Meslek Odaları: Depremlerden ders alınmadı
Meslek odaları Türkiye’de olası depremlere dikkat çekerek, Türkiye’yi bekleyen gerçeği gözler önüne serdi
Makina Mühendisleri Odası’nın (MMO) hazırladığı “Türkiye’de Deprem Gerçeği ve TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın Önerileri” adlı raporda yeni bir Marmara Depreminin yaratacağı olası ekonomik, sosyal tahribatı en az düzeyde tutmanın olanaklı olduğuna dikkat çekildi. Raporda, yapı denetimini ticarileştirerek piyasaya açan Yapı Denetimi Yasası’nın iptal edilerek, meslek odalarının yetkilendirildiği yeni bir yapı denetimi yasası çıkarılmalısı istendi.
MMO, “Türkiye’de Deprem Gerçeği ve TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın Önerileri” adlı bir rapor hazırladı. Türkiye topraklarının yüzde 93’ünün, nüfusunun yüzde 98’inin, sanayi kuruluşlarının yüzde 98’inin deprem bölgeleri içinde yer aldığı aktarılan raporda, barajların yüzde 95’inin, Bin enerji santralden 419’unun da bu tehlikeli hat üzerinde bulunduğu bildirildi. Marmara Depremi’nden, ölümlerin yaşandığı 8 il başta olmak üzere, yaklaşık 16 milyon insanın etkilendiği belirtilen raporda, toplam 376 bin 479 konut ve işyerinde hasar yaşanmış iken, 8 ilde sadece 40 bin 665 konut yapının planlanmış olduğuna dikkat çekildi.
Raporda, deprem sonrası bina müteahhitlerine açılan 2100 davanın, 1800’ünün Şartlı Salıverme Yasası ve hukuki boşluklardan dolayı cezasız kaldığı, diğer 300 davanın 110’una ceza verilmesine rağmen cezalarının ertelendiği, diğer davaların ise 16 Şubat 2007’de 7.5 yıllık zaman aşımı süresini doldurarak düştüğü aktarıldı. Yargıya intikal edilen olay sayısının toplam hasarlı bina sayısının çok altında olduğu ve davalardan cezai hükümle sonuçlananların oranının çok düşük kaldığı vurgulanan raporda, bunun en önemli nedeninin mahkemeler ve bilirkişilerin ihtisaslaşmamış olması ya da sorumluluk isnat edilen kişilerin somut olarak tanımlanamaması olduğu ifade edildi.
Piyasacı yapı denetimi
Raporda, Marmara depremi sonrasındaki yapı denetimi düzenlemelerinin, denetimsiz yapılaşmayı teşvik eden, kamusal denetim alanını ticarileştirerek özelleştiren, katılımcılığı reddeden, meslek odalarının önerilerine kapılarını kapatan bir anlayışta olduğuna dikkat çekildi. Raporda, “Yasada yapı denetimi tam anlamıyla bir piyasa faaliyeti olarak görülmüş ve kamusal denetim dışlanmıştır. Bu anlayışın en önemli göstergesi, yasanın milli gelirden en yüksek payı alan 19 ili kapsama alması olmuştur” denildi. Raporda, “Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmetleri yoluyla bilim ve tekniğin toplum yararına sunumu ve sosyal devletin planlı, dengeli kalkınma, bölgesel planlama gibi unutulmuş araçları deprem, kent ve güvenli yapılaşmada ivedi olarak devreye sokulmalı, üniversiteler, meslek odaları ile uygulamacı kamu kurumlarının bilgi ve deneyimine dayanarak, piyasacı anlayışlardan bağımsız bir önlemler bütünü oluşturulmalıdır” denildi.
İnşaat Mühendisleri Odası’nca yapılan açıklamada depremlerden bu yana kalıcı değişiklikler olmadığı, güçlendirme çalışmalarının yetersiz ve mevzuat düzenlemelerinin yapılmadığı vurgulandı.
"17 Ağustos’u unutmayacağız"
Düzce Depremzedeler Derneği Başkanı Ayşegül Şenol Can, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ni unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını söyledi.
Can, Marmara Depremi’nin 9. yıl dönümü nedeniyle bir basın toplantısı düzenledi. “Asrın depremi” olarak nitelendirdiği 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ni unutturmamak için Anıtpark alanında, depremin meydana geldiği saat 03.02’de her yıl olduğu gibi bir arada olacaklarını belirten Can, “tüm halkı o gece bir arada olmak için ve depremde hayatını kaybedenlerimizi anmak için davet ediyoruz” dedi. Can, şunları kaydetti: “Bizler artık depremi biliyoruz ve depremle birlikte yaşamayı da öğrenmeliyiz. Marmara ve Düzce depremlerinin yıkıcı sonuçları ile anlaşılmıştır ki ülkemizin afet güvenliğini yükseltmek, yurttaşları ilerde meydana gelecek afetlerin zararlarından korumak siyasal, toplumsal ve anayasal bir sorumluluktur.”
Marmara depreminin dokuzuncu yılı
Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan, 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 9 yıl geçti.
Resmi verilere göre 17 bin 480 kişinin yaşamını yitirdiği depremin ardından yaralar sarılıp, kentler yeniden kurulurken, hasarlı binalarla ilgili sorun tam anlamıyla çözülemedi. Kocaeli, Gölcük, Düzce, Sakarya ve Yalova'da büyük can ve mal kaybı ile yıkıma neden olan depremde, resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken onbinlerce kişi de yaralandı.
Marmara depreminden en çok etkilenen Kocaeli'nde 9 bin 477 kişi yaşamını yitirdi, 9 bin 881 kişi yaralandı.
Depremde, 35 bin 180 konut, 5 bin 770 iş yeri yıkıldı ya da ağır hasar gördü. 40 bin 757 konut, 6 bin 57 iş yeri orta, 45 bin 86 konut ve 6 bin 128 iş yeri de hafif hasarlı olarak kayıtlara geçti.
İl genelinde 47 ağır hasarlı bina, mahkeme sürecinin devam etmesi, tarihi eser niteliği taşıması ve içinde yaşayanlar olduğu için yıkılamadı.
Programa alındılar, ancak yıkılamıyorlar
Ağır hasarlı 47 binadan 24'ü kent merkezinde, 10'u Derince'de, 5'i Gebze'de, 3'ü Gölcük'te, 4'ü Körfez ilçesinde ve 1'i de Kandıra'da bulunuyor. Binalardan 4'ünün mahkeme süreci devam ediyor, 4'ü ise tescilli ve tarihi eser niteliğinde olmasından dolayı yıkılamıyor.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetkililerinden alınan bilgiye göre, ağır hasarlı oldukları ve yıkım kapsamında bulundukları için 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesine istinaden yıkılması için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne devredilen ağır hasarlı binaların bazılarında vatandaşlar oturuyor.
Bu binaların bazılarına elektrik su ve doğal gaz da veriliyor.
TOKİ konut yaparsa sorun çözülecek
Belediye yetkilileri, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin ağır hasarlı bu binaların boşaltılması için ilgililere tebligatlar yaptığını, ancak söz konusu kişilerin barınacak başka yerleri olmamasından dolayı evlerinden çıkmadıklarını belirtiler.
TOKİ'nin merkeze bağlı Arızlı köyünde deprem mağdurları için konut yapmayı planladığını bildiren yetkililer, bu yıl eylül ayında temeli atılması düşünülen konutların gelecek yıl haziran ya da temmuz aylarında tamamlanacağını, böylece il genelinde ağır hasarlı binalarda oturanların bu konutlara nakledilerek, sorunun çözülebileceğini kaydettiler.
''Yaşayanlar zorla çıkarılmalı''
Kocaeli İnşaat Mühendisleri Odası Aykut Bozkurt ise hukuksal süreç tamamlandıktan sonra ağır hasarlı tüm binaların yıkılacağına inandığını belirterek, "bu binalar büyük risk oluşturuyor. Buralarda yaşayanlar polis ve jandarma gücüyle tahliye edilmeli. Bu binalara iskan ruhsatı verilmesi söz konusu değil, iskana kapatılmaları lazım. Ağır hasarlı binalardan hukuksal süreci tamamlananlar derhal yıkılmalı" dedi.
Bu arada Kocaeli'nde, orta hasarlı olup halen onarım ve güçlendirme işlemi tamamlanmamış 364 bina bulunuyor. Buralarda oturanların iskan ruhsatını alabilmeleri için binaların onarımını ve gerekli güçlendirme işlemlerini yıl sonuna kadar tamamlamaları gerekiyor.
Yalova'da depremin izleri silindi
Depremde, 25 bin 980 konut ile bin 375 iş yerinin ağır hasar gördüğü Yalova'da, yüreklerdeki acı tazeliğini korurken, altyapı sorunlarının tamamen çözüldüğü kentte depremin izlerinin silindiği bildirildi.
Yalova Belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu, kentte büyük yıkıma ve binlerce insanın ölümüne neden olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde, acı anılara rağmen ulus ve devlet olarak yaraların hızla sarıldığını belirtti.
Depremin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen, acıların hala aynı sıcaklığıyla gönülleri yaktığını ifade eden Binicioğlu, "geride bıraktığımız acılardan ders almayı bilerek yaşamalıyız. Bu nedenle 17 Ağustos tarihi bizler için sönen umutların yeniden canlandığı ve depremle yaşamayı öğrenebilmemiz konusunda mesuliyetlerimizi hatırlatan bir tarih olmalıdır" dedi.
Yeni yapılaşmalarla birlikte güvenli konutlar üretmek konusunda kararlılıklarının sürdüğünü vurgulayan Binicioğlu, şunları kaydetti: "Yalova Belediyesi olarak afet odaklı yönetim anlayışıyla, şehrimize kazandırdığımız her yeni eserin deprem durumunda halkımızın bir ihtiyacını karşılayacak şekilde tasarlanması için özel gayret sarf ediyoruz. Yaptığımız her işte, attığımız her adımda, depremi hiç unutmadan şehrimizi geleceğe hazırlamak için canla başla çalışıyoruz.
Sorumluluklarımızın ve deprem bölgesinde yaşıyor olmamızın bilinciyle, hiçbir zaman depremde yaşanan acıları unutmadık ve unutturmadık. Vatandaşlarımızın da tüm olumsuz koşullara karşın hayata dört elle sarılarak, zor günleri ve güçlükleri aşmak konusunda verdikleri mücadele de övgüye değerdir."
17 Ağustos parkı ve deprem anıtı
Öte yandan, Yalova'da depremde yıkılan binaların enkazlarının denize doldurulmasıyla oluşturulan 65 dönümlük "17 Ağustos Parkı", kentin yaşama yeniden tutunmasının simgesi olarak kabul ediliyor.
Yalova Belediyesince yaptırılan ve dönemin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz tarafından depremin 1'inci yıl dönümünde açılışı gerçekleştirilen parkta, peyzaj düzenlemelerinin yanı sıra, çocuk oyun alanları, oturma grupları, çeşitli kafeteryalar bulunuyor.
Yalovalılar'ın dinlenme mekanı haline gelen parkta inşa edilen ve depremde Yalova'da hayatını kaybeden 3 bin kişinin isimlerinin yazılı olduğu "Deprem Anıtı" büyük acıların yaşandığı depremin 9'uncu yıl dönümünde de vatandaşların ilgisini çekmeye devam ediyor.
Dairesel bir alana kurulan anıt, geleceği ve yaşamı temsil ederken, 12 metrelik çelik blok da geceyi, gündüzü, yılın 12 ayını simgeliyor.
Anıtta yer alan ve deprem döneminde çekilen fotoğraflardan oluşan sergi ise güvenlik gerekçesiyle belirli dönemlerde ziyarete açılıyor.
İnşaat mühendisleri Yalova'da bir araya gelecek
Bu arada, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 9. yıl dönümünde 11 ilin inşaat mühendisleri odası ve temsilcileri Yalova'da bir araya gelecek.
İnşaat Mühendisleri Odası Yalova Temsilcisi Mahmut Renkler, depremin 9'uncu yıl dönümünde "Depreme Duyarlılık Etkinliği" düzenleyeceklerini, etkinliğe Yalova'nın yanı sıra Balıkesir, Uşak, Manisa, Aydın, Denizli, Antalya, İzmir, Muğla, Eskişehir ve Bursa'daki inşaat mühendislerinin katılacağını bildirdi.
Felaketin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen hala gerekli derslerin alınmadığını dile getiren Renkler, şunları söyledi:
"Geçen süre içinde beklenilen ve yapılması olanaklı mühendislik tedbirleri hayata geçirilememiş, 'Deprem Şurası Sonuç Bildirgesi'nde yapılması gerektiği ifade edilen yasa ve yönetmelik değişiklikleri yapılamamış, deprem önlemleri için bütçeden pay ayrılmamıştır.
Genel merkezimiz 9 yıllık süreçte yapılamayanlar ve yapılması gerekenleri anımsatmak ve kamuoyuyla bir kez daha paylaşabilmek için 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıl dönümünde tüm Marmara Bölgesi'ni kapsayacak ve Gölcük'te sonuçlanacak şekilde 16-17 Ağustos 2008 'Depreme Duyarlılık Etkinliği' düzenleme kararı almıştır. Amaç depremlerde ağır bedel ödeyen halkımıza karşı tüm toplum katmanlarında deprem duyarlılığının geliştirilmesi ve duyarlılığın sürekliliğinin sağlanmasıdır."
Sakarya'da orta hasarlı binalar sorunu çözülmedi
Sakarya'da Marmara Depremi'nden sonra çözüm bekleyen en büyük sorun orta hasarlı binalar olarak ortaya çıkıyor.
Depremde 4 bin kişinin hayatını kaybettiği Adapazarı'nda, ağır hasarlı ve yıkılan 25 bin 538 konut ve 5 bin 89 iş yeri tespit edildi. Orta hasarlı 19 bin 952 konuttan bin 18'i onarılmayı bekliyor.
Sakarya'da orta hasarlı binaların ruhsat ve proje işlemlerinin tamamlanması için Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca, son gün olarak belirlenen 30 Haziran 2008 tarihi, binaların onarım ve güçlendirme işlemlerinin tamamlanması şartıyla, 31 Aralık 2008'e kadar uzatıldı.
''Konut açığı hala en önemli sorunlarımızdan biridir''
Sakarya'da, Marmara Depremi'nden sonra yaptırılan 10 bin 379 prefabrike konuttan bugüne kadar 9 bin 953'u boşaltıldı.
Halen 426 prefabrike konutta 725 kişi yaşıyor. Kullanım süreleri 5 yıl olarak belirlenen prefabrikelerin boşaltılması için, daha önce tanınan sürelere rağmen tahliyeler tamamlanamadı. Depremde hasar gören okulların yerine 66 prefabrike okul yapıldı. Prefabrike okulların kalıcı binalara kavuşturulması için başlatılan çalışmalarda, 53 kalıcı okul binası yapıldı. 13 prefabrike okulun ise yıl sonuna kadar kalıcı binalara kavuşturulması planlanıyor.
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Duran, Marmara depreminden sonra ortaya çıkan konut açığının en önemli sorunlardan biri olduğunu söyledi.
Duran, el birliğiyle sarılan yaralara rağmen depremin yerle bir olmuş bir şehir bıraktığını belirterek, "Fakat bizim bu şehre olan tutkumuz bir depremle yıkılmayacak kadar sağlamdı. Bir daha ayağa kalkamaz denilen Sakarya, bugün altyapı ve üst yapı sorunlarını tamamen çözmüş durumda. Güzel Sakarya'mız, depremin izlerinin bir bir silindiği, gelişen, büyüyen bir şehir olarak hak ettiği yeri alma yolunda emin adımlarla ilerliyor" diye konuştu.
TOKİ iş birliğiyle 3 bin 756 konut yapıldı
1996 yılında gündeme getirdikleri nüfus yoğunluğunu zeminin daha güvenli olduğu bir bölgeye taşıma projelerinin depremden sonra hayata geçirilebildiğini kaydeden Duran, TOKİ işbirliğiyle Sakarya'da yapılan konut sayısını 3 bin 756'ya ulaştığını söyledi.
Yeni yerleşim bölgesinde 70 bin kişinin güven içinde yaşadığını ifade eden Duran, "Depremle birlikte ortaya çıkan konut açığı hala en önemli sorunlarımızdan biridir. Bu gerçeğinin farkındayız ve bu açığı kapatmak adına yeni bir toplu konut hamlesi başlattık. Zeminin sağlam olduğu güvenli bölgede ilk etapta 3 bin konut yapacağız. Bu konutlarımızın da yapımına başlandı" dedi.
''Depremi unutmadan çalışıyoruz''
Depremin tüm izlerinin silindiğini, depremden kaynaklanan tüm sorunların çözüldüğünü söyleyemeyeceklerini ifade eden Duran, şunları söyledi:
"Fakat sorunların çözülmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Çok önemli projeleri hayata geçiriyoruz. Enerji santralleri, şehirler arası otobüs terminali ve yeni bölge hali gibi önemli projeler üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Doğal gaz çalışmalarımızda ise sona yaklaşmış durumdayız. Ekim ayı itibariyle tamamlayacağız. Sakarya'da doğal gaz girmeyen ev kalmayacak. Özlediğimiz, hayalini kurduğumuz bir şehre yakınlaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz."
Afet odaklı yönetim anlayışıyla Sakarya'ya kazandırılan her yeni eserin deprem durumunda vatandaşların bütün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanması için özel gayret sarf ettiklerini vurgulayan Duran, yaptıkları her işte attıkları her adımda depremi hiç unutmadan Sakarya'yı geleceğe hazırlamak için canla başla çalıştıklarını belirtti.
''1999 depremini yaşamış binalar''
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muzaffer Elmas da her yıl orta hasarlı binaların onarımıyla ilgili sürenin uzatıldığın belirterek, depremi yaşamış ve hasarsız kabul edilen binaların da tehlikeli olduğunu bildirdi.
Tehlikeli olarak gördükleri ve insanların oturduğu bina sayısının yaklaşık 4 bin olduğunu kaydeden Elmas, "bu binalar bir dahaki depremde yıkılmaya aday binalar ve mutlaka elden geçirilmesi gerekiyor.
Sakarya'da 1999 depreminde yıkılan binaların çoğu 1967 depremini yaşayan binalardı" dedi. Sakarya İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar da orta hasarlı bina sorununu konuşmaktan bıktıklarını, gelecekteki depreme kadar orta hasarlı sorununun çözülmesini dilediklerini kaydetti.
Düzce'de 270 kişi hayatını kaybetti, 1157 kişi yaralandı
Düzce'de de derin yaralar açan Marmara Depremi'nde en fazla can kaybı Merkez, Gölyaka, Cumayeri, Gümüşova ve Çilimli ilçelerinde meydana geldi. 270 kişinin hayatını kaybettiği depremde 685 kişi enkaz altından kurtarıldı, 1157 kişi yaralandı.
Kentte ilk büyük sarsıntı ve ardından gelen artçı depremler sonucu birçok resmi ve özel kuruluş binası yıkılırken, önemli bir kısmı da ağır hasarlı hale geldi. Düzce belediye binası, Düzce Devlet Hastanesi, Düzce Lisesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Orman Fakültesi ve Tıp Fakültesi ağır hasarlı binalar arasındaydı.
Devlet Hastanesinin birçok bölümünün zarar görmesi nedeniyle acil sağlık hizmetleri hastane bahçesinde kurulan çadırlarda verildi. Enerji hatlarındaki ağır hasar nedeniyle de deprem sonrasında ilçe merkezleri ve köylere bir hafta elektrik verilemedi. İletişimin sağlanamaması hayatı daha da güçleştirdi.
Çadırkentlerde yaşam
Evleri yıkılan ve hasar görenler için Düzce'nin çeşitli kesimlerinde çadır kentler kuruldu. Altyapısı sağlanan, sağlık hizmeti verilen çadır kentlerde ayrıca polis karakolları oluşturuldu. Belirli merkezlerde kurulan çadır kentlerin yanı sıra vatandaşlar da kendi imkanları ile evlerinin yakınlarına kurdukları çadırlarda barındılar.
Devam eden artçı sarsıntılar nedeniyle, evi sağlam olan vatandaşlar da uzun süre çadırlarda kalmayı tercih ettiler. Kısa süre sonra depremzede ailelerin geçici olarak barınmalarını sağlamak amacıyla prefabrike konutların yapımına geçildi. Biten konutlar hak sahiplerine kura ile dağıtıldı.
Bu arada kesin hasar tespit raporuna göre konutu yıkık ve orta hasarlı olanlara mal sahibi ya da kiracı olduğuna bakılmaksızın ayda 100 milyon lira olmak üzere bir yıl süreyle geçici barınma yardımı yapıldı.
Kaynak: Evrensel, CNNTürk
Yazdır | kEditor | 16.08.2008, 08:34:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|