kEditor - Haberler / Ekonomi / Kriz Türkiye'yi üretimden vuruyor

http://www.keditor.com/haber_2748.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Ekonomi

Kriz Türkiye'yi üretimden vuruyor


Kriz Türkiye'yi üretimden vuruyor İmalat sanayiinde siparişler hızla düşüyor. Bazı sektörlerde siparişler iptal ediliyor, bazı sektörler, belirsizlikten sipariş kabul etmiyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan, küresel mali kriz karşısında tedbirleri aldıklarını ve Türkiye’nin dalgalanmayı en az hasarla atlatacağını yineleyip duruyor. Oysa, dünyada mali piyasalarda başlayıp reel sektörlere doğru hızla uzanan kriz Türkiye’de farklı bir seyir izliyor. Türkiye’de kriz bankacılık sektöründen değil reel sektörden geliyor.

Bir çok sektörden ‘kötü’ haberler geliyor. Beyaz eşyada sipariş iptalleri başladı. Demirciler yeni sipariş almayı durdurdu. İmalat sanayii SOS veriyor.

Türkiye imalat sektörünün durumu hakkında bilgi vermek üzere tasarlanan ABN AMRO Türkiye Satın Alma Yöneticisi Endeksi’nin (PMI) eylül ayı verileri ortada. İmalat sanayiinin durumuna ilişkin temel bir gösterge niteliği taşıyan endeks araştırma oldukça çarpıcı veriler sunuyor. Üretim, yeni siparişler ve istihdam alanlarının yanı sıra birikmiş işler ve satın almalarda da rekor düzeyde düşüşler yaşanmış.

PMI Rapor’u, eylül ayıyla birlikte Türk imalatçıların aldıkları yeni siparişler son dokuz aydır düşüşte. Söz konusu gerileme, verilerin toplandığı kırk aylık dönem içindeki en yüksek düşüş...

Otomotiv sektöründe, kasım-aralık aylarında ihracatta hızlı bir düşüş öngörülüyor. Demir fiyatlarının 1100 dolardan 700 dolara inmesi karşısında yurtdışından yeni sipariş alma işlemi durduruldu. Özellikle 2009’un ilk yarısından sonra çelik sektörünün sıkıntı yaşaması bekleniyor. Makine sektöründe Avrupa’dan siparişler durmaya başladı. İnşaat sektöründeki küçülme devam ediyor. Konut alım-satımı durma noktasında.

Çok övünülen ihracata gelince... Türkiye’nin yılın ilk sekiz ayındaki hammadde ithalatı 110milyar dolar. Sekiz ayda toplam ihracat ise 92 milyar dolar. Yani toplam ihracat, sadece hammadde ithalatını bile karşılamamış. Açılan şirket sayısında geçen yıllara göre azalma olurken, kapanan şirket sayısı hızla artıyor.

Sorun bankalar değil

2001 krizinden sonra bankalar Türkiye’de kontrol altında. Daha bir dikkatli olmak zorunda. Açık pozisyonda duramıyorlar. Borçlular ama borçlarını kredi kartı ve tüketici kredileri üzerinden vatandaşa aktardılar. Bankaların ciddi boyutta döviz açığı yok. Ülkedeki bankalarda batık bono sorunu yok.

Balon ekonomi içinde oluşan bonoların batışından oluşan açıkları yok. Bu nedenle öz kaynak veya yabancı fon peşinde koşmuyorlar. Avrupalı ortakları sallandıkça şimdilik sadece tabelalardaki isimlerinin değişmesi tehlikesiyle karşı karşı kalıyorlar.

Bu durum hiç sorun yok anlamına gelmiyor ama şimdilik ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya değiller. Ama reel sektör için aynı şeyleri söylemek olası değil. Çünkü Türkiye, 2001 krizi sonrasında sanayisini şöyle bir yola soktu: Ucuz emek ve ‘verimlilikle’ büyümek. Ucuz dövizi fırsat bilip, dışarıdan ucuz ara malı ithal etmek. Bunlar üzerinden ihracatı artırmak.

Şirketler bu süreçte oldukça borçlandı. Türkiye’nin 2003 yılında toplam dış borçları 130 milyar dolardı. 2008’in Ağustos ayı itibariyle 270 milyar dolar civarında. Bunun sadece 7 milyar doları kamuya ait, gerisi tamamıyla özel sektörün biriktirdiği bir dış borç. Şirketlerin borçları yaklaşık 100 milyar dolar. Risk bankacılık, finans kesiminden çok şirketlerin üzerinde.

Sermaye bu sistemle, Orta Asya Cumhuriyetleri, Avrupa ve Rusya pazarına ihracatını artırdı. Şimdi bu sistemi vuran iki tehlike var. Birincisi, dünyada başlayan likidite krizi şirketlerin borçlanma olanağına sekte vurdu. İthalata dayalı ihracat gerileyecektir.

İkincisi, dünyadaki kriz sadece mali ekonomiyle sınırlı değildir. Artık sıra reel ekonomidedir.

ABD için iç piyasayı canlı tutan ucuz ve bol kredi dönemi bitti. İç taleple birlikte üretim de düşmeye başlayacak. AB’nin reel alandaki durumu daha sorunlu. İç talep zaten yapısal nedenlerle sorunlu. Bankaların sıkıntısı iç talebi ve oradan üretimi vuracak. Üstelik dünyada yaşananlar, iç talep yetersizliğini ihracatla aşmaya izin verecek durumda değil.

Reel sektör ağır hasta

“AB ülkeleri ve Avrupa genelinde durum iç açıcı değil de Türkiye’ye ne bundan?” havası da inandırıcı değil. Avrupa’nın iki büyük ekonomisi Almanya ve Fransa hapşırdığı zaman bir yandan gelişen ülkeler ve diğer Avrupa gelişmiş ülkeleri zatürree olmakta.

Fransa ciddi şekilde resesyona girdiğini dünyaya duyurdu. Almanya ekonomisi küçülüyor. İngiltere resmen ilan edilmese de resesyonda. Türkiye ihracatının yarıdan fazlasını Almanya ve çevresine yaparken bu durumdan etkilenmemesini beklemek, en iyimser yaklaşımla, ‘saflık’ olur her halde.

Özetle; önümüzdeki aylarda Türkiye’de ekonominin çok daha hızla yavaşladığını göreceğiz. Yıllık büyüme en iyi olasılıkla yüzde 1 yüzde 2 düzeyinde olacak. Piyasalarda ciddi bir para darlığı yaşanacak. Tüketim azalacak. Konut, otomobil, dayanıklı tüketim mallarında ciddi bir satış azalması yaşanacak. Üstelik dış dünyadan ülke mallarına gelen talep de azalacağı için, durgunluk etkisi katlanarak artacak.

Bu süreç başladı. Ve en önemlisi yoksulluk artacak. Türkiye hâlâ 2001 krizindeki yaklaşık yüzde 30 reel ücret düşüşünü telafi etmiş durumda değil. Ucuz işçilik daha da ucuzlayacak.

İşsizlik 2001’in öncesinde yaklaşık yüzde 5-6 düzeyindeydi, şimdi yüzde 10’un üzerine çıktı. Elbette bu resmi rakamlara göre böyle. Yoksa işsizliğin bu resmi rakamların çok daha üzerinde olduğunu sağır sultan bile biliyor. Küçük ve orta boy işletmelerin iflaslarıyla birlikte bu rakamlar daha da artacak.

Hemen hatırlamakta fayda var. Devlet Planlama Teşkilatı raporuna göre Türkiye’de yoksulların dışında olan ve küçücük bir gelir kaybıyla yoksul olabilecek 6.3 milyon kişilik bir nüfus daha var.

Kriz başladı: Durgunluk, ihracat azalması, işsizlik ve yoksulluk.

IMF: 1930’dan beri en tehlikeli şok

Uluslararası Para Fonu (IMF), dünya ekonomisinin, 1930’lardan bu yana karşılaşılan en tehlikeli finansal şoktan dolayı, önemli bir düşüşe girmekte olduğunu bildirdi. IMF ve Dünya Bankası’nın yıllık Güz Toplantıları öncesinde yayımlanan Dünyanın Ekonomik Görünümü raporunda, küresel büyümenin, 2008’de önemli ölçüde yavaşlaması ve mütevazı bir toparlanmanın, ancak 2009’un erken olmayan aylarında başlamasının beklendiği dile getirildi.
Raporda enflasyonun, enerji ve gıda fiyatlarındaki artıştan dolayı halen yüksek olmayı sürdürdüğü, ancak bunun yumuşamasının beklendiği belirtildi. IMF, dünya ekonomisinin 1930’lardan bu yana karşılaşılan en tehlikeli finansal şoktan dolayı önemli bir inişe girdiğini belirtti. ABD’nin durgunluğa gireceği tahminini yapan IMF, Türkiye’de de büyümenin zayıflayacağını kaydetti.

Sanayi üretiminde sert düşüş

Aylık sanayi üretimi küresel mali krizin derinleşmeye ve reel ekonomiye yansımaya başladığı ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4 düşüş gösterdi. Bunun son 31 ayın en kötü performansı olduğu belirlendi.

İmalat sanayiinde yüzde 5.7 oranında üretim düşüşü yaşandı.

İmalat sanayiinin neredeyse tüm alt sektörlerinde üretim geriledi. Üretim düşüşü, büro muhasebe bilgi işlem makinelerinde yüzde 56.6, radyo, TV, haberleşme cihazlarında yüzde 36.8, tekstilde yüzde 21.3, elektrikli makinelerde yüzde 16.8’le ciddi boyutlara ulaştı.

Kriz yatırımları düşürdü

Geçen yılın ilk sekiz ayında 20 milyar YTL’ye ulaşan teşvik belgesi alınan yatırım tutarı, reel olarak yüzde 11 dolayında düştü.

Enerji ve madencilik yatırımlarında hızlı artışlara karşılık, hizmetler, imalat sanayii ve tarımda keskin düşüşler görüldü. Bölgesel dağılımda da dengesizlik arttı, yatırımların yarıya yakınını Marmara aldı.

52 bin şirket kapısına kilit vurdu

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’ne dayanarak Eylül ayı şirket kuruluş-kapanış verilerini açıkladı.

Kapanarak ve tasfiyeye girerek ticari faaliyetten çekilen şirket, kooperatif ve işyerlerinin toplam sayısı Ocak-Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 arttı. Buna göre sayı 39 binden 52 bine yükseldi. Ticari faaliyeti bırakanların sayısı Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35 artarak 4 bine çıktı.

Kaynak: Evrensel


YazdırYazdır | kEditor | 09.10.2008, 17:07:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar
Korku çemberi - (Makale)


 Yukarı çık