Hayata Dönüş operasyonunda suç hayatta kalanların
2000 yılında 20 cezaevinde aynı anda yapılan ve onlarca kişinin ölümüyle sonuçlanan "Hayata Dönüş Operasyonu"nun Çanakkale E Tipi Kapalı Cezaevi’ni ilgilendiren davasında savcılık, yargılanan 563 asker için ceza istemezken faturayı 17 tutuklu ve hükümlüye çıkardı: 15 ile 20 yıl hapis cezası isteniyor.
F tipi cezaevlerine geçişi sağlamak amacıyla cezaevlerine yönelik olarak gerçekleştirilen ve 28 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce tutuklunun da sakat kaldığı “Hayata Dönüş” operasyonunda, hayatta kalmayı başarmış olanlara da rahat yok. 19 Aralık 2000 tarihinde Türkiye genelinde 20 cezaeviyle aynı anda harekat düzenlenen ve 4 tutuklunun yaşamından olduğu Çanakkale Cezaevi operasyonuyla ilgili davada esas hakkındaki mütalaasını veren savcılık, sağ kalan tutuklu ve hükümlüler için ağır cezalar istedi.
Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davada, 27 Mayıs 2008 günü esas hakkındaki mütalaasını veren Cumhuriyet Savcısı Mehmet Çetinkaya, tutuklu ve hükümlülerden oluşan 17 sanık hakkında 15 yıl ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları, diğer tüm sanıklar için ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezaları verilmesini istedi.
Adli tıp raporlarının yalanladığı iddialar
Savcılık iddianamesinde, operasyon sırasında yaşamını yitiren Fahri Sarı, İlker Babacan isimli hükümlüler ise “silahlı isyan ve çatışma ortamında ölen” kişiler olarak anlatıldı. Oysa adli tıp raporlarında, Fahri Sarı’nın; “ölümünün ateşli silah mermi çekirdeğine bağlı ince bağırsak ve mezan yaralanması, iç kanama ve gelişen kanama şoku sonucu meydana geldiği....”, Sultan Sarı’nın “ölümünün künt bir cismin (muhtemelen 4cm. çaplı) süratle göğüs ön duvarına çarpması ile meydana gelen travmaya, sternum ve ikinci kaburga kemiği kırığı ile...gelişen dolaşım durması sonucu meydana geldiği”, İlker Babacan’ın “ölümünün, başa soldan giren muhtemelen göz yaşartıcı gaz bombası ile kafatası ve kaide kırıkları, beyin ve beyincik harabiyeti, beyin kanaması ve gelişen dolaşım durması sonucu meydana geldiğinin... tespit edildiği” dile getirilmişti.
Operasyonu gerçekleştirenlere beraat
Savcılık makamı verdiği mütalaada, tüm sanıklar için cezaevi idaresine silahlı isyan etmekten 6 aydan üç yıla kadar hapis cezası ile 17 sanık hakkında da 5237 sayılı Yasa’nın 82/1-g ve 39/1 maddelerinden 15 yıl ile 20 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılmalarını isterken, operasyona katılan kamu görevlileri ve operasyonda İl Merkez Jandarma Komutanı Ali Göksu hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini istedi. Savcılık, tutuklu ve hükümlülerden 17 kişinin adam öldürmeye yardım etmekten cezalandırılmalarını istemesinin gerekçesini ise bazı tutuklu ve hükümlülerin üzerinde barut izlerinin bulunmuş olmasına dayandırdı.
Ölenler için bile hapis istendi
Savcılık mütalasında yaşamını yitirmiş olan bazı hükümlüler için dahi ağır hapis cezası istenmiş olması dikkat çekti. Mütalada şöyle deniliyor: “Ali Rıza Aydar, Muharrem Güzel, Yaşar Şimşir, Dursun Önder, Ali Osman Köse, İnan Eren, Abdurrahman Bağuç, Günay Eren, Ali Rıza Seçik, Ulaş Göçmen, Okan Ünsal, Mahir Gül, Veysel Şahin, Mehmet Karaman, Mustafa Çetin, Hasan Bölücek, Hülya Aydoğan ve Ayhan toprak isimli 18 sanığın alınan ev svaplarında ellerinde barut artığı tespit edilip isyan esnasında ateşli ve patlayıcı silah kullandıkları sonucuna varılmıştır.” Ardından, “18 sanıktan Okan Ünsal ölü olduğundan hakkındaki dava düşürülmelidir” diye ekleniyor. Ancak, Dursun Önder isimli hükümlünün 2003 yılında bir çatışmada yaşamını yitirmiş olmasına rağmen, o da, savcılığın mütalasında hakkındaki ağır hapis cezası istenenler arasında sayılıyor. Haklarında 3 yıla kadar hapis cezası istenen sanıklar arasında sayılan Fatma Koyupınar, 28 Nisan 2006 günü ölüm orucunda, Ali Gündüz ise, 2008 yılı Ocak ayında bir trafik kazası sonucunda yaşamlarını yitirmişlerdi.
Avukat Oya Aslan: Savcılığın mütalaası siyasi
Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Oya Aslan, savcılığın mütalaasının tamamen siyasi bir anlayışla hazırlanmış olduğunu söyledi. Aslan, “Mütalaada daha çok insan ölebilirdi, daha çok insanın ölmemesini savcılık başarı olarak değerlendirmekte ve yargılanan jandarma görevlilerinin beraat etmesini istemektedir” dedi. Aslan, şöyle devam etti: “Üzerinde el svapları tespit edilen kişiler için adam öldürmeye yardım etmekten ceza istenmekte; oysa el svapları operasyon bitiminden çok sonra alındı ve sonra gelen raporda el svapları üzerindeki atış artıklarının sadece ateşli silah kullanmış olduğu anlamı taşımadığı, silah kullanan kişilerden bulaşacağı gibi patlayıcı maddelerden ve hatta atılan gaz bombalarından da bulaşabileceğinin bildirildiği rapor geldi. Bu mütalaa sonucu anladık ki hukukta her şeyden önce devlet gelir, devletin çıkarları ile hukuk karşı karşıya geldiğinde devleti tercih ederim… Devlet, görevlileri tarafından işlenen suçlara karşı yargının yaklaşımı açısından farklılıklar olması doğaldır anlayışına sahip.”
Evrensel
Yazdır | kEditor | 03.06.2008, 17:35:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|