AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Deniz Feneri duruşmasından ilginç notlar...


Deniz Feneri duruşmasından ilginç notlar... Almanya'da Frankfurt Eyalet Meclisi'nde görülen Deniz Feneri davasının 5'inci duruşması bugün yapıldı. Soruşturmayı yürüten komiserin raporunda RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 ile ilgili iddialar yer alırken, duruşmaya yarın devam edilecek.

Frankfurt Eyalet Mahkemesi'ndeki duruşmada, soruşturmayı yürüten Alexandr Böhm hazırladığı raporunun para trafiğiyle ilgili kısmını sundu.

Böhm, Türkiye'ye yapılan yardımlarla ilgili "alındı" belgelerinin olmadığını ifade etti; pek çok "alındı" belgesinin ise Kanal 7'nin naklen yayın aracıyla İstanbul'dan Almanya'ya getirildiğini kaydetti.

Gayrıresmi muhasebe defteri incelendiğinde, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman'a toplam 4 milyon euro teslim edildiğinin ortaya çıktığını kaydetti.

Mahkemede RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın da adı geçti. Alman başkomiser, Akman'ın sık sık Almanya'ya gelip gittiğini ve sanık Mehmet Gürhan ile iletişim kurduğunu belirtti.

Böhm, Akman'ın Deniz Feneri Derneği ile doğrudan bir bağlantısını tespit edilmediğini ancak yan muhasebe notlarında Akman'a 639 bin euro teslim edildiği bilgisine ulaştıklarını söyledi.

Davada, sanık Mehmet Gürhan'a Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın aynı karede gösterildiği fotoğraf iletildi ve ne zaman çekildiği soruldu. Gürhan, fotoğrafın Kanal 7'nin Avrupa stüdyolarını Başbakan'ın ziyaret ettiği sırada çekildiğini söyledi.

Başkomiser Böhm, raporunda Başbakan Erdoğan ile Kanal 7 yöneticisi Karaman'ın akrabalık ilişkisine de işaret etti.

Mahkeme heyeti başkanı hakim Jürgen Müller'in, bugün tarafları dinledikten sonra yarın gerekçeyi şekillendirmesi ve çarşamba günü de kararı açıklaması öngörülüyor.

Duruşmadan Detaylar...


Hakim Müller duruşmanın başında bu davayla ilgili Türkiye'den ve Almanya'da herhangi bir kimse ya da kuruluştan baskı görmediklerini ifade ederek, "Burası Almanya. Burada yargı bağımsızdır. Türkiye'yi bilmem. Bize herhangi bir kimse ya da kuruluş baskı yapmadı ve yapamaz da" diye konuştu.

Yerel saat ile 10.00'da başlayan davada hakim Johann Müller başkanlığındaki mehkeme heyeti mali komiser Alexander Böhm'ü dinledi.

Böhm Hürriyet gazetesinde yer alan Süleymaniye mahallesi muhtarının "Biz kimseden yardım almadık" ifadesini mahkeme heyetine göstererek, sanıkların yardım derneği olarak kurulan Deniz Feneri Derneği'nde yardım dışında her türlü siyasi ve ticari faaliyet yürüttüklerini söyledi.

Mahkeme başkanı Müller ise gazete haberleri ile bu davanın yürümeyeceğini ifade ederek Böhm'ün daha gerçekçi delilleri anlatmasını istedi.

Böhm yapılan incelemelerde Türkiye'de herhangi bir parti, başbakan ya da başbakanlığa para gönderildiğine dair bir belge ya da bulguya rastlamadıklarını kaydetti.

Böhm buna karşın derneğin muhasebe işlerinden sorumlu Firdevsi Ermiş'in bilgisayarında Mehmet Gürhan'ın Türkiye'de başbakanlığa teslim edilmek üzere ibaresi yer alan bir imzasız bir belgesini bulduklarını ve üzerinde miktar yazmadığını belirterek, "Bu belge Türkçe hazırlanmış ve üzerinde başbakanlığa verilmek üzere teslim alan Mehmet Gürhan teslim eden ise Firdevsi Ermiş ibaresi var. Ancak bu para ne başbakanlığa ne de başka bir yere gitmiş. Herhangi bir resmi ya da gayrı resmi bir evrak yok. Tercümede başbakanlık yerine başbakan yazılmış. Tercüme hatasının neden kaynaklandığını ben bilemiyorum. Ancak bu miktarı belli olmayan paranın Tsunamide zarar görenler için Endenozya'ya gönderildiğini Ermiş'in ifadelerinden anladık" dedi.

Bu ifadeye karşın sanık avukatları söz alarak başbakan ile başbakanlığın farklı olduğunu belirterek tercüme hatasının neden kaynaklandığını sordular.

Komiser Böhm ise tercümenin Mehmet Taşkan tarafından yapıldığını ve neden başbakanlık yerine başbakan yazdığını anlayamadığını ifade etti.

Mahkeme Başkanı Müller "Bizim için tercümenin farkı olmayabilir ama Türkiye için çok önemli. Başbakan ya da başbakanlık ifadesi" dedi. Müller salonda bulunan tercümana başbakan ve başbakanlıkın tercümesini sordu. Tercüman da tercümeyi doğru şekilde mahkeme heyetine söyledi.

Böhm, sanık Firdevsi Ermiş'in bu evrakın sadece bir form olduğunu ve her zaman değiştirebileceğini anlattığını belirtti ve Ermiş'in "Almancam iyi olmadığından Mehmet Taşkan'a Almancasını yazdırdım. Bu "alındı" belgesinin tercümesini Mehmet Taşkan yaptı. Miktar belli değildi" şeklindeki ifadesini okudu.

Böhm, "Gayrı resmi muhasebede "teslimat ZK" ibaresini bulduk. Ermiş'e paranın nereye gittiğini sorduk o da "Paranın Zekeriya Karaman'a ödendiği görülüyor ancak Tsunamiden zarar görenlere gittiğini biliyoruz" dedi.

"Akman kurye miydi, bilmiyorum"

Komiser Alexander Böhm yaşanan para trafiğini anlatarak Firdevsi Ermiş'in ifadesinde, "RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 yöneticisi olan Zekeriya Karaman'a yıllar içinde 639 bin euro para gönderildiğini söylediğini" belirtti.

Ancak bu paraların kaydını gösterir kesin bir belge olmadığını bildirdi.

Belgelerde sadece ZA'dan ZK'ya yapılan ödemeler olduğunu bildiklerini kaydetti, "Ermiş'in ifadesine göre ZA'nın Zahid Akman ZK'nın da Zekeriya Karaman olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

Böhm, Akman'ın 2003-2005 arasında Almanya'da ikamet gösterdiğini ve Mehmet Gürhan ile ticari ilişki içinde olduğunu belirterek, "Kendisinin dernekle bir ilişkisi yoktu. Herhangi bir sorumluluk yüklenmemişti. Akman'ın kuryelik yapıp yapmadığı belli değil. Bunu bilmiyoruz" dedi.

Böhm, Zekeriya Karaman'ın Türkiye'de siyasete etki yapan İskender Paşa dergahı müritlerinden ve eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın güvendiği bir milletvekili olduğunu ve kendisine 4,5 milyon euro para gönderildiğini gayrı resmi muhasebeden anladıklarını kaydetti.

Sanık avukatı burada araya girerek ifadelerin yanlış olduğunu ve Karaman'ın hiç bir zaman milletvekili olmadığını sadece parti üyesi olduğunu hatırlatarak Böhm'ün internet üzerinden yaptığı araştırmaların gerçekçi bir araştırma olmadığını ifade ettiler.

Böhm daha sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Mehmet Gürhan'ın çektirdiği fotoğrafı ve Zekeriya Karaman'ın oğlu Habib'in düğün görüntülerini sundu. Böhm fotoğrafı Gürhan'ın odasında bulduklarını ve düğünü ise Zekeriya Karaman'ın siyasilerle olan ilişkisine atıfta bulunmak için gösterdiğini kaydetti.

Mahkeme başkanı Müller ise kişilerin özel hayatının bu davayla ilişkilendirilmemesini isteyerek Böhm'den düğün görüntülerini bırakmasını istedi.

Sanık avukatları da burada söz alarak, 2002'de çekilen fotoğrafta Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olmadığını ve Hürriyet Avrupa tesislerinin açılışı için Almanya'da bulunduğunu belirterek, "Normal zamanda yapılan bir açılış için Almanya'ya gelen bir kişinin Kanal 7 televizyonunu ziyeret etmesi gayet normal. Böhm de bunun normal bir ziyaret olduğunu kabul ediyor" dediler.

Alexander Böhm, Mehmet Gürhan'ın Milli Görüş üyesi bir kişi olduğunu, çalışmalarında bu ideolojiyi yaymak için çalıştığını ifade ederek, "KRV eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın yazdığı mektupta kendisine bunlar soruldu. Kendisi de bunu bir ölçüde kabul eden bir mektubu oraya yollamış" dedi.

Sanıklar Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş mahkeme salonuna elleri kelepçeli getirildi.

Mahkeme başkanı Johann Müller, davanın görülmesine yarın TSİ 11.00'de devam edileceğini ve çarşamba günü karar verebileceklerini belirtti.

Kılıçdaroğlu: "Erdoğan Kanal 7 dosyasını açsın"

Davayı CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile DSP İzmir Milletvekili Harun Öztürk de izledi.

Kılıçdaroğlu, duruşma sonunda gazetecilere yaptığı açıklamada, yargıcın bugüne kadar hiçbir Türk parlamenterle görüşmediğini belirterek, bazı basın yayın organlarında çıkan haberleri düzelttiğini kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kanal 7 dosyasını hemen yargıya gönderilmesi için çalışması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bu dava Almanya'da açılıyor ve karar aşamasına geldi ama Türkiye'de SPK bunu kapattı. Başbakan Erdoğan yolsuzlukların üzerine gitmek istiyorsa Kanal 7 dosyasını kapatan SPK başkanını derhal görevden alması gerekir. Dosyayı hemen yargıya intikal ettirmeli" dedi.

"Deniz Feneri Kanal 7'yi finanse etmek için kurulmuş bir dernektir. Zekeriya Karaman'ın ilişkileri anlatıldı. Bu çerçevede Başbakan Kanal 7 dosyasını açıp bu ilişkiyi adalete intikal ettirmeli" diyen Kılıçdaroğlu, "Burada yargılananlar piyon. Esas suçlular Türkiye'de" iddiasında bulundu. Kılıçdaroğlu, "Başbakan bunları görmeden, sorgulamadan Türkiye'yi temize çıkarması mümkün değil. Başbakanın buraya 3-4 tane milletvekili göndermesini çok isterdim" dedi.

Akman'ın avukatından açıklama

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman'ın avukatı Ali Yıldız, müvekkilinin "Almanya'daki davanın sanığı olmadığını" bildirdi.

Yıldız, yaptığı yazılı açıklamada, bir gazetede yer alan iddialarla ilgili olarak mahkemeden tekzip kararı çıkarıldığını ifade ederek, konuya ilişkin haberlerin "gerçeği yansıtmadığını" savundu.

"Müvekkilim Almanya'daki bu davanın sanığı değildir" diyen Yıldız, "Türk ya da Alman makamlarınca müvekkili hakkında yapılan herhangi bir soruşturma bulunmadığını" kaydetti. Yıldız, açıklamasında, "Yurtdışında yargılanmakta olan bir sanığın iftiralarını gerçekmiş gibi manşetlere taşımak yayıncılık etiği ile bağdaşmamaktadır" ifadesini kullandı.

Kaynak: CNNTürk


YazdırYazdır | kEditor | 15.09.2008, 14:46:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar

Okuyucu değerlendirmesi