Abant, Kürt Sorunu Toplantısı sonuç değerlendirmesi
Abant Platformu'nun ''Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak'' konulu 17'nci toplantısının, sonuç değerlendirme metninde, ''Kürt sorununun Türkiye'nin öncelikli ve en önemli sorunlarından biri olduğu'' belirtilirken, genel af çıkarılması ve anadilde Kürtçe eğitim talebi dile getirildi.Bolu Abant Palace Otel'de iki gün süren toplantıların ardından hazırlanan bir bildiri yayımlamak üzere toplanan düzenleme kurulu üyeleri, açıklanacak olan metnin "sonuç değerlendirme" olarak adlandırılmasını kararlaştırdı. Sonuç Değerlendirme metni Prof. Dr. Mete Tunçay, Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne ve Altan Tan tarafından katılımcılara açıklandı. Metnin okunmasından sonra değerlendirme ve müzakere edilen metne yer yer eklemeler yapılırken, metnin daha kapsayıcı olması amacıyla iki adet de yeni madde eklendi. Katılımcılar okunan sonuç değerlendirme metnini genel anlamda olumlu karşılarken, metinde yer alan “Kürtlere dönük asimilasyon” ifadesinin diğer Türkiye vatandaşlarını da ilgilendirmesi gerektiği konusunda istek yapıldı. Katılımcıların da onayıyla bu kısma “diğer unsurların da” ibaresi eklendi. Barışın tesisi için gerek sivil toplum örgütlerinin ve gerekse gönüllü diğer teşekküllerin ellerinden geleni yapıyor olmalarına rağmen medyanın bazen sorumsuzca haberler yaptıklarına dikkat çekilerek ilk maddeye medyanın sorumlu davranmasıyla ilgili bir ek yapıldı. Bir diğer eleştiri konusu ise barışın önünü açacak kapsamlı bir aftan bahsedilmediği konusuyla ilgiliydi. Bu nedenle metne gerekli kanuni alt yapının oluşturulması kararı alındı. İşte sonuç değerlendirme metninin son hali: Abant Platformu, “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” toplantısı4-5-6 Temmuz 2008, AbantSonuç DeğerlendirmesiAbant Platformu, 4-5-6 Temmuz tarihlerinde Abant’ta “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” başlığı ile bir toplantı gerçekleştirmiştir. Konunun her yönüyle ve özgürce tartışılması Abant ruhunu yansıtmaktadır. Abant Platformu toplantı sonunda aşağıdaki görüşlerin kamuoyuna duyurulmasını uygun görmüştür. Türkiye’nin öncelikli ve en önemli sorunlarından biri olan Kürt Sorunu’nun çözüm yoluna girmesi, sağlıklı bir diyalog ortamının oluşmasına, önyargıların yıkılmasına ve karşılıklı güvenin tesis edilmesine bağlıdır. Çözüm dilinin oluşmasında medyanın sorumluluğu, hassasiyeti ve üslubu çok önemli katkı sağlayacaktır. Platformun amacı çözüm için elverişli bir iklim, dil ve zeminin oluşmasına katkıda bulunmaktır. Bu doğrultuda; Amaç bir çözüm programı etrafında tarafları mutabakata ikna etmekten ziyade, diyalogsuzluğu sona erdirmek için sağlıklı ve dinamik iletişim kanalları açmaktır. Temel prensip olarak, açık bir şiddet çağrısı içermedikçe her fikrin serbestçe ifade edilebilmesini ve tartışılmasını savunuyor; farklı düşünen bütün kişi ve grupların fikirlerini beyan etme hakkına herkesten saygı bekliyoruz. Her türlü şiddetin ve şiddet içeren yöntemlerin mutlak olarak reddedilmesini, Kürt Sorunu’nun çözümü için vazgeçilmez bir ön şart addediyoruz. Kürtlere ve diğer unsurlara yönelik asimilasyon politikalarını reddediyoruz. Türk ve Kürt ayrımının karşılıklı olarak homojenleştirmek, ötekileştirmek ve yabancılaştırmak amacıyla kullanılmasına karşı çıkıyoruz. İtiraf etmek gerekir ki, Kürt sorunu etrafında geçmişte çok acı olaylar yaşanmıştır. Bu acı olaylar, yenilerinin yaşanmaması için bir tecrübe olarak hatırlanmalı, bir kan davasına dönüştürülmemelidir. Kimsenin elinde kitlelerin vekaleti yoktur. Bu nedenle bir toplum adına konuşmayı, bir temsil niteliği öne sürmeyi çözümü zorlaştıran bir üslup ve muhakeme tarzı olarak görüyoruz. Barış içinde birlikte yaşama özlemimizin gerçekleşmesi için Kürtlerin yoğun oldukları doğu ve güneydoğu bölgelerimizde ekonomik kalkınma büyük önem taşımakla birlikte, yöre insanlarının şeref ve haysiyetlerinin hak ettikleri gibi yüceltilmesi de zorunludur. Bu cümleden olmak üzere, temel insan haklarıyla ilgili tüm uluslar arası sözleşmelerde yer verilen sosyal, kültürel ve siyasi hakların eksiksiz ve çekincesiz kabulü elzemdir. Kapsamlı bir çözüm projesi içerisinde af kanunun koşullarının oluşturulması gereklidir. Anadile saygı, insana saygıdır. Anadili konuşma, eğitim ve öğrenimde kullanma hakkının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğunu ve bu hakka karşı çıkmanın hiçbir gerekçesi olamayacağını düşünüyoruz. Kürt sorunu etrafında hukuk devleti sınırları dışına çıkan bütün uygulamaları reddediyoruz. Irak’ta yaşayan tüm halklarla birlikte Kürtler de bizim kardeşimizdir. Kürt Federe Yönetimi ile her türlü dostane ilişkinin geliştirilmesini elzem görüyoruz. Kürt sorunun çözümünde Türkiye’deki demokratikleşme sürecinin devamı elzemdir. Bu bağlamda Avrupa Birliği perspektifini muhafazası hem demokratikleşme sürecinin devamı, hem Kürt sorununun çözümünü kolaylaştıracaktır. Abant Platformu olarak bu toplantının insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlı, güven verici bir ortamın oluşturulmasına ve sürdürülmesine katkıda bulunduğuna inanıyoruz. Barışı ve geleceği hedefleyen çözüm arayışımız yüzyıllardır ortaya konan bütünlük içinde birlikte yaşama iradesinden güç almaktadır. Yazdır | kEditor | 06.07.2008, 13:39:00Yorumlar
|
|
Bu kadarına da şükür!
Abant toplantısından bu sonuç metni çıkması olumlu bir gelişme. Ancak pratikte ne yapıldığı sorusu bu toplantıya katılanlar açısından çok daha önemli. Öyle ya, sorun var demek çözüm şudur demek yetmiyor bu memlekette birşeyleri çözmeye.
Olur da AKP ve Ordu arasındaki "tiyatro" oyunu sona ererse, Kürt sorunu da gündeme daha güçlü gelir. Yoksa milleti böyle oyalayıp uyutmaya devam...
Abant toplantısından çıkan çözüm önerileri bu ülkede yıllardır dile getiriliyor. Şimi bu metin bir onay mı, geç kalmış bir "anlama" girişimi mi, yoksa hükümetin generallere karşı bir "demokratikleşme" takkiyesi mi?
Nice Abantlara...