Tanık: Suikast silahları ordudan geldi
Ergenekon dosyasında gizli tanık İsmet: "Silahlar, patlayıcılar ve suikast yapılacak kişilere karşı istihbarat bilgilerinin görevli askeri şahıslarca bizzat verildiği, örgütsel askeri eğitimin yine görevli askeri şahıslarca verildi.”
İddianamede “ERGENEKON terör örgütünün askeri geçmişi olan üyelerinin halen askeri görevlilerle irtibatlarını üst düzeyde sürdürdükleri...” anlatılmış ve tüm bu bilgi ve isimlerin Genelkurmay Askeri Savcılığı’na iletildiği ifade edilmiştir. Ergenekon örgütlenmesinin en stratejik birimi “Operasyon Dairesi Komutanlığı”nın görevlileri ise TSK’dan seçiliyor ve yalnızca "Başkan"a bağlılar.
Ergenekon iddianamesinde gizli tanık İsmet anlatıyor: Silahlar, patlayıcılar ve suikastlara ilişkin istihbarî bilgi görevli askerî şahıslar tarafından bizzat verildi, askerî konularda bizi onlar eğitti. Ergenekon iddianamesi, TSK’nın kurum olarak çeteyle ilgisi olmadığını kaydetmekle birlikte, muvazzaf askerler arasındaki çete bağlantılarına ilişkin somut örnekler aktarıyor. İddianamede çete üyeleriyle ilişkili asker isimleri, telefon görüşme kayıtları ve fotoğraflar yer alıyor. Veli Küçük, Fikri Karadağ gibi emekli askerlerle bağlantısı olan görevli askerlerin çete sanıklarıyla fikirdaşlıktan öte bir ilişkisi olduğu anlatılıyor. Örnek olarak, adının baş harfleri verilen iki üst rütbeli askerin Küçük ve Karadağ’a “Siz nasıl emrederseniz” diyerek biat ettiği belirtiliyor. Ve Savcı Öz tüm bu bilgi ve isimleri Genelkurmay Askeri Savcılığı’na iletti.
Ergenekon iddianamesinde yer alan TSK bünyesinde görevli olduğu anlaşılan bazı subaylarla örgütün yönetici ve üyeleri arasındaki telefon kayıtlarında muvazzaf subayların bazılarının, “x şahıs” ya da sadece isimlerinin baş harfleriyle anılması dikkat çekti.
İddianamede örgütün kullandığı suikast silahları ve patlayıcılarla tüm askeri mühimmatın görevli asker şahıslarca verildiği, ayrıca örgüt üyelerine de askeri eğitim verildiğinin altı çizildi. Bu bölüm iddianamede şöyle yer aldı: “Dosyada mevcut Gizli Tanık İsmet ifadesinde: Kendilerine silahlar patlayıcılar ve suikast yapılacak kişilere karşı istihbarat bilgilerinin görevli askeri şahıslarca bizzat verildiği, örgütsel askeri eğitimin yine görevli askeri şahıslarca verildiğini beyan etmiştir.”
"Biri sakladı, öteki patlattı"
İddianameye göre, Ümraniye’de Oktay Yıldırım’ın evinde yakalanan el bombalarında da, Muzaffer Tekin’in emriyle Cumhuriyet’e atılıp patlamayan bombalarda da emekli özel harpçi astsubay Yıldırım’ın parmak izi var.
Hava Kuvvetleri
Ayrıca iddianamede yer alan, Genelkurmay Başkanlığı Savcılığı’ndan gelen 02.06.2008 tarihli yazıya değinilerek, Hava Kuvvetleri’nde süren bir soruşturmanın varlığı da doğrulandı. Söz konusu cevabî yazıda, “Genelkurmay Başkanlığınca İşçi Partisi Karargah Evleriyle alakalı doküman için Hv. Kuv. As.Savcılığına soruşturma talimatının verildiği belirtilmiş olup, ERGENEKON terör örgütünün sızma süreçlerine ilişkin soruşturmanın Genelkurmay Başkanlığı askeri savcılığınca da devam ettiği anlaşılmaktadır.” dendiği belirtildi.
Ergenekon terör örgütünün asker atamaları ya da cezaevindekilerin rahat ettirilmesi gibi konularda da halen görevli asker şahısları devreye soktuklarınden söz edilen iddianamede şu saptama yapıldı: “ERGENEKON terör örgütünün askeri geçmişi olan üyelerinin halen askeri görevlilerle irtibatlarını üst düzeyde sürdürdükleri...”
İşte iddianamedeki ilginç diyaloglar:
Daire başkanıyla yemek
Tape: 406 27.09.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile Ali Tolga TOLON arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; Erkut ERSOY’un “merhabalar Ali bey nasılsın, ben Erkut Özel Büro istihbarat grubu yöneticisiyim” dediği ve bazı çalışmalarıyla ilgili bilgi vermek üzere, babası Hurşit TOLON ile görüşmek istediğini söylediği, Ali Tolga TOLON’un kendilerine ulaşmasını sağlayan şahsın ismini isteyerek “O benim için önemli, ben tabi ki onun teyidini almaya müteakip eğer uygun bir şey olursa, tabiki talebinizi zevkle iletirim, ama tabi sizin iştigal alanınızla ilgili de biraz bilgi almak isterim” dediği, görüşmesinde özetle; H.ERTEKİN’in muhatabına Ali beyin şu anda Askeri Yargıtay Daire Başkanı’yla şimdi yemekte olduklarını devamında öğleden sonra neticeyi bize bildireceğini belirttiği,
"Arkadaşlarım emrinizde"
Tape: 000018 12.03.2007 tarihinde M.Fikri KARADAĞ ile Y. I. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; merhaba nasılsın evlat” dediği, Y. I’nın “Sağolun komutanım Albay Y. I.” “..ben topçu okuluna geldim akademiden sonra” “Televizyonda gördük, tabi gurur duyduk...” “ben ve kolordum emrinde diyemiyorum komutanım, kolordum yok ama arkadaşlarımın hepsi emrinizde” dediği, M.Fikri KARADAĞ’m “Onlara selam söyle, sakın ola ki ihmal etmesinler” dediği, Y. I’nın “Burdakilerin hepsi emrinizde” dediği, M.Fikri KARADAĞ’ın “Seyirci kalmasın hiç kimse Yusuf” dediği, Yine Tape: 1021 15.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK ile Jan. Bölge Kortu Loj. Bacaksız Apt B Blk No:16 - 34000 Beşiktaş - İstanbul adresinden görüşen ve Komutan olduğu anlaşılan H. A’nın yaptığı görüşmede VELİ KÜÇÜK’ün bir askerin yerinin değiştirilmesini istediği, H. A’nın da “Emredersiniz emredersiniz komutanım tamam komutanım” diyerek Veli KÜÇÜK’ün hala görevli bir komutanmış gibi, onun emirlerini uyguladığı görülmektedir.
Veli KÜÇÜK’e hitaben yazılmış “Konuşalım Sevgilerle 0532 287 97 51 numarasının irtibat için yazıldığı yazının içeriğinde; Bank Asya Yönetim kurulu Başkanlığına, Askeri Hakim Kıdemli Albay Atilla ÜLKÜ imzalı yazıda; Oğlunun bir yıldır Bank Asya da çalıştığını, Veli KÜÇÜK ile ailecek görüştüğünü kızının avukat olması sebebiyle Veli KÜÇÜK’ün bir davasına baktığını, evrakı da kuryeyle oğluna gönderdiğini, kapıdaki görevliye “Veli Paşanın Emanetidir” dendiğinde oğlunun sorgusuz sualsiz işten çıkarıldığını, durumun düzeltilip özür dilenmesi gerektiğini bildirir yazı.
Çete üyelerine plaketli ödül
Tuzla Piyade Okulu eski Komutanı Tümgeneral Zekeriya Öztürk, Danıştay saldırısından kısa bir süre sonra Ergenekon sanıklarından Muzaffer Tekin’e askeri birlikte üstün hizmet beratı vermişti. Danıştay saldırısı bağlantısıyla yargılanan, Ergenekon soruşturmasında da Tekirdağ F Tipi cezaevinde tutuklu bulunan emekli astsubay Mahmut Öztürk de Tümgeneral Zekeriya Öztürk’ün kardeşi. Muzaffer Tekin, Danıştay saldırısı kapsamında arandığı dönemde Tümgeneralin kardeşi emekli Astsubay Mahmut Öztürk’ün villasında saklanmış, daha sonra intihara kalkışmıştı.
Tümgeneral Zekeriya Öztürk, Ergenekon zanlısı emekli Albay Fikri Karadağ’la da makamında sık sık görüşmüştü. Tümgeneral’in internete düşen ses kaydında da Cumhuriyet mitinglerine askeri okul öğrencilerini gönderdiğini ortaya çıkmıştı.
Kim bu orgeneral?
İddianamede Halil Behiç Gürcihan’ın ifadesinde de Çanakkale’de bir orgeneralin Ergenekon sanıklarına verdiği plaket olayına yer verildi. İddianamede plaketle ilgili geçen bölüm aynen şöyle yer aldı; “Dosyada mevcut Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz ve şüphelinin bulunduğu fotoğraf sorusuna, Çanakkale’de ordu komutanı olan orgeneral rütbesindeki bir şahsın Sevgi Erenerol ve Kemal Kerinçsiz’e plaket verdiğini, bunun da normal bir ziyaret sonrası verilen plaket olduğunu belirtti.”
**
Örgütün hayalet birimi
Altı üniteden oluşan Ergenekon örgütlenmesinin en stratejik birimi “Operasyon Dairesi Komutanlığı” olarak gösteriliyor. Bu birimin görevlileri ise TSK’dan seçiliyor.
Ergenekon örgütlenme yapısı içinde Ergenekon Başkanı’na bağlı çalışan “Operasyon Dairesi Komutanlığı Kontrol Dairesi”, altı ünite içerisinde en dikkat çeken birimi oluşturuyor. Bu birimde görev alan üyeler mutlaka Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinden seçiliyor ve adeta “hayalet” gibi kimseyle irtibat kurmadan Başkan’dan gelecek emirle harekete geçiyor. Bu birimin çarpıcı bir özelliği de şüphelenilen ajanların, diğer ajanlar tarafından öldürülerek ortadan kaldırılması.
Taraf gazetesinin daha önce kamuoyu gündemine taşıdığı bu dairenin görevi iddianamede şu şekilde tarif ediliyor:
Ergenekon Başkanı'na bağlı
“Bu dairenin varlığından Ergenekon Örgütü Başkanı/Komutanından başkaca hiç kimsenin bilgisi olmaması kesin bir gerekliliktir. Operasyonlarda yer alması zorunlu olan bu dairede yer alan ajanların ilk görevi; operasyon alanı içinde bulunmak, operasyon esnasında temizleme ve ortadan kaldırma gibi işlemlerde doğabilecek sorunları çözümlemektir.”
Kurt kanunu geçerli
Bu birimde çalışanların ikinci görevleri ise iddianamede şöyle anlatılıyor: “Karşı istihbarat örgütlerine geçen, yakalanan veya operasyon amacına aykırı hareket eden herhangi bir ajanı öldürmektir. Örgütün üst düzey yöneticileri ile personel ve ajanlar arasında mutlak mesafe olmalıdır. Aksi halde başarısız bir operasyon sonucunda üst düzey yöneticilerinin korunması sağlanamayacağı gibi, örgütün kendisi riske atılmış olur ve örgütün imajı korunamaz.”
Üyeler TSK'dan
İddianamede “Bu ifadelerden şüpheli Fikret Emek’in kimseyle irtibat kurmadan verilecek görevleri beklediği anlaşılmaktadır” denilerek Emek’in bu birimde çalıştığı iddia ediliyor. İddianamede ayrıca “Kontrol Dairesinde görevlendirilecek ajanlar, mutlaka Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden ve özel operasyon ünitelerinden seçilmelidir. Bu ajanlar merhametsiz olmalı ve bağımsız görev yapabilmelidirler. Emirleri doğrudan Ergenekon komutanından almalıdırlar” denilmektedir. İddianamede ayrıca Emek’in TSK Özel Kuvvetlerde çalışmasına da vurgu yapılıyor.
Emek Özel Operasyon biriminde
Fikret Emek’in bu birim içindeki görevi iddianame de “Şüphelinin Ergenekon yapılanması içerisinde hiyerarşik yapıda geçmiş askeri görev ve faaliyetleri gereği örgüte ait silah ve patlayıcı maddeleri sakladığı ve Oktay Yıldırım gibi yeri ve zamanı geldiğinde kullanılmak üzere örgütten emir ve talimat beklediği” biçiminde ifade ediliyor. Ayrıca Emek’in Ergenekon’un özel operasyonel faaliyetlerinden sorumlu biriminde görevli olduğu bu birimin operasyonlarda kullanacağı tüm malzemeler ile suikast silahından plastik patlayıcıya kadar, her türlü elverişli malzemeleri depoladığı öne sürülüyor. Fikret Emek’in annesine ait Eskişehir’deki evde 26.06.2007 tarihinde polisin yaptığı aramada 12 adet taarruz tipi elbombası, iki kg. C-3 plastik patlayıcı ile suikast silahları ve TNT kalıplarının olduğu cephanelik ele geçirilmişti.
***
"Ölüm üçgeni açılsın"
Sosyete kuyumcusu olarak bilinen ve Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Hayrettin Ertekin, iddianameye göre, bir dönem işlenen faili meçhul cinayetlerle adını duyuran Adapazarı, Gebze ve Sapanca ölüm üçgenine yeniden “işlev” kazandırılmasını istiyor ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in öldürülmesi gerektiğini vurguluyor
Ertekin hakkında iddianamede, “Komutanım” diye hitap ettiği Y.Ö adlı şahısla yaptığı telefon konuşmalarında Diyarbakır’da 3 Ocak 2008’de askeri servis aracına düzenlenen saldırı hakkında konuşarak, “Komutanım, bunların kökünü kazımak lazım” dediği kaydedildi. Bu konuşmada Ertekin’in Diyarbakır’da görev yapan askeri personelin psikolojisinin çok “değişik” olduğundan bahsederek, “O adamın haleti ruhiyesini anlayamazsınız ben olsam Allah korusun giderim o Diyarbakır Belediye Başkanı’nın alnının çatına 8 tane sıkarım” dedi. Y.Ö’nün ise, karşılık olarak “O günler de gelecek” sözü iddianameye girdi. Bu söz üzerine Ertekin şunları söylüyor:
"Eski ekibi yollayın"
“Gelmiyor, gelecek diyorsunuz bak işte gelecek diye ben şurda oturup abiye bir gün sabah yürüyüşte demiştim komutanım yarın Genel Kurmay Başkanı olursunuz bizi bile artık dedim dinlemezsiniz belki zor görüşürüz falan filan demiştim. Komutanım bakın bizim geçmişte yaptıklarımızı herhalde az çok biliyorsunuzdur o ekibi şuan tekrar oraya yollayın yemin ediyorum size varya... bölgede... huzur gelir. hiç şakası yok bu işin ama yok niyetli değiller arkadaşlar, ben diyorumki Ankara-Gebze, İstanbul-Gebze hattı açılmadan bu işler olmaz. o hattı açacaksınız, bana vereceksiniz. tekrar ben bunu söylüyorum, bu bana verilmediği müddetçe hiçbir şey olmaz komutanım...”
Sosyete kuyumcusu olarak bilinen Ertekin, askerliğini 1983 yılında Genelkurmay Başkanlığı’nda asteğmen olarak yaptı. Bulgaristanda elektrik ve elektronik üzerine faaliyet gösteren “Enternet Grup” isimli firmanın ortağı olan Ertekin, medya dünyasında da Business TV kanalı ortağı olarak tanınıyor.
***
İlhan Selçuk 500 bin doları unutmuş
Ergenekon iddianemesinde örgüt kurucusu ve yöneticisi olarak suçlanan İlhan Selçuk’un evinde ele geçirilen el yazılı not önemli deliller arasında gösteriliyor. Adı Papa suikasti ve Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi cinayetine karışmış Oral Çelik’e atfen yazılan bu notta, Erol Mütercimler ile birlikte Gölcük’te bir toplantı yapılacağı ve “Yaptırılması muhtemel bir iş için Oral Çelik’e 500 bin dolar”ın teklif edileceği yer alıyor
Gölcük'te toplantı
“M. Pamukoğlu “ ibaresi ile başlayan, “Rapor...” ile son bulan el yazması doküman da Selçuk’un tuttuğu notlar şöyle; “M. Pamukoğlu, Erol Mütercimler, Erdal Avukat, Mustafa Ha... M. Pamukoğlu Bir ekip kurdum sana yardımcı olacak Büyük Klüp’te Pamukoğlu M.Hüs....güray var Mütercimler Sonradan Gölcük’te buluşacağız Erdal’la birlikte Erol Mütercimler de geliyor Oral Çelik’le birlikte İzmit Gölcük’te toplanırız M. Pamukoğlu o toplantıda yok Mütercimler Erdal’a Erol Mütercimler Arabada 500 bin dolar verirsen bu işi yaparız Erol’un dağıtıldığı rapor” şeklinde yazı bulunan doküman, olduğu tespit edilmiştir.
Selçuk hatırlayamıyor!
Selçuk gözaltına alındığında poliste verdiği ifadede yazının kendisine ait olduğunu, M. Pamukoğlu’nun yeminli mali müşaviri Mustafa Pamukoğlu olduğunu, Erol Mütercimler’in yazar olduğunu ve eskiden beri tanıdığını ancak samimi olmadığını, Oral Çelik’i medyadan Abdi İpekçi’nin faillerinden olarak bildiğini, bu şahısla bir ilişkilerinin olamayacağını, notlarda geçen Büyük Kulübün Cadde Bostan’da bulunan siyasetçilerin, gazetecilerin gittiği bir lokal olduğunu, “Bir ekip kurdum sana yardımcı olacak” derken ne kastettiğini hatırlamadığını,’ almış olduğu eski notlar olduğunu, şu an hatırlayamadığını, Gölcük’teki buluşma konusu ile bilgisinin olmadığını, şu an hatırlamadığını, notlarda geçen 500 bin dolar konusunu hatırlamadığını, eski tarihli almış olduğu notlar olduğunu” söyledi.
savaskarsitlari
Yazdır | gamze | 28.07.2008, 14:18:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|