AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Erdoğan: Çevrecinin daniskasıyım!


Erdoğan: Çevrecinin daniskasıyım! Bir yandan Doğu Karadeniz’deki dereleri özel sektöre peşkeş çekerek bölgeyi hidroelektrik santrali (HES) cehennemine çevirmeyi planlayan diğer yandan ise ülkenin dört bir yanına nükleer santraller kurulmasının hazırlıklarını yapan AKP hükümetinin Başbakanı Tayyip Erdoğan dün (22 Ağustos) Rize’nin Güneysu ilçesinde yaptığı konuşmada kendisini “çevrecinin daniskası” ilan etti.

Doğu Karadeniz’deki derelerin HES yapımı için özel sektöre peşkeş çekilerek bölgenin doğal yapısının tahrip edilmesine karşı çıkan bölge halkının eylemleri ile nükleer karşıtlarının uzun süredir sürdürdüğü eylemlerden rahatsız olan Tayyip Erdoğan şimdi de hedef tahtasına çevrecileri koydu.

Erdoğan, Rize’nin Güneysu ilçesinde yaptığı konuşmasında Doğu Karadeniz’de özel sektör tarafından kurulacak olan hidroeletrik santralleri savunurken çevre ve yaşam hakkına sahip çıkan bölge halkını ve çevrecilere saldırdı. "Dünyanın değişik yerlerinde böyle çevreciler var. 'Ne yaparsınız?' dersin. Ele avuca gelecek hiçbir işleri yoktur. Sadece boş vakitlerini değerlendirmek için yaptıkları iş budur. Yarın gazeteler bunu da yazarlar. 'Çevrecilere karşı çıktı' derler. Ben çevrecinin daniskasıyım. Asıl çevreci benim. Ta belediye başkanlığından beri çevrecilik konusunda neler yaptığımı özellikle İstanbul'da yaşayanlar çok iyi bilir" diyen Erdoğan, HES’lere ve nükleer santrallere karşı yapılan eylemlerde “40-50” kişinin yürüdüğünü iddia ederek bunun “sanki millet yürüdü” gibi yansıtılmasından yakındı.

Erdoğan konuşmasında Sinop’ta nükleer santral yapılmasına karşı kentte çeşitli eylem ve etkinlikler gerçekleştirenlere de çatarak “Sinop'a gitmişler. Nükleer santral yapılacak diye. Ama ilk nükleer santral Sinop'ta değil Akkuyu'da yapılacak. Adresi de yanlış almışlar" diye konuştu.

Çevrecilere polis ve jandarma saldırı

Başbakan Erdoğan Rize’de çevrecilere sözlü olarak saldırırken nükleer santral yapılmasına karşı Sinop’ta bir araya gelen çevreciler 20 Ağustos ve 22 Ağustos’ta polis ve jandarmanın saldırısıyla karşılaştı. 20 Ağustos günü Sinop’taki Türkiye Atom Enerjisi Kurumu önünde oturma eylemi yapmak isteyen 6’sı yabancı uyruklu 11 kişi polis tarafından gözaltına alındı. Nükleer karşıtları bir gün gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı. Dün ise Sinop’ta düzenlenen Ekotopya Gençlik kampı jandarma tarafından basıldı. Dün öğleden sonra gerçekleşen baskının ardından Sinop Valisi’nin gece kampın boşaltılmasını istediği öğrenildi.

ÇMO; “Çevrecinin Daniskası”nı tanımladı

Erdoğan’ın “Ben çevrecinin daniskasıyım, asıl çevreci benim” sözleri üzerine TMMOB Çevre Mühendisleri Odası bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Erdoğan’ın Karadeniz coğrafyasını ve bölgenin ekosistemini yok eden/yok edecek hidroelektrik santrallerini “savunurken” en derin “bilgi” ve “görgü”sü ile bizleri bir kez daha aydınlattığı belirtilirken Başbakan’ın çevre ve bilim literatürüne yepyeni bir boyut kazandırdığı söylendi.

Erdoğan’ın açıklamasının bugüne kadar yapılan “çevreci” tanımından şüphe duyulmasına neden olduğu ifade edilen açıklamada, Oda olarak “çevrecinin daniskası”nın nasıl olması gerektiği hakkında açıklama yapmak zorunda kaldıkları belirtildi.

“Sayın Başbakan 'çevrecinin daniskası' olsun, biz ise vatan hainliğine devam eden yaşam savunucuları olmaya razıyız hala…” denilerek sonlandırılan basın açıklamasında “Çevrecinin Daniskası” şu şekilde tanımlandı:
  1. Politikasızlık “çevrecinin daniskası” için en iyi çevre politikasıdır. Eğer çevre ve insan sağlığını korumak, çevre kirliliğini önlemek gibi konular öncelikleriniz arasında yer almıyorsa zaten bir çevre politikası geliştirmeye de ihtiyaç duymazsınız.
  2. “Çevrecinin daniskası” öncelikle çevre ile ilgili kurumları işlevsizleştirerek işe başlamalıdır. Örneğin çevreyi ve doğayı koruma görevi olan Çevre Bakanlığını, ülkenin doğal varlıklarına işletme mantığı ile bakan yatırımcı kuruluşlarla birleştirerek “denetim-koruma sorunundan” kurtulmalıdır.
  3. “Çevrecinin daniskası” ekonomik çevrenin gelişmesine öncelik vermelidir. En yakın ekonomik çevreden başlayacak bu çalışmada orman alanlarının ve kıyıların rahatlıkla yağmalanması için Turizmi Teşvik Kanunu gibi uygulamaların önemi büyüktür.
  4. “Çevrecinin daniskası” kıyıları doldurana ödül vermeli, kıyıları bolca doldurarak sahil yolları inşa etmelidir. ( Karadeniz Sahil Yolu bunun en iyi örneğidir.)
  5. “Çevrecinin daniskası” su havzalarında mutlak koruma alanlarını daraltmalı, zaten kısıtlı olan su kaynaklarının kirlenmesine göz yummalı, eğer su kıtlığı yaşanırsa suçu kuraklık ve küresel ısınmaya atmalı, çözüme de yağmur duası ile birlikte Allaha havale etmelidir.
  6. “Çevrecinin daniskası” kentsel altyapı hizmetlerini geliştirmek yerine kentsel dönüşüm-rant alanları oluşturmalıdır.
  7. Yenilenebilir ve temiz enerji kaynakları yerine nükleer enerji gibi dışa bağımlı, eski ve kirli teknolojilerin kurulmasında ısrarcı olmalıdır.
  8. Ne pahasına olursa olsun hatta doğal sit alanları ve milli parklarda bile madenciliğin önünü açmalı, siyanür ile halkının zehirlenmesine müsaade etmelidir. Gerekirse bu konuda yargı kararlarını ve hukuku hiçe saymalıdır.
  9. Daniskalı Çevreci, hele bir de Başbakan ise, 1.sınıf tarım arazileri üzerine, ABD kökenli nişasta fabrikasına bilime ve hukuka rağmen, işletme izni veren kişi olmayı gerektirir. Bir anlamda, yargının bu konuda vermiş olduğu kararı pişkin pişkin seyretme halidir daniskalı çevrecilik…
  10. Çevrecinin daniskası, Konya’da alt yapı sorunları nedeni ile Tuz Gölü yok olurken, kaçak kuran kursu açanlara ses çıkarmamak, üç çocuk yapın diyerek bu kaçak kurslarda ve yapılarda ölen çocuklara “cennete” gittiler gözü ile bakmaktır.
  11. Orman yangınlarını izlemek, orman ekosistemini bilmeyenleri başa getirerek, “orman yangınları ile kenelerin öldüğü” yolunda iyimser! "yorumlar” yapan bürokratları ödüllendirmektir daniskalı çevrecilik…
  12. Çevrecini Daniskası, İstanbul’un orta yerinde rögar kapağı olmadığı için ölen Dilara’yı, o küçük kızın gözlerini unutup, bu cinayeti işleyen firmaya yine iş vermektir…
  13. “Çevrecinin daniskası”nın en büyük rakiplerinden biri ise çevre mühendisidir. Bolca miktarda Çevre Mühendisliği bölümleri açılmalı ama mezunlara istihdam olanağı sunulmayıp potansiyel iş gücü olarak yedeklenmeli, böylece serbest piyasa koşullarında emeği iyice sömürülmelidir.
  14. “Çevrecinin daniskası” için başka bir rakip de sıradan çevrecidir. Yani yaşam savunucularıdır… Çünkü sıradan çevreci, (yani bizler) yaşamı her şeyin üstünde tutar. İnatla yaşamı savunmayı kendine görev edinir. “Ele avuca gelecek hiçbir işleri yoktur. Sadece boş vakitlerini değerlendirmek için yaptıkları iş budur.” Sıradan bu çevrecilere karşı ise “Ben çevrecinin daniskasıyım. Asıl çevreci benim.” demek yeterlidir. Çünkü Kasımpaşalılık tam da budur işte!
  15. Sonuç olarak, “çevrecinin daniskası” olmak kolay mı? Uluslar arası tekellere ve yerli işbirlikçilerine “hoş” görüneceksiniz, ülkenizi yağmalayanlara kolaylıklar sağlayacaksınız… anlayacağınız çok çok zor iş, tam manası ile “çevrecinin daniskası” olmak…

Kaynak: Sendika.Org

YazdırYazdır | kEditor | 23.08.2008, 14:52:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar
AKP'ye sorular - (Makale)
Kim gider? - (Makale)
Nereye gidelim? - (Makale)

Okuyucu değerlendirmesi