AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Kritik bir soykırım davası


Bir süre önce AKP hükümeti tarafından Ankara'da ağırlanan Sudan diktatörü Ömer El Beşir hakkında soykırım suçundan tutuklama kararı çıktı. Uluslararası Ceza Mahkemesini'nin tutuklama kararı dünya tarihinde bir ilk.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı Ocampo'nun, bölgede işlendiği kaydedilen savaş suçlarıyla ilgili olarak darbeci general Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el Beşir hakkında tutuklama emri çıkarması kritik bir süreç başlattı. El Kaide Lideri Usame Bin Ladin'i de 1990'larda ülkede saklayan Sudan yönetimi karara sert çıkarken, BM Sudan'ın Darfur Bölgesi'ndeki personel sayısını asgariye indirme kararı aldı.

UCM Savcısı Luis Moreno Ocampo, Darfur'da son 5 yılda yaşananlarda, Ömer el Beşir'in cezaî sorumluluğu olduğunu söyledi. Ocampo toplanan kanıtların, El Beşir aleyhinde savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım dahil, on ayrı suçlamayı doğruladığını belirtti. UCM Savcısı ilk kez halen görevde olan bir lider hakkında tutuklama emri çıkarıyor. Mahkemenin yargıçlarının birkaç hafta içinde kararlarını açıklamaları bekleniyor.

Beşir ise yaptığı açıklamada, suçlamaların yalan olduğunu söyledi. Sudan daha önce El Beşir'in resmen suçlanmasının ciddi sonuçları olacağı uyarısında bulunmuştu. 8 Temmuz'da da bölgedeki BM Barış Gücü'ne karşı düzenlenen saldırıda 7 asker ölmüş, 22'si de yaralanmıştı. Bir barış gücü yetkilisi, personelin asgariye indirilme kararının bu saldırıdan sonra ve UCM'ye yapılan tutuklama talebi ardından, Sudan'ın olası karşılıklarına karşı önlem olarak alındığını bildirdi.

'İşbirliği yapmayız' Sudan'ın BM Temsilcisi Abalhalim Muhammed BBC'ye yaptığı açıklamada, El Beşir'in suçlamaları 'siyasi bir beyan' olarak gördüğünü ve mahkemeyle işbirliği yapmayacaklarını söyledi. Sudan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Osman Taha da, öne sürülen kanıtların yanlış olduğunu savundu.

ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Beşir'in tutuklanması yönündeki kararının ardından Hartum hükümetinden itidalli davranmasını istedi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, Beşir'e yönelik soykırım suçlamalarını dikkatle inceleyeceklerini söyledi. McCormack, Amerika'nın UCM'ye taraf olmadığını, ancak Washington'ın Darfur'daki şiddet olaylarını daima soykırım olarak tanımladığını ve suçluların cezalandırılmasını desteklediğini belirtti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü mahkeme kararında sonra Sudan'daki yabancı diplomatların hedef alınabileceğini kabul etti ve en azından Hartum'daki Amerikan Büyükelçiliği personelinin korunması için gerekli önlemlerin alındığını sözlerine ekledi.

ABD Başkan George W. Bush, Darfur'un daha da güvensizleşmesi ve durumun sivillerle yardım çalışanları üzerindeki olası etkilerinden kaygı duyduğunu açıkladı. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon da, örgüte bağlı barış gücü askerlerinin Sudan'daki operasyonlarını sürdüreceğini açıkladı. Ban, Sudan hükümetinden yükümlülüklerini yerine getirmesinin beklendiğini ve ülkedeki BM personelinin güvenliğini sağlamasını umduğunu da söyledi.

Afrika Birliği Başkanı Tanzanya Devlet Başkanı Jakaya Kikwete de, Beşir'in resmen suçlanması halinde Sudan'da bir iktidar mücadelesine yol açabileceğini ve bu ülkenin Irak'taki gibi bir anarşi ortamına sürüklenebileceğini söyledi.

Darbelere karşı olduğunu savunan AKP hükümeti, darbeyle iktidara geldikten sonra köktendinci bir idare kuran, Darfur'da soykırıma imza atan Beşir'i kısa süre önce Ankara'da ağırlamıştı.

Darbeyle geldi

UCM Darfur bölgesinde soykırım yaptığı, insanlığa karşı suç ve savaş suçu işlediği gerekçesiyle 14 Temmuz'da dava açtığı Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir'in kariyeri savaşlarla tanımlanıyor. Yaklaşık 20 yıl önce darbeyle iktidara gelen Beşir, o zamandan beri Afrika'nın bu en büyük ülkesini demir yumrukla yönetti. Sudanlı analist Alex ve Waal, Beşir'i 'şeref ve gururun kendisi için çok önemli olduğu... özellikle gururunun yara aldığını hissettiğinde kızgın patlamalara eğilimli' bir kişi olarak tarif ediyor. Küçük bir çiftçinin oğlu olarak 1944'te dünyaya gelen Beşir, Sudan askeri akademisinden 1966'da mezun oldu ve askeri hiyerarşide generalliğe kadar yükseldi. 1973 savaşında İsrail'e karşı Mısır ordusunda savaşan Beşir, ülkenin güneyinde faaliyet gösteren Sudan Halk Kurtuluş Ordusu'na karşı mücadelede görev yaptı. 1989'da seçimle iş başına gelen Başbakan Sadık el Mehdi hükümetini deviren Beşir, Ekim 1993'te kendisini iktidara getiren askeri cuntayı dağıtarak, ülkesinde İslamcı bir yönetim oluşturmak amacıyla kendisini sivil devlet başkanı ilan etti. Beşir, 2005'te 21 yıllık iç savaşı sona erdirmek için Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideriyle barış anlaşması imzaladı, ancak bunun bir yenilgi olmadığını vurgulamak için hayli çaba sarf etti. Beşir'in her zaman en büyük amacı Sudan'ın 'birlik ve bütünlüğünü' korumak oldu. En büyük korkusuysa barış anlaşmasının bir parçası olarak güneyin 2011'de ayrılmak için referanduma gitmesi... Dolar taşımanın idamla cezalandırılabildiği ülkede, petrol gelirleriyle cepler dolarla dolunca kontroller gevşetildi ve telekomünikasyon sisteminde devrimci yenilikler yapıldı. Beşir, iktidarının ilk on yılında, giderek artan bir şekilde İslamın aşırı yorumunu yaparak ve yurtdışındaki radikal dincileri destekleyerek birçok komşu ülkeyle Batılı hükümetleri kendisine yabancılaştırdı. El Kaide lideri Usame Bin Ladin 1990'larda, sınır dışı edilmeden önce Sudan'da üslenmişti. Beşir'in hükümetiyle ABD arasındaki ilişkiler, Washington'ın 1998'de kimyasal silahlarda kullanılan maddeler imal edildiğini öne sürdüğü Hartum yakınlarındaki bir ilaç fabrikasını bombalamasıyla en düşük seviyeye indi. Sudan ise suçlamaları yalanladı. Çocuğu bulunmayan Beşir, ellili yaşlarında ikinci kez evlendi. Uzun iç savaşta birçok meslektaşının ölmesine tanık olan Beşir, savaş dullarının ortada kalmaması için başkalarına da evlenmelerini tavsiye etti.

Bir bakışta Darfur krizi

Yıllarca yaşanan katliamlarla gündemde olan, hükümet destekli İslamcı Cancavid milislerinin kontrolündeki Darfur'daki durumun ve politik krizin Beşir hakkındaki UCM kararıyla yeni bir aşamaya geçmesi bekleniyor.

Sudan'da temel çatışma konuları ve Darfur krizinin önemli aşamaları şunlar:

2,5 milyon kilometrekarelik toprağıyla Afrika'nın en büyük ülkesi olan Sudan'da petrol aramaları 1970'lerde başladı, ancak petrol üretimi savaş nedeniyle kesildi. Güneyli gerillalar, hükümetin temel gelir kaynağı olan petrol kuyularının kendilerine ait olduğunu ileri sürdü.

1983'de güneydeki ana gerilla grubu, John Garang'ın lideri olduğu Sudan Halk Kurtuluş Ordusu (SPLA) asıl olarak kuzey bölgesine dayanan hükümete karşı isyan başlattı. İsyan, kısmen zamanın hükümetinin ülkeye şeriatı getirmesinden kaynaklandı.

Savaş, asıl olarak animist ve Hıristiyan olan siyah Afrikalı güneylilerle Müslüman olan Arap kuzeylileri karşı karşıya getirdi. Savaş petrol üzerindeki hak iddiaları, aşiret ve fraksiyon çatışmalarıyla daha da karmaşıklaştı.

2004'te SPLA ve hükümet arasındaki anlaşma, güneylilerin 2 milyon cana mal olduğunu ileri sürdüğü 21 yıllık iç savaşı sona erdirmenin yolunu açtı.

Sudan'ın güneyindeki çatışma çözülme yoluna girmişken, batısında Çad sınırındaki Darfur bölgesinde Şubat 2003'te isyan çıktı. İsyancılar, hükümetin Arap olmayan Darfurlu çiftçilere karşı Arap aşiretlerini tutarak ayrımcılık yaptığını iddia etti. Arapçayı ikinci dil olarak kullanan 2 milyondan fazla Müslüman Darfurlu evlerinden kaçmak zorunda kaldı.

Gerilla grupları arasında Adalet ve Eşitlik Hareketi (JEM) ile Sudan Kurtuluş Ordusu (SLA) öne çıktı.

Cancavid olarak bilinen Arap milisleri, insan hakları grupları ve birçok ülkenin etnik temizlik ve soykırım olarak nitelenen bir kampanyayla Darfurlu çiftçileri topraklarından attı. Sudan hükümeti, Cancavidlerin yasadışı bir grup olduğunu açıkladı ve milisleri silahsızlandırma sözü verdi. Uzmanlar; çatışmalar, açlık ve hastalıklar sonucu 200 bin kişinin, Sudan hükümeti ise 10 bin kişinin öldüğünü belirtti.

Sudan'ın batı komşusu Çad'la ilişkileri kötüleşmeye başladı. Sınırdaki Darfur bölgesi, uzun süredir hem Sudanlı, hem de Çadlı gerilla gruplarının merkezi hükümetlere karşı üslendiği bir bölge haline gelmişti.

Çad, bu yıl başkenti N'Camena'ya saldıran gerillaların Sudan tarafından desteklendiğini ileri sürdü. Çad başkentine düzenlenen saldırı püskürtüldükten hemen sonra Sudan, Çad'ın desteklediği Sudanlı gerillaların elindeki üç kasabaya saldırı düzenledi.

Mayıs ayında JEM'e bağlı gerillalar ilk kez başkent Hartum'a saldırdı ve savaş on yıllar sonra ilk kez başkente girmiş oldu. Sudan, saldırı nedeniyle Çad ve adını vermediği 'uluslararası güçleri' suçladı. Çad ise iddiayı reddetti.

600 kilometrelik Çad-Sudan sınırında BM'nin kurduğu mülteci kamplarında binlerce Darfurlu mülteci yaşıyor.

Sivil katliamı

Şubat 2003 - Darfur'da hükümetin bölgeye yeterli ilgiyi göstermediği ve sivillere karşı Arap milislerini silahlandırdığı gerekçesiyle iki gerilla grubu isyan başlattı.

8 Nisan 2004 - Sudan hükümeti, Sudan Kurtuluş Ordusu (SLA) ile Adalet ve Eşitlik Hareketi (JEM) ateşkes anlaşması imzaladı, daha sonra taraflar anlaşmanın yabancı güçlerce denetlenmesini de kabul etti.

5 Mayıs 2006- Sudan hükümeti ve SLA barış anlaşması imzaladı. SLA'dan ayrılan küçük bir grup ve JEM anlaşmayı reddetti.

31 Ağustos 2006- BMGK Darfur'da görev yapacak 26 bin BM asker ve polisinden oluşan bir barışı koruma gücü kurulmasını kararlaştırdı, ancak Sudan hükümeti bölgeye yabancı asker gelmesini reddetti.

27 Şubat 2007- UCM Başsavcısı, Darfur'da savaş suçu işleyen iki sanık hakkında tutuklama kararı çıkardı. Sudan, mahkemenin yetkisiz olduğunu iddia ederek sanıkları teslim etmeyi reddetti.

29 Mayıs 2007- ABD Başkanı George Bush, Sudan'a yeni yaptırımlar koydu ve Darfur'da 'soykırım' olarak nitelediği olayların durdurulması için uluslararası silah ambargosu konulması için yardım istedi.

1 Ağustos 2007- BMGK, 26 bin kişilik Darfur gücüne yetki veren kararı aldı ve sivillerin korunması için silah kullanma yetkisini onayladı.

27 Ekim 2007- Darfur barış görüşmeleri Libya'da başladı. Sudan hükümeti, derhal yürürlüğe girecek tek taraflı bir ateşkes ilan etti, ancak önemli isyancı gruplar görüşmelerde yoktu.

3 Şubat 2008- Çad Devlet Başkanı İdris Debi, başkentte bir suikast girişiminden kurtuldu. Debi, saldırıyı düzenleyenlerin Sudan'ın desteklediği gerilla grupları olduğunu ileri sürdü, Sudan bu iddiayı reddetti.

5 Mayıs 2008- Sudan hükümetinin Darfur'da yaptığı bombardımanda ilkokullar ve pazar yerleri isabet aldı, en az 13 kişi öldü.

10 Mayıs 2008- Sudan'ın başkenti Hartum'da çatışmalar oldu. Darfur militanları, başkente girdiklerini açıkladı.

11 Mayıs 2008- Hartum'da daha önce benzeri görülmemiş çatışmalardan sonra, son Darfur gerilla güçleri de başkenti terk etti. Aynı gün Sudan, Çad'ı gerillaları desteklemekle suçladı ve bu ülkeyle diplomatik ilişkileri kesti. Çad iddiaları reddetti.

12 Mayıs 2008- JEM lideri Halil İbrahim, Devlet Başkanı Ömer Beşir yönetimi iktidardan düşünceye kadar saldırılara devam edeceklerini açıkladı.

5 Haziran 2008- UCM Savcısı Luis Moreno Ocampo, Sudan üst düzey hükümet yetkililerinin cezalandırılmasını isteyeceğini açıkladı ve bütün Sudan devlet aygıtının Darfur'daki suçlara karıştığını iddia etti.

30 Haziran 2008- BM Genel Sekreteri Ban-Ki Moon ve Afrika Birliği Başkanı, ortak bir atamayla Burkina Faso Dışişleri Bakanı Cibril Yipene Bassole'yi Darfur'da arabulucu olarak görevlendirdi. LAHEY

gundemonline

YazdırYazdır | gulbahar | 16.07.2008, 23:22:00


  

İlgili haberler

Okuyucu değerlendirmesi