Son dönemde art arda kapatılan internet siteleri, sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi. Internet ortamından bilgi edinme hakkını kullanan kişi ve kuruluşlar 'İnternetine Sahip Çık, Bir Dilekçe de Sen Yaz' adında bir kampanya ile Telekomünikasyon Kurumu'nu dilekçe yağmuruna tuttu.
İnternet üzerinden kampanya.org.tr adresinden yürütülen sansür karşıtı kampanyaya çok sayıda kişi katıldı. Kampanyaya 38 sivil toplum kuruluşu ile 346 şirket ve internet sitesi destek verirken, farklı meslek gruplarından yüzlerce kişi de siteden başvuru yaparak kampanyaya katıldı.
Sitede hem kişiler, hem de şirket ve kuruluşlar için farklı dilekçe örnekleri yer alıyor. Şu ana kadar bu dilekçelerden yüzlercesi site kapatma konusunda hedef olarak görülen Telekomünikasyon Kurumu'na gönderilmiş.
Nisan ortası itibariyle erişime kapatılan site sayısı 5651 sayılı İnternet Yayıncılığı Kanunu kapsamında 321, bu kanun dışındaki nedenlerle de 102 olarak üzere, toplam 323. Son olarak 'Özgür Gündem' (bugün) ve 'Yeni Özgür Politika' (dün) gazetelerine Türkiye'den erişim mahkeme kararlarıyla engellendi.
Bilgi Edinme Hakkı kapsamında yapılan başvurulara internet sitesinden yanıt veren Telekomünikasyon Kurumu internetin filtrelenmesi uygulamasının, modern dünyanın önemli konularından birisi olduğunu, demokratik Batı ülkelerinin öncelikli olarak kişisel bilgisayar, okul ve kütüphanelerde zararlı içeriklere erişimin engellenmesi kapsamında filtreleme işlemi yaptığını duyurdu.
Sizde bu yasaklamalardan şikayetçiyseniz, sessiz kalmayın!
Youtube hala erişilmez (mi?)
Dünyanın en büyük ve en popüler ses ve görüntü paylaşım sitesi YouTube, Atatürk’e hakaret içeren videoları yayınladığı gerekçesiyle sık sık kapandığı için, bu konuda sembol oldu. Son olarak 5 mayıstan bu yana Türkiye’den YouTube’a erişim yasak.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu videolara sadece Türkiye’den değil, dünya genelinde erişim yasağı istiyor. Zira, Türkiye’den Proxy ayarını değiştirerek, erişim yasaklansa da, bu videoları izlemek mümkün olabiliyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı son olarak, Atatürk’e hakaret içeren videoların tamamen silinmesini istiyor. Bu amaçla da, YouTube’un Türkiye’de temsilcilik açması, güvenlik ve yetki belgesi, lisans alması, vergi mükellefi olması isteniyor. Bunun için tanınan 6 aylık süre 23 Temmuz’da sona erecek. Savcılık kaynakları, sitenin Türkiye’de resmi temsilcilik kurmaması halinde kapatma kararının süreceğini söylüyor.
Ancak YouTube yetkilileri, Türkiye’de temsilcilik açmayı düşünmüyor. Türkiye’de kurulmuş bir şirket olmadığını, Türk kanunlarına tabi olması gerekmediğini savunan YouTube yetkilileri, sistemden her gün mahkeme kararı veya Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kararı ile onlarca videoyu çıkarmanın çözüm olamayacağını, bugün Türkiye’nin istediğini yarın Pakistan ya da Tayland’ın isteyebileceğini, sonunun gelmeyeceğini savunuyorlar.
Sansüre karşı çözüm alternatifleri:
Engellenen sitelere girmek için Firefox, opendns, vekil sunucular veya aracı sitelerle yapılabilecekler konusu ise Engellenen Sitelere Nasıl Girilir yazısında...
Internet Explorer için küçük ama harika bir program sansür sorununu çözüyor. UltraSurf denen programla hem hızlı hem de pratik olarak istenilen siteye girilebiyor. İlgilenenler için Internet Explorer için Ultrasurf çözümü
Teknoloji çağında, internet tüm haritasal sınırları zorlarken,
Türkiye'nin devlet adamları internete sınır koymaya kalkıyor. Olacak
iş mi bu?
Çözüm; sansür, yasak, baskı değildir! Yasaklamalar, engellemeler
işin klayına kaöıp, sorunu aynen sürdürür ve hatta karşıdakini
yaptığı şeyden dolayı haz almaya götürür.
Geçmişle doğru biçimde hesaplaşıp, doğrusuyla yanlışıyla
öncekilerin hatalarını telafi edip, youtube gibi sitelere
"karşıt" videolar gönderimini medeni bir biçimde
çözmek gerekir.
Kürtler ya da kürtçe üzerinde de yıllarca yasak vardı, ne oldu
bitti mi?
Başka ülkeler hakkında neden böyle şeyler bizdeki kadar yaşanmıyor?
Youtube ya da oraya saçma videolar gönderenler suçlu değil bence,
sürekli üstü örtülen ve kahramanlık hikayeleriyle şişirilen bir
tarih bilincidir sorumlu olan.
Hem alan adı hem de IP numarası üzerinden erişimi engellenen ve DNS
vasıtasıyla girişine de izin verilmeyen Youtube'un DNS yasağı
kalktı.
Youtube'a artık DNS ayarları değiştirerek girmek serbest.
Yasal olarak Yotube'a giriş halen engellenmiş durumda.
DNS değiştirerek siteye girmek isteyenlerin TCP/IP sekmesinde DNS
ayarları bölümünden;
Yeğlenen DNS"e 208.67.222.222,
diğer DNS sunucusu bölümüne de 208.67.220.220
sayılarını girip onaylayıp bilgisayarlarını yeniden başlatmaları
gerekiyor.
18.06.2008, 09:50:37 |
Misafir
YouTube'a bir yasaklama daha
Dünyanın en büyük görüntü paylaşım sitesi YouTube'a Türkiyeden
bir yasaklama daha geldi. Uzun süredir tek mahkeme kararıyla yasaklı
olan YouTube'a 13 Haziran tarihli ikinci yasaklama geldi.
Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararı nedeniyle erişime kapalı olan
YouTube, henüz açılmadan ikinci bir yasaklama kararı ile
karşılaştı. Düne kadar "www.youtube.com" adresine girmek
isteyenler, karşılarında "Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi, 05/05/2008
tarih ve 2008/402 nolu kararı gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON
İLETİŞİM BAŞKANLIĞI'nca engellenmiştir" açıklamasını
buluyordu.
Aynı açıklama bugün de sitedeki yerini alıyor. Ama artık yanlız
değil. Eklenen ikinci bir açıklama şu şekilde: "Ankara 11. Ağır
Ceza Mahkemesi, 13/06/2008 tarih ve 2008/3456 nolu kararı gereği bu
siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI'nca
engellenmiştir.
Sitenin herhangi bir yerinde eklenen içeriklerden yazarı sorumludur. Yazı, ileti, mesaj, yorum ve diğer içeriklerden dolayı sitemiz hiçbir sorumluluk kabul etmez. Sitemizde yasal olmayan içerikler yayınlamayınız. Sitemizde yer alan tüm içerik bilgi vermek ve yardımcı olmak amacıyla sunulmaktadır.
Devletin işi gücü bunlarla mı uğraşmak?
Teknoloji çağında, internet tüm haritasal sınırları zorlarken, Türkiye'nin devlet adamları internete sınır koymaya kalkıyor. Olacak iş mi bu?
Çözüm; sansür, yasak, baskı değildir! Yasaklamalar, engellemeler işin klayına kaöıp, sorunu aynen sürdürür ve hatta karşıdakini yaptığı şeyden dolayı haz almaya götürür.
Geçmişle doğru biçimde hesaplaşıp, doğrusuyla yanlışıyla öncekilerin hatalarını telafi edip, youtube gibi sitelere "karşıt" videolar gönderimini medeni bir biçimde çözmek gerekir.
Kürtler ya da kürtçe üzerinde de yıllarca yasak vardı, ne oldu bitti mi?
Başka ülkeler hakkında neden böyle şeyler bizdeki kadar yaşanmıyor? Youtube ya da oraya saçma videolar gönderenler suçlu değil bence, sürekli üstü örtülen ve kahramanlık hikayeleriyle şişirilen bir tarih bilincidir sorumlu olan.
Gerçeklerden kaçmayalım, geçmişteki hatalarımızdan sonuçlar çıkarıp, elbirliğiyle düzeltelim!