"Türkiye'de keyfi tutuklama yaygın"
Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalara Dair Çalışma Grubu, Türkiye'yle ilgili izlenimlerini açıkladı. Türkiye'de keyfi tutuklama yaygın. Terör suçlarına dair yargılama reformdan uzak. İnsanlar suç isnat edilmeksizin yıllarca tutuklu kalıyor.
Grup, 9-20 Ekim arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır'daki görüşmelerinde, keyfi tutuklamaların yanı sıra, ruh sağlığı merkezleri ve sığınmacıların özgürlüklerinden alıkonmasıyla ilgili durumu inceledi.
Grubun Ceza Hukuku Profesörü Başkanı Leila Zerrougui (Leyla Zerugi), Türkiye'de adli suçlara ve terör suçlarına dair iki ayrı yargılama sistemi olduğunu, adli yargılamayla ilgili sistemde reformların olumlu etkilerinin görüldüğünü, gözaltı sürelerinin sınırlandırıldığını, davaların adli yargılamaya uygun görüldüğünü, ancak ikinci sistemde reformların uygulanmadığını gözlediklerini söyledi.
Zerrougui, "Her devletin kendi yurttaşlarını teröre karşı koruma hakkı ve görevi bulunduğundan en ufak bir kuşku duymuyoruz. Fakat Türkiye'nin yürüttüğü bu mücadele, uluslararası insan hakları yükümlülüklerini, keyfi tutukluluğun önlenmesi de dahil olmak üzere, yerine getirmesiyle kazanılabilir" dedi.
Çalışma Grubu'nun bazı saptamaları şöyle:
Gözaltı süresi sonuna kadar kullanılıyor: "Yeni Ceza Muhakemeleri Yasası'na (CMK) göre terör suçu sanıklarının emniyet birimlerindeki gözaltı süresi ancak istisnai hallerde en fazla dört güne kadar uzatılırken, Emniyet'in Terörle Mücadele birimlerinde tutulan kayıt defterlerinden kimi karakollarda bu sürenin sonuna kadar kullanıldığı gözlendi."
Avukatların dosyayı incelemesine engel olunuyor: "1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Yasası'nda (TMY) yapılan ve Haziran 2006'da yürürlüğe giren değişikliklere istinaden, terör suçlarında uzmanlaşmış özel ağır ceza mahkemeleri neredeyse sistematik olarak bazen altı ayı aşan sürelerle gizlilik kararları alarak sanık avukatlarının dava dosyadaki delilleri incelemelerine engel oluyor."
Suç isnat edilmeksizin yıllarca tutukluluk: "Ziyaretlerimiz sırasında bizi en çok etkileyen, suç isnat edilmeksizin yedi, sekiz, on hattâ on üç yıla varan sürelerle cezaevlerinde kalan tutukluların durumu oldu. Bu tutuklular her bir ya da iki ayda bir duruşmaya çıkıyorlar. "Savcılar davaların bunca uzamasını delillerin toplanmasına ve incelenmesine bağlasa da, bize göre, dava ne denli karmaşık olursa olsun, işlenmiş bir terör suçunun delillerinin incelenmesi on üç yılı bulamaz. Dava sürelerinin uzunluğunun, ayrıca, mahkeme heyeti üyelerinin belli süreler sonunda başka yerlere tayin edilmelerine bağlı olduğu da söylendi. Kaldı ki, terör sanıklarının hüküm giymeden uzun yıllar tutuklu kalmalarının önlenmesi için yasaya azami tutukluluk süresi olarak on yıl sınırı konuldu; bu son derece cömert üst sınırın uygulanması Nisan 2008 tarihine ertelendi."
Çalışma Grubu, tüm üyeleriyle birlikte kasım ayının ikinci yarısında Cenevre'de yapacağı toplantıda Türkiye ziyareti hakkında bir rapor taslağı hazırlayacak, bunun üzerinde tartıştıktan sonra da kabul edecek.
Rapor daha sonra, yorumlaması ve muhtemel maddi hataları düzeltmesi için Türkiye hükümetine sunulacak. Ardından İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi'nin Web sayfasında yayınlanacak.
Daha sonra rapor BM'nin insan haklarıyla ilgili ana organı olan İnsan Hakları Konseyi'nde ele alınacak ve Çalışma Grubu'nun bulgularına ek olarak Türkiye hükümetine yönelik birtakım tavsiyeleri de içerecek.
Yazdır | kEditor | 30.10.2006, 14:03:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|