AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Askerden OHAL'i hatırlatan talepler


Askerden OHAL'i hatırlatan talepler Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı hükümetten terörle mücadelede zafiyete yol açtığı savunulan beş temel konuda yasal düzenleme yapılmasını istedi.

Taleplar arasında Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasını hatırlatan düzenlemeler de var. Hükümet bazı taleplere olumlu yanıt verirken Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, ‘iki-üç konuda mutabakat sağlanamadığını’ söyledi.

Genelkurmay ve Jandarma şikâyetlerini içeren bir talep listesini hükümete iletti. Talep listesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) prosedüründen kaynaklandığı belirtilen sıkıntıların giderilmesi isteniyor. Talepler arasında ‘Polis ve Vazife Selahiyetleri Kanunu’na 2007 yılında eklenen ‘Durdurma ve Kimlik Sorma’ başlıklı bölümdeki “Araç araması sırasında dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez” düzenlemesinin değiştirilmesi de var.

‘Arama için izin kalksın’ Askerler, CMK’nın 119. maddesinde yer alan “Konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir” düzenlemesinin de kaldırılmasını istiyor. Güvenlik birimleri özellikle terör örgütü üyelerine yönelik sıcak takip sırasında, bir eve sığınan teröristin yakalanması için mahkeme kararı beklenilmesinin zafiyet doğurduğunu ifade ediyor.

Güvenlik birimlerinin özellikle üzerinde durduğu bir diğer talep ise, jandarma ve polise verilen ‘Adli kolluk yetkisi’nin terörle mücadele eden birimlere de verilmesi oldu. Mevcut düzenlemeye göre, terörle mücadele eden (jandarma sınıfından olmayan) birimler, operasyon sırasında, adli kolluğun yetkilerini kullanamıyor. Bu nedenle de operasyon sırasında gözaltına alma ve ifade alma gibi avantajlardan yararlanamıyor.

Jandarma’nın devam eden operasyonlarda gerekli durumlarda polis sorumluluk alanında arama tarama faaliyetlerinde bulunmayı istemesi de askerden hükümete iletilen talepler arasında yer aldı.

Ayrıca askerlerin bir diğer talebi kablosuz iletişimi kesen ‘Jammer’lerin istenilen zamanda geniş bir alanda kullanılmasını öngörüyor. Bu talep Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız tarafından da dile getirilmişti.

Geniş katılımlı toplantı Asker ve polisin ‘terörle mücadelede geniş yetki’ talebi, Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü’yle Milli Savunma Adalet Bakanlığı temsilcileri ve çok sayıda akademisyenin de katıldığı bir toplantıda ele alındı. Toplantı sonrasında bir rapor hazırlanarak Adalet Bakanı Şahin’e sunuldu. Şahin, dün bu konuda şu bilgileri verdi: “Çalışmalarla ilgili rapor geldi. Hafta sonu inceledim. Genelkurmay ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan gelen beş talep vardı. Bunlardan ikisiyle ilgili bir yasal düzenleme, bir yönetmelik değişikliği yapılması konusunda bu kurulan komisyon bir karar almış. Ben de o karara büyük ölçüde katılıyorum. Mutabakat sağlanmayan 2-3 konu daha var ki, kasımın başında tekrar aynı komisyon bir araya gelerek onlar üzerinde de çalışmalarını devam ettirecek.”

Şahin, hem güvenlik hem özgürlükten taviz vermeden bu değişiklikleri nasıl yapacakları konusunda çalıştıklarını da ifade ederek, “İki konuda mutabakat var. Onlarla ilgili önümüzdeki günlerde sanıyorum gerekli değişiklikler yapılacaktır” dedi.

Öndül: OHAL yetkileri yerine, askerle polisin elini soğutmak gerek

İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Hüsnü Öndül, Aktütün saldırısı üzerine askerlerle polislerin yeniden talep ettiği, hükümetin de olumlu karşıladığı yetkilerin varolduğu dönemi şöyle anlatıyor:

"Kan gövdeyi götürüyordu. Faili meçhul siyasal cinayetlerin işlendiği, gözaltında kayıpların olduğu, pervasızca işkencelerin yapıldığı, köylerin boşaltıldığı dönemlerdir."

Öndül'ün kastı 1990'lar. "Olağanüstü Hal istedikleri açık." Temmuz 1987'de sıkıyönetimin kalkmasıyla başlayan OHAL Kasım 2002'ye kadar sürdü.

Öndül, dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu (CMUK) değişiklikleri gündeme getirildiğindeki "Askerin elini soğutmamak gerek" sözlerini anımsatarak şunları söylüyor:

"Yargısız infazlar, köy boşaltmalar, işkence iddialarına yanıtı buydu. Oysa tam tersine, polisin, askerin elini insan hakları hukukuyla soğutmak gerekiyor. Bütün demokratik ülkelerde yapılan budur."

Asker ve polis ne istiyor?

Öndül, askerlerin ve polislerin yeni yetki taleplerini şöyle özetliyor.

"Gözaltı süresinin 4 günden uzatılmasını; gözaltında avukat sınırlamasının artırılmasını istiyorlar. Zaten 2006'daki Terörle Mücadele Yasası değişikliğiyle ilk 24 saat avukatla görüştürmeme, sonra tek avukat sınırını getirmişlerdi. Bunlar işkence yasağına, kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkına aykırı.

"Kişilerin üstünü, çantasını, araçlarını, konutlarını yargı izni olmaksızın arayabilmek istiyorlar."

Radikal'in haberine göre, ordu jandarma olmayan birimlerinin de arama, ifade alma, gözaltına alma yetkilerinin olmasını istiyor.

"Son sözü polisler, generaller söylemek istiyor"

Öndül'e göre bu değişiklikler geçerse, Türkiye son sözü yeniden generallerin, polislerin söyleyeceği bir ülke haline gelecek.

"AB reform süreci, yetersizliklerine karşın Türkiye'nin demokrasiye yöneldiği bir süreçti. Şimdi yeniden 'terör' bahanesiyle hem demokratikleşme yönelimine ket vurmak hem de yeni dokunulmazlık alanları yaratmaya çalışıyorlar.

Ancak Öndül, bu değişiklikler geçse bile uzun ömürlü olamayacağını, toplumsal dinamiklerin kalıcı olmalarına izin veremeyeceğini düşünüyor.

"Herkesi etkileyecek"

"İnsan haklarını sınırlayan bu yetkiler hep 'terör', 'güvenlik' bahanesiyle gündeme getirilir ve herkesi etkiler" diyen Öndül, "güvenlik" ve "terörle mücadele" bahanelerinin geçersizliğini ortaya koyuyor; asker ve polisin PKK'yle çatışmaların yoğun şekilde yaşandığı 90'lı yıllarda da bu yetkilere sahip olduğunu, ama sorunun çözülemediğini anımsatıyor.

Öndül bu değişikliklerle Kürt sorununun serbestçe tartışılmasını; örgütlenme ve fikir üretmeyi engellemenin amaçlandığını da söylüyor: "Bunlar aynı zamanda temel ülke ve insan hakları sorunlarının tartışılmasına da tehdit."

Bu uygulamaların, 11 Eylül sonrası, başta ABD olmak üzere genel bir eğilim haline gediğini anımsatan Öndül şöyle diyor: "Reform sürecinde Türkiye kabuk değiştirmeye başlamıştı; ama özü değişmemişti. TMY ve geçen yılki polis yetkileri değişiklikleriyle ve uygulamalarla geriye gidildi. Oysa insanların devletle ilişkilerinde özgürlük alanı ne kadar geniş olursa, güvenlik o kadar iyi sağlanır."

Kaynak: Radikal ve Bianet

YazdırYazdır | kEditor | 08.10.2008, 10:03:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

Okuyucu değerlendirmesi