünkü Kürt halkının ve çocuklarının da kendi anadillerinde eğitim almaya hakkı vardı. Dilimiz onurumuzdur. Gelin onurumuza sahip çıkalım" dedi. "Kürtçe'ye engeller sürüyor" TZP Kurdi Van Şubesi, 14 Mayıs Kürt Dil Bayramı nedeniyle Sanat Sokağı'nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DTP, Göç-Der, TUAD-DER, Serhat Kültür Merkezi, KESK, Eğitim Sen, YÖDER, DTP'li belediye meclis üyeleri, Eşit Özgür Yurttaş Hareketi, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), İHD ve özgür basın kurumları destek verdi. Kürtçe konuşma yapan TZP Kurdi Dönem Sözcüsü Qahır Bateyi, Kürtçenin yıllardır görülmemiş bir baskı ve şiddet politikasıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Kürtçenin asimilasyondan çeşitli yasaklamalara kadar üzerinde beyaz bir katliamın uygulandığını kaydeden Bateyi, şunları söyledi: "Kopenhag kriterleriyle birlikte Kürtçe birazcıkta olsa bir serbesti gelmişse bile bu Kürtçenin özgürlüğü anlamına gelmez. Biz var olan serbestiyi küçümsemiyoruz. Ancak yetersiz görüp eleştiriyoruz. Çünkü Kürtçe yasal bir güvenceye kavuşturulmadığı gibi, kamusal alanlarda konuşulması yasaklanıp, eğitim dili olması yönünde birçok engeller çıkarılıp yasaklanmıştır. Bugüne kadar onlarca tutuklu ve hükümlü her gün çeşitli baskı ve cezalara maruz kalmıştır. Bugün Türkiye'de tek Kürtçe günlük gazete olan Azadiya Welat'a kapatma cezası verilmiştir. Kürt dilinin gelişimine yönelik etkinlik, şenlik gibi çalışmalar keyfi uygulamalarla engelleniyor. Buda Kürt dilinin halen yasak olduğunun bir göstergesi olup var olan serbestinin de yetersiz olduğunu görmekteyiz." Kürtçenin Anayasal güvence altına alınarak eğitim dili olmasını isteyen Bateyi, asimilasyon ve otoasimilasyona karşı herkesin Kürtçeyi günlük yaşam dili haline getirmesi ve duyarlı yaklaşması çağrısında bulundu. "Kürtçe'ye engel insanlık suçudur" Diyarbakır Kürdi-Der İzmir Girişimi de Konak Eski Sümerbank önünde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DTP, EMEP, SDP, ESP, İHD, Göç-Der, TAYD-DER, Azadiya Welat destek verdi. Diyarbakır Kürdi-Der İzmir Girişimi Sözcüsü Serdar Balcı, günümüzde Kürtçenin hala özgür olmadığı için tehlike altında olduğunu, Başbakanın 'Bir halkın dilini baskı altına almak, özgür gelişimini engellemek, insanlık suçudur' sözlerine karşın Türkiye'de halen Kürtçenin baskı altında tutulmasının iki yüzlülük olduğunu belirtti. "Hangi ırktan ve renkten ne düzeyde olursa olsun bir halkın dilini ve kültürünü kısıtlamak, gelişimini sağlamamak AB'ye girmek isteyen bir Türkiye için affedilmeyecek bir tutumdur" diyen Balcı, Kürtçe üzerindeki baskıların derhal kaldırılarak, Anayasal güvence altına alınmasını istedi. Balcı'nın Kürtçe yaptığı açıklamanın ardından İHD İzmir Şube Başkanı Lütfü Demirkapı, açıklamanın Türkçesini okudu. ANF Yazdır | 14.05.2008, 14:01:00 |
|