Pervez Müşerref istifa etti
9 yıldır Pakistan Devlet Başkanlığı görevini yürüten Pervez Müşerref, bugün televizyondan yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, hukuk danışmanları ve yakın siyasi destekçileriyle görüşmeler yaptıktan sonra görevinden istifa etmeye karar verdiğini açıkladı.
Suikasta kurban giden eski Başbakan Benazir Butto’nun lideri olduğu Pakistan Halk Partisi öncülüğündeki koalisyon hükümeti, 8 Ağustos’ta, Müşerref hakkında azil işlemi başlatmayı planladığını açıklamıştı. Hükümet, azil sürecinde Müşerref hakkındaki suçlamaları, anayasayı ihlal ettiği ve yetkisini kötüye kullandığı konularında yoğunlaştırmıştı. Müşerref’e istifa için iki gün süre verilmişti.
Pakistan’da devlet başkanlığının, Müşerref döneminde geleneksel rolünden çok daha fazla yetkileri bulunuyordu.
Müşerref’in, kovuşturmaya uğramayacağı ya da sürgüne gitmeye mecbur kalmayacağı konusunda garanti aldığı ve istifa kararını garantiden sonra açıkladığı iddia ediliyor.
1999 yılında kansız bir darbeyle iktidarı ele geçiren Pervez Müşerref, ekim ayındaki seçimlerde bir kez daha cumhurbaşkanı seçilmiş, bir ay sonra da üniformasını çıkartarak, sivil cumhurbaşkanı olarak yemin etmişti.
Şubat’taki genel seçimi ise Pervez Müşerref’in muhalifleri kazanmıştı.
Pervez Müşerref'in kısa biyografisi
Müşerref, 11 Ağustos 1943’te Yeni Delhi’de orta sınıfa mensup Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hindistan’ın 1947’de bölünmesinden bir gün sonra ailesi, Pakistan’ın ilk başkenti Karaçi’ye gitti.
Pervez Müşerref, babasının memuriyeti nedeniyle 7 yıl Türkiye’de yaşadı. İktidarı ele geçirdikten sonra Türk medyasına zaman zaman Türkçe açıklamalar yaptı, Beşiktaşlı olduğunu ve en çok İstanbul’u sevdiğini söyledi.
1961 yılında Pakistan Askeri Akademisi’ne giren Müşerref, daha sonra İngiltere’de Kraliyet Savunma Eğitim Koleji’ne katıldı.
Evli ve iki çocuk babası olan Müşerref, 1998 yılında dönemin Başbakanı Navaz Şerif tarafından generalliğe yükseltildi, Ekim 1998’de Genelkurmay Başkanlığı görevine atandı.
General Müşerref, ertesi yıl, 1999’da kansız bir darbeyle Navaz Şerif’i devirdi. Müşerref, 2007 yılındaki devlet başkanlığı seçimini kazandığı sırada hala Genelkurmay Başkanıydı. Bu durumun yeniden seçilmesine engel olup olmadığı konusunda Yüksek Mahkemenin toplanmasından bir gün sonra olağanüstü hal ilan etti.
Müşerref, Kasım sonunda genelkurmay başkanlığından ayrıldı, 15 Aralık’ta da olağanüstü hali kaldırdı.
Pakistan’da, eski Başbakan Benazir Butto’nun suikasta kurban gitmesinin ardından ertelenen genel seçimler Şubat 2008’de yapıldı. Seçimleri Butto’nun lideri olduğu Pakistan Halk Partisi ile darbeyle iktidardan uzaklaştırılan eski Başbakan Navaz Şerif’in partisi kazandı.
Müşerref’in sicili hiç parlak değil
Pakistan’ın kuruluş yılı olan 1947’den bu yana Meclis tarafından dolaylı olarak seçilen ilk Devlet Başkanı Pervez Müşerref’ti. Ancak, Müşerref’in 9 yıllık sicili hiç parlak değil. General Müşerref, kendi hükümetini kurdu; ancak devlet başkanı seçilmesinin anayasaya aykırı olduğunu söyleyen Yüksek Mahkeme yargıçlarını görevden aldı, sivil siyasetçileri sürgüne yolladı, medya üzerinde baskı kurdu, adil seçimleri engelledi, Benazir Butto’nun ölümünden sorumlu tutuldu, 1999’da eski başbakan Navaz Şerif’i devirdi, sürgüne yolladı.
Demokratik kurumları işlemez hale getirdi. Özellikle 1 Eylül sonrasında radikal İslamcılara karşı ABD’nin “terörle savaş” kampanyasında en gözde isim oldu. Tıpkı, ABD ile birlikte 1990’larda radikal İslamcıları yetiştiren diktatör Ziya ül Hak gibi. Her türlü askeri yönetim ABD’nin işine gelmişti.
18 Şubat’la birlikte General Müşerref, muhalefet karşısında ağır bir yenilgiye uğradı, ABD tarafından büyük oranda terk edildi. Seçim sandığı demokrasinin unsurlarından sadece birisi olarak değerlendirilse bile sandıktan çıkan sonuç halkın eğilimi konusuna önemli ipuçları veriyor. Zaten Pakistan’da bugünlerde en popüler söylem “en kötü politikacı en iyi askere evladır”.
Bu yüzden her ne kadar kirlenmiş, yolsuzluğa bulaşmış ve inandırıcılıklarını yitirmiş olsalar da “politikacılar askeri rejimden daha iyidir” anlayışı hakim Pakistan halkında.
Benazir Butto’nun 2007’nin sonunda öldürülmesinin yarattığı şok henüz geçmiş değil. Ancak bu şokun yarattığı tepki Pakistan Halk Partisi’ni ülkede birinci parti yaptı. Herkes bundan böyle bu coğrafyada kadın olarak benzer bir politikacının çıkamayacağını biliyor. Butto’nun kaybının yarattığı sempati, farklı partilerden birçok seçmeni Pakistan Halk Partisi’ne yöneltti. Geri kalanı ise Pakistan Müslüman Biriliği-N olarak bilinen Navaz Şerif’in partisine yöneldi. General Müşerref’in desteklediği ve halk arasında “Kralın Partisi” olarak adlandırılan partiyse tarihe havale edildi.
PHP’nin liderliğini Benazir Butto’nun kocası Asıf Ali Zerdari yapıyor. Lakabı “Bay yüzde 10”. Yolsuzluk iddiasıyla hapiste yatmış eski bir milletvekili. Navaz Şerif eski Başbakan. O da yolsuzlukla anılıyor. Üstelik, iktidarını sürdürebilmek için şeriat yasalarını ağırlaştıran ve nükleer denemeyi ilk gerçekleştiren isim olarak biliniyor. Yani sivillerin sicili de hiç temiz değil.
Yüksek yargıçların görevden alınması, Meclis’in devre dışı bırakılması, medya üzerinde baskı uygulanması ve son olarak olağanüstü hal ilan edilmesi Müşerref’in sonunu hazırlayan uygulamalar oldu.
Pakistan’da radikal İslamcılar, intihar saldırıları tabii ki var ve bu büyük bir tehdit. Özellikle ülkenin kuzeyinde etkinler ve kanlı eylemler yapıyorlar. Önlem alınmadığı taktirde ülkeyi daha fazla kana bulayabilir, insanları korku ile sindirebilirler. Herkes bu gidişatın farkında. Ancak bu partilerin aldıkları oy, yüzde 10’u geçmiyor. Bu seçimde ise büyük bir yenilgiye uğradılar.
Zaten halkın yüzde 70’ine göre teröre karşı mücadele Pakistan’ın değil ABD’nin sorunu. Yani bu mücadele Pakistan için değil ABD için yapılıyor. Halk bu mücadelenin Pervez Müşerref ve ABD’nin yönteminin tersine sadece silahla değil başka yöntemlerle yapılması gerektiğini düşünüyor.
Ülkenin en büyük sorunu yoksulluk, açlık ve eğitimsizlik. Bu sorunlara çözüm bulmadıkça radikal İslamcılar güç kazanacak, halk çaresizlik içinde radikallere kayacak.
Medreseler her türlü olanağı sağladıklarından, yoksul ailelerin, çocukları için tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Dolayısıyla terörle savaş adı altında Pakistan’a verilen 10 milyar dolar, ülkenin kalkınması için de harcanabilir. Yeni seçilenlerden de halkın beklentisi bu.
Ancak yeni seçilenler de ABD ile masaya oturacak ve muhtemelen farklı yöntemlere bu mücadeleyi devam ettirecek. Üstelik, Afganistan’da Taliban’ı durduramayan ABD’nin, bu işi Pakistan’ın üzerine yıkması da başka bir soru.
Şimdi halkın beklentisi 9 yıl sonra sona eren askeri ağırlıklı rejimin yerine demokratik kurumların işlemesi, ABD’nin teröre karşı mücadelesinde farklı yöntemler uygulanması ve ABD’nin arkasından gidilmemesi.
Bunlar olmadığı taktirde ülke yeniden daha sıkıntılı ve kanlı sürece gebe gibi görünüyor.
Kaynak: NTVMSNBC
Yazdır | kEditor | 18.08.2008, 11:59:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|