AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Ergenekon'la ilgili yeni iddialar


Ergenekon'la ilgili yeni iddialar Gündem Online sitesinde yayınlanan haberlerde, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta (Güney Kürdistan) 'istikrarsızlık yaratmak' amacıyla bir dizi faaliyet yürüttüğü ve Fethullah Gülen'in Ergenekon örgütlenmesi ile ilişkisi olduğu iddia edildi.


Yayınlanan haberde, Veli Küçük'ün evinde ele geçirilen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ibareli 'gizliİ' belgede, Türkiye'nin Güney Kürdistan'da 'istikrarsızlık yaratmak' amacıyla bir dizi faaliyet yürüttüğü, ayrıca 2007'deki Hewlêr, Maxmur ve Şengal'de gerçekleştrilen katliamlarının bu planın bir parçası olduğu kaydediliyor.

"İşte katliamların belgesi" başlığıyla yayınlanan haberde, TSK'nin Güney Kürdistan'a yönelik 'eylem planı' hazırladığı belirtiliyor. "Gizli" ibareli belgede, bölgedeki gelişmeler kaygı verici bulunuyor; bu nedenle olup bitenlerin Türkiye'ye bildirilmesi ve Türkmenlerin stratejik çıkarları için bir koordinasyon merkezinin kurulması planlanıyor.

Belgede, koordinasyonun bilinçli ve tecrübeli kişilerden oluşmasının önemine vurgu yapılıyor. Kurulacak olan merkezin şifreli bilgilerle Türkiye'yi haberdar etmesi ve çalışmalarını bu gizlilikle yürütmesi gerektiği belirtiliyor. Koordinasyon merkezinin, İstanbul'da kurulacak basın ve enformasyon ofisiyle an be an irtibatta olması gerektiği kaydediliyor.

Habere göre, planın temel amaçları Kerkük referandumunu engellemek ve PKK'ye karşı işbirliği yapmak. Aralık 2007 tarihinde yapılması gerekirken bölgede yaşayan Kürtlere yönelik peş peşe gerçekleştirilen saldırılardan dolayı tarihi sürekli ertelenen Kerkük referandumunun engellenmesi için bugüne kadar Kerkük, Musul ve Hewlêr gibi Kürtlerin yoğun yaşadığı kentlerde ağır kayıplara neden olan saldırılar gerçekleşmişti. Geçen yıl 15 Ağustos'ta meydana gelen ve 500'ü aşkın ezidî Kürdün yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin de yaralandığı Şengal Katliamı bu saldırılardan sadece bir tanesi.

Yaşanan bu saldırıların ardından Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari başta olmak üzere Iraklı ve Güneyli yetkililer, olaylarda 'komşu ülkelerin' parmağı olabileceği suçlamasında bulunmuş, Türkiye ise 'Olaylarla ilgimiz yok' açıklaması yapmıştı. Ancak Veli Küçük'ün evinde ele geçirilen TSK ibareli 'gizli' belge, Türkiye'nin bölgede istikrarsızlık yaratmak amacıyla gizli faaliyetler sürdürdüğü ortaya çıktı.

"Amaç istikrarsızlık"

TSK'nin 'gizli' ibareli belgesinde Güney Kürdistan'da kurulan merkezin başlıca görevleri şöyle sıralanıyor:
  1. Başta Kerkük olmak üzere Erbil, Telafer, Musul, Tuz ve Altınköprü gibi yerleşim birimlerinde gelişmelerden haberdar olmak ve gerekli fişleme çalışmaları yürütmek.
  2. Türkiye ve diğer ülkelerde bulunan Irak Türkmenlerinin kimlik bilgilerini taşıyan bir bilgi bankası oluşturmak.
  3. Bunlarla irtibatlı olmak ve her an geri dönmelerini sağlayacak maddi ve psikolojik imk‰nların altyapısını oluşturmak.
  4. Bölgede faaliyet gösteren Kürt gruplarını izlemek ve kontrol altında tutmak.
  5. Devletin el atamadığı sahalarda istikrarsızlıklar yaratmak.
Bölgeye gönderilecek istihbarat elemanlarının belirlenmiş noktalarda ve birbirinden bağımsız hareket eden, ancak birbirini takip ve kontrol eden 3'er kişilik gruplardan oluşması isteniyor. Merkezin iyi donatılmış, kamufle edilmiş ve gece-gündüz çalışmaya müsait bir bina olması nedeniyle yüklü miktarda ödenek çıkartılmasının zorunlu olduğu belirtiliyor.

"Koordinasyon merkezi kurulsun"

Güney Kürdistan'da yaşanan gelişmelerin 'endişe verici boyutta' olduğu belirlemesine yer verilen belgede, 'Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlarının yanısıra Türk milliyetçilerinin mesuliyet duyarak gereğini yapma mecburiyetleri vardır' ifadelerine yer verildi. Bölgede Türkmenleri tehlikeli bir sürecin beklediğine değinilen belgede, doğrudan ve dikkatli organize hareket edilmesi gerektiği belirtiliyor. Federal Kürdistan Bölgesi'nde olup bitenlerin mümkün olduğunca kısa sürede Türkiye'ye bildirilmesi ve bölgedeki Türkmenlerin stratejik çıkarları için faaliyetlerde bulunulması için bir koordinasyon merkezinin kurulması gerektiği saptamasına yer verilen belgede, bu koordinasyon merkezinde çalışması için bilinçli ve tecrübeli kişilerden oluşan ekiplerin bölgeye gelerek çalışmaya başlaması gerektiğine dikkat çekiliyor. Kurulacak olan merkezin şifreli bilgilerle Türkiye'yi haberdar etmesi ve çalışmalarını gizlilik içerisinde ele alması gerektiği belirtilen belgede, kurulacak merkezin basın ve enformasyonun merkezi olan İstanbul'da oluşturulacak merkez ofis ile ilişkilenmesi gerektiği belirtiliyor.

"3'er kişilik istihbarat grupları"

Belgede ayrıca, bölgeye gönderilecek istihbarat elemanlarının belirlenmiş noktalarda ve birbirinden bağımsız hareket eden, ancak birbirini takip ve kontrol eden 3'er kişilik gruplardan oluşması isteniyor. Teknik donanım açısından ekiplerin en son teknoloji ile donatılmasının bölge şartları göz önüne alındığında zorunluluk olduğu belirtilen belgede, kurulacak merkezde 24 saat vardiya-nöbet sisteminde çalışılması gerektiği ifade ediliyor. Merkezin iyi donatılmış kamufle edilmiş ve gece-gündüz çalışmaya müsait bir bina olması gerektiğine vurgu yapılan belgede, merkezde rahat çalışma alanı sağlanabilmesi için yüklü miktarda ödenek çıkartılmasının zorunlu olduğu belirtiliyor.

"Amaç istikrarsızlık yaratmak"

Belgede merkezin başlıca görevleri şöyle sıralanıyor: "Başta Kerkük olmak üzere Erbil, Telafer, Musul, Tuz ve Altınköprü gibi yerleşim birimlerinde gelişmelerden haberdar olmak ve gerekli fişleme çalışmaları yürütmek, Türkiye ve diğer ülkelerde bulunan Irak Türkmenlerinin kimlik bilgilerini taşıyan bir bilgi bankası oluşturmak, bunlarla irtibatlı olmak ve her an geri dönmelerini sağlayacak maddi ve psikolojik imk‰nların alt yapısını oluşturmak, bölgede faaliyet gösteren Kürt gruplarını izlemek ve kontrol altında tutmak, devletin el atamadığı sahalarda istikrarsızlıklar yaratmak."

Ergenekon- Fetullah Gülen ilişkisi

"Ergenekon'da derin bağlantı Gülen" başlığıyla yayınlanan bir diğer haberde ise Ergenekon iddianamesi eklerinde yer alan belgelerde Fethullah Gülen'in Ergenekon örgütlenmesi ile ilişkisi olduğu savunuluyor. Veli Küçük'le Gülen'in 1970'li yıllarda Türkiye'deki kimi olaylarda adı anılan 'Milli Mücadele Hareketi' üyesi ve arkadaş oldukları iddia edildi. Bu bilgilerle 'Ergenekon'da 1 numara kim?' sorularını yeniden gündeme taşiyan haberde, Fethullah Gülen cemaatine Ergenekon soruşturması boyunca dokunulmamış olması dikkat çekici bulunuyor.

Haberin devamı ise şöyle: "İstanbul Emniyeti'nde 2001 yılında verdiği ifadeyle Savcı Zekeriya Öz'ün hazırladığı Ergenekon davasının önemli dayanaklarından birini oluşturan Tuncay Güney'in sözkonusu ifadesinde Fethullah Gülen cemaati hakkında da ayrıntılı açıklamalarda bulunduğu ortaya çıktı. Güney, Gülen ile Ergenekon davasından tutuklu olan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün 1970'li yıllardaki sağcı 'Milli Mücadele Hareketi' döneminden tanıştıklarını söyledi. Tuncay Güney, 2001 yılında İstanbul Emniyeti tarafından dolandırıcılık iddiasıyla gözaltına alınıp sorgulandığında Gülen Cemaati'ne yakınlığıyla bilinen Samanyolu televizyonunda çalışmaktaydı. Polise verdiği ifadelerde, Gülen Cemaati hakkında ayrıntılı bilgi veren Güney, Mehmet Demircan ile o sırada muvazzaf subay olan Veli Küçük'ü cemaate kazanmaya çalıştıklarını, ancak Gülen'in Küçük'le milli mücadeleciler hareketinden tanıştıklarını öğrendiğini belirtiyor ve 'Zaten Fethullah Hoca'nın bütün bu elemanlarına bakın Milli Mücadeleci elemanlardır' diye konuşuyor.

Güney, ifadesinde Veli Küçük'ün Fethullah Gülen'e Güney Kürdistan'da okul açması için yardım ettiğini de söyledi. Güney'in ifadelerine göre, Erbil'de açılacak Özel Erbil Işık Koleji'nin kurulması aşamasında Güney Kürdistan'a giderken Diyarbakır'a uğradılar. Burada kendilerini Veli Küçük'ün telefonla arayarak haber verdiği Jandarma Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu karşıladı. Hatipoğlu Güney ve yanındaki cemaat üyelerini, askeri helikopterle Silopi'ye gönderdi. Grub buradan da Güney Kürdistan'a geçerek Nehciban (Neçirvan demek istiyor) Barzani ve Talabani ile görüştü.

Güney, Gülen Cemaati'nin içinde yer aldığını söylediği Veli Küçük'ün hocası ve Ergenekon örgütünün isim babası Albay Necabettin Ergenekon hakkında da açıklamalarda bulundu. Güney'in iddialarına göre, Necabettin Ergenekon, Başbakan Tayyip Erdoğan'la Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde görüşüyordu. Güney, kendisini Küçük'le tanıştıran kişinin de Ergenekon olduğunu söyleyerek, 'İzmit'teki Albay (Veli Küçük) benim öğrencimdi, seni ona götüreceğim, tanıştıracağım' dediğini anlattı. Güney ifadesinde Fethullah Gülen cemaati içindeyken, MİT yöneticisi Mehmet Eymür'ün gönderdiği adamlara düzenli olarak cemaatle ilgili bilgiler verdiğini de söyledi.

Tüm bu bilgiler Ergenekon örgütünün Gülen ayağına niçin dokunulmadığı, Gülen'in 1 numara olup olmadığı sorularını akla getiriyor. Ergenekon iddianamesinde suçlamaların 1999 sonrası belgelerle ve olaylarla sınırlandırılması ise bu tarihten sonra Ergenekon'un Gülen kolu ile ayrışma yaşamış olabileceğini düşündürürken, Fethullah Gülen'in kimi olaylardaki sorumluluğunu aklama çabası olarak da yorumlanıyor."


YazdırYazdır | kEditor | 21.08.2008, 12:11:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar
Perinçek Balonu - (Makale)

Okuyucu değerlendirmesi