kEditor - Haberler / Politika / Kürt sorununun barışçıl çözümü için 1000 imza

http://www.keditor.com/haber_1901.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Kürt sorununun barışçıl çözümü için 1000 imza



Kürt sorunun barışçıl yollardan çözümünü isteyen ve aralarında DTP milletvekilleri, Kürdistan’daki Belediye Başkanları, yazar ve aydınlar ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisinin bulunduğu 1000 kişi International Herald Tribune ve Le Monde gazetelerine tam sayfa ilan verdi.

Kampanyayı DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, KADEP Genel Başkanı Şerafettin Elçi, DEHAP eski Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, HEP eski Genel Başkanı Feridun Yazar’ın da aralarında bulunduğu bir grup tarafından 25 Nisan tarihinde başlatıldı.

Kürt sorununun barışçıl çözümü için başlatılan kampanyada şimdiye kadar bin 200 kişiden imza toplanırken, ilanın tam sayfaya sığmaması nedeniyle 862 kişinin imzası yayınlandı.

Kampanyaya Türkiye ve Avrupa’daki aydınlar, akademisyen, belediye başkanları, hukukçular ve sanatçıların da bulunduğu her meslekten ve düşünce yapısından kişinin yanı sıra, ANAP, DP, SHP, Refah Partisi içerisinde siyaset yapmış Kürtlerin de destek vermesi dikkat çekti.

Metinde Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana Kürt kimliğini inkar ettiği ve Kürtlerin temel haklarından yoksun olduğu hatırlatılırken, sorunun Türkiye tarafından halen inkarcılık ve askeri yöntemlerle çözülmeye çalışıldığına dikkat çekiliyor.

Türkiye’de Kürt dilinin resmi kurumlarda kullanılmasını talep etmenin dahi halen suç olduğuna değinilen metinde, Kürt halkı tarafından seçilerek parlamentoya gönderilen vekillerin Kürtçe konuşmaları nedeniyle soruşturmalara maruz kaldığı ifade ediliyor.

Metinde Kürtlerin, Türk kardeşleri ve diğer komşularıyla eşit haklara sahip olmak istediği ifade edilerek Kürtlerin savaş ve şiddeti bir kader olarak yaşamayı reddettiği belirtiliyor.

Türkiye’den Kürt kimliğini anayasal olarak tanımasını, Kürt inkarına son verilmesini, her seviyede Kürtçe eğitime olanak sağlanmasının talep edildiği ilanda, barış ve güven ortamı yaratılması için, koşulsuz siyasi af ilan edilmesinin, belirlenecek bir prosedüre göre PKK’nın silah bırakmasının ve köy koruculuğu sisteminden vazgeçilmesinin gerekliliğine de vurguda bulunuluyor.

Metinde Kürt sorunun çözümü için bu tür çalışmalarda daha önce yer almış Tony Blair, Martti Ahtisaari, Bernard Kouchner ve Felipe Gonzales gibi isimlerin de arabulucu olması istenirken, Kürt sorunun artık uluslararası bir sorun olduğunun altı çiziliyor.

"Türkiye’de Kürt Sorununa Barışçıl Çözüm Çağrısı"nın tam metni


"Biz aşağıda imzaları bulunan insanlar itiraf ediyoruz ki, bizler Kürdüz ve bu kimliğimizle anılmak, atalarımızın toprakları üzerinde onurumuz ve kimliğimizle birer Kürt olarak yaşamak, dilimizi, kültürümüzü serbestçe ifade etmek istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Kürt halkının, kimliği yok sayılmış, dili yasaklanarak kullanılması suç sayılmış, kültürü inkâr edilmiş ve daha pek çok temel insani haklarından yoksun bırakılmıştır.

Bugün demokratik bir Avrupa Birliği camiasına katılmaya aday olan Türkiye’de ulusal düzeyde Türkçe yayın yapan yüzden fazla televizyon kanalı ve yüzlerce radyo faaliyette bulunmaktadır. Yüzotuz civarında üniversite ve yüksek okul düzeyinde öğretim kurumu vardır. Ancak, Kürtçe yayın yapan ne bir tek legal televizyon kanalı, ne bir radyo kanalı olmadığı gibi, ne ilk ve orta, ne de bir yüksek öğretim kurumu bulunmaktadır. Bu tür kurumları talep etmek suç sayılmakta, halkın seçtiği belediye başkanları ve milletvekilleri bile bu nedenlerle yargılanmaktadır.

Türkiye’de hala Kürt gerçeği kabul edilmediği gibi bir terörizm sorununa indirgenmeye çalışılmakta, sorunun çözümü için sınır ötesi askeri operasyonlarla çare aranmakta; bu da, Kürt-Türk ilişkilerini daha da gerginleştirerek bölgesel dengeleri ve Irak Kürdistanı Yönetiminin istikrarını ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti devlet yöneticileri bu insafsız uygulamalara rağmen kimi zaman da Türk-Kürt kardeşliğinden bahsetmektedirler. Ne var ki, uygarlığa beşiklik yapmış bu toprakların en eski halklarından biri olan biz Kürtlerin kardeşlik anlayışı bu değildir.

Bizler, komşularımız ve kardeşlerimizle aynı haklara sahip olmak istiyoruz. Savaş ve şiddet hiçbir toplumun kaderi olamayacağı gibi bizim de kaderimiz değildir, olmamalıdır. Böyle bir kaderi de reddediyoruz. Bugün bazı yetersizliklerine rağmen Irak Kürdistanı Yönetimi, dini ve kültürel azınlıklara haklarını tanımakla Orta-Doğu’da bile çeşitli kültür miraslarının bir arada barış içinde kardeşçe ve eşitlik içinde yaşayabileceklerini kanıtlamaktadır. Hiçbir biçimde askeri bir çözümü olmayan Kürt sorununa, aşağıda belirtilen ve halkımızın ortak asgari talepleri temelinde barışçıl bir çözüm getirilmeli; iki asırdan beri süregelen baskı-isyan-baskı süreci artık sona erdirilmeli ve silahlar susturulmalıdır.

Hazırlanmakta olan yeni Anayasa, Türkiye’de vatandaşlık tanımını bir soy esasına bağlı olarak tanımlamamalı ve Kürt halkının inkârına son vererek varlığını kabul etmelidir. Kürt vatandaşlara kendi dillerinde her düzeyde resmi eğitim-öğretim imkânı sağlanmalı ve kamusal alanda kendi dillerini kullanma, medya kurma ve işletme, dernek, kurum ve parti kurma, kültürlerini geliştirme ve siyasal istemlerini özgürce ifade ve savunma haklarını güvence altına almalıdır. Bu temelde barış ve güven ortamının yaratılması, şiddet ve silahlı çatışma sayfasının tamamen kapatılması için, istisnasız genel bir siyasi af çıkartılmalıdır ve PKK belirlenecek bir prosedüre göre silah bırakmalıdır. Keza bu bağlamda köy koruculuğu da tasfiye edilmelidir.

Bu talepler mevcut sınırları sorgulamayan ve tüm demokratik ülkelerin vatandaşlarına tanıdıkları asgari temel insan haklardır. Bunları istemek değil, aksine tanımamak suç sayılmalıdır. Problemin çözümü yönünde uzun bir süredir etkin ve samimi bir çaba içersinde bulunan, Türkiyeli pek çok aydın, akademisyen, yazar ve çeşitli meslekten insanların ve inisiyatiflerin çalışmaları yeterince sonuç alıcı olmasa da, şüphesiz ki takdir ve şükranla karşıladığımız girişimlerdir. Bu çabaların yanı sıra, 20. Yüzyıl boyunca büyük haksızlıklara uğrayan Kürt halkının yaşadığı insanlık dramının tarihi sorumluluğunu taşıyan Avrupa ülkelerinden ve ABD’den inkâr ve şiddet politikalarını desteklememelerini ve bu barışçıl çözüm sürecinin zemininin hazırlanmasına katkıda bulunmak için İrlanda, Bask, Katalan ve Kosova sorunlarının çözümünde deneyim kazanmış Sayın Tony Blair, Marti Ahtisaari, Felipe González ve Bernard Kouchner gibi deneyli devlet adamlarının Kürt sorunun çözümünde arabulucu olarak görevlendirmelerini istiyoruz.

Avrupa Birliği’nin Filistin’e her yıl yüz milyonlarca dolar maddi yardım vermesinden elbette ki Kürtler de memnun olmaktadırlar. Ne var ki, aynı Avrupa Birliği, aday ülke statüsündeki Türkiye’den, ekonomik olarak ihmal edilip geri kalmasına yol açılmış Kürt bölgelerinin onarımı ve özellikle 1990’lı yıllarda devlet tarafından güvenlik gerekçesiyle zorla boşaltılan yaklaşık 3400 Kürt köyü ve yerleşim biriminin yeniden inşasına olanak sağlanmasına; yerlerinden edilen üç milyon civarındaki Kürt göçmenin yurtlarına ve yuvalarına dönüşünü sağlamak için kapsamlı bir kalkınma planı hazırlamasını yardımcı olmalı; keza isimleri değiştirilerek keyfi bir biçimde yeniden adlandırılan Kürt yerleşim birimlerinin isimlerinin orijinal şekline iadesini de vicdani bir görev edinmelidir. Bizce Kürt sorunu artık sadece bir Türkiye sorunu değil, bir Orta-Doğu, bir Avrupa, bir insanlık sorunudur. Bu nedenle Türkiye kamu vicdanına, dünya kamuoyuna çağrıda bulunuyor, acilen demokratik bir barışçıl çözüm için desteklerini istiyoruz."

YazdırYazdır | 23.05.2008, 12:44:00

Yorumlar

Barış için yeni bir Anayasa


Barış için Türkiye'de giderek azalan umutlar, yurtdışında aranıyor. Keşke kendi meslelerimize başkalarını karıştırmasak. Barış için bulunacak aracılar, sorunu yaratanlar olmamalı.

Güya İşçi Partisi'nin bir zamanlar başkanı Tony Blair, iktidardayken ne yaptı ki, şimdi yapsın?

AKP ve Ordu barış için artık adım atmalılar. Yoksa iş gerçekten çığırından tamamen çıkacak ve Türk-Kürt düşmanlığı Arap-İsrail benzeri bir durum alacak. Bu çatışma da yüzyıllarca nesilden nesile geçer ve kaybeden hep bu iki halk olur.

Savaşı durduracak en önemli başlangıç, yeni bir Anayasadır. Demokratik, katılımcı, kimseyi bir diğerinden üstün saymayan, gerçek bir eşitlik ve kardeşlik anayasası, silahta bıraktırır, savaşı da durdurur.
24.05.2008, 20:57:35 | Misafir


  

İlgili haberler

İlgili Yazılar


 Yukarı çık