kEditor - Haberler / Politika / Vicdani retçi Mehmet Bal tutuklandı

http://www.keditor.com/haber_1968.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Vicdani retçi Mehmet Bal tutuklandı


Vicdani retçi Mehmet Bal, İstanbul Beşiktaş'ta dün akşam sokakta yürürken, iki sivil polis tarafından gözaltına alındı. Bal, daha sonra tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevi'ne götürüldü.


Arnavutköy'deki evinin yakınında kimlik sorulduktan sonra gözaltına alınan Bal'ın önce Gayrettepe'deki Asayiş Müdürlüğü'ne ardından da Beşiktaş İnzibat Karakolu'na götürüldüğü öğrenildi. Bal, gece saat 03.00 sıralarında nöbetçi askerler tarafından tartaklanarak darp edildi. Sabah ise üzerine sıcak su dökülerek 'uyandırıldı'.

"Firar ve emre itaatsizlik" suçlamaları nedeniyle devam eden davaları kapsamında gözaltına alındığı öğrenilen vicdani retçi Mehmet Bal, Hasdal Askeri Cezaevi'ne sevk edildi. Bal'ın önümüzdeki günlerde Adana'daki askeri cezaevine gönderilmesi bekleniyor. Bu arada yarın saat 12.30'da İHD İstanbul Şubesi'nde konuya ilişkin basın toplantısı düzenlenecek.

Mehmet Bal, 9,5 aylık askerliğinin ardından, vicdani reddini açıkladı ve tutuklanarak Adana Askeri Cezaevi’ne kondu. 155. maddeden yapılan yargılamada beraat ettiği için serbest bırakıldı. 22 Ocak 2003’de tekrar tutuklandı, Mersin’deki birlikten “3 ay hava değişimi” gerekçesi ile bırakıldı. Şu anda hakkında devam eden 6 dava var. (firar, izin tecavüzü ve 4 emre itaatsizlikte ısrar)

Mehmet Bal'ın 2002 tarihindeki vicdani ret açıklaması

"Bizzat 9,5 ay gibi bir süre içinde bulunduğum askerliğe, 18 Ekim 2002 tarihi itibariyle devam etmemeye ve VİCDANİ REDDİMİ açıklamaya karar vermiş bulunuyorum. Beni askerliği yapmayı reddetmeye götüren nedenler kısaca şöyledir:

Militarizm, özü itibariyle yok etmeyi bir sorun çözme yöntemi olarak kabul eder. Kendisini haklı çıkarabileceği çeşitli nedenleri öne sürerek, sonuçlarından da kendini kurtarmak için çeşitli yasalar ile yaptığını/yapacağını meşrulaştırmaya çalışır. Bu aşamaları gerçekleştirirken elbette egemen kesimlerle de tam bir uyum içinde çalışarak, hem onların isteklerini gerçekleştirmeye yardımcı olur, hem de kendisi için kaynak yaratır. Bu döngü ve uyum sürekli devam eder. Bu uyumu bozmaya çalışan veya karşı gelen ise bir şekilde susturulur, cezalandırılır, hatta yok edilir. Tarih bu çeşit olaylar ile doludur. Her defasında aynı oyunun çeşitli versiyonları sahneye konur ve büyük bir başarıyla da oynanır.

Yaratılan bu durumlar o kadar açık ve nettir ki, bunu görmemek için kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, vicdan her defasında kendini ortaya koyarak gerçeklerin inkar edilemeyeceğini belirtir. İnsanları en çok ikna eden sağduyu dediğimiz o duygu ise her defasında çeşitli gerekçelere yaslanarak, yaratılan bu durumların görmezlikten gelinmesini ister, hatta bu oyunda gönüllü yer almanın daha doğru olacağını öne sürer. Sağduyunun güvenli ortamını seçmek insana daha cazip gelse de, uzun erimdeki sonuçları vaat ettiklerinin tam aksini ortaya koyacaktır.

Militarizmin özünü teşkil eden bir diğer unsur ise kayıtsız şartsız itaattir. İnsanı kayıtsız şartsız itaate götüren yollar da özenle ve itina ile hazırlanmıştır. Ta en başından itibaren içine doğulan coğrafyanın ve toplumun güvenliğini sağlama iddiası ile, kişiye sırası gelince bu yolda katılımı dayatılır. Kişiye hiç bir biçimde fikri veya ne düşündüğü sorulmaz. Gerekçeler hazırdır. İnsanların çizilen bu yolda gösterdikleri davranışlar adeta kutsallaştırılarak sunulur. İçine doğduğun toplum, hatta anne ve baba bile bunların doğruluğundan ve kutsallığından hiç şüphe etmemektedir. Kendi çocuklarını, birilerinin ortaya koyduğu bu yolda, fedaya dahi hazırdırlar. Zaten çocuklarını doğdukları andan itibaren böylesi durumlara hazırlamışlardır. İstisnalar olsa bile, ezici bir çoğunluk, aksine bir durumu düşünmek bir yana, bunu hayal bile edemez.

Militarizmin ve yandaşlarının ortaya koyduğu/ koyacağı savaşlar sadece insana zarar vermekle kalmamaktadır. Orduların elinde bulunan gerek nükleer gerekse biyolojik silahların doğaya verdiği/vereceği tahribatı ve yıkımı hangi gerekçe haklı çıkarabilir ki? Oysa o silahları insanların güvenliği ve yaşamlarının teminatı olarak bulundurduğunu öne sürenler, o silahları kullandıkları takdirde dünyanın nasıl bir hal alacağını bilmiyorlar mı...? Bu çelişkiyi göremeyecek kadar aptal oldukları elbet düşünülemez.

Dünyanın içinde bulunduğu şu anki durum da yukarıdaki kirli oyunları net bir şekilde yansıtmıyor mu? ABD ve yandaşlarının 11 Eylül`ü ve başka bir takım bahaneleri öne sürerek önce Afganistan’ı yerle bir etmesi, şimdi de Irak’a saldırmak için hazırlanmasının altında yatan gerçek nedenlerin güvenlik vs. olmadığını herkes biliyor. Fakat sağduyunun güvenli kolları herkesi sarmış durumda. İnsanlar atılacak bombaların paramparça ettiği/edeceği tüm canlıların oluşturduğu/oluşturacağı manzarayı vicdanlarına nasıl kabul ettiriyorlar acaba? Birkaç kesim dışında çeşitli platformlarda dillendirilen çağrılara hiç kimsenin karşılık vermemesinden ve savaşa karşı tepkisini ortaya koymamasından, dolaylı da olsa ABD ve yandaşlarının güç aldığı da bir gerçek değil midir? Gerçi hiç kimse bir başkasından belli davranışlarda bulunmasını bekleyemez, beklememelidir. Bu tamamen insanların iç muhasebeleri sonucu verecekleri bir karar olmalı. Nasıl ki BÜYÜK AĞABEY ortaya çıkıp, ya bizdensin ya da karşı taraftansın diyorsa, insanların da aynı netlikle “savaşı istiyor muyum, istemiyor muyum” diye net bir karar vermeleri gerekmektedir. Çünkü bu savaşçı ve yok ederek inşa etme mantığı ile hareket edenler silahını bugün başkasına doğrultmuşsa, yarın bana doğrultmayacağının bir garantisi yok.

Gerek kendi yaşamımda bizzat yaşayarak edindiğim acı deneyimler, gerekse 9,5 ay doğrudan içinde bulunarak edindiğim izlenimler doğrultusunda vicdanımın sesini daha fazla inkar edemeyeceğimi anladım. Bundan sonrası için gerekçesi ne olursa olsun vicdanım ve iradem dışında bana askeri veya sivil, yerel veya evrensel, hiçbir kişi, kurum veya yapının dayatacağı hiçbir edimi yerine getirmeyeceğimi belirterek VİCDANİ REDDİMİ kamuoyuna deklare ediyorum.

Kısaca bugüne geliş sürecini de belirtmek istiyorum. Ben 1995 Mayıs’ında 1975-2 tertip olarak askere gittim. 9 Eylül 1995’te adli bir olay nedeniyle tutuklandım. 7 yıllık bir cezaevi süreci sonunda 23 Mayıs 2002’de tahliye oldum ve doğrudan askere gittim. 18 Ekim’e kadar da askerliğe devam ettim.

Ayrıca kaçmak gibi bir düşüncemin de olmadığını belirtmek isterim. Son bir defa birliğe giderek askeri kimliği ve eşyaları teslim edeceğim."


YazdırYazdır | kEditor | 09.06.2008, 10:02:00

Yorumlar

Vicdani retci Mehmet Bal açlık grevinde


İstanbul'daki evinin yakınından gözaltına alınarak Askeri Cezaevi'ne konulan vicdani retçi Mehmet Bal, gözaltında karşılaştığı baskı ve şiddeti protesto etmek için açlık grevine başladı.

"Emre itaatsizlik ve firar" suçlamalarıyla hakkında açılan davalar kapsamında 8 Haziran Pazar günü Arnavutköy'deki evinin yakınında gözaltına alınan Bal, önce Gayrettepe'teki Asayiş Şubesi'ne, ardından da Beşiktaş'taki İnzibat Merkezi'ne götürüldü.

Burada darp edilen Bal, üzerine sıcak su dökülerek uyandırıldı. Vicdani retçi Mehmet Bal, çıkartıldığı Hasdal Askeri Mahkemesi'nde tutuklanarak, Hasdal Askeri Mahkemesi'ne konuldu. Bal'ın kendisine yapılanları protesto için açlık grevine başladığı ve bu durum üzerine bu sabah Gümüşsuyu Askeri Hastanesi'ne sevk edildiği öğrenildi.

Bu arada İHD İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı düzenleyen İHD yöneticileri ve Anti Militarist İnisiyatif, Bal'ın serbest bırakılmasını istedi.

ANF
10.06.2008, 14:10:14 | Misafir

Vicdani retci Mehmet Bal özgür bırakılmalıdır


2002 yılında vicdani ret iradesini açıklayan Mehmet Bal, bu tarihten sonra asker elbisesi giymeyi reddetmesi ve birliğine teslim olmaması nedeni ile emre itaatsizlikte ısrar ve izin ihlali suçlamaları ile hakkında Adana Askeri Mahkemesi tarafından çıkarılan yakalama kararı gerekçe gösterilerek tutuklanıp Hasdal Askeri Cezaevine konuldu. İnsan hakları savunucuları olarak, Vicdani ret hakkını kullandığı için özgürlüğünden yoksun bırakılan Mehmet Bal’ın derhal serbest bırakılmasını ve vicdani reddi bir hak olarak tanımlayan yasal düzenlemelerin acilen yapılmasını istiyoruz.

Türkiye’de bu güne kadar vicdani ret sebebi ile çok sayıda kişi yargılandı ve ceza aldı. Ancak vicdani reddi düzenleyen bir yasa bulunmadığından dolayı davalar, Askeri Ceza Kanunu'nun 87 ve 88. maddelerine göre "emre itaatsizlikte ısrar", vicdani ret savunuculuğu içeren açıklamalara ise Türk Ceza Kanunu'nun TCK 318. maddesine dayanılarak "Halkı askerlikten soğutmak" suçlamasıyla açılmakta. Vicdani retçiler her türlü askeri emri reddettiklerinden, ve her ret eylemi ile suç yeniden işlenmiş sayıldığından pratikte ömür boyu hapis anlamına gelen bir cezalandırma sistemiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.

Mehmet Bal hakkında da aynı zaman ve mekan içinde üç kez art arda tekrarlanan askeri elbise giy emrine uymadığı gerekçesi ile üç ayrı dava bulunuyor.

Mehmet Bal ile yaptığımız görüşmede verdiği bilgilere göre, göz altına alındığı 8 Haziran günü tutulduğu Beşiktaş Jandarma İnzibat Komutanlığında şiddet ve keyfi uygulamalara tabi tutulmuştur. Evrak imzalamak istemediği için zor kullanılarak belgelerin altına parmak bastırılmış. Tuvalet ihtiyacı saatlerce karşılanmamıştır. Gece üç civarında tuvalete götürülmüş ve hücresine geri getirildiğinde tekme ve yumruklarla baş ve göğsüne vurularak ağır bir şekilde dövülmüştür. Kısa süre görmesinin bozulduğunu söyleyen Mehmet Bal’ın hastaneye götürülme isteği gerekçesiz reddedilmiştir.

Dün itibari ile halen kulağında çınlama ve ağrı olduğunu söylemiştir. Yine gece boyu hücre kapısına gelen bazı asker kişiler tarafından küfür , tehdit ve hakarete uğratılmıştır. Gördüğü baskı ve şiddeti protesto eden Mehmet Bal halen açlık grevindedir.

İnanç, din ve vicdanla ilgili nedenlerden ötürü askerlik hizmetini yapmayı tamamıyla reddetmek ve/veya silah kullanımının gerekmeyeceği görevlerde yer almayı istemek anlamına gelen vicdani ret kapsamında asker olmayı reddetmek, sadece asker olmayı, öldürmeyi reddetme olmayıp, onun ötesinde düşünme yeteneği ve iradesi elinden alınmış bir itaatkâra dönüşmeye karşı itirazdır ve militarizmle doğrudan mücadeledir.

İnsan hakları savunucuları olarak, Mehmet Bal’a gözaltında şiddet uygulanmasını, keyfi uygulamalar ve yasaklarla hak ve özgürlüklerine zarar verilmesini kınıyor sorumlular hakkında işlem yapılmasını istiyoruz. Temel bir insan hakkı olan vicdani ret hakkı, düşünce, kanaat ve vicdan özgürlüğü kapsamında vazgeçilmez bir haktır. Vicdani ret haklarını kullandıkları için halen tutuklu bulunanlar ve Mehmet Bal serbest bırakılmalıdır.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
10.06.2008, 14:16:44 | Misafir

Vicdani redci Mehmet Bal’a özgürlük...


6 yıl önce “gerekçesi ne olursa olsun vicdanım ve iradem dışında bana askeri veya sivil, yerel veya evrensel, hiçbir kişi, kurum veya yapının dayatacağı hiçbir edimi yerine getirmeyeceğim” sözleriyle vicdani reddini açıklayan Mehmet Bal, yeniden “askeri birlik-mahkeme-cezaevi” üçgeni içine hapsedildi.

18 Ekim 2002'de vicdani reddini açıkladıktan sonra bir ay Adana Askeri Cezaevi'nde yatan, Ocak 2003'te tekrar gözaltına alınmasının ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde üç aylık “hava değişimi” verilerek serbest bırakılan Mehmet Bal, 8 Haziran 2008 Pazar günü Arnavutköy'deki evinin yakınlarında kendisine yaklaşıp kimlik soran iki sivil polis tarafından gözaltına alındı.

8 Haziran gecesi, önce Gayrettepe Asayiş Müdürlüğü'ne, oradan Şişli Etfal Hastanesi'ne ve son olarak Beşiktaş Jandarma İnzibat Karakolu'na götürüldü. Bu karakolda bütün gece nöbetçi askerlerin küfür, taciz ve kötü muamelesine maruz kaldı ve şiddet gördü. Evrak hazırlıkları sırasında, verilen kağıtları imzalamadığı ve isminin üzerindeki “Ulaştırma Er” ibaresinin üzerini çizdiği için, Mehmet Bal'ın imzası yerine zorla parmak izi alındı. Tuvalete gitmesine izin verilmeyen Mehmet Bal saatlerce bekletildi ve kendisine uzun süre su verilmedi.

Sabaha karşı 3 sıralarında askerlerden birinin hücreye girip Mehmet Bal'ın kafasına, yüzüne ve göğsüne yumruklar attığını ertesi gün avukat görüşü sırasında öğrendik.

Kendisine bu şekilde şiddet uygulandıktan sonra, Mehmet Bal defalarca kendini kötü hissettiğini ve doktor görmek istediğini söylediyse de bu talebi reddedildi. Sabah 9'da bir asker Mehmet Bal'ı üzerine sıcak su dökerek “uyandırdı.” Şu anda sol gözünde morluk bulunan Mehmet Bal, yumruk atıldığı sırada bir an gözünün görmediğini ve halen seyirdiğini, ayrıca kulağının çınladığını söyledi.

Mehmet Bal'ın gözaltı sebebi, dün götürüldüğü Hasdal Askeri Mahkemesi tarafından, Adana Askeri Mahkemesi'nde devam etmekte olan “emre itaatsizlikte ısrar” ve “firar” suçlamalarını içeren duruşmalarına katılmaması ve hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılması olarak açıklanmıştır.

Burada sadece Mehmet Bal'dan değil, Mart 2008'de gözaltına alınarak, Kasımpaşa ve ardından Çorlu askeri cezaevlerinden sonra şu an Saray Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halil Savda’dan da bahsetmek istiyoruz. Tekrarlanan “askeri birlik- mahkeme-cezaevi” kısır döngüsünün ardından kendisine “çürük” raporu verilerek “sosyal uyumsuz” ilan edilen Halil Savda, Mehmet Bal gibi net bir tavırla vicdani reddini ve bu konudaki ısrarlı tutumunu sürdürmüştür.

Bir süre Hasdal Askeri Cezaevi'nde kalacağı açıklanan Bal’ın daha sonra Adana'da askeri mahkemeye gönderileceğini öğrendik. Biz savaş karşıtları ve antimilitaristler, Mehmet Bal'ın ve diğer vicdani redcilerin yanında olduğumuzu, durumlarının her zaman takipçisi olacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

Devletin ve askeri yargının kavram ve duruş olarak yok saydığı vicdani red tutumlarını sürdüren redciler işkence, dayak ve kötü muameleyle susturulmaya çalışılmakta ve bu uygulamalar keyfi bir şekilde askeri cezaevlerinde devam etmektedir.

VİCDANİ REDCİ MEHMET BAL’A ÖZGÜRLÜK...

ANTİMİLİTARİST İNİSİYATİF

Destek Veren Kurumlar:
Amargi Kadın Kooperatifi
Lambda İstanbul
Safdışı
Lilith Kollektifi
İndymedia İstanbul
İç Mihrak
10.06.2008, 14:21:01 | Misafir

uçurum


güzel ülkemde koyun gibi uçuruma sürüklenirken birilerinin ayak diremesi çok olumlu.

galiptir bu yolda malup.
19.06.2008, 18:24:29 | Misafir

Katil Mehmet Bal


Hirsiz, soyguncu, katil Mehmet Bal, vicdani retciymis. Onda vicdan var mi? Kendisine fakir diye elbise ayakkabi alan Kuyumcu Muharrem Aksu'yu "gel abi kahve icelim" diye davet ediyor, önceden hazirladigi iki arkadasi ile katlediyor.

Bayanlar, Baylar... Dikkat edin sizde bu vicdansiz tarafindan davet edilip öldürülebilirsiniz. Bu kisiye ve ona destek cikanlara, Muharrem Aksu'nun ve bütün şehitlerin laneti üzerlerine olsun!
30.06.2008, 19:56:21 | Misafir

Bu mesajın içeriği silinmiştir


Editörün notu:

Sayın ziyaretçilerimiz,

Yazmış olduğunuz yorumlarda küfür, tehdit, hakaret unsuru taşıyan öğeler bulunuyorsa, bunlar çıkarılır, her yaştan ziyaretçinin okuyabileceği hale getirilir veya mesajınız tamamen silinir. Tartışma kültürü ve ahlaki terbiye kuralları içerisinde yapacağınız her yorum, burada yayınlanmaktadır.

Bu hususa dikkat etmeyenlerin yorumları, yazdıkları doğru-yanlış, eksik-fazla, taraflı-tarafsız olmasına bakılmaksızın silinir.

Doğru ya da gerçekler için en temel gereklilik, olgun bir tartışma düzeyidir. Sonuçta söyledikleriniz doğru olsa dahi, uslubunuz yanlışsa, dikkate alınmazsınız.

Kendinize edilmesini hazmetmeyeceğiniz sözleri bir başkasına etmeyin. Haberler, yazılar, düşünceler, ideolojiler ve kişiler "illa ki" sizinle aynı taraftan olmak zorunda değildir. Eğer karşıt fikirlere tahammül edemiyorsanız, bu tür içeriğin yer aldığı sitelere girmeyin.

Sitede yer alan yazı, haber ya da diğer içerikler konusunda bize yazarak varsa şikayetinizi bildirebilirsiniz. İletişim bölümünde (gitmek için buraya tıklayın), isminizi, size cevap yazabileceğimiz bir elektronik posta adresini eklemeyi unutmadan, her türlü konuda fikir, öneri ve eleştirilerinizi bize yollayabilirsiniz.

Anlayışınız için teşekkürler...
30.06.2008, 20:07:12 | Misafir

Ölümle Hayata Baslayan Mehmet Bal savas karsiti (Buna leylekler bile güler)


Bu Mehmet Bal icin yazilan her sey yalan üzerine kurulu. Birisi yazmis 1980'lerin azili ülkücüsüymüs. Bir insan 5 yasinda ne kadar azili olabilir, bunu sormak lazim Yildirim Türker beye. Mehmet Bal 1975 dogumlu, 1995 te soyguncu iki arkadasi ile bir kuyumcuyu öldürüp gözlerini hapishanede acmis bir zavallidir. Hangi ülkücü dernege kayitliymis, ülkücülerle hangi olaya karismis söylesinlerde görelim bazilarini.

Mehmet Bal, soygunu yaptiktan sonra askere gitti ve askerde enselendi, hapse gitti. Aftan sonra tekrar askere gitti. 9.5 ayi tamamlayinca birilerine birseyler oldugunu duydu, ayni seyin kendisine de olacagini anladi. Korkusundan böyle bir yola girdi, kisaca hepinizi kandiriyor ve de kullaniyor.

"Kimsenin ölmesini istemiyorum; silaha, savasa hayir" diyen biri 9.5 ay askerlik yapmadan bastan tavrini koyar ve de daha hayata baslarken 20 yasinda soygun amacli insan öldürmez. Böyle bir seyi ancak hic kimseyi öldürmemis insanlarin söylemesi lazim ki inandirici olsun. Hem ben onun bütün ailesini taniyorum, sorun bakalim baskalarinin ekinlerini ne icin yediriyordu bunlar.

Haramla beslendikleri icin bunlarda mutlaka öldürme dürtüsü oluyor. Onun icin bundan savas karsiti silah karsiti olmaz, sizi kullaniyor. Bilin ki bir gün gene yakininda birini öldürecek, cünkü böyle korkaklar ancak tuzak kurarak adam öldürür.

Küfürsüz yazdim insallah bu yazimida silmezsiniz!

Simdiden Tesekkürler..
01.07.2008, 17:31:23 | Misafir


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar
Manevi taciz - (Makale)
Basının Vicdani Reddi - (Araştırma)


 Yukarı çık