kEditor - Haberler / Yaşam / 12 Eylül vicdanlarda yargılanıyor

http://www.keditor.com/haber_2627.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

12 Eylül vicdanlarda yargılanıyor


12 Eylül vicdanlarda yargılanıyor 12 Eylül darbesini yapanların sembolik olarak yargılanacağı ‘Vicdan Mahkemesi’ne birçok yazar, gazeteci, sanatçı ve döneme tanıklık etmiş isim katılacak.

12 Eylül darbesinin 28. yıldönümünde Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu, ‘Vicdan Mahkemesi’ düzenliyor. Sembolik mahkemede darbeyi yapanlar vicdanen yargılanacak. Dönemi bizzat yaşamış insanların da katılacağı etkinlikte Yunanistan’da cunta rejiminin devrilmesiyle sonuçlanan ayaklanmaların öğrenci lideri olan Dimitrious Papachristou da deneyimlerini aktaracak.

Fethiye Çetin, Ergin Cinmen, Orhan Miroğlu, Adalet Ağaoğlu, Fahri Aral, Atilla Keskin gibi birçok yazar, gazeteci ve hukukçunun katılacağı mahkemede, Memet Ali Alabora, Yıldıray Oğur, Harun Tekin, Rojin gibi genç kuşaktan isimler de ‘mahkeme heyeti’ olarak bulunacak.

Dönemin işkence ve cezaevi fotoğrafları ‘Kenan Evren Resim Sergisi’ başlığı altında sergilenecek. Aynı gün ayrıca ‘Darbelere Dur De Yürüyüşü’ de yapılacak. Etkinliğin liderlerinden Şenol Karakaş ve katılımcılardan Memet Ali Alabora NTVMSNBC’ye Vicdan Mahkemesi’ni anlattı.

Karakaş: Hala 12 Eylül'le yüzleşemedik

12 Eylül toplumun üzerinden silindir gibi geçerken kendi anayasasını da yarattı. Ve darbeyi yapanlar yargılanmadılar ve yargılanamıyorlar. Ama sendikalardan medyaya, annelere kadar birçok kesimde çok ciddi bir tahribat yarattı. İdam edilenler, işkenceler ve işkenceden ölenler, travmalar, yasaklar, baskılar... Biz hâlâ 12 Eylül’le yüzleşemedik, darbeyi yapanlardan hesap soramadık.

12 Eylül’ün yıldönümünde Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu olarak bütün darbelere bir tepki göstermeyi düşünüyorduk. Çünkü toplumsal anlamda bugün ortaya çıkan birçok şeyin kaynağı 12 Eylül’de yatıyor. Ergenekon sürecinin bağlantılarını da orada görüyoruz. En başta bir insanlık suçu darbe.

"Her şey demokratik bir anayasaya bağlanmalı"

Daha önce çok çeşitli girişimler, kampanyalar oldu ama daha çok o dönemin acıları ve sıkıntıları anlatıldı. Ama bugünkü anti demokratik oluşumlarla bir bağlantı kurulamadığı için bu darbeye karşı mücadele yapılamamış oldu. Bütün mücadeleler demokratik bir anayasaya bağlanmalı. Anayasanın 15. maddesinin kaldırılmasına bağlanmalı. Darbe yapmanın demokrasi dışı ve insanlık suçu olduğu konusunda toplumsal bir bilinç yaratılabilir.

Dönemi yaşayanlar tanıklık edecekler

Biz darbelere karşı farklı girişimlerde bulunuyoruz, yürüyüşler yapıyoruz. Yine Vicdan Mahkemesi’nden sonra yürüyüşümüz de olacak. Vicdan mahkemelerinin şöyle bir özelliği var; cezaevlerinde dönemi bizzat yaşamış insanlardan, içeride işkence gören insaların annelerine kadar birçok kişi tanık olarak katılacak, yaşadıklarını anlatacaklar.

Yunanistan’da Albaylar Cuntası’nın devrilmesiyle sonuçlanan Politeknik Üniversitesi ayaklanmasının öğrenci lideri Dimitrious Papachristou’da cuntaya karşı mücadelelerini, öğrenci hareketlerini, radyo işgallerini anlatacak. Darbeye karşı mücadelenin önemli isimlerinden. Bugün de ABD’nin Irak’a işgali ile ilgili Yunanistan’da savaşı durdurun oluşumunun aktivistlerinden.

Gençlerden oluşan bir mahkeme heyeti olacak

Sanatçıların da içinde olduğu gençlerden oluşan bir mahkeme heyeti olacak. Onlar da bu tanıklılar sonrasında vicdanen bir sonuca varacaklar. Böylece Kenan Evren’in ve generallerin suçlu olduğunu anlatmaya çalışacağız, bunu bir yürüyüşle de devam ettireceğiz.

Bu girişimle toplumsal hafızanın oluşumuna katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bundan sonraki darbe yıldönümlerinde de, 12 Mart’ta, 27 Mayıs’ta, 28 Şubat’ta vicdan mahkemelerini yine yapacağız. E-muhtıralara karşı da yapacağız. Amacımız bugün hala darbe planları yapanların bu planlarından vazgeçmelerini sağlayacak kadar büyük bir kitlesel bir basıncı oluşturmak aynı zamanda.

Evren'in doğum gününü beraber kutladılar

Geçtiğimiz sene Kenan Evren’in doğum gününü büyük işadamları hep beraber kutladılar. Oysa Kenan Evren 16 yaşında suçu kanıtlanmamış bir çocuğun idam edilmesini onaylayan bir isim. Bu darbecilerin yargılanması gerekiyor.

"Önemli olan toplumsal hafızanın gçülü olması"

Önemli olan toplumal hafızanın güçlü olması, toplumsal takibin yapılması. Bu konuda umudum var. Ayışığı, Sarıkız gibi darbe girişimleriyle ilgili günlüklerin ortaya çıkması, Türkiye’de darbelere karşı bir duyarlılığının oluşmaya başlaması, Ergenekon Operasyonları, eski generallerin tutuklanmaları, yargılanmaları bunların hepsi aşağıdan bir basıncın, duyarlılığın ürünü. Önemli olan bu duyarlılığın bütün kesimlerin kendi içinde oluşması ve toplumun bu konuda tek bir hafızasının oluşmasını sağlayacak kampanyalar yapmaktır. Herkesin güvenebileceği kanalları yaratmak.

Evren'i ressam olarak tanıyorlar

Kenan Evren Resim Sergisi adlı sergide dönemin fotoğrafları sergilenecek. Yeni jenerasyon onu bir Cumhurbaşkanı olarak görüyor, ressam olarak görüyor. Gerçek resim sergisi Mamak Cezaevi’dir, Diyarbakır Cezaevi’dir. O dönemde yapılan işkencelerdir. Biz de bunu sergileyeceğiz. Dolayısıyla ‘bilmeyenlere’ Kenan Evren’in ressam değil de darbeci bir general olduğunu ironik bir şekilde göstereceğiz.

Alabora: 12 Eylül sadece zihinlerde değil
Mehmet Ali Alabora
70 Milyon Adım Koalisyonu’nun düzenlediği Vicdan Mahkemesi darbelerden mağdur olmuş insanların başlatığı bir girişim. 12 Eylül birçok insanın gündelik hayatını hâlâ etkiliyor. Bu girişimle kurulacak dönemin mağdurları, tanıklıkları gözler önüne serilecek ve burada bunun vicdanen muhakemesini yapamamış olan ve hâlâ yargılanmadan hayatlarına devam eden kişiler yargılanacaklar.

12 Eylül sadece zihinlerde değil. Biz hala 12 Eylül Anayasası’yla yönetiliyoruz. Bu anayasa zaman içerisinde birtakım değişikliklere uğramış olsa da hala yürürlükte. Zaten darbeyi yapanlar da o anayasadan güçlerini alıyorlar, o anayasaya göre yargılanmaları yasak.

"Olması muhtemel darbelerle de uğraşıyoruz"

Bu sembolik mahkeme gibi sivil girişimlerin artması ve bireylerin bir şeyler yapmaya çalışması gibi Türkiye’deki darbe süreçleriyle ilgili algıyı değiştirecektir diye düşünüyorum. Çünkü artık sadece olmuş bitmiş darbeler değil, olabilecek, olması muhtemel darbelerle de uğraşıyoruz.

Darbecilerin yargılanmasını engelleyen Anayasa’nın 15. maddesinin kaldırılması önemli bir adım. Zaman aşımı, yaş haddi gibi durumlar var ama ne olursa olsun bir şeyler değişektir. Bu önemli bir adım olur. Bundan sonraki muhtemel bu tür suçlara bir emsal teşkil edecektir ve önemli bir kazanım olacaktır .

Bir intikam duygusundan çok daha fazlası

Buradaki durum bu saatten sonra intikam alma duygusuyla, adaletin tecelli edeceğini beklemek değil. Bundan daha başka bir şey, daha ileriye giden, daha demokratik, daha barışcıl bir toplum için bir özlem olduğunu düşünüyorum. Bir intikam duygusundan çok daha fazlası.

Anayasanın değişmesi konusunda bir umutsuzluğum var. Anayasa değişecektir elbette ama bunun sivil bir anayasa olup olmayacağı, gerçekten şeffaf bir şekilde tartışılıp tartışılmayacağı konusunda olumlu emareler yok ortada.

Umarım herşeye rağmen sivil bir anayasamız olur

Anayasa tartışması başladığında hükümet ‘sivil toplum örgütleri ile görüştük’ diyor ama hükümetin sivil toplum diye görüştüğü topluluklar asla sivil olmayan ya da en azından alıştığımız anlamıyla sokaktaki insanı temsil etmeyen kurumlar. Oysa kamu olarak biz ne olup bititiğini öğrenemiyoruz bundan sonra da öğrenmeyeceğiz. Umarım her şeye rağmen sivil bir anayasamız olur.

Bu anayasadan kurtulmamız gerekiyor

12 Eylül de bir zihniyetin devamı ama 12 Eylül’ün oluşturduğu ülke, verdiği kuvvet ve kendi anayasası aslında bugün içinde bulunduğumuz durumu da çok iyi anlatıyor. Bu YÖK başkanlarının atanmasından, Güneydoğu’da yaşanan birçok olaya kadar Türkiye’deki bütün meseleler bu anayasa yüzünden oluyor. Her şeyin sonu dönüp dolaşıp bu anayasaya bağlanıyor. Bu anayasadan kurtulmamız gerekiyor.

Önemli olan farkındalık yaratabilmek

Bu vicdan mahkemelerinin toplumsal hafızanın oluşmasına katkısı olacağını bir farkındalık yaratacağını düşünüyorum. Dünyada savaşa karşı hareket belki savaşı durduramadı ama - gerçi Türkiye’de durdurdu - dünyada barışa karşı çok büyük bir farkındalık yarattı. Bu farkındalığın yaratabiliyor olması da başlı başına önemli bir mesele. Bunun için de dünyadaki barış yanlıları çok büyük katkı sağlıyor diye düşünüyorum.

12 Eylül Vicdan Mahkemesi 12 Eylül’de saat 14.00-17.00 arasında Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde gerçekleşecek.

Darbe sonrasında devlet eliyle öldürülenlerin listesi

Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu'nun Apoletli Adalet adlı kitabında idam edilen 49 kişinin isimleri yer alıyor. Prof. Dr. Semih Gemalmaz'ın "Türkiye'de Ölüm Cezası 1920-2000" adlı kitabındaysa 50 kişinin adı var. Gemalmaz aktardığı listede, adli suç gerekçesiyle 22 Ocak 1983'te Akşehir'de öldürülen Ahmet Mehmet Uluğbay da yer alıyor.

12 Eylül 1980-25 Ekim 1981 arasındaki idam kararlan, Milli Güvenlik Konseyi döneminde, 25 Ekim 1981-14 Ekim 1983 tarihleri arasındaki idam kararları Danışma Meclisi döneminde, 6 Kasım 1983 sonrasındaki idam kararlarıysa Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) döneminde verildi.

Mavioğlu'nun kitabından devlet eliyle öldürülenlerin isimleri:

1980

Necdet Adalı (sol) ve Mustafa Pehlivanoğlu (sağ) 7 Ekim'de Ankara'da,

Serdar Soyergin (sol) 25 Ekim'de Adana'da,

Erdal Eren (sol) 13 Aralık'ta Ankara'da,

1981

Cevdet Karakaş (sağ) 4 Haziran'da Elazığ'da,

Veysel Güney (sol) 10 Haziran'da Gaziantep'te,

Ahmet Saner (sol) ve Kadir Tandoğan (sol) 25 Haziran'da İstanbul'da,

Mustafa Özenç (sol) 20 Ağustos'ta Adana'da,

İsmet Şahin (adli) 20 Ağustos'ta İstanbul'da,

1982

Seyit Konuk (sol), İbrahim Ethem Coşkun (sol) ve Necati Vardar (sol) 13 Mart'ta İzmir'de,

Fikri Arıkan (sağ) 27 Mart'ta Ankara'da,

Sabri Altay (adli) 23 Nisan'da Adapazarı'nda,

Cengiz Baktemur (sağ) 30 Nisan'da Elazığ'da,

Şahabettin Ovalı (adli) 12 Haziran'da Sinop'ta,

Ednan Kavaklı (adli) 18 Haziran'da Ankara'da,

Ali Bülent Orkan (sağ) 13 Ağustos'ta Ankara'da,

Veli Acar (adli) 13 Ağustos'ta Isparta'da,

Eşref Özcan (adli) 19 Ağustos'ta Kayseri'de,

Halil Fevzi Uyguntürk (adli) 29 Aralık'ta Afyon'da,

Kazım Ergun (adli) 29 Aralık'ta Akşehir'de,

Muzaffer Öner (adli) 29 Aralık'ta Amasya'da,

1983

Adem Özkan (adli) 13 Ocak'ta Balıkesir'de,

Hüseyin Çaylı (adli) 13 Ocak'ta Afyon'da,

Osman Demiroğlu (adli) 13 Ocak'ta Isparta'da,

Ali Aktaş (sol) 23 Ocak'ta Adana'da,

Duran Bircan (adli) 23 Ocak'ta Denizli'de,

Levon Ekmekçiyan (ASALA militanı) 28 Ocak'ta Ankara'da,

Ramazan Yukangöz (sol), Ömer Yazgan (sol), Erdoğan Yazgan (sol) ve Mehmet Kambur (sol) 29 Ocak'ta İzmit'te,

Ahmet Kerse (adli) 30 Ocak'ta Gaziantep'te,

Rıdvan Karaköse (adli), Cavit Karaköse (adli) ve Süleyman Karaköse (adli) 5 Şubat'ta Akşehir'de,

Fatih Laçinligil (adli) 24 Şubat'ta Keşan'da,

Faik Görünmez (adli) 24 Şubat'ta Kilis'te,

Mustafa Başaran (adli) 30 Mart'ta Edirne'de,

Hüseyin Üye (adli) 30 Mart'ta Nazilli'de,

Şener Yiğit (adli) 20 Nisan 1983'te Isparta'da,

Cafer Aksu Altıntaş (adli) 20 Nisan'da Ordu'da,

Abdülaziz Kılıç (adli) 26 Mayıs'ta Edirne'de,

Halil Esendağ (sağ) ve Selçuk Duracık (sağ) 5 Haziran'da İzmir'de,

1984

İlyas Has (sol) 6 Ekim 1984'te İzmir'de ve Hıdır Aslan (sol) 24 Ekim 1984'te İzmir'de idam edildi.

Kaynak: NTVMSNBC ve Bianet


YazdırYazdır | kEditor | 11.09.2008, 12:38:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar
Bitmeyen darbe - (Makale)
21 dakika - (Makale)
Darbe ve medya - (Makale)


 Yukarı çık