Karakolda bir gizemli ölüm daha
Ergenekon Çetesi’ne yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan paşalar klimalı odalarda tutulurken Zonguldak’ta gözaltına alınan Metin Yüksel karakolda hayatını kaybetti.
Başbakanlık tarafından önceki gün kamuoyuna sunulan 2007 Türkiye İnsan Hakları Raporu’nda işkence 11. sıradaydı ve açıklamada da işkencenin münferit olduğu savunulmuştu. İşkence ve kötü muamelenin ‘sistematik olmadığı’ yalanlarını inanılır kılmak için rapor dahi hazırlansa da Yüksel’in şüpheli ölümü bir kez daha işkencenin sistematik olduğunu ve karakollarda insanların yaşam hakkını ihlal ettiğini gösterdi.
Ayağı takılmış!
İddiaya göre, nezarethaneye gireceği sırada belindeki kemerinin çıkarılması istenince paniğe kapılıp kaçmaya çalışan Yüksel’in ayağı takılarak yere düştü. Yüksel, fenalaştığı ileri sürülerek Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede hayatını kaybettiği anlaşılan Yüksel’in kalp krizi geçirdiği öne sürüldü.
Yüksel, eşinin akrabalarının şikayetiyle, kayınbiraderinin eşinin tuhafiyeci dükkanını basıp bıçaklamakla tehdit ederek, parasını gasp ettiği iddiasıyla gözaltına alındı. Yüksel’in götürüldüğü Çarşı Polis Merkezi’nde nezarethaneye gireceği sırada kaçmaya çalışırken yakalandığı öne sürüldü. Yüksel’in karakolda fenalaştığı iddia edilerek kaldırıldığı Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybettiği anlaşıldı. Savcılığın olayla ilgili soruşturma başlattığı belirtildi.
İlk defa karakola gitmişti
Yüksel’in abisi Ömer Yüksel, polislerin kardeşine “Suçunu kabul et, yoksa uğraşırsın” dediklerini söyledi. Kardeşinin o anki psikolojik durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getiren Yüksel, “Bir soygun, bir hırsızlık yapmamış. Sadece bir itham ile karşı karşıya. Psikolojik olarak etkilenip oradan kaçmış olabilir diye düşünüyorum. Onun haricinde sakin ve hiç kimseye zarar vermeyen bir insandı” dedi. Yüksel, kardeşinin sabıkası bulunmadığını belirterek kardeşinin ilk defa karakola gittiğinin altını çizdi.
Ömer Yüksel, “Hastanede Metin’i sordum. Bilgisayarda Metin Yüksel diye yazdılar. ‘Kardeşin ölü olarak geldi’ dediler. Yıkıldım. Morga indim. Bana kardeşimi göstermediler” diye konuştu.
Yüksel, doktorun kardeşinin kalp krizi sonucu öldüğünü söylediğini ancak, rapor almak istediğinde “Rapor veremeyiz. Adli vaka” dediğini sözlerine ekledi. Konuya ilişkin açıklama yapan Zonguldak Emniyet Müdürü Atilla Çınar, “Bizim arkadaşlarla ilgili bir sıkıntı olduğunu sanmıyorum. Çünkü şahsın ifadesi avukatı nezaretinde alınmış” sözleriyle polisleri savundu.
Evrensel
Devlet korumasındaki ölümler
Hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan Hakkı Çancı’nın 4 Haziran 2007’de Çanakkale Emniyet Müdürlüğü’nde battaniyelerden birini parçalayarak kendini astığı iddia edildi.
6 Haziran 2007’de hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan E.T’nin İzmir Alsancak Karakolu’nda kendini astığı öne sürüldü.
20 Ağustos 2007’de Nijeryalı Festus Okey, Beyoğlu Polis Karakolu’nda silahla vurularak öldürüldü. Okey’in ölümünden sonra üzerindeki gömlek esrarengiz biçimde kayboldu.
Hırsızlık yaptığı gerekçesiyle Ümraniye Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mustafa Kükçe, cezaevinde rahatsızlanması üzerine Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne götürüldüğünde hayatını kaybetti. 16 Haziran 2007’de hayatını kaybeden Kükçe’nin ailesi işkence gördüğünü dile getirdi. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken Kükçe’nin dosyasında birçok sağlık raporu ve darp raporu bulundu. Avukatı Kükçe’nin hapse girdiği sırada ayakta duramadığını belirtti.
Sınır dışı edilmek üzereyken Kumkapı’daki Yabancılar Şube Müdürlüğü Misafirhanesi’nde tutulan 39 yaşındaki Polonyalı Dairuz Witek odasında ölü bulundu. Pantolonunun astarı ile kendini astığı açıklanan Witek intihar ettiği sırada görevli polisin görüntüleri izlemediği ve bu nedenle müdahale edemediği belirtildi.
12 Aralık 2007’de Mardin Nusaybin’den Suriye’ye geçmeye çalışırken yakalandığı öne sürülen akli dengesi bozuk 67 yaşındaki Halil Kılıç gözaltına alınıp Nusaybin Demirkut Jandarma Karakolu’na götürüldü. Kılıç’ın orada darp edilerek öldürüldüğü iddia edildi. İHD’nin olay yeri inceleme raporu bu iddiayı doğrular nitelikteydi.
Klişe ve polisiye bir mazeret
Konuya ilişkin gazetemize açıklamalarda bulunan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Önen, yapılan açıklamanın ‘klişe ve polisiye’ bir açıklama olduğuna dikkat çekti. “Ya istemeden düşer ölür, ya duvara çarpar, ya kalp krizinden ölür. Bunun gerçek olmadığını 20-30 yıllık deneyimlerimizden biliyoruz” diyen Önen, gözaltında ölümlerin Haziran 2007’de Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda yapılan değişiklikle arttığını belirtti.
Önen Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu’nun önceki gün kamuoyuna açıkladığı 2007 Türkiye İnsan Hakları Raporu’na ve rapor açıklanırken “Hep bazı çevreler rapor hazırlıyor” sözlerine tepki gösterdi. Söz konusu raporda işkencenin 11. sırada olmasının nedeninin başvuru sayılarının düşük olduğunu söyleyen Önen, “Sayılar düşünce münferit hale geldi deniyor. İnsan hakları örgütleri raporlarından da rahatsızlığını belirtiyor” dedi. Fendoğlu’nun söylediklerinin 20 yılı aşkın süredir çalışan insan hakları örgütlerine bakış açısını gösterdiğini belirten Önen, “Onun başkanlığı insan haklarına yabancı bir başkanlıktır. Bunun adı da ‘insan hakları’ değildir, ‘Gerçekleri Saptırma Başkanlığı’dır” diyerek tepkisini dile getirdi.
Cezasızlık bu hale getiriyor
İHD Genel Sekreteri Sevim Salihoğlu, Yüksel’in gözaltında öldürülme olayının olası olduğunu dile getirdi. Gözaltında ölümlerin yeni olmadığına, çok sık yaşandığına dikkat çeken Salihoğlu, işkence ve ölümlerin karakollarda rutin hale geldiğini söyledi. İşkence ve kötü muamele vakalarında da sorumluların korunduğunu vurgulayan Salihoğlu, “Cezasızlık ve sorumluların korunması güvenlik güçlerini bu hale getiriliyor, dolayısıyla güvenlik güçleri pervasızlaşıyor” diye konuştu.
Sincan F Tipi işkence merkezi gibi
Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi’nde keyfi hak ihlalleri ve gaspları her geçen gün artarak devam ediyor. Keyfi uygulanan disiplin cezaları ile haberleşme hakkı engellenirken, açık görüş yerlerine konulan kameralar sonucu tutuklular ve hükümlüler görüşe çıkamıyor. Muayene sırasında askerlerin kelepçeleri çıkarmaması nedeniyle tutuklu ve hükümlüler muayene olamıyor ve adeta ölüme terk ediliyor. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 96 bin 250 kişiye ulaştı. 12 Eylül darbesi döneminde bile 70 bin kişinin tutulduğu cezaevlerinde tutuklu sayısının 100 bin sınırına dayanması sosyal bilimciler tarafından, sosyal patlama olarak değerlendiriliyor. Yine son zamanlarda bütün toplumsal taleplere tutuklamalar ile cevap verildiği için, cezaevlerindeki siyasi tutukluların sayısı da 5 bin 565’i buldu.
Rapor tabloyu özetliyor
Son dönemlerde cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin İHD Ankara Şubesinin hazırladığı “İç Anadolu Cezaevleri Raporu” cezaevlerinde yaşanan sınırlandırma ve hak ihlallerini gözler önüne seriyor. Tutuklu ve hükümlülerin gönderdiği mektuplar, aileler ve avukatların başvuruları üzerinden hazırlanan raporda, toplatma kararı olmamasına rağmen, yayınların tutuklulara verilmediğine dikkat çekiliyor. Aramalarda tutuklu ve hükümlülerin keyfi uygulamalara maruz bırakıldığı, hastane sevkleri ve mahkeme gidiş gelişlerinde tutukluların saldırıya maruz kaldıkları, tutuklulardan iaşe bedelinin alınmak istendiği tespitlerine de yer verildi.
Sağlık sorunları
Yine son dönemlerde, F tipi cezaevlerindeki hücrelerin anahtarlarının toplatıldığı, acil durumlarda bile hücrelerin açılamadığı ve bu durumun bazen ölüm olaylarına yol açtığı kaydedildi. Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan aniden bulunduğu hücresinde rahatsızlanan Hasan Eroğlu adlı hükümlüye odada anında müdahale edilmediğinden ve revire geç götürüldüğünden ve arama nedeniyle bekletildiği için hayatının kaybettiğine de dikkat çekildi. Raporda, tutuklu hastaların sevk edilmelerinde ciddi sorunlar yaşandığı, cezaevinde sabit bir doktor bulunmadığı, doktorların sık sık değiştirilmesi nedeniyle tedavilerin aksadığı belirtildi.
Ağır cezaevi koşullarında uzun süredir sağlık sorunları yaşayan 64 yaşındaki İsmet Aras’ın Ankara Numune Hastanesi’ne sevk edildiği sırada jandarmalar tarafından işkenceye maruz kaldığı bildirildi.
DİHA
Yazdır | kEditor | 04.07.2008, 08:22:00
|
|
|