kEditor - Haberler / Politika / Kerkük'te ne amaçlanıyor?

http://www.keditor.com/haber_2349.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Kerkük'te ne amaçlanıyor?


Kerkük'te ne amaçlanıyor? Kerkük sorunu giderek büyürken, bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen Türkiye özel istihbarat elemanlarının marifetleri ve Kerkük sorunu neden Kürt sorunu ile eş tutuluyor? Kerkük'te hangi ülke ne yapmak istiyor? Kerkük temalı bir haber analiz.

Kerkük sorunu giderek büyüyor. Geçtiğimiz hafta Kerkük'te başlayan gösteriler Güney Kürdistan'ın birçok kentine yayıldı. Gösterilerde Kerkük'ün Kürdistan'ın bir şehri olarak tanınması isteniyor. Irak'taki yeni yerel yönetim yasası ile Kürdistan'dan koparılmak istenen Kerkük'te geçtiğimiz günlerde bombalı saldırılar gündeme geldi. Kerkük'te düzenlenen saldırılarla iligili, yaralı olarak yakalanan Türkmen Cephesi Silahlı Koruma güçlerinden olan Diiya Sobhii Mehemed, çarpıcı itiraflarda bulundu.

1987 doğumlu bir Türkmen olan Mehemed, El Hayat Güvenlik Şirketi'nde çalışıyor. Türkmen Cephesi Merkezi'nin güvenliğini üstlenen Mehemed, Türkmen Cephesi sorumlularından birinin kendilerine "Gösteri başladığında bir bomba patlayacak, patlamadan sonra göstericiler üzerine ateş edin" talimatını verdiğini söyledi.

Hewlati Gazetesi'nin Kerkük polisine dayandırdığı habere göre, patlama ve saldırı sonrası yakalanan Alah İzzet Mehemed, Haşim Ekber Mustafa ve İrfan Burhan Nuri'nin de benzer itiraflarda bulunduğu kaydedildi. Haberde şu bilgilere yer verildi: "Türkmen subayları olan İmad Abdullreham ve Haşim Abdulwehid, gösteriden bir gün önce Türkmen Cephesi güvenlik güçleriyle toplantı yaptı. Bize, 'Sizler göstericiler üzerine ateş açacaksınız. Bu konuda korkmanıza gerek yoktur, çünkü bu emri Türkiye vermiştir. Aynı zamanda Türkiye arkamızdadır' dedi. Olayda Subay İmad Abdullrehaman yaralandı. İmad arkadaşları tarafından El Şiifa Hastanesi'ne kaldırıldı. İmad'ın yeri tespit edildikten sonra, Kerküklü bir Türkmen olan Hamid Haci Burhan tarafından, güvenlik güçlerince yakalanmaması için hastaneden kaçırıldı."

Türkiye'nin patlamadaki rolü ne?

Yine yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre hastahaneden kaçırılan İmad Abdulrehman, daha sonra Irak'ın başkenti Bağdat'a götürüldü. Burada, Türkiye'nin Bağdat büyükelçiliği vasıtasıyla Türkiye götürülen İmad Abdulrehman'ın halen Türkiye'de tedavi gördüğü belirtildi.

Son patlamanın izleri Türkiye'yi işaret ederken, diğer tarafatan Kerkük İl meclisi olağanüstü bir toplantı ile Kerkük'ün Kürdistan Bölge yönetimine bağlanması yönünde karar aldı. Önümüzdeki dönemde de Kürtler için hayati önem taşıyan Kerkük sorunu Kürtlere karşı bir koz olarak mı kullanılacak, yoksa halkların barış içinde birlikte yaşabileceği bir çözüm ile bu sorun çözülebilecek mi?

Geçtiğimiz hafta Kerkük'te başlayan ve sonrasında yayılan gösteriler ve arkasından Türkiye'nin çıktığı patlamalar, bu sorunun yanıtının kolay verilemeyeceğini gösteriyor. Kerkük ile Kürt sorunu arasındaki bağ iyi analiz edilmeli. Çünkü Kerkük şehri ile Kürtlerin kaderi aynı kefeye girmiştir. "Kerkük şehri, sahip olduğu petrol rezervlerinden kaynaklı emperyalist güçlerin müdahalesine maruz kalıyor" demek, tek başına eksik bir yaklaşım olur. Kerkük sorununu bu kadar çetrefilli kılan, sadece Kerkük'teki petrol yatakları değil. Bölgede yıllardır inkar ve imhaya maruz bırakılan Kürt sorununun kendisidir.
Kerkük
Kerkük, konum olarak Ortadoğu'nun merkezinde.


Bölgedeki sömürgeci ve inkarcı rejimler tarafından Kürtler ve Kürdistan kabul edilmeden, Kerkük sorununun adil bir biçimde çözülemeyeceği bir gerçek. Bölgede "Kürt sorunu çözülmeden, Kerkük sorununun çözülebileceğini" söyleyenler ya kendilerini kandırıyorlar, ya da Kürt kamuoyunu yönlendirmeye çalışıyorlar. Hatırlanacağı üzere 2005 yılında Güney Kürdistanlı üst düzey yetkililerden biri Suudi Arabistan Kralı tarafından davet edildiğinde, Suudi Kral'ın Kürt yetkiliye 'Kerkük sorununu on yıllığına ertelemesi için' 3.5 milyar dolar teklif ettmişti. Bu durum karşısında akla gelecek ilk soru, Kerkük sorununun ertelenmesinde Suudi Arabistan'ın ne çıkarı olabilir? Suudi Arabistan'ın çıkarı ekonomik mi? Yoksa bölgedeki politik dengeler mi?

Peki ya Türkiye'nin Kerkük sorunu? Bu sorun gerçekten ekonomik mi  ya da Türkmenlerle alakalı bir durum mu? Yoksa Türkiye'nin Kürt sorunu noktasındaki inkarcı yaklaşımı mı? Aynı şekilde İran, Suriye, Ürdün, Katar, Mısır ve ABD'nin Kerkük'ün adil çözümünden yana olmamalarını, sadece Kerkük'teki zengin petrol yataklarıyla izah etmek mümkün mü?

Kerkük sorunu = Kürt sorunu

Kerkük sorununu asıl çıkmaza sokan, bölgesel anlamda çözüm bekleyen Kürt sorunudur. Bu durum görülmeden, Kerkük sorununun vahameti anlaşılamaz. Kerkük şehri, bölge ve uluslararası tüm politik dengelerin üzerine kurulmuş bir durumda. Bu şehrin bir taşını oynatmak ya da değiştirmeye çalışmak, bölgedeki tüm dengeleri yerinde oynatmak demektir. İşte Kerkük şehrine bu politik karakteri giydiren Kürt sorununun kendisidir. Bu yüzden hiçbir Kürdün Kerkük sorununu Kürt sorunundan ayrı görmemesi gerekiyor. Sorun iyi tahlil edilmeden çözüm yöntemini de bulmak güçtür. Zaten sorunun karakteri, çözümün rehberidir.

Kerkük sorununun adil çözümünü, Kürtler başka güçlerden beklemesinler. Nasıl ki Kürt sorununun çözümü başka güçlere havale edilmeyecek kadar ağır ve önemli bir sorun ise, Kerkük sorunu da ancak Kürtlerin kendi öz güçleriyle çözecekleri bir sorundur. Çözümün temel gücü, sorunun muhatabı ve çözüm yöntemi iyi anlaşılmazsa, sorunun çözümü için oturulacak masada Kerkük ile birlikte Kürdistan da kaybedilebilinir.

Bu kısa analizden sonra, Irak Parlamentosu'nun onaylamış olduğu yerel seçim yasası olan 24 maddeye bakmakta fayda var.

24. Madde neleri içeriyor?
  • Kerkük'te yapılacak seçimler altı ay ertelenmeli.
  • Bu altı ay içerisinde Kerkük yönetimi 32 Arap, 32 Türkmen, 32 Kürt ve 4 Hıristiyandan oluşmalı. Bu altı ay içerisinde Kerkük yönetiminin alacağı tüm kararlar sonrasında geçerli kılınacak.
  • Irak Parlamentosu bünyesinde Kerkük sorunun çözümü için bir komisyon kurulacak. Bu altı ay içerisinde komisyon Kerkük sorununun çözümü için rapor hazırlayacak.
  • Kerkük şehrinin güvenliği ve asayişi Orta ve Güney Irak'tan gelecek özel askeri güçlere devredilecek. Bu askeri güç içinde ancak Iraklı olanlar yer alabilir. Kerküklüler bu ordu içerisinde yer alamaz, çünkü bunlar güven vermemektedir. (Aynı zamanda Kürtler de yer almayacak)
  • Kerkük şehri 2003 yılındaki haliyle kabul edilmeli. Yani Irak düştükten sonra, Kerkük'e yerleşen Kürtler geldikleri yere geri gönderilmeli, çıkarılan Araplar da tekrardan Kerkük'e geri dönmeliler. Bu maddenin içeriğine baktığımızda sadece ön görülen Kerkük şehrinin paylaşımı değildir. Aynı zamanda Kerkük şehrini tümden almak, Kürt rengini yok etmektir. Çünkü kabul görülen çözüm Kerkük'ün 2003 yılındaki halidir. Bu da sorunun çözümü için Baas politikaları sonucu oluşturulmuş bir Kerkük'ü ön görmektir.
İşin esas ilginç olan yanı ise, Kürt liderlerinin bu formülü önermiş olmalarıdır.

Öneri Talabani'den geldi

Bugün Irak parlamentosunda bu maddenin geçmemesi için tüm Kürt parlamenterler oturumu terk ederken, bu formülün kimin önerdiğine hiç kafa yorulmuyor. YNK lideri ve aynı zamanda Irak Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani, Türkiye ile yapacağı görüşme öncesi 2 Şubat 2008 tarihinde Kerkük'e giderek Arap ve Türkmen liderlerle yapmış olduğu görüşme sonrası basına yapmış olduğu açıklamada, "Türkmenlerin kendisine önermiş olduğu yedi maddelik bir öneri paketini kabul ettiğini, ayrıca Kerkük İl Meclisi'nde eşitlik ilkesi sağlandığını, buna göre 32 Türkmen, 32 Arap, 32 Kürt üyeden oluşacak bir komisyon belirlediklerini ve il meclisinin buna göre yürüyeceğini" söyledi.

Neçirvan Barzani'den destek

4 Haziran 2008 tarihinde Dubai'de Neçirvan Barzani, Reuters'e vermiş olduğu demeçte, Celal Talabani'nin Kerkük sorunu için önermiş olduğu 32'lik formülü destekleyen açıklamalarda bulundu. Kürt liderlerin bu açıklamalarından sonra süreç işlemeye başladı, Irak parlamentosunun aldığı kararla bu güne gelindi.

YNK Lideri Celal Talabani'nin daha sonra bu yasayı veto etmesi, kendi kamuoyunu rahatlamaya dönük bir tutum olarak görülüyor. Çünkü, yasa Celal Talabani'nin Kerkük'te basın önünde dile getirmiş olduğu öneriden başka bir şey değildi.

Bayık: Kerkük örnek bir model olmalı


Oysa KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık, Yeni Özgür Politika gazetesine yaptığı açıklamada Kerkük sorununun Kürtler lehine nasıl çözülmesi gerektiğine dikkat çekiyordu. Kerkük Raporunun, Irak ve bölgedeki siyasal gelişmelerle bağlantılı ele alınmasının da önemli olduğunu vurgulayan Bayık, "Kerküklü Kürdistan ile Kerküksüz Kürdistan arasında niteliksel bir fark vardır. Dışımızdaki güçler bunu Kürtlerden daha iyi biliyor. Sorun ekonomik olmaktan öte bir durumdur. Kerkük, bir Kürdistan şehri olmaktan çıkarılır ya da burada yaşayan Kürtler etkisizleşirse, bu aynı zamanda genel Kürdistan Federasyonunun etkisizleştirilmesi, daraltılması ve iradesinin zayıflatılması olacaktır. Dolayısıyla bu rapor, bir BM raporu olarak değil, bölgedeki Kürtler üzerinden sömürgeci egemenliği sürdürmek isteyen güçlerin raporu olarak ele alınmalıdır. Kerkük'ün özerk bir statü ile Kürdistan'ın parçası olması en doğru bir çözümdür" dedi.

Kerkük'ün kendi içinde demokratik bir konfederal örgütlenmeye kavuşturulması gerektiğini de söyleyen Bayık, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tüm etnik ve dinsel topluluklar ve tüm sosyal kesimler kendini demokratik temelde örgütlemeli ve bunlar demokratik konfederal bir sistemle bir araya getirilip, 'Kerkük Demokratik Konfederalizmi' kurumlaşmalı ve demokratik bir siyasal irade haline gelmelidir."

Sonuç

Esas sorun, Celal Talabani ve Neçirvan Barzani tarafından dile getirilen ve hiçbir şekilde Kürtlerin çıkarına olmayan önerilerin neye karşılık yapıldığıdır. Kürt kamuoyu gizli kapılar ardında kendi kaderlerinin tayin edilmesine izin vermemelidir. Sözkonusu Kürt halkının kaderiyse, tartışma ve çözüm yolları kamuoyu önünde yapılmalıdır.

YazdırYazdır | Miralli | 04.08.2008, 08:41:00


  

İlgili haberler

İlgili Yazılar


 Yukarı çık