kEditor - Haberler / Yaşam / TİHV: İşkence artık sokakta

http://www.keditor.com/haber_2094.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

TİHV: İşkence artık sokakta


TİHV: İşkence artık sokakta Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu Üyesi Hürriyet Şener, 1997’de Birleşmiş Milletler’in (BM) ilan ettiği günün işkencenin insanlık suçu olduğunu yetkililere bir kez daha hatırlatmak için önemli olduğunu belirtiyor.

Emniyet müdürlüklerinde yapılan işkencenin artık sokakta yapıldığını belirten Şener, ‘İşkenceye sıfır tolerans’ iddialarını ortaya atan yetkililerin işkenceyi gerçekten önlemek istiyorsa Seçmeli Protokol’ü meclise sunarak yürürlüğe koyması gerektiğini vurguluyor.

İşkence gören kişinin ilk olarak İnsan Hakları Derneği, Mazlum-Der gibi insan hakları örgütlerine başvurabileceğini belirten Şener, bu derneklerin mağdura ücretsiz hukuki destek sağladığını, derhal suç duyurusunda bulunmanın önemli olduğunu dile getirdi. İşkencenin tedavisi ve raporlama için de TİHV ve Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı’na (TOHAV) başvurulmasında fayda olduğuna dikkat çeken Şener, “Raporlama ile de suç duyurusunda bulunulduğu takdirde suç duyurusunu destekleyici dava açılmasına yardımcı oluyor” dedi.

"Cinsel işkence zor ifade ediliyor"

Şener, işkence mağdurunun fiziksel işkenceyi paylaşmakta zorluk çekmediğini, cinsel içerikli işkence görenlerin daha zor ifade ettiğini belirtti. “Taciz, tecavüz vakaları olduğu takdirde terapi görmesine rağmen tecavüz uğradığını 2 yıl sonra söyleyen başvurumuz dahi var” diyen Şener, işkence görenlerin telsiz sesinden ürkme, polis gördüğünde tedirgin olma gibi şikayetlerinin devam ettiğini, ancak mağdurun gördüğü tedaviler sonucunda hayatlarını sürdürdüğünü dile getirdi.

"Herkes işkence görme riskiyle karşı karşıya"

Newroz'da polisin küçük bir çocuğun koluğu kırmasıİşkencenin sokağa taşındığına dikkat çeken Şener, “Herkes işkence görme riskini barındırıyor” dedi. “Normal hayatımızı sürdürürken, herhangi bir polisin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunduğumuz zaman darp edilmemiz, işkenceye maruz kalmamız son derece mümkün” diyen Şener, bu yılki Newroz’un bunun en son örneği olduğunu ifade etti. Şener, “Toplumsal olaylarda, basın açıklamalarında kol kırıkları, kafa yarılmaları, burun kırılmalarıyla gelen başvurular da bunların kanıtıdır” diye konuştu.

Bir olgu bile varlığını ispatlıyor

26 Haziran’ın henüz yerleşmiş, belleklere kazınmış bir gün olamadığını belirten Şener, bunun için çaba sarf ettiklerini, her 26 Haziran’da işkencenin bir insanlık suçu olduğunu bir kez daha yetkililere hatırlatmak için mücadele ettiklerini dile getirdi. Şener, bu yılki 26 Haziran’ın, yetkililerin ‘işkenceye sıfır tolerans’ iddialarını ortaya attığı son dönemlerde, işkencenin boyutunun vurgulanması açısından önemli olduğunu belirtti. Şener, işkencenin bir devlet politikası olarak sistematikliğini koruduğunu dile getirdi.

Türkiye imzaladı, yürürlüğe koymuyor

Şener, Türkiye’nin İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşmesi’ne Ek Seçmeli Protokolü Eylül 2005’de imzaladığını, ancak onaylamadığını ve yürürlüğe koymadığını belirtti. TOHAV ile başlıca çalışmalarından biri olduğunu ifade eden Şener, gözaltı merkezlerinin, cezaevlerinin, psikiyatri klinikleri dahil olmak üzere otorite tarafından insanların kapalı tutulduğu mekanların sivil kurumlar tarafından izin alınmadan denetlenmesini sağlayan bir sözleşme olduğunu belirtti. Seçmeli Protokol’ün işkencenin yapılmadan önlenmesini sağlayacağını ifade eden Şener, “Türkiye bu protokolü imzalamış olmasına rağmen meclise sunmadığı, meclisin onayından geçmediği için iç hukuk içersinde yürürlükte olamıyor” dedi. Bu durumda sözleşmenin imzalanmasının yeterli olmadığına dikkat çeken Şener, “Hükümet gerçekten işkenceye sıfır tolerans diyorsa, gerçekten işkenceye karşıysa bunu göstermesinin en önemli yollarından biri, Seçmeli Protokol’ün meclis onayına sunulup onayından geçirilmesidir” diye konuştu.

Geçen yıldan bu yıla ne değişti?

Newroz'da polislerin kadınlara uygulanan şiddet, işkencenin de ötesindeTİHV’in 2007 Türkiye İnsan Hakları Raporu’na göre;

Bir önceki yıl gözaltında yaşanan ölüm sayısı 2 iken, 2007’de gözaltında 6 kişi öldürüldü. Bu ölümlerin en önemli nedeni olarak Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda (PVSK) yapılan değişiklik olduğu vurgulanıyor.

Önceki yıl TİHV’e gelen işkence başvurusu 337 iken 2007’de bu sayı 452’ye çıktı.

Tutuklular, sevkler sırasında, mahkemeye, hastaneye getirilip götürülürken işkenceye maruz kalıyor. Ayrıca kadınların kaldığı cezaevlerinde cinsel taciz ve cinsel içerikli işkenceye maruz kalıyor.

Karakolda işkence oranı yükseldi. Son aylarda bir mühendisin işkence görmesi, kavgaya karışan kardeşine bakmaya giden birinin bir saat dayak yedikten sonra beyin travması geçirmesi dikkatleri Pendik Karakoluna çevirdi. Geçtiğimiz ay İzmir’de 3 çocuk gözaltına alınıp 3 karakol gezdirildi, hepsinde işkence gördü. Yaşadıklarını basına yansıtan çocuklardan birine 301’den dava açıldı.

Son dönemlerde mültecilere yönelik insan hakları ihlalleri arttı. Kırıkkale’de bulunan bir mülteci kampında polis ‘isyan’ çıkarıldığı bahanesiyle mültecilere saldırdı. Bir mülteci polisin açtığı ateşte öldü. Geçtiğimiz hafta Somalili bir mülteci polislerce çekiçle dövülürken, Iğdır’da bir Azerbaycanlı araçla karakola götürülürken ‘kaçmaya çalışırken araçtan düştüğü’ öne sürülerek hayatını kaybetti.

Sadece yeri değişti

320 mağdur üzerinde yapılan araştırmada işkencenin yerlere göre oranı şöyle:
  • Açık alanda ve araç içinde 112 kişiye işkence yapıldı, oranı yüzde 34,9.
  • Emniyet müdürlüklerinde işkence yapıldığı iddiasıyla 98 kişi başvurdu, oranı yüzde 30,6.
  • Polis karakollarında işkence gören sayısı 61, oranı ise yüzde 19.
  • Jandarma karakollarında ve komutanlıklarında bilindiği kadarıyla 17 kişiye işkence yapıldı, oranı yüzde 5.3.
  • Diğer, 32 kişi, yüzde 10.2.
Evrensel


YazdırYazdır | kEditor | 26.06.2008, 12:51:00


  

İlgili haberler


 Yukarı çık