Savda: 'Çürük olan militarist kurum, yapı ve zihniyettir'
"Militarizmin çarklarındaki kum misali çarkların dişlilerini bozan vicdani duruşumuz kuşkusuz ki toplumda çürük olarak da bilinen raporlarla yok sayılamaz. Çürük olan militarist kurum, yapı ve zihniyettir. Çürüklerin, çürüklüklerini çürük raporları ile gizleme çabası beyhudedir. Şiddete tapanların çürüklükleri aşikar"
Sevgili arkadaşlar,
Sohbetimize ancak yazının diliyle devam edebiliyoruz. Kalemimin mecalsizliği ve sayfaların darlığından duygularımı yazıya dökmenin zorluğunu yaşıyorum. Yine de bu satırların her cümlesine nefesimi, kokumu nakşettim. Sizlere sevgimi, hasretimi, umudumu yükleyip konuk oluyorum. Zaman her dem aynı hızla akmaz. Burada zamanın akışı hantal ve saatin yelkovanına konup donmuş halde. Her gün, bir öncekine benziyor. Yine'de cezaevinden cezaevine'de olsa mekanın değişmesi iyi oldu.
Bir önceki mektubumda, Çorlu Kapalı Cezaevi'nin pis şartlarından kısaca bahsetmiştim. Şu anda bulunduğum Saray Kapalı Cezaevi'nin şartları nispeten iyi. Çorlu'dan çok daha iyi, mekan temiz.
Saray ilçe olarak küçük ve etraf orman. Bu nedenle İstanbul'a göre daha serin. Buranın hükümlü profili'de daha sosyal. Anlıyacağınız bir çok açıdan Çorlu'ya göre daha iyi.
Cezaevi Savcılığı'nca bana verilen ceza müddetnamesine göre 25 kasım 2008 tarihinde tahliye olacağım. Biliyorsunuz hakkımda, firar suçlaması ile başlatılan kovuşturma düştü. Askeri savcılığın "kovuşturmaya yer olmadığı" kararı bu ayın dokuzunda bana tebliğ edildi. Bunun üzerine 10/07/2008 tarihinde askeri mahkemeye dilekçe yazdım. Dilekçe'de bu kovuşturma kapsamında Kasımpaşa Deniz Saha Komutanlığı Askeri Cezaevi'nde geçirdiğim tututkluluk günlerimin
hükmümden mahsubunu talep ettim. Bu talebim askeri mahkemece yerinde bulunursa Kasım ayının beşinde tahliye olmam lazım.
Mehmed'e geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum. Uğradığı ağır işkenceli durumu birşey yapamıyor olmam nedeniyle, çaresizlik içinde büyük bir üzüntüyle öğrendim. Özgürlüğüne kavuşmuş olmasına mutlu oldum. Çok çok mutlu oldum.
25 Nisan 2008 tarihinde Çorlu Askeri Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından bana "anti sosyal kişilik" teşhisi ile "askerliğe elverişsizlik" raporu verildi. Mehmet Bal'a Adana Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunca "ileri derecede anti sosyal kişilik" teşhisi ile "barışta ve savaşta askerliğe elverişli değildir" raporu verildi.
Bu çürük raporları militarizmin, vicdanın hayat eksenindeki şiddetsizlik ve özgürlük çabası karşısındaki aczi ile ifade edilebilir. Militarizmin çarklarındaki kum misali çarkların dişlilerini bozan vicdani duruşumuz kuşkusuz ki toplumda çürük olarakda bilinen raporlarla yok sayılamaz. Çürük olan militarist kurum, yapı ve zihniyettir. Çürüklerin çürüklüklerini çürük raporları ile gizleme çabası beyhudedir. Şiddete tapanların çürüklükleri aşikar.
Son günlerin medyatik ergenekon operasyonu, bu çürümenin bir bölümünü ortaya serdi. Bu çeteye yaygın yaklaşım bunun devlette çöreklenmiş emekli birkaç generalin, birkaç siyasetçi ile basın mensubunun teşkilatlanmasından ibaret sunulmasıdır.
Gerçekte militer kurumların resmisi, gayri resmisi ile bütün olarak çürük olmasıdır. Hiçbir ordu insan hayatını ve insan özgürlüğünü korumak için kurulmaz. Bütün silahlı teşeküller yaşam karşıtıdırlar ve özgürlükleri yok sayarlar. Silahlı teşekküller çıkar odaklarını
kollarlar, yaşatırlar ve güçlendirirler. Genelkurmay Başkanlığı'nın hazırladığı ve Taraf Gazetesi'nin deşifre ettiği "bilgi destek planı'nın" amacı, yargıyı, basını, toplumu ordu çizgisine çekmektir.
Ergenekon çete operasyonu Türkiye'nin demokratikleşmesi ve sivilleşmesi bakımından hayati öneme haizdir. Darbeci çetenin deşifre edilmesi ve tasfiyesi darbeci geleneğin aşılmasında dönüm noktası olacaktır. Ortaya çıkan belgeler, deşifre edilen planlar ve yapılan açıklamalar devlet üst kademesinde "ergenekoncular" ile "devletin"
bir süredir iktidar çatışması yürüttüklerini gösteriyor. Ancak bu böyle diye yaşanan gelişmeler karşısında tarafsızlık ve atıllık darbeci-ergenekoncu yapıyı güçlendirici bir etki yapacaktır.
Ergenekon operasyonunun, Türk gladyosunun derinlerine ineceğini sanmıyorum. Derin devletin köklü deşifrasyonu ve aşılmasına dönük bir çaba yok. Yapılan; 2002 yılında örgütlenmeye başlayan ve 2004 yılından itibarende etkinliğini arttıran darbe operasyonu ve onun tasfiye operasyonudur. Bu operasyonda bugüne kadar resmi görevli tekbir asker yok. Savcılık ordu mensuplarına dokunmamakda kararlı gibi. Görünen o ki Büyükanıt'ın "iyi çocuklar"nın dokunulmazlıklarına karışılmayacak.
Bu dönemde ortaya çıkartılan militarist darbeci anlayış ve yapıyı aşmak için vicdani red arka plan ve tutumu önemli. Antimilitarizmin şidetten arınmış ve özgürlük önermesini geliştirme çabası gereklidir. Devlet içinde darbeci pisliğin ve çürümüşlüğün tartışılıyor ve sorgulanıyor olması tarihi önemde bir gelişmedir. Böyle bir ortamda savaşkarşıtı, antimilitarist görüş önemlidir. Türk gladyosunun pisliklerinin derin deşifrasyonu ve aşılması antimilitarist yaklaşım ve zihinle olanaklı. Bu noktada antimilitarizim üzerine teorik bir yaklaşım sergilemek isterdim. Bende kaynek kitap olmadığından bu konuda bir şey yazamadım.
Şu Seyan Nişanyan dışkılı kavanoz hadisesi hakkında bende bir iki cümle söylemek istiyorum. Bu olaya çok üzüldüm. Kimi çevre ve kişilerin olaya yaklaşımı en az olay kadar üzücü olmuştur. Feminist yaklaşım kuşkusuzki şu dışkılı kavanoz zihniyetini kınamayı gerekli kılıyor. Doğaldırki feminist yaklaşım dışkılı kavanoz sahibini hesap vermeye davet edecektir. En azından bir özür isteyecektir. Arkadaşlar böyle yapmışlar. Ancak, kimi erkek kişiler, bu feminist yaklaşıma küfür etmeye başladılar. Bu dışkılı kavanoz olayına sevgili Ayşegül Altınay ve Yıldırım Türkerin yaklaşım ve değerlendirmelerini çok
iyi buldum.
Özgürlükçü olmak için hegemonist sisteme muhalif olmak yetmiyor. Hegomonik sistemle mücadele etmek de özgürlükçü yapmıyor. Özgürlükçülük gün gün yenilenmek, sorgulamak ve kendini gün gün kollamaktır. Nietzche "canavarlarla dövüşen, kendiside bir canavara dönüşmemek için uyanık olmalı" diyor. Bunları şunun için söylüyorum: hani hegomonik milliyetçi sistemle sorunlu ve onunla mücadele içinde olan bir şahsiyetin, şu dışkılı kavanoz eylemi ve bu tutumunu
destekleyen muhaliflerimiz varya işte o arkadaşlarımız maalesef bu tutumları ile mücadele içinde oldukları hegomanlarına benzemiş oluyorlar. Bazen kendim hakkında kaygılanıyorum. Hani şu hapishane duvarlarıyla cebelleştikçe yüreğim katılaşıyor mu?
Demir parmaklıklara baka baka parmaklıkları içime taşıyormuyum diye kendimle hesaplaşmadan edemiyorum.
Şunu da belirtmeden edemiyeceğim; nefret insanı çirkinleştirir. Nefretin kötülüğemi, karanlığamı, güzelliğemi, olduğu bu sonuçta farkı yok. Kim nefret duygusunu taşıyorsa, neye duyuyorsa duysun, o çirkinleşir. Bu tıpkı bağırıp çağıran birinin sesinin kabalaşması veya kısılması giibi. Bana bu cümleleri Yıldırım Türker'in cumartesi günü "şahane münzevi" yazısı yazdırdı. Türker şöyle diyor: hayatı savunmak adına durmadan ölüme bakmak; iyiliği savunmak adına durmadan kötülüğü tartmak zamanla insanın ruhunu köreltebilir. Bir çok sohbetimizin konusu değişim, negatif yaşamlara dair oluyor, karşıtlarına benzeyenler. Yani şu boktan kavanozu sahiplenenler gibi.
Rus klasiklerinden Suç ve Ceza'nın kahramanı Raskolnikof'u kendini bütün insanlardan üstün ve amaçları için suç işlemeyi haklı buluyordu. Bütün hegomonlar kendilerini üstün saydıklarından kendilerinde her türlü hakkı görüyorlar. Bu sahip olmak sınırlarını geçilmez kılmaktır. Bütün militerler ve karşısında olup ona benzeyenler Rus roman kahramanı haleti içinde oluyorlar.
Görüş günümüz Çarşamba. İsteyen herkes görüşe gelebilir. Yapılacak tek şey gelen arkadaşların gidip Saray Savcılığı'ndan izin almak. Bunu görüşüme gelin babında söylemiyorum. Gelmek isteyenler olabilir diye söylüyorum.
Tek tek isim yazmıyorum. herkese bütün arkadaşlarıma sonsuz selamlarımı gönderiyorum. Hepinizi çok özledim. Görüşmemize çok kalmadı gibi, görüşeceğiz.
Vicdanlarınız özgür olduğu için ne mutlu size. Sizin gibi vicdanı özgür ve güzel arkadaşlarım olduğu için çok mutluyum ve şanslıyım. Hepinizi tek tek öpüyorum.
Saray Kapalı Cezaevi
Saray/ Tekirdağ
Halil Savda
Yazdır | gulbahar | 17.07.2008, 14:36:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|