Avrupa Konseyi, Türkiye'deki infazları gündemine aldı
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türk güvenlik güçlerinin eylemlerine ilişkin AİHM ’de alınan 175 kararın akıbetini soruyor. Aralarında Anter, Buldan, Tanış ve Tepe davalarının da olduğu 100’e yakın infaz dosyası bulunuyor.
Komitenin 17-18 Eylül tarihindeki toplantında aldığı geçici kararı 23 Eylül günü açıkladı. Türk güvenlik güçlerinin eylemlerine ilişkin AHİM kararlarının ele alındığı Komite kararında güvenlik güçlerine karşı etkili soruşturma önündeki engellerin kaldırılması istendi.
Güvenlik güçlerinin cezai sorumluluklarına ilişkin Türkiye’yi eleştiren Komite idari yetkinin aldığı kararlar veya kötü muamele ve işkence vakalarının dışında diğer ağır ihlaller için güvenlik güçleri hakkındaki takipsizlik karaları nedeniyle yasaların halen “muğlak” olduğunu belirtti. Komite, Türk makamlarından her düzeyde güvenlik güçlerinin idari yetki olmaksızın soruşturulması için tüm “muğlaklıkları” ortadan kaldırmaya çağırdı.
‘Yaşam hakkının’ ihlal edildiği hükmüne varılan 100’e yakın infaz başvurusunda Anter, Buldan, Tanış, Nuray Şen, Tanrıkulu ve İsak Tepe davaları da bulunuyor. Bakanlar komitesinin geçici kararı Musa Anter’in katledilişinin yıldönümüne denk geldi.
Musa Anter:
19 Aralık 2006’da alınan kararda Türkiye 14 yıl sonra Musa Anter cinayetinde suçlu bulundu. Anter'in devlet memurları tarafından ''yargısız infaz'' edildiğini kanıtlayacak somut bir olgu olmadığına hükmeden AİHM , Türkiye'nin Musa Anter'in tehdit edildiğini bilmesine rağmen Anter'in yaşamını koruma zorunluluklarını yerine getirmediğine karar verdi ve ölümünden sonra da etkili bir soruşturma yürütmediğini kaydetti. Türkiye bu davada 25 bin euro manevi ve 3 bin 500 euro mahkeme masraflarını ödemeye mahkum edildi. Gazeteci-Yazar Musa Anter 20 Eylül 1992 tarihinde Diyarbakır’da Seyrantepe’deki Cumhuriyet Mahallesi katledildi.
Savaş Buldan:
İşadamı Savaş Buldan’ın infazına ilişkin yapılan başvuru Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından 20 Nisan 2004’te karara bağlandı. 1995 yılında Strasbourg’ta açılan davada AİHM “yeterli soruşturma yapmadığı” için Türk suçlu buldu. Türkiye masraflar da dahil olmak üzere 16 bin Euro, Savaş Buldan’ın dul eşi ve çocuklarına da toplam 10 bin Euro tazminat ödemeye mahkum edildi. Buldan, Haziran 1994 tarihinde 2 arkadaşıyla birlikte İstanbul Yeşilyurt’taki Çınar gazinosundan çıkarken 8 polis tarafından kaçırılarak katledilmişti.
Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz:
25 Ocak 2001 tarihinde HADEP Silopi İlçe yöneticileri Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in kaybedilmelerine ilişkin AİHM ’e yapılan başvuru 30 Aralık 2005 tarihinde sonuçlandı. Türkiye, Tanış ve Deniz’in kaybedilmesi ve AİHM ’e incelemelerde gerekli kolaylığı sağlamadığı için mahkum edildi. Türkiye bu davada 150 bin euro tazminata mahkum edildi. HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Yöneticisi Ebubekir Deniz, 25 Ocak 2001 tarihinde Uzman Çavuş Taşkın Akyün ve bir arkadaşı tarafından Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Karakolu'na çağrıldı. Olayın üzerinden tam 7 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen, ne Tanış'tan ne de Deniz'den bir haber alındı. Sorumlulara ise hiç dokunulmadı.
Zeki Tanrıkulu:
Zeki Tanrıkulu davası ise 8 Temmuz 1999’da sonuçlandı. AİHM , Diyarbakır'ın Silvan İlçesi'nde 1993'te faili meçhul cinayete kurban giden Dr. Zeki Tanrıkulu'nun eşine 18 bin Sterlin ödenmesine karar verdi. Tanrıkulu 1 Eylül 1993 tarihinde Silvan’da katledildi.
Mehmet Şen:
AİHM , Nuray Şen’in yaptığı başvuruyu 30 Mart 2004 tarihinde karara bağlayarak Türkiye’yi toplam 50 bin 500 tazminata mahkum etti. Nuray Şen’in eşi Mehmet Şen 26 Mart 1994 tarihinde Birecik'te işletmekte olduğu Çağdaş kahvesinden sivil giyimli polisler tarafından görgü tanıkları oldukları halde alıkonularak bilinmeyen bir yere götürüldü. 30 Mart günü ise Özgür Gündem gazetesi ve DEP Antep il teşkilatını arayan kimliği belirsiz bir kişi, Şen'in cesedinin Antep Devlet Hastanesi'nde olduğunu bildirdi. Mehmet Şen, ağır işkence edilmiş ve kafasından aldığı iki kurşunla katledilmişti. Nuray Şen, devletin olayı aydınlatmaması üzerine 1994 yılında AİHM 'e başvurmuştu.
Ferhat Tepe:
Baba İshak Tepe’nin başvurusu üzerine Ferhat Tepe infazını inceleyen AİHM , 19 Ağustos 2003’te Türkiye’yi cezalandırdı. Ferhat Tepe, 1993 tarihinde Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabirliğini yapıyordu. Bitlis’te gözaltına alınan Tepe’nin cesedi, işkence edilmiş halde 8 Ağustos 1993 tarihinde Hazar Gölü’nde bulundu. Ancak, açılan davalar, takipsizlikle sonuçlandı. Tepe’nin davası bir sonuç alınamadan “faili meçhuller” dosyasına kaldırıldı. Bunun üzerine baba İshak Tepe, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Ön incelemeyi yapan Mahkeme, başvuruyu kabul ederek, Türkiye’de araştırma yapmaya karar verdi. Bunun üzerine mahkeme görevlileri 2000 yılında Türkiye’ye geldi. Buradaki tanıkları dinleyen görevliler, Türkiye’yi “gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmadığı” gerekçesiyle tazminata mahkum etti.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin geçici bir kararla güvenlik güçlerinin eylemlerine ilişkin AİHM ’in aldığı 175 karar arasında 100’e yakın infaz dosyası bulunuyor.
Kaynak: ANF
Yazdır | kEditor | 24.09.2008, 11:57:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|